ASAYİŞ - 27 Ocak 2026 Salı 17:03

İstanbul’da kan donduran cinayette katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı: "Benim Durdona’yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti"

A
A
A
İstanbul’da kan donduran cinayette katil zanlısının ifadesi ortaya çıktı: "Benim Durdona’yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti"

İstanbul İstanbul Şişli’de çöp konteynerinde uzuvları kesilmiş halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova cinayetine ilişkin gözaltına alınan katil zanlısı ve suç ortağının emniyetteki ifadeleri ortaya çıktı. Katil zanlısı D.A.U.T. ifadesinde cinayeti kıskandığı için işlediğini itiraf ederek, "Benim Durdona’yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti" dedi.


24 Ocak akşam saatlerinde Şişli Duatepe Mahallesi Kuyulubağ Sokak’ta meydana gelen olayda bir çöp konteynerinde çarşafa sarılı halde ceset bulunduğu ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, cesedin başı ve bacaklarının kesildiğini tespit etmiş, yapılan incelemelerde cesedin, 37 yaşındaki Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’ya ait olduğu belirlenmişti. Çalışmalar doğrultusunda Khokimova’nın sevgilisi olduğu iddia edilen Özbekistan uyruklu D.A.U.T.’nin (31) cinayeti işlediği; G.A.K.’nın (29) ise yardım ettiği belirlenmiş, yurt dışına kaçmak isteyen D.A.U.T. ve G.A.K. gözaltına alınmış, cesede ait diğer parçalar aynı bölgede farklı çöp konteynerlerinde bulunmuş, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen E.K. isimli bir kişi daha gözaltına alınmıştı.



Katil zanlısının ifadesi kan dondurdu


Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen yabancı uyruklu 2 şüpheli çıkarıldığı nöbetçi hakimlikçe tutuklanırken, 1 şüpheli ise adli kontrol tedbiri uygulanması şartıyla serbest bırakıldı. Katil zanlısının ve suç ortağının emniyetteki ifadesi ortaya çıktı. Şüpheli D.A.U.T. ifadesinde Türkiye’ye geliş amacının Durdona Khakımova ile birlikte yaşamak olduğunu belirtirken, "Bana sormuş olduğunuz Durdona Khakımova isimli şahıs benim sevgilimdir, kendisiyle 1 yıldır ilişkimiz bulunmaktadır. TikTok üzerinden canlı yayında tanıştık, bu yayında 5-6 arkadaş, grup kurarak konuşmaya başladık. Bu grupta ben ve Durdona da vardı. 2025 senesinin Ocak ayı ya da Şubat ayının ilk haftalarında görüştük. Bu tarihten itibaren kendisiyle ilişkimiz başladı. İstanbul Şirinevler’de Hürrem olarak hatırladığım bir yerde ilk görüşmemiz oldu. 3-4 gün kadar sonra da kendisiyle birlikte otele gittik. Mayıs ayına kadar gezdik, görüştük, otellerde birlikte kaldık. Mayıs ayında eşim benden şüphelenmeye başladı, eşim bu esnada Özbekistan’daydı. Mayıs ayında eşim Özbekistan’dan Türkiye’ye geldi. 2 gün sonra da eşime Durdona ile olan ilişkimi söyledim. Sonra eşim ile birlikte Özbekistan’a geri döndük. Özbekistan’da bulunduğum süreç içerisinde Durdona ile telefondan internet üzerinden görüşüyorduk. Özbekistan’da 6 ay kadar kaldıktan sonra İstanbul’a Durdona için döndüm. Durdona’nın ismini ben Medine olarak biliyordum. Telefon rehberimde kalp simgesiyle kayıtlıdır. Durdona bildiğim kadarıyla askeri malzemeler satıyor. İş yerini bilmiyorum. Fatih’te yaşadığını biliyorum, kaldığı eve de gitmişliğim oldu. Eşinden boşanmış olduğunu biliyorum. Durdona bu evde 2 kızı, E. ve E. isimli kişilerle birlikte yaşar. Durdona ile aramda herhangi bir alacak verecek meselesi yoktur" dedi.



