GÜNDEM - 28 Nisan 2025 Pazartesi 10:52

İstanbul Valisi Gül: "Okullarımızın hiçbirinde depremden dolayı hasar olmadığı tespit edildi"

A
A
A
İstanbul Valisi Gül: "Okullarımızın hiçbirinde depremden dolayı hasar olmadığı tespit edildi"

Şişli’de düzenlenen Afet Farkındalık Eğitimi’ne katılan İstanbul Valisi Davut Gül, "Okullarımızın tamamı deprem döneminde tekrardan elden geçti ve okullarımızın hiçbirinde depremden dolayı hasar olmadığı tespit edildi. Sadece okullarımız değil kamu binaları, aynı şekilde vatandaşa ait evler, iş yerlerinin ağır veya orta hasarlı olmadığını görüldü. Hafif hasarlı konutlar ve iş yerleri var" dedi.

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından meydana gelen depremin ardından afet bilincini artırmak amacıyla tüm resmi ve özel okullarda öğrencilere ilk derste Afet Farkındalık Eğitimi verildi. Şişli’de bulunan Nilüfer Hatun Ortaokulu’ndaki Afet Farkındalık Eğitimi programına İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra İstanbul İl Milli Eğitim Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür öğrenciler ve öğretmenler katıldı. Program dahilinde sınıfları da gezen Vali Gül, öğrencilerle sohbet ederek eğitim çalışmaları hakkında bilgi aldı. Deprem konteynerini inceleyen Gül, öğretmenlerin öğrencilere deprem anında yapılması gerekenler ile deprem çantasında bulunması gereken malzemeler hakkında bilgi verdiği eğitimi yerinde izledi.

"İstanbul’daki bütün okullarımızda Afet Farkındalık Eğitimi veriliyor"

Programda konuşan İstanbul Valisi Gül, "23 Nisan’da İstanbul’da deprem yaşadık. Bunun neticesinde de okullarımız 2 gün eğitim öğretime ara verdi. Sonrasında da cumartesi pazar tatile denk geldi. Bugün de ilk ders günümüz. Milli Eğitim Müdürlüğümüzün organizasyonuyla İstanbul’daki bütün okullarımızda Afet Farkındalık Eğitimi veriliyor. İlk derste bütün okullarımızda ve bütün sınıflarımızda bu eğitim veriliyor. Biz de ortaokulumuzda sınıflarımızdan 2 tanesine girerek bu derslere şahitlik ettik. Öğrencilerimizle görüştük. Öğretmenlerimizle görüştük. Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz, İstanbul’un en güvenli binalarının başında okullarımız geliyor. Bunun neticesinde de velilerimizin içi rahat bir şekilde gönderiyor. Öğrencilerimizin içi rahat ve bizlerin bu anlamda içi çok rahat. Okullarımızın güvenli olduğunu velilerimiz de bir kez daha test etmiş oldu. Özellikle korkusu olan evinde kalmaktan çekinen hemşehrilerimizi cumadan başlayarak okullarımızda ilçelerimizin belli bölgelerinde ki biz hepsini açtık. Hep sahipliği yaptı ve bunun neticesinde de meslek liselerimizin lojistiğini sağladı. Yeme içme konusunda yardımcı oldu. Öğretmenlerimizin gönüllü olarak hizmet verdiği ve okullarımızın da barınma amaçlı kullanıldığı okullarımızın bahçesinin yine bu anlamda kullanıldığı bir dört gün geçirmiş olduk. Depremde sizler de yakinen takip ettiniz. 173 hemşehrimiz panikle ya merdivenlerden hızlı inerken veya camdan atlayarak irili ufaklı yaralanmalara sebebiyet verildi. Aslında bu eğitimde bizim öğrencilerimize, yavrularımıza ve velilerimize anlatmak istediğimiz olay panik yapmadan bu depremin geçmelerini beklemeleri şehrimize geçmiş olsun, öğrencilerimize, bütün hemşehrilerimize geçmiş olsun diyorum" diye konuştu.

"Okullarımızın tamamını testten geçiriyoruz"

İstanbul’da 5 bin 500 deprem toplanma alanının olduğunu söyleyen Vali Gül, "Okullarımızın tamamı deprem döneminde tekrardan elden geçti ve okullarımızın hiçbirinde depremden dolayı hasar olmadığı tespit edildi. Sadece okullarımız değil kamu binaları, aynı şekilde vatandaşa ait evler, iş yerlerinin ağır veya orta hasarlı olmadığını görüldü. Hafif hasarlı konutlar ve iş yerleri var. Statik anlamda, güvenliği etkileyecek anlamda hasarlı hiçbir bina tespit edilemedi. Biz okullarımızın tamamını zaman zaman testten geçiriyoruz. Bazı okullarımızı ihtiyaca göre yıkıp tekrardan yapıyoruz. Bazı okullarımızı da güçlendiriyoruz. İstanbul’da 2006’da proje koordinasyon birimi kuruldu. Bu birim şimdiye kadar 2 buçuk milyar dolar bu işlere para harcadı. Bin 500 okulun 380 tanesi yıkılıp tekrar yapıldı. Yaklaşık bin tane de okulumuz güçlendirildi. Tarihi okulların restorasyon süreçleri ise hep devam eden bir süreç. Eğitim ve öğretim amaçlı kullanılan binalarımızın tamamı depreme dayanıklılık testleri ve sınavlarından geçti. Okul bahçelerimizin tamamı deprem toplanma alanı olarak tespit edilen yerlerdir. Yine aynı şekilde parklar bahçeler de deprem toplanma alanı olarak kullanılıyor. AFAD’ın toplanma yerleri hakkında bir uygulaması mevcut uygulamaya konumunuzu girdiğinizde size en yakın toplanma alanını gösteriyor. İstanbul’da 5 bin 500 deprem toplanma alanımız mevcut. Tabii önemli olan deprem sonrası değil deprem esnasında binalarımızın sağlam olması" ifadelerini kullandı.

Şüheda Kıroğlu - Berk Soydan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.