EKONOMİ - 06 Mart 2026 Cuma 09:41

İlham veren kadınlar ’Daha Eşitlikçi Bir Dünya’ için buluştu

A
A
A
İlham veren kadınlar ’Daha Eşitlikçi Bir Dünya’ için buluştu

8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen "Daha Eşitlikçi Bir Dünya" etkinliği, tarımdan gastronomiye, sanattan spora ve teknolojiye uzanan farklı alanlarda başarılarıyla dikkat çeken, üretimleriyle dönüşüm oluşturan, hikayeleriyle ilham veren kadınları bir araya getirdi.



Türkiye İş Bankası tarafından düzenlenen "Daha Eşitlikçi Bir Dünya" paneli, farklı alanlarda önemli başarılar elde etmiş kadınların deneyimlerini aktarmalarına, bireysel gelişim ile toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkinin farklı bir boyutta ele alınmasına vesile olmak amacıyla dört yıldır düzenleniyor.


Bu yılki etkinliğin Beslenme uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu, The Godwild Kurucu Ortağı Dilara Koçak’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Dönüşüm: Topraktan Geleceğe" başlıklı ilk oturumunda sürdürülebilir yaşama yaptıkları katkılarla dikkat çeken konuşmacılar yer aldı. Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur ABD’deki akademik kariyerini bırakarak annesinin kuraklıkla mücadele eden köyünde başlattığı susuz tarım dönüşümünü anlatırken; Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın sürdürülebilir yaşama geçiş için küçük adımların önemine değindi. Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise gıda israfının önlenmesine yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi.


Gazeteci Gülay Afşar moderatörlüğündeki "Kendi Hikâyesini Yazanlar" oturumunda Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler kadın şef olarak bazı zorluklar yaşamış olsa da emek ve istikrarın iyi bir yere gelmek için büyük önem taşıdığını anlattı. Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney kadınların teknolojide ve yaşamın her alanında daha etkin roller üstlenmesinin önemine dikkat çekti. Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de kadınlara yönelik bir alanda başladığı girişim yolculuğunda karşılaştığı önyargılara değindi.


SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Sınırların Ötesinde" oturumunda Ödüllü Oyuncu Fadik Sevin Atasoy Türkiye’nin ilk kadın samurayı olma sürecinde yaşadığı değişim ve dönüşümleri anlatırken; Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli başarılarındansa yenilgilerinin kendisi için daha öğretici olduğunu söyledi. Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse de dijital sanat alanında Japonya’ya uzanan başarılı kariyer yolculuğunu aktardı.


Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda ise Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula beyaz yakalı kadınlar arasında yaptıkları araştırmanın Türkiye’de kadınlar için bir potansiyel sorununa değil bir sistem sorununa işaret ettiğini belirtti. Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem kız çocuklarının doğru rol modellerle yönlendirilmesinin önemine işaret etti.


Dönüşüm: ‘Topraktan Geleceğe’


Panelin ‘Dönüşüm: Topraktan Geleceğe’ oturumu Beslenme Uzmanı, FAO Gıda Şampiyonu ve The Good Wild Kurucu Ortağı Dilara Koçak moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Toprağın, suyun, havanın hasta olduğu bir ortamda insanların iyi olmasının mümkün olmadığını söyleyen Koçak, "Karnımızı doyuramadığımız, gıdaya erişemediğimiz bir ortamda barış, istihdam, eşitlik, eğitim de olmaz. Hem kendimizi hem geleceği iyi beslemek konusunda dönüşüm oluşturmuş kadınların hikayeleri bu açıdan çok ilham verici" diye konuştu.


Antropolog ve Susuz Tarım Uzmanı Dr. Ece Aynur Onur, ABD’de akademik kariyerini sürdürürken dedesinin vefatının ardından annesinin doğduğu köye döndüğünde, köyün adeta savaşa maruz kalmış gibi bir yıkıntıya uğradığını gördüğünü belirterek, şöyle konuştu: "Burada birileri bir şeyler yapmalı, biz yapmazsak kim yapar diye düşündüm. Kullanılabilir suyun yüzde 80’inin tarımda kullanıldığını, bu suyun neredeyse yarısının da israf edildiğini öğrenince su kullanmadan üretim yapabilir miyiz diye yola çıktık. Önce kuraklık canavarıyla savaşmaya çalıştım ama fark ettim ki kuraklıkla savaşamam. Doğayla barışırsam savaşmama da gerek kalmayacak. Akademik araştırmalarımı Anadolu kadınlarının kadim bilgisiyle birleştirince dönüşüm başladı. Bugün köyde Toprağın Melekleri kolektifiyle 42 çeşit tıbbi aromatik bitki, 6-7 çeşit baharat ve çay üretimini zehirsiz ve sulama olmadan yapıyoruz. Bugün gençlerin susuz tarıma ilgi duyduğunu görmek; köyde tekrar istihdam oluşturmak, gençlerin, çocukların cıvıltılarını duymak çok güzel."


Yazar ve İçerik Üreticisi Hale Acun Aydın, sadeleşme yolculuğunda öncelikle kişinin kendisinden ve evinden başlaması gerektiğini belirterek, "Sürdürülebilirlik sadece bireyle ilgili bir süreç değil ama devletler ve kurumların yanında bireylerin de yapabilecekleri var. Akıllara bir fikir düşürmek ve yüzde 5-10 değişim bile değerli. Eşyaları azaltınca evlerimizdeki alan artıyor. Evi derleyip toplamak, hayatla ilgili işleri yönetmek pratiklik gerektiriyor, eşyaları azaltmak bu pratikliği getiriyor ve zaman kazandırıyor. Gereksiz alışverişlerin daha fazla farkına vardığınızda eşya değil deneyimi önceliklendiriyorsunuz böylece para kazanıyorsunuz. O yüzden sadeleşmek aslında zenginleştiriyor" dedi.


Şef, Youtuber ve Yemek Yazarı Refika Birgül ise, gıda kaybına dikkat çektiği konuşmasında "100 birim üretim yapıyorsak 25’ini yiyoruz, geri kalanı israf oluyor. Ancak burada değişim kesinlikle mümkün. Bunun için doğru satın alma ve saklama, bozulan ürünleri anlama, bozulduysa dönüştürme ve değerlendirme yollarını da içeren 9 adımdan oluşan bir rehber oluşturduk" dedi. Kurtuluşun topraktan olduğuna inandığını söyleyen Birgül, "Youtube kanalımızın adı Yemek Okuluydu; hedefim onu yavaş yavaş Tarım Okuluna çevirmek, toprağa dönmek ve bu yolculuğu daha iyi anlayarak matematikselleştirip, başkalarına da anlatabilmek" diye konuştu.


Kendi hikayesini yazanlar


Seraf Restoran Kurucu Ortağı ve Şefi Sinem Özler, yeme-içme sektörüne yönetici olarak başladığını ve hayatın evrilmesiyle restoranda şef olduğunu anlatarak, şunları söyledi: "Aslında yemek yapmakla ilgili bir eğitim almadım. Öğrendiklerim annemin evde öğrettiklerinden ibaretti. Bir nevi okyanusta çırpınarak yüzmeyi öğrendim. İlk zamanlar elbette kadın şefe pek alışkın olunmadığı için meraklı gözleri, ataerkil yaklaşımı hissettim. Halbuki mutfakta cinsiyetin değil emeğin ve istikrarın yarışması gerekiyor."


Kadınların görünür olmasının, tabuları yıkmalarının kendi ellerinde olduğunu ifade eden Özler, kadınların hayallerini gerçekleştirdiği süreçte emek ve istikrarın yanı sıra hiç vazgeçmemenin çok büyük önem taşıdığını, ancak bu yaklaşımla kadınların toplumda iyi bir yerlere gelebileceğini vurguladı.


Teknolojide Kadın Derneği Kurucusu ve Eş Başkanı Zehra Öney de bir insanın en büyük gücünün anlık değişim, dönüşümle uyum sağlayabilmesi olduğuna dikkat çekerek, "Ben 12 yıl kadar turizm alanında çalıştıktan sonra bir GSM şirketinde çalışmaya başladım. Sürekli öğrenip gelişmek, hiçbir riskten ve sorundan korkmamak sayesinde bambaşka bir sektöre geçiş yapabildim" dedi. Öney, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Biz artık bir teknoloji servisi ya da ürün çağının içinde değil yepyeni bir sistemin içindeyiz. Bunu öğrenmek yetmeyecek, içini dizayn etmemiz gerekecek. Kadınlar da sadece teknolojik değil toplumsal, psikolojik, felsefi bütün unsurların bir araya toplandığı etik dizaynın oluşturucuları olmalı. ‘Ben bunu öğreneyim’ yaklaşımı yerine tavır değiştirip, "yardım etmeyelim, biz kadınlar olarak kolları sıvayalım, bu konuyu gerçek bir konu olarak üstlenelim" demeliyiz. Binlerce yapay zekâ aracına verdiğimiz bilgiler yarın insanlar açısından etik sorunlar oluşturabilir. O yüzden sadece öğrenmekle kalmayalım yapay zeka dünyasında etik kısmın dizaynında da çalışalım."


Menstrüel ürün pazarında faaliyet gösteren Beije markasının kurucusu ve CEO’su Doruk Akpek de özellikle bir erkek olarak kadınlara yönelik bir alanda girişim yolculuğuna başladığında etrafında birçok kişinin bu durumu anlamlandıramadığını, garipsediğini söyledi. İyi bir ekiple ürünü ortaya çıkarıp hangi noktalarda farklı oldukları bilinir hale geldikçe olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Akpek, "Şirketimizde çalışanların büyük çoğunluğu kadınlardan oluşuyor. Zaten cinsiyetten bağımsız bir iş ortamı söz konusu olduğunda, insana ‘kadın’ veya ‘erkek’ değil de ‘insan’ olarak yaklaştığınızda sorunlar da azalıyor" diye konuştu.


Sınırların ötesinde


"Sınırların Ötesinde" oturumunun moderatörlüğünü üstlenen SosyalBen Vakfı Kurucusu ve Avrupa Konseyi Sivil Toplum Masası Daimi Komite Üyesi Ece Çiftçi Taurin, "Sınırları aşmak derken hem uluslararası düzeyde başarılara imza atmak hem de kadınların önüne konulan sınırların ötesine geçmekten bahsediyoruz. Sınır dediğimiz şey bazen kendi içimizde başlıyor ama bunları aşmak da kadınların süper güçlerinden biri. Bunu çoğu zaman normalleştiriyor olsak da günlük hayattan kariyere kadar bu süper güç hepimizin omuzlarında" dedi.


Ödüllü Oyuncu ve Türkiye’nin ilk kadın samurayı Fadik Sevin Atasoy, kendisini bir arketip olarak tanımladığı konuşmasında, "Ben farklı coğrafya ve zaman dilimlerinde birbirlerinden habersiz olmasına rağmen aynı onurlu duruşu paylaşan kadınların bir arketipiyim. Tarihin bir döneminde feodal bir coğrafyada savaşa giden kadınlar varken, başka bir zamanda Anadolu’da sırtında bebeğiyle cephane taşıyan kadınlar vardı. Bu kadınlar ortak bir duruş sergilediler" dedi.


İçindeki bu arketiple tanışmasının vücudunda yayılmaya hazır bir tümör bulunduğunu haber almasının ardından gerçekleştiğini söyleyen Atasoy, samuray eğitimi ve sonrasındaki dönüşümünü şöyle anlattı: "16 onurlu duruşu olan kadın ile eğitim alırken 4,5 yıllık kanser mücadelemi kimseyle paylaşmamıştım. Son gün zihnim ve bedenim arasında bir mücadele başladı. Sınırları aşmak uğruna kendi sınırlarımı ihlal mi edecektim? Gerçeğimi reddetmedim, daha fazla devam edemeyeceğimi söyleyip bir ağaç gölgesinin altına oturdum. Ne kadar kırılgan, zaafları olan, yardıma muhtaç biri olduğumu o ağacın altında anladım. Gerçek gücüm kırılganlığımda, onu reddetmekte değil kabullenmekte saklıydı."


Olimpiyat, Avrupa, Dünya Şampiyonu Milli Boksör Busenaz Sürmeneli ise, acının insanın hayatındaki yol gösterici rolüne işaret eden konuşmasında, "Doktora omuzum ağrıyor dediğimde, ‘Sınırını bilmemişsin, çok zorlamışsın’ demişti. Sonrasında yine çok zorladım. Üç ameliyat geçirdim. Şimdi sınırımı biliyorum. Bence hem psikolojik hem fiziksel anlamda acı hepimiz için bir yol arkadaşı. Nerede durmamız nerede harekete geçmemiz gerektiğini söylüyor" diye konuştu. Öte yandan acısız başarının da mümkün olmadığını; en büyük madalyalarını en kötü yenilgilerine borçlu olduğunu söyleyen Sürmeneli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ringe çıkıyorsun ve tek başınasın. Gününde olmayabilirsin, yenilebilirsin. Sonuçta hepimiz insanız, duygularımız var ama anda kalmak önemli. Kazandıklarımın değil kaybettiklerimin bana çok şey öğrettiğini düşünüyorum. Tokyo’da olimpiyat şampiyonu oldum. O zaman bu yolun güzelliğini anlayamamıştım. 2024 Paris Olimpiyatları’nda yenildim. Soyunma odasına gittim, ağladım, dışarıda ekibim bekliyordu. 17 senelik hocama sarıldım ve ‘Şu an ağlıyorum ama bu yenilgiden çok şey kazandığımı biliyorum’ dedim. 4 ay sonra da dünya şampiyonu oldum. Önemli olan düşmek değil tekrar tekrar kalkmayı bilebilmektir."


Dijital Sanatçı Ecem Dilan Köse, sanat dünyasını "sanatçı arkadaşlarıyla yarışmadığı, sadece herkesin farklı olduğu bir ortam" şeklinde gördüğünü belirterek, "Bizim kariyerimizde bir sergiyle kendinizden vazgeçersiniz, diğer serginizde yeniden inşa edersiniz. Yakın zamanda bir sergi yaptım. Orada bir Ecem’i bitirdim, bir Ecem’i gösterdim, bir sonrakinde yeniden bir Ecem kuracağım. Ben, daha iyi bir dünya olabileceğine inanıyorum. Teknolojinin yanında ve karşısında insanın nereye gideceğini düşündüğüm genel bir bakışla eserlerimi üretiyorum. Daha iyi bir insan topluluğu için daha iyi bir dünya kurulabilir gibi bir niyetle kendi sanatımı yapıyorum" diye konuştu. Son kişisel sergisini Japonya’da gerçekleştirdiğini ve burada teknoloji ile samimiyet arasındaki ilişkiyi sorguladığını aktaran Köse, Samimiyeti Japonya’da aradığım bir sergi yaptım. Kültürlerinde bunu saklamak var. O yüzden termal kameralarla çektiğim günlük hayat fotoğraflarını sergiledim. En sonunda bilgisayarımı da çekmeye başladım çünkü o da ısınıyordu. Böylece insan ve teknoloji arasında birbirine dönen, birbirini sorgulayan bir sergi oldu" dedi.


Kız çocukları için doğru rol modellerin önemi


Future & Bright Group Kurucu Ortağı Akan Abdula da Oggusto’nun kurucusu Özlem Güsar’ın moderatörlüğündeki kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, beyaz yakalı kadınlar arasında bir araştırma yaptıklarını belirterek, araştırmaya ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Araştırmaya katılan beyaz yakalı kadınların yüzde 73’ü ‘cinsiyet eşitliği yok’, yüzde 75’i ‘şirketimin sistemi erkeklere göre kurulmuş’, yüzde 72’si ‘hayatımın en az bir mülakatında cinsiyetçi sorularla karşı karşıya kaldım’, yüzde 40’ı çocuk sahibi olmam kariyerimi ciddi şekilde etkiledi’ dedi. İstifa edenlerin yüzde 25’i ‘erkek sisteminden dolayı istifa ettiğim için ‘istifa ettim’ gibi değil ‘istifa ettirildim’ gibi hissettim’ düşüncesinde. Ayrıca yükselen kadınların önemli bir kısmında sistemin cam tavanlarını yıkmak için erkek mentöre destek duyulmuş."


Abdula, bu sonuçlara bile bakıldığında Türkiye’de çok net bir şekilde kız çocukları ve kadınlarla ilgili bir potansiyel sorunu değil sistem sorunu olduğunun görüldüğünü, bu konuda daha güçlü bir dayanışmaya ihtiyaç olduğunu vurguladı. Türkiye’deki doğurganlık oranlarıyla ekonominin erkek işgücü üzerine oturtulamayacağını, sitemin sürdürülebilirliği için çok hızlı bir şekilde kadın istihdamının yüzde 50’lere çıkarılması gerektiğini ifade eden Abdula, şirketlerden önce evlerde özellikle iş yükü, çocuk bakımı gibi konularda sosyolojik bir dönüşümün şart olduğunu söyledi.


Sektörel Dernekler Federasyonu (SEDEFED) Başkanı Emine Erdem de kız erkek fark etmeksizin her çocuğun hayal kurma potansiyeliyle doğduğunu, ancak bu potansiyelin sürdürülebilirliğinin büyük ölçüde çevre etkenlerine bağlı olduğunu söyleyerek şöyle konuştu: "Süreç içerisinde kız çocukları okula başladığında bir yerde sistematik olarak başarı/başarısızlıklar, doğru/yanlışlar derken yavaş yavaş geriye çekilme oluyor. Doğal öğrenme sürecinde aslında ‘yapabilirim’ diye başlıyor, ‘ama’larla kitleniyor, öz yeterlilik dediğimiz duygu yavaş yavaş yok oluyor. Bu nedenle doğru rol modellerin mutlaka kız çocuklarını yönlendirmesi çok önemli. Sıkıştığında kendini güvenli alanlara kaydırıyor, kendi sınırlarını koyuyor. Böylelikle ‘ben ancak bu kadarını yapabilirim’ gibi yaklaşımla toplumsal algı kodlamaları oluyor. Sistem eşit bir güven zemini oluşturmuyorsa bireysel cesaret yavaş yavaş yorgunlaşıyor, kırılıyor."


Hiçbir zaman umutsuz olmadıklarını dile getiren Erdem, "Özellikle eşit koşullar, destek mekanizmaları sağlandığında kadınların yapamayacağı hiçbir şey olmadığına inanıyoruz. Yeter ki eşitlik politikalarını içselleştirelim. Sorunumuz kültürel kodlamalarda ve bunlar için mücadele etmeye devam edeceğiz" dedi.



İlham veren kadınlar ’Daha Eşitlikçi Bir Dünya’ için buluştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Muğla’da ilk evlenme yaşı giderek yükseliyor Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2025 yılı evlenme istatistiklerine göre Muğla’da ortalama ilk evlenme yaşı erkeklerde 29,7, kadınlarda ise 26,8 olarak kaydedildi. Veriler, kentte bireylerin evlilik kararını önceki yıllara göre daha ileri yaşlarda aldığını ortaya koydu. Açıklanan istatistiklere göre erkekler ile kadınlar arasındaki ilk evlenme yaşı farkı yaklaşık 3 yıl seviyesinde bulunuyor. Bu fark, Türkiye genelinde görülen tabloyla da büyük ölçüde paralellik gösteriyor. Uzmanlara göre eğitim süresinin uzaması, kariyer planları, ekonomik şartlar ve bireysel yaşam tercihleri evlenme yaşının yükselmesinde etkili oluyor. Turizm ve hizmet sektörünün yoğun olduğu Muğla’da özellikle genç nüfusun eğitim ve iş hayatına daha uzun süre odaklanması, evlilik yaşının yükselmesinde belirleyici faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Kentte üniversite mezunu gençlerin sayısının artması ve farklı şehirlerden gelen çalışan nüfusun yoğunluğu da evlilik kararlarının daha geç alınmasına neden olabiliyor. Evlenme yaşındaki artışın sadece ekonomik faktörlerle değil, aynı zamanda bireylerin eğitim ve kariyer hedeflerinin değişmesi, şehirleşmenin artması ve yaşam tarzındaki dönüşümlerle de yakından ilişkili olduğunu belirtiliyor. Özellikle turizm merkezlerinde çalışan gençlerin sezonluk iş temposu ve hareketli sosyal yaşamı da evlilik planlarının ertelenmesine yol açabiliyor.
Düzce Tarım Akademisi’nden tarımsal kalkınmaya destek: Öğrenciler öğrendiklerini sahada uyguluyor Düzce Belediyesi tarafından hayata geçirilen Tarım Akademisi, İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerine yönelik teorik ve uygulamalı eğitim gerçekleştirdi. Düzce Belediyesi’nin yerel üretimi teşvik etmek ve tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla kurduğu Tarım Akademisi, gençleri modern tarım teknikleri ile buluşturmaya, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirerek bilinçli üreticiler oluşmasını sağlamaya devam ediyor. Akademinin Aziziye Mahallesi’nde bulunan uygulama alanında ziraat mühendisleri tarafından karşılanan İbn-i Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, ilk olarak teorik eğitime tabi tutuldu. Slaytlar eşliğinde seracılık, mantar yetiştiriciliği, aşılama teknikleri, budama, bitki koruma yöntemleri, topraksız tarımda yetiştiricilik ve tarla bitkileri konularında bilgilendirilen öğrenciler, daha sonra uygulama için sahaya çıkarak budama, çelikle üretim, bitki koruma uygulamaları ve temel tarımsal uygulamaları birebir deneyimleme fırsatı buldu. Gençleri modern tarım teknikleriyle buluşturmak, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek ve tarım sektörüne donanımlı, bilinçli üreticiler kazandırmak amacıyla yapılan eğitimlerde ayrıca üniversitelerin Ziraat Fakültesi öğrencileri başta olmak üzere peyzaj mimarlığı, süs bitkileri yetiştiriciliği, tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği öğrencilerine hem uygulama hem de teorik olarak staj eğitimi imkanı sunuluyor.
Kahramanmaraş 40 yıllık öğretmen duygusal törenle emekliye uğurlandı KAHRAMANMARAŞ (İHA) – Kahramanmaraş’ta 40 yıllık öğretmen, öğrencileri ve meslektaşları tarafından düzenlenen törenle emekliye uğurlandı. Törende duygusal anlar yaşanırken 65 yaşındaki öğretmen Abdullah Kertmen, "40 yıl uzun bir süre gibi geliyor ama göz açıp kapayıncaya kadar geldi geçti" dedi. Kahramanmaraş’ta 40 yıl boyunca eğitim camiasına hizmet eden öğretmen Abdullah Kertmen, görev yaptığı Kahramanmaraş Anadolu İmam-Hatip Lisesi Fen ve Sosyal Bilimler Proje Okulu’nda düzenlenen törenle emekliye uğurlandı. Okul bahçesinde gerçekleştirilen veda programında öğrenciler ve öğretmenler, 40 yıl boyunca eğitim hayatına katkı sunan Kertmen’i alkışlarla uğurladı. Kertmen’in öğrencilerden oluşan eğitim verdiği mehteran takımı da törende kendisine gösteri yaptı. Meslek hayatı boyunca çok sayıda öğrenci yetiştiren ve eğitim camiasında iz bırakan Kertmen, törende yaptığı konuşmada duygu dolu anlar yaşadı. "Bazı şeyler anlatılmıyor, yaşanıyor" Çok farklı duygular içinde olduğunu belirten Abdullah Kertmen, "Bazı şeyler anlatılmıyor, yaşanıyor zaten. Sadece yaşamış olduk şimdi. Bu kalabalığı görünce ilk defa okuldan emekli olacağıma gerçekten inandım. Yoksa daha önce pek inanmıyordum, gelip gidiyorduk. Okulla bağımızı koparmamıştık, bundan sonra da koparmayacağız inşallah" dedi. Meslekte geçen 40 yılın çok uzun gibi görünse de hızlı geçtiğini ifade eden Kertmen, "Tabii 40 yıl uzun bir süre gibi geliyor ama göz açıp kapayıncaya kadar geldi geçti. Acısıyla tatlısıyla güzel hatıralar biriktirdik. Bugün buraya gelen herkese teşekkür ediyorum, biraz duygulandık" diye konuştu.
İstanbul Fatma Nur öğretmenin adı Çekmeköy’de yaşatılacak Çekmeköy’de görev yaparken katledilen öğretmen Fatma Nur Çelik’in adı Çekmeköy’de ölümsüzleşiyor. Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez, Kirazlıdere Mahallesi’nde inşa edilen yeni gündüz bakımevine merhum öğretmenin adının verileceğini açıkladı. Çekmeköy’de öğrencisinin bıçaklı saldırısında hayatını kaybeden öğretmen Fatma Nur Çelik’in adı, ilçede yapımı devam eden bir eğitim yuvasında yaşatılacak. Çekmeköy Belediyesi’nce Kirazlıdere Mahallesi’nde inşa edilen ve yeni eğitim öğretim dönemine yetiştirilmesi planlanan çocuk gündüz bakımevine Fatma Nur Çelik’in adı verilecek. Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez öncülüğünde alınan kararla, eğitim hayatını çocuklara adamış olan merhum öğretmenin hatırası ilçede kalıcı bir şekilde yaşatılmış olacak. Modern donanımı ve güvenli yapısıyla hizmet verecek olan gündüz bakımevi, çocukların gelişimine katkı sağlayacak eğitim alanlarıyla Çekmeköylü ailelere hizmet sunacak. Aynı zamanda bu anlamlı isimle birlikte, merhum öğretmen Fatma Nur Çelik’in hatırası da gelecek nesiller tarafından yaşatılacak. Başkan Orhan Çerkez, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Görevini büyük bir özveriyle yerine getirirken aramızdan ayrılan kıymetli öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’in adını ilçemizde yaşatmak istedik. Kirazlıdere’de inşa ettiğimiz çocuk gündüz bakımevimize onun adını vererek hem hatırasını yaşatacak hem de çocuklarımızın eğitimine katkı sunacak bir eser bırakacağız. Öğretmenimizin adı Çekmeköy’de sonsuza kadar yaşayacak" ifadelerini kullandı. Kirazlıdere Mahallesi’nde yapımı hızla devam eden gündüz bakımevinin yeni eğitim öğretim döneminde hizmete açılması planlanıyor.