"Evin kapısını açar açmaz Durdona’nın kafasına ütüyle vurdum"


D.A.U.T olay günü yaşanılanları şu sözlerle aktardı:


"O sabah saat 10.00 sıralarında kalktım. Arkadaşım G.A.K ile birlikte Aksaray bölgesine gittik. Bir telefon sattık. Onun parasının bir kısmını alıp ben taksiyle geri döndüm. Bir süre sonra G.A.K beni telefonla arayarak Durdona ile buluştuklarını yanlarında bir çocuk olduğunu benim bulunduğum eve doğru geldiklerini söyledi. Aradan bir süre geçtikten sonra yine arayıp bu kez ’Ben çocuğu dolaştıracağım. Siz evde buluşursunuz. dedi. Daha sonra Durdona anahtar ile kapıyı açıp eve girdi. Evin kapısını açar açmaz Durdona’nın kafasına ütüyle vurdum. Kafasına vurmamla Durdona yere düştü. Ben de mutfaktan aldığım bıçak ile sırt kısmına 4 defa vurduğumu hatırlıyorum. Bu esnada evde sadece ikimiz vardık" dedi.


Şüpheli D.A.U.T. kadının hareketsiz kalması üzerine arkadaşını aradığını belirterek, "Bu olaylar olurken telefon açıktı ve arkadaşım G.A.K bütün olanları zaten duymuştu. Ona çocuğu hemen geri göndermesini ardından yanıma gelmesini söyledim. O da çocuğu bir taksiye bindirip, Fatih’e geri gönderdi. Bu sırada ben cesedi evin banyosuna taşıdım. 15-20 dakika sonra G.A.K yanıma geldi. Olayı gördükten sonra tekrar dışarı çıkıp iki bıçakla geri döndü. Cesedi birlikte parçalara ayırdık. Siyah çöp poşetlerine koyduktan sonra bavul ve çantalara koyduk" dedi.


Cesedi parçaladıktan sonra taksi çağırarak Şişli’ye gittiklerini belirten D.A.U.T. "Oraya gitmemizin sebebi evden mümkün olduğu kadar uzaklaşmaktı. O bölge kalabalık bir bölge olduğu için kolay kayboluruz sandık. Taksiden indikten sonra çanta ve bavuldaki ceset parçalarını paylaştırarak çöp konteynırlarına attık" ifadelerini kullandı.



"Benim Durdona’yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti"


Cinayeti kıskançlık nedeniyle işlediğini belirten D.A.U.T, "Benim Durdona’yı eve çağırmaktaki kastım öldürmekti. Öldüreceğimden G.A.K’nın da haberi vardı. Eve gelir gelmez öldüreceğime yönelik plan yapmıştım. Bu plandan onun da haberi vardı. Durdona’yı öldürdükten sonra Durdona’nın telefonunu ben üzerime almıştım. Havalimanına giderken ihtiyaç amaçlı durduğumuz yerde telefonu attım. Ben Durdona’yı beni aldattığı için öldürdüm. Kendisi beni başka erkeklerle aldattı. Kendisinin yüzünden ailem dağıldı. Memleketimde adım çıktı. Eşime de rezil oldum. Durdona ile dini nikahlıydık. Söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. En son bavul bölünüp çöp kutusuna attıktan sonra 50-60 metre kadar yürüdük. 5-10 dakika sonra caddenin başında gördüğümüz taksiyi çevirdik. Bu taksiyle Gofurjon ile birlikte Aksaray’a 15-20 dakika kadar sonra gittik. Aksaray’da arkadaşımla ile birlikte gittiğimiz aynı günün sabah saatlerindeki telefonu sattığı şahsın yanına gittik. Buraya bilezikleri, kolyeleri ve küpeleri satmak için gitmiştik. Ancak satamadık; bilezikler, kolyeler ve küpeler G.A.K’da kaldı. Sabah telefonu sattığı şahıstan para aldık. Bu parayla Gürcistan’a gitmek için uçak bileti aldık. Bilet aldığımız yerde bulunan G.A.K’nın arkadaşı bize siyah renkli bir araba ayarladı.


Biz bu araçla 25.01.2026 günü saat 01.00 sıralarında İstanbul Havalimanı’na gittik. Bu araçta ben ve arkadaşım haricinde aracın şoförü vardı. Havalimanına giderken ihtiyaç gidermek için bir defa durduk. Durduğumuz yerde evler yoktu, sadece bir durak vardı. Durduğumuzda ben, G.A.K ve taksi şoförü aşağıya indik. Burada birer sigara içtik. Sigaraları içtikten sonra tekrar arabaya binip havalimanına gittik. Havalimanında uçak saatimizi beklediğimiz esnada polisler gelerek bizi aldı" dedi.


Diğer şüpheli G.A.K. ise ifadesinde cinayete yardım ettiği iddialarını reddederek, "Beni eve çağırdığında, zaten her şey olup bitmişti. Cesedi parçalara ayırmış ve poşetlere koymuştu. Ben o işlere yardım etmedim. Daha sonra onun çağırdığı taksiye binerek ceset parçalarını attık" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ortaokul öğrencilerinden Eskişehirspor’a coşkulu destek TFF 3. Lig Play-Off mücadelesinde bugün Ayvalıkgücü Belediyespor ile karşılaşacak olan Eskişehirspor’a destek vermek isteyen Murat Atılgan Ortaokulu öğrencileri, okul bahçesinde hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Eskişehirspor, geçtiğimiz hafta deplasmanda karşılaştığı Ayvalıkgücü Belediyespor’a 2-0 mağlup olmuştu. Kritik karşılaşmanın rövanşı bugün saat 20.00’da Eskişehir Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanacak. Maç heyecanı Eskişehir genelini sararken, Murat Atılgan Ortaokulu’nda kırmızı şimşeklere destek olmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Eskişehirspor formalarını, atkılarını ve şapkalarını giyen yüzlerce öğrenci, öğle arasında okul bahçesinde toplandı. Aralarında davullu çocukların da bulunduğu öğrenciler, hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Coşku dolu anların yaşandığı etkinlikte renkli görüntüler ortaya çıktı. "3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" Eskişehirspor’un fanatik taraftarlarından birisi olan 14 yaşındaki öğrenci Asip Havari, "Bu coşkuyu yapmamıza yardımcı olan Liseli Altes tribününden Birkan Özcan abime çok teşekkürlerimi iletiyorum. Buradan oradaki bütün abilerime, herkese sevgilerimi iletiyorum. Bugünkü Ayvalıkgücü maçında 3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" dedi. "Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık" Takıma başarı dileklerini ileten 14 yaşındaki Anıl Tezcan, "İnşallah Ayvalıkgücü’nü yenersek finale çıkacağız. Biz de Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık, inşallah bunun karşılığını alırız inşallah. Takımımıza moral oldu inşallah, hepimize başarılar diliyorum. Birkan abimize buradan teşekkür ederiz, paramız cidden yoktu. Gerisi, Es-Es’e kaldı, inşallah Eskişehir beklediğimiz skoru alır inşallah" ifadelerini kullandı. Bu okulda öğrencilere Eskişehirspor sevgisi aşılanıyor Eskişehirspor’un tarihi başarıları ve nasıl fair-play ruhuna uygun taraftar olunacağı Murat Atılgan Ortaokulu’ndaki öğrencilere her sene beden eğitimi derslerinde anlatılıyor. Müzik derslerinde ise ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı öğretiliyor. Ayrıca, okulda zil sesi olarak da ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı kullanılıyor.
Eskişehir Çocukların suçu yönelimini önlemede hukuk ve eğitim işbirliği şart Eskişehir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Adliyesi iş birliği ile "Suça Yönelimi Önlemede Hukuk ve Eğitim İş Birliği Semineri düzenlendi. Gerçekleştirilen programda; çocukların korunması, suça sürüklenmenin önlenmesi, eğitim ve hukuk alanındaki kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Seminer kapsamında "Soruşturma Aşamasında Çocuk ve Aile" ile "Çocuk Mahkemelerinde Alınan Tedbirler" başlıklı sunumlar, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ersin Tosun ve Eskişehir Çocuk Mahkemesi Hakimi Ayşe Betül Akça tarafından katılımcılarla paylaşıldı. "Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak bir seferberliktir" Programda konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah çocukların sadece toplumun geleceği olmadığını, aynı zamanda toplumun adalet ve vicdanının aynası olduğunu belirterek, "Son dönemde ülkemizin farklı şehirlerinde, okullarımızda yaşanan ve hepimizi derinden sarsan olaylar, bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak, sadece güvenlik birimlerinin veya sadece yargının işi değildir; bu, ailelerimizin, eğitimcilerimiz ve hukukçularımızın omuz omuza vermesi gereken bir seferberliktir" diye konuştu. Programa katılanlara eğitimcilere seslenen Başsavcı Karakülah, "Amacımız; birbirimizden kopuk hareket etmek değil, okulun penceresi ile adliyenin kapısı arasında güvenli bir köprü kurmaktır. Bu iş birliğinin en somut göstergesi, Türkiye’de üçüncüsü şehrimizde hizmete giren Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi’dir. Bu merkez, sadece fiziksel bir mekan değil; suça sürüklenen veya suça maruz kalan çocuklarımıza karşı yürütülen adli süreçlerde, çocuğun yüksek yararını gözeten, onarıcı adaleti merkeze alan ve çocuk dostu bir yaklaşımın kalesidir. Merkezimizin sağladığı imkanlar, hukuk ve eğitim camiasının ortak çabasıyla birleştiğinde, çocuklarımızın adliye koridorlarında örselenmeden, rehabilitasyon odaklı bir süreçle topluma yeniden kazandırılmalarına büyük katkı sunmaktadır. Okullarımızda attığımız her önleyici adım, Çocuk Adalet Merkezi’mizde sürdürdüğümüz bu hassas çalışmalarla bütünleşmekte; böylece Eskişehir, çocuk adaleti konusunda ulusal ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı suçtan uzak, eğitimle iç içe, vicdanlı ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek temel sorumluluğumuzdur. Bu iş birliğinin, Eskişehir’imizdeki tüm eğitim kurumlarında mevcut olan güvenlik ve huzur iklimini korumasını temenni ediyorum. Seminerimizin verimli geçmesini diliyor, geleceğimizin teminatı çocuklarımız için gösterdiğiniz gayretten ötürü her birinize teşekkür ediyorum" dedi. "Mücadeleyi hep birlikte vermeye devam edeceğiz" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz da konuşmasında, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların teknolojiyle iç içe büyüdüğünü ancak bu sürecin doğru yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu dijital dünyadan çocuklarımızı tamamen uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan, bu imkânları kontrollü ve çocuklarımızın yararına olacak şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Bunun mücadelesini hep birlikte vermeye devam edeceğiz." dedi. Öğretmenlerin çocukların hayatındaki belirleyici rolüne vurgu yapan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Öğretmenlerimiz, çocuklarımızın yetişmesinde ve doğru yönlendirilmesinde en önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklarımızla birebir güçlü iletişim kurulduğunda, onların davranışlarını doğru okuyup yanlış yollardan uzaklaştırmak mümkündür. Sizler, birçok evladımızı karanlığa giden yoldan döndürebilecek en güçlü rehberlersiniz." ifadelerini kullandı.
İstanbul Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi. Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor. NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor. Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı. "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır" HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı. Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu. "Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi" Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi. "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var" Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi.