SAĞLIK - 20 Aralık 2025 Cumartesi 10:07

İnmede belirtilere dikkat: "1 dakika bile çok önemli"

A
A
A
İnmede belirtilere dikkat: "1 dakika bile çok önemli"

Dünyada ve Türkiye’de her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparan inmenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu aktaran uzmanlar, "Belirtileri ‘Geçer’ diye düşünmemek lazım. Bazen küçük bir güçsüzlük ya da uyuşmayla başlayıp yaşamı tehdit eden seviyelere ulaşabiliyor. Yaş ilerledikçe inme için risk artıyor, genç popülasyonda da artık tansiyon, şeker, kalp rahatsızlıklarını fazlaca görüyoruz, inme sıklığının arttığını net bir şekilde söyleyebiliriz. Hasta, ne kadar hızlı ve erken başvurursa başarı oranımız o kadar yüksek. Bazen 1 dakika bile çok önemli" dedi.


İnme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar uyarıyor. Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Nevin Pazarcı ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Dr. Mustafa Demir inmenin yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, aynı taraf kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olduğunu aktardı. İnmede risk faktörlerine dikkat edilmesi gerektiği söyleyen uzmanlar, hastalığın önlenebilir olduğunu söyleyerek tedavisine ilişkin konuştu. Genellikle ileri yaş hastalığı olarak düşünüldüğü belirtilirken gençlerde de olabildiğine dikkat çekildi. Geçmişte inme sebebiyle hastanelerine getirilen 45 yaşındaki Şef Rüzgar Sünbül’ün başarılı tedavisine yönelik de bilgi verilirken Sünbül ise yaşadıklarını anlattı.


"Hastaneye gelişlerin 112 üzerinden olmasını tercih ediyoruz, çok fazla vakit harcayabiliyorlar"


"Dünyada inme sıklığı oldukça artıyor çünkü hem yaş artıyor hem farkındalık artıyor" diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Nevin Pazarcı, "İnme bazen uyuşma bazen konuşmada takılma, konuşamamayla, bilinç değişiklikleriyle baş dönmesi, dengesizlik, çift görme gibi problemlerle geliyor. Ani olarak gelişen beyinde bir damarın tıkanması ya da kanaması şeklinde ortaya çıkan tabloları inme olarak değerlendiriyoruz. Yaş ilerledikçe inme için risk artıyor çünkü inmeye yol açacak hastalıkların sıklığı da artıyor. Tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, sedanter yaşam, sigara ciddi bir risk faktörü. Genç hastalarda gördüğümüz inmelerde biraz daha genetik, damarın kendi yapısına ait faktörler mevcut. Kadınlarda özellikle doğurganlık çağında, gebelik, doğum, doğum sonrası lohusalık dönemi ve kullanılan gebelik önleyici ilaçların getirdiği bir takım farklı inme tablolarını da görebiliyoruz. Kesinlikle hastaneye gelişlerin 112 üzerinden olmasını tercih ediyoruz çünkü kendi imkanlarıyla gelmek isterken çok fazla vakit harcayabiliyorlar" ifadelerini kullandı.


"İnme sıklığının arttığını net bir şekilde söyleyebiliriz"


Belirtilere kulak vermenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Pazarcı, "Geçer, hafif bir şey, gitmeyelim’ diye düşünmemek lazım. Bazen küçük bir güçsüzlük ya da uyuşmayla başlayıp birkaç saat sonrasına ciddi yaşamı tehdit eden, hayatın kalan kısmında büyük zorluklar çıkartabilecek seviyelere ulaşabiliyor. Genç popülasyonda da artık tansiyon, şeker, kalp rahatsızlıklarını fazlaca görüyoruz. Bu nedenle inme sıklığının arttığını net bir şekilde söyleyebiliriz. Hem girişimsel olarak damar içi işlemlerle tedavi yapılırken her zaman tıkalı ya da yırtılmış bir damar görmeyebiliyoruz. O durumlarda da uyguladığımız damar yolundan verdiğimiz yüksek seviyedeki kan sulandırıcılarla erken dönemde müdahale yapılabiliyor. Tıkanıklığa bağlı inmelerde ilk 4,5 saat içerisinde hastanede olmuş olmak çok değerli. Hastalığı tedavi etmek değil önlemek hedeflerimiz. Hastalarımızın büyük çoğunluğu Rüzgar Bey gibi toparlıyor. İnme önlenebilir bir hastalık, inme gelişmeden önce risk faktörlerinin kontrol altında tutulması çok değerli" diye konuştu.


"Hasta ne kadar erken başvurursa tedavideki başarı oranımız o kadar yüksek"


Geçmişte inme tedavisi gerçekleştirdikleri hastasının durumuna yönelik konuşan Uzm. Dr. Mustafa Demir, "Uzun süre önce Rüzgar Bey geldiğinde bilinç tamamen kapalıydı. Sağ tarafında hem kol hem bacakta belirgin güç kaybı vardı, tamamen felçliydi. Şikayetleri ortalama 1,5 saat önce başlamıştı, acile başvurmuş, inme düşünülünce hızlıca bize geldi. Görüntülemeyle tıkalı damarı bulup pıhtıyı çıkarma işlemi yaparak tedavi ettik. Vatandaşların en çok dikkat etmesi gereken nokta; şöyle biliniyor, ‘İnmenin ya da felcin tedavisi yoktur’. Tedavideki en önemli faktör; zaman. Hasta, ne kadar hızlı, erken başvurursa tedavideki başarı oranımız o kadar yüksek. 1’inci saat ile 3-4 saat sonra tedavi ettiğimiz hasta arasında ciddi farklar var. Bazen 1 dakika bile çok önemli. Hasta geldiği zaman acilde görüntülemesini yapıyoruz, damarsal bir durum var mı? Atan pıhtı veya bir yırtılması varsa tespit edip hemen tedavi etmek, o anki acil problemini çözdükten sonra neden olan altta bir rahatsızlık var mı? Bulmak için sonraki süreçte araştırma yapıyoruz. Altta yatan hastalıklar olabiliyor; kalp ritim bozuklukları, damar daralmaları, bazı genetik hastalıklar inmeye neden olabilecek hastalıklar. Tedavide bir kateter yardımıyla beyne ulaşıyoruz, beyindeki tıkalı damarı bulup bazen kateterlerle bazen stentlerle pıhtıyı çıkarıp tedavi ediyoruz. Hastaya göre değişmekle ortalama 2-3 saatlik bir işlem. Genelde şu bulgularla başlar; yüzde kayma, kolda güç kaybı, ağız kenarında kayma. Genelde hastaların yüzüne soğuk su dökme, başka bir uyarıcı vererek tedavi etmeye çalışılır tamamen yanlış, zaman kaybettirdiği için ekstra zararı var" dedi.


"Konuşuyorum sanıyorum ama anlamıyorlar"


Mutfağa gönül verdiğini söyleyen Şef Rüzgar Sünbül, "3,5-4 sene önce geldim, rahatsızlığı evde yaşadım. Kendime geldikten sonra önce konuşuyorum sanıyorum ama dışarıda anlamıyorlar, hiç konuşamadım, sadece sesler geliyordu. Şu anda şefim zaten yemek yapıyorum, yazıyorum, konuşuyorum. Ellerim, ayaklarım hatta gözlerim boşa düştü, kemer kullanıyordum, bir türlü takamadım. Bulanık görmeye başladım, ne oluyor diyorum, ‘Herhalde kahvaltı yapmadım, kahve içmedim’ gibi aklıma gelen oydu. Pıhtıyı hiç bilmiyorum o zamana kadar araştırmadım, sonra öğrendim ki böyle bir hastalık varmış. Öncesinde hiçbir şeyim yoktu. Şansım; Ümraniye Hastanesi benim için çok iyiydi" şeklinde konuştu.



İnmede belirtilere dikkat: "1 dakika bile çok önemli"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Alaşehir’de yüzlerce kişi iftarda buluştu Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Alaşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen iftar programı, Alaşehirli vatandaşları aynı sofrada bir araya getirdi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik iklimini şehrin dört bir yanına taşıyan Manisa Büyükşehir Belediyesi, Alaşehir’de yüzlerce vatandaşı aynı sofrada buluşturdu. Programa Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz, MASKİ Genel Müdürü Ali Kılıç, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ulaş Aydın ve Erk Kayabaş, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, mahalle muhtarları ve çok sayıda vatandaş katıldı. İftar öncesinde alana gelen Başkan Besim Dutlulu ve Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, masaları tek tek gezerek vatandaşları selamladı. Oruçların hep birlikte açıldığı iftar programında, Ramazan ayının bereketi paylaşıldı. Yemek sonrası çocuklar için düzenlenen geleneksel Hacivat-Karagöz gölge oyunu ile jonglör ve sihirbazlık gösterileri, hem çocuklardan hem de ailelerinden büyük beğeni topladı. "Sofralarımızdan huzur ve mutluluk eksik olmasın" Programda konuşan Alaşehir Belediye Başkanı Ahmet Öküzcüoğlu, katılımcılara teşekkür ederek, "Paylaşmanın hazzı, oruç tutmanın verdiği huzur ve ibadetlerimizi yerine getirmiş olmanın mutluluğu içerisindeyiz. Sofralarımızdan huzur ve mutluluk eksik olmasın" dedi. "Ramazan’ın bereketini hemşehrilerimizle paylaşıyoruz" Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini vurgulayan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise, Ramazan’ın bereketini Manisalılarla paylaşmak adına şehrin dört bir yanında iftar programları düzenlediklerini belirtti. Başkan Dutlulu, "Bu akşam sofranızı bizlere açtınız, iftarımızı hep beraber yaptık. Tüm Alaşehirli hemşehrilerimizin Ramazanı mübarek olsun, hayırlı iftarlar dilerim" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Gürlek: "Türkiye’nin yabancı ülkelerden kabul edilen iade talebi sayısı toplam 76 olmuştur" Adalet Bakanı Akın Gürlek, bu yılın ilk çeyreğinde kırmızı bültenle aranan 76 suçlunun 18 ülkeden Türkiye’ye iadesinin sağlandığını belirterek, "Türkiye’nin yabancı ülkelerden adi suç ve terör suçları kapsamında kabul edilen iade talebi sayısı toplam 76 olmuştur" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adalet Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı koordinasyonunda sürdürülen kırmızı bülten uygulamasına ilişkin güncel verileri sosyal medya hesabından paylaştı. Bakan Gürlek, 2026’nın ilk çeyreğinde Türkiye’de çeşitli suçlara karışmış 76 kişinin iadesinin sağlandığını ifade etti. Suçlu iadelerinin 35’inin Gürcistan’dan, 19’unun Almanya’dan, 5’inin Karadağ’dan, 2’sinin Irak’tan ve 2’sinin Yunanistan’dan gerçekleştiğini belirten Bakan Gürlek, Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Bulgaristan, Ermenistan, Hırvatistan, Kırgızistan, Kolombiya, Kosova, Kuzey Makedonya, Slovenya, Birleşik Krallık ve İtalya’dan ise birer suçlu iadesi yapıldığını duyurdu. Bakan Gürlek’in paylaşımı şöyle: "2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin yabancı ülkelerden adi suç ve terör suçları kapsamında kabul edilen iade talebi sayısı toplam 76 olmuştur. Bu iadelerin 35’i Gürcistan’dan, 19’u Almanya’dan, 5’i Karadağ’dan, 2’si Irak’tan ve 2’si Yunanistan’dan gerçekleştirilmiştir. Arjantin, Arnavutluk, Belçika, Bulgaristan, Ermenistan, Hırvatistan, Kırgızistan, Kolombiya, Kosova, Kuzey Makedonya, Slovenya, Birleşik Krallık ve İtalya’dan ise birer suçlu iadesi gerçekleştirilmiştir. Adalet Bakanlığımızın yürüttüğü ve İçişleri Bakanlığımız ile Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda sürdürülen bu süreç, Türkiye’nin kurumsal kapasitesini ve kararlılığını açık şekilde ortaya koymaktadır. Suçla mücadele kapsamında yürütülen uluslararası iş birliği dolayısıyla adı geçen ülkelerin yetkililerine teşekkür ediyorum. Ayrıca bu süreçte yakın koordinasyon içerisinde çalışan İçişleri Bakanlığımıza ve Dışişleri Bakanlığımıza da katkıları dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde suçla mücadelede ulusal ve uluslararası düzeydeki iş birliğimizi güçlendirerek kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Suçluların iadesine ilişkin uluslararası sözleşmelerde genellikle adalet bakanlıkları merkezi makam olarak belirleniyor. Türkiye’de ise bu görevi Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü yürütüyor. Adalet Bakanlığı bir yandan iade işlemlerinin adli ve idari makamlar arasında etkin şekilde ilerlemesini sağlıyor, bir yandan da sürecin ulusal ve uluslararası hukuka uygunluk denetimini kontrol ediyor. Kırmızı bülten süreci, güvenlik birimlerinin cumhuriyet başsavcılıklarına başvurmasıyla başlıyor. Başsavcılık tarafından hazırlanan dosya Adalet Bakanlığına iletilirken, ardından Emniyet Genel Müdürlüğü aracılığıyla Interpol nezdinde kırmızı bülten yayımlanması sağlanıyor. Şahısların yakalanmasının ardından ilgili cumhuriyet başsavcılıkları veya mahkemeler tarafından hazırlanan iade talepnameleri Adalet Bakanlığına gönderiliyor. Bakanlık bünyesinde yapılan hukuki inceleme ve eksikliklerin giderilmesinin ardından iade talepleri, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla diplomatik kanallar üzerinden de ilgili ülkeye iletiliyor. Süreç aynı zamanda İçişleri Bakanlığı ile koordineli yürütülüyor. İçişleri Bakanlığı ise kırmızı bülten işlemlerinin Interpol üzerinden yayımlanmasını sağlayarak, aranan şahısların yakalanması ve iadesine karar verilen kişilerin Türkiye’ye getirilmesi sürecini yürütüyor. Adalet, Dışişleri ve İçişleri Bakanlıklarının koordinasyonuyla yürütülen bu süreç, Türkiye’nin uluslararası suçla mücadeledeki kurumsal kapasitesini ortaya koyuyor.
Tokat Onbeşliler dizisinin galası Tokat’ta yapıldı TRT’nin uluslararası dijital platformu Tabii’nin yeni orijinal dizisi "Onbeşliler", Tokat’ta düzenlenen gala gecesiyle ilk kez izleyiciyle buluştu. Çekimleri Tokat’ta gerçekleştirilen ve 1914 yılında Tokat’tan Çanakkale Cephesi’ne giden gençlerin hikâyesini konu alan dizi, 18 Mart’ta Tabii platformunda yayınlanacak. Tokat’ta düzenlenen gala gecesine TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Tokat Valisi Abdullah Köklü, milletvekilleri, TRT yöneticileri, dizi oyuncuları, sektör temsilcileri, basın mensupları ve çok sayıda davetli katıldı. Gecede dizinin ilk iki bölümü izleyicilerle buluşurken, Onbeşli gençlerin Çanakkale Cephesi’ndeki mücadelesi ve hatırası bir kez daha anıldı. "Çanakkale ruhunu yeni nesillere aktarmak istiyoruz" Programda konuşan TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, dizinin ilk gösterimini Tokat’ta yapmanın ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Sobacı, 18 Mart’ta Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünün idrak edileceğini hatırlatarak, Onbeşliler dizisinin vatan uğruna cepheye giden Tokatlı gençlerin fedakârlık dolu hikâyesini ekrana taşıdığını söyledi. Sobacı, TRT’nin tarihi yapımlarla genç kuşaklara geçmişte verilen büyük mücadeleyi hatırlatmayı bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti. Dizinin başrol oyuncularından İsmail Ege Şaşmaz, set sürecinin kendileri için yoğun duygularla geçtiğini belirterek, Çanakkale’ye giden gençlerin fedakârlıklarının kendilerini derinden etkilediğini söyledi. Dizide Mehmet Hoca karakterini canlandıran Kemal Uçar da, Onbeşlilerin hayallerini geride bırakarak vatan için cepheye giden gençlerin hikâyesini anlattığını ifade etti. Senaryosu Ozan Bodur, Fatih Özcan ve Cihan Sağlam tarafından kaleme alınan, yönetmenliğini Abdülgafur Şahin ile Cihan Sağlam’ın üstlendiği "Onbeşliler" dizisi, Çanakkale Savaşı’nda Tokat’tan cepheye giden gençlerin yaşadığı fedakârlıkları konu alıyor. Tokat’ın tarihu ve kültürel atmosferinde çekilen yapım, "Hey Onbeşli" ağıtında adı geçen kahramanların hatırasını da yaşatmayı amaçlıyor. Başrollerinde İsmail Ege Şaşmaz ve Ezgi Şenler’in yer aldığı dizinin oyuncu kadrosunda Mücahit Koçak, Kemal Uçar, Merve Üçer ve Deniz Hamzaoğlu gibi isimler bulunuyor. "Onbeşliler", 18 Mart itibarıyla tüm bölümleriyle Tabii platformunda izleyicilerle buluşacak.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davanda tutuksuz sanıkların savunmaları alındı Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada, tutuksuz yargılanan bazı sanıkların savunmaları alındı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından görülen duruşma, geniş katılım nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda gerçekleştirildi. Hakkında suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlaması bulunan Gökhan Böcek’in eski eşi Zeynep Kerimoğlu, mahkemede verdiği ifadede boşanma sürecine ilişkin detayları anlattı. Kerimoğlu, evliliğinin ilk aylarında boşanmak istediğini belirterek, "Evliliğimin 2 veya 3’üncü ayında zina sebebiyle boşanmak istedim. Çekişmeli boşanma sırasında ben de zina davası açtım. Daha sonra görüşmelerimiz sonucunda anlaşmalı boşanmaya karar verdik. Boşanma sürecimde Gökhan inşaat yapacağını söyledi, peyderpey ödeme yapacağını söyledi" dedi. Çekişmeli boşanma sürecinin kendisi için zor geçtiğini dile getiren Kerimoğlu, Gökhan Böcek’in başka bir çocuğunun olmasının ardından davayı anlaşmalı şekilde sonlandırmaya karar verdiklerini ifade etti. Kerimoğlu, bu süreçte bir ana protokol ve ayrıca kendi aralarında yaptıkları başka bir protokol bulunduğunu, boşanmanın ardından İstanbul’a taşındığını söyledi. 80 milyon liralık ödeme ve döviz detayı Zeynep Kerimoğlu, boşanma sürecinde gerçekleşen para trafiğine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Gökhan Böcek’in inşaat yapacağını ve bu nedenle kendisine yapılacak ödemenin tek seferde gerçekleşemeyeceğini söylediğini belirten Kerimoğlu, bu nedenle senet düzenlendiğini ifade etti. Ancak boşanma gününde yaklaşık 80 milyon liralık ödemenin kendisine getirildiğini belirten Kerimoğlu, belgeyi de boşanmadan hemen önce imzaladığını söyledi. "Altın meselesini ifade verirken öğrendim" Kerimoğlu, paranın teslim edildiği günü de anlattı. Boşanma davasının görüleceği gün Gökhan Böcek ile avukatın ofisinde bir araya geldiklerini belirten Kerimoğlu, yanında bulunan kişileri tanımadığını söyledi. Paranın burada kendisine verildiğini, protokolün imzalanmasının ardından adliyeye geçtiklerini anlatan Kerimoğlu, dosyada geçen altın iddialarından o dönemde haberdar olmadığını savundu. Kerimoğlu, "Altına dair herhangi bir şey duymadım. Bu konuyu ancak ifade verirken öğrendim. MASAK raporu istendiğini de bankacı bana haber verdi. Bunun üzerine dekontları sundum" dedi. "Gökhan’a güvenmediğim için daha önce bana ev almasını istemedim" Tutuksuz yargılanan Zuhal Böcek ise, oğlu adına alınan evin nasıl temin edildiğine ilişkin savunmasında sürecin kendi ailesinin desteğiyle geliştiğini söyledi. Zuhal Böcek, "Kızımla kirada yaşıyorduk. Gökhan ile Zeynep’in iletişimi hiç bitmiyordu. Gökhan’a güvenmediğim için daha önce bana ev almasını istemedim. Zaten böyle bir hedefim de yoktu. Hamile kalmıştım. Yurt dışında bulunan ablama durumu açıklamak zorunda kaldım. Artık iki çocuğum olacaktı, kirada oturmak istemiyordum" dedi Ablasının ciddi bir birikimi olduğunu ve sağlık sorunları nedeniyle Türkiye’ye kesin dönüş yapmak istediğini belirten Zuhal Böcek, "Ablamın yardım talebini Gökhan’a aktardım. Gökhan’la birlikte altınları bozdurup üzerime kayıtlı tapulu evi satarak bir ev aldık. Ablam Gökhan’ın evden talebinin olmasını istemiyordu, bu yüzden evi oğlumun üzerine yaptı" ifadelerini kullandı. Zuhal Böcek ayrıca, "Gökhan, annesi ve babasının yardımıyla geçinen biri. Annesine sıkıntıları aktardığımda ‘Gökhan’ın maddi sıkıntısı olmaz, en fazla bir arsamı satarım’ derdi" şeklinde konuştu. Araç devrine ilişkin savunmasında ise Zuhal Böcek, "Doğum hediyesi olarak bu araç bana alındı. Gelen paraları sorgulamadım" dedi. "Hakkımdaki iddiaları yapsaydım olay bambaşka olurdu" Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlamasıyla tutuksuz yargılanan G.B. de mahkemede yaptığı savunmada suçlamaları kabul etmedi. G.B., "Yurt dışındayken ‘Ağabey eşimi sakinleştirir misin’ dedi. Eşiyle tanıştım, sakinleştirdim. Hakkımda iddia edilen hususları yapacak olsam olay bambaşka olurdu" dedi. "Çocuklarına baktığım için bana araba aldı" Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasıyla yargılanan Y.M. ise üzerine alınan araçla ilgili olarak, "Gökhan Böcek çocuklarına baktığım için bana hediye aldı" dedi. "Maaşım için verilen talimatları yaptım" Yardım eden sıfatıyla suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlamasıyla yargılanan O.N., Gökhan Böcek’in şoförlüğünü yaptığını belirterek, olay günü yaşananları şöyle anlattı: "2022 yılından beri Gökhan Böcek’in servis şoförlüğünü yaptım. Olay günü Gökhan Böcek’in talimatıyla kendisini evden aldım. Ben, ağabeyim Gökhan Böcek ve B.Ç. Finike Döviz’e gittik. Daha sonra ağabeyim B.Ç. ile birlikte adliyeye gitti. Biz avukatlık bürosuna gittik, sonrasında imzalar atıldı. Maaşım için verilen talimatları yaptım." "Poşeti araca götürdüm" Aynı suçlamayla yargılanan Y.N. de makam şoförü olarak verilen görevleri sorgulamadan yerine getirdiğini söyledi. Y.N., "Makamda çalıştığım için verilen görevi sorgulamadan yaptım. Gökhan Bey’i sabah aldık, mahkeme diye yola çıktık. Finike Döviz’e gittik. Biz aşağıda bekledik, Gökhan Bey yukarıdaydı. Yarım saat sonra beni çağırıp poşet verdi. Poşeti araca götürdük. Ardından Güllük’te bir ofise poşetleri bıraktık, sonra adliyeye geçtik. Bana para soruluyor, paranın değerini bilmiyorum. Bana ne derlerse onu yaparım" dedi. "15 milyon TL gönderdim" Nüfuz ticareti suçlamasına ilişkin savunma yapan F.S. ise Kaş ilçesindeki bir arsa yatırımı sürecini anlattı. F.S., "Gökhan benim yakın arkadaşım. 2024 yılında Kaş’taki bir arsadan bahsetti bana. Araştırma yaptım, yatırıma değerdi. Beni B.S. ile tanıştırdı, sonra süreç başladı. B.’ye vekalet verdim, B.S. benim adıma takibe başladı. Gökhan bana yeni harç ödemesi yapılması gerektiğini söyledi, Finike Döviz’e 15 milyon TL attım. Kötü bir niyetim yok, hatalı bir işlem gibi görünüyor ama ben kötü yönlendirildim" dedi. "Tayin süreciyle ilgili başkanla görüştüm" Nüfuz ticareti suçlaması yöneltilen O.A., eş durumu tayini için Muhittin Böcek ile görüştüğünü söyledi. O.A., "Eş durumu tayinlerim reddedilmişti. 2023 yılında Muhittin başkanımla görüştük, konuyu arz ettik, yardımcı olacağını söyledi. 2023 Aralık ayında İstanbul’dan eşimin tayini Antalya Büyükşehir’e oldu. 2024 Mayıs ayında ben de eş durumu nedeniyle Antalya’ya tayin oldum. Muhittin başkanın Muratpaşa Belediye Başkanı hakkında soruları oldu. Kendisini geçiştirmek amacıyla irtibatım olmadığını söyledim. Sadece sosyal medyada gördüğüm açık kaynağı paylaştım" dedi. Mahkeme heyeti, N.E. ve O.M. hakkında yakalama emrinin bulunduğunu bildirdi. Duruşmada yarın tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek.