GÜNDEM - 08 Mayıs 2026 Cuma 14:41

Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı

A
A
A
Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı

Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi.


Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor.


NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor. Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı.



"ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır"


HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı.


Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu.



"Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi"


Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi.



"TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var"


Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi.



Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Başıboş sokak köpekleri için Erzurum modeli önerisi İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Valilik görevindeyken uyguladığı ‘Erzurum Modeli’yle kentteki tüm sahipsiz köpeklerin toplatıldığına dikkat çeken AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, diğer illerde de ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. AK Parti Erzurum Milletvekili Av. Abdurrahim Fırat, başıboş sokak köpekleri için ‘Erzurum Modeli’nin uygulanması çağrısında bulundu. Yaptığı yazılı açıklamada, tüm canlıların Allah’ın yarattığı varlıklar olduğunun altını çizen Fırat, "Dinimiz, hayvanlara eziyet edilmemesini, onlara merhametle yaklaşılmasını emretmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) de susuzluktan ölmek üzere olan bir köpeğe su veren kişinin Allah’ın rızasını kazandığını bildirmiştir" ifadelerini kullandı. "Aileler köpek saldırısı endişesi yaşamamalı" "Bununla birlikte insan hayatını ve halk sağlığını tehdit eden durumlara karşı gerekli tedbirlerin alınması da esastır" diyen Fırat, şöyle devam etti: "Ne yazık ki sahipsiz sokak köpekleri kaynaklı güvenlik sorunları devam etmektedir. Aileler, çocuklarını evden gönderirken köpek saldırısı endişesi yaşamamalıdır. Ancak bugün birçok vatandaşımız başıboş sokak köpeklerinin saldırıları sonucu yaralanmakta, hatta hayatını kaybetmektedir." Çözüm kanunu uygulamaktan geçiyor Bu sorunun çözümünün belediyeler ve yerel yönetimlere kanunla verilen görevlerin eksiksiz yerine getirilmesinden geçtiğine işaret eden Fırat, "Sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerine götürülmesi, kısırlaştırılması, aşılanması ve sahiplendirilmesi süreçleri etkin şekilde yürütüldüğünde, sorun büyük ölçüde çözülecektir" değerlendirmesini yaptı. Erzurum modeliyle tüm sahipsiz köpekler toplandı Bu noktada tüm illerde "Erzurum Modelinin" uygulanmasını talep ettiklerini kaydeden Fırat, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin Erzurum Valisi olduğu dönemde, kentteki tüm sokak köpeklerinin toplatıldığını hatırlattı. Fırat, şunları aktardı: "İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çitçi’nin Erzurum Valiliği döneminde yürütülen çalışmalar neticesinde, şehrimizde önemli başarı elde edilmiştir. 29 Eylül 2025 tarihinde Erzurum’da sokakta bulunan köpek sayısı 3 bin 899 olarak tespit edilmiş, yürütülen çalışmalar sonucunda 4 Kasım 2025 itibarıyla bu sayı sıfırlanmıştır. Ayrıca İl Tarım Müdürlüğü koordinesinde toplam 4 bin 512 sahiplendirme işlemi gerçekleştirilmiş, hayvanların sahiplenilmesi teşvik edilmiştir. Erzurum’da 112 Çağrı Merkezi üzerinden yapılan ihbarlar doğrultusunda ekipler anında harekete geçmekte, başıboş sokak köpekleri toplanarak hayvan bakımevlerine götürülmektedir." Ege ve Marmara’dan bile köpek getiriyorlar Erzurum’un en önemli sorunlarından birisinin ise başka illerden ‘transport’ ve ‘yer değiştirme’ yöntemiyle hayvan bırakılması olduğunu açıklayan Fırat, "Sokak köpeği bulunmayan bölgelerde dahi kısa sürede yeni hayvanların ortaya çıktığı görülmektedir. Ege ve Marmara’daki illerden getirildiği anlaşılan küpeli köpekler bile Erzurum’da tespit edilmiştir" bilgisini verdi. 50 dönüm arazi üzerine doğal yaşam alanı AK Parti Erzurum Milletvekili Abdurrahim Fırat, tüm bu zorluklara rağmen Erzurum’un, örnek ve öncü rolünü sürdürdüğünü vurguladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından sahipsiz hayvanlar için 50 dönümlük arazi üzerine, 5 bin hayvan kapasiteli doğal yaşam alanı inşa edildiğini aktaran Fırat, "Yaklaşık bir ay sonra faaliyete geçmesi planlanan bu proje dolayısıyla Erzurum Büyükşehir Belediyemizi tebrik ediyoruz" dedi. Vekil Fırat, açıklamasının sonunda "Başıboş sokak köpeklerinden kaynaklanan güvenlik ve sağlık tehdidinin ortadan kaldırılması konusunda Erzurum’daki uygulamaların diğer kentlerde örnek alınması" temennisinde bulundu.
Kayseri Başkan Özdoğan: "Annelerimiz, güçlü toplumun en sağlam temelidir" Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan; Anneler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajında, annelerin aile yapısının temel direği, sevginin ve fedakârlığın en güçlü temsilcisi olduğunu ifade etti. Başkan Bilal Özdoğan mesajında şu ifadelere yer verdi; "Hayatımızın her anında sevgisiyle yanımızda olan, fedakârlıklarıyla bizleri büyüten, ailemizin ve toplumumuzun temelini oluşturan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü gönülden kutluyorum. Annelerimiz; merhametin, sabrın, şefkatin ve karşılıksız sevginin en güzel timsalidir. Geleceğe güvenle bakan güçlü bireylerin yetişmesinde en büyük pay yine annelerimize aittir." Başkan Özdoğan, annelerin sadece aile içinde değil toplumun her alanında önemli bir görev üstlendiğini belirterek; ""Annelerimiz, kültürümüzü, değerlerimizi ve birlik ruhumuzu gelecek nesillere aktaran en önemli hazinemizdir. Özellikle vatan uğruna evlatlarını toprağa veren şehit annelerimiz başta olmak üzere, fedakârlıklarıyla hayatımıza yön veren tüm annelerimize minnettarız. Onların duaları ve emekleri, güçlü bir toplumun en sağlam temelidir" değerlendirmesinde bulundu. Mesajının sonunda tüm annelere sağlık, huzur ve mutluluk dileklerini ileten Başkan Özdoğan; "Başta şehit ve gazi annelerimiz olmak üzere, ömrünü ailesine adayan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü kutluyor, ahirete irtihal etmiş annelerimizi rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerini kullandı.
Ankara Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Kayseri Konuşmak için çağırdığı eşini boğazını keserek öldüren sanığa ağırlaştırılmış müebbet Kayseri’de boşanma aşamasındaki eşini boğazını keserek öldüren sanık indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu. Kayseri’de boşanma aşamasında olduğu eşi Rabia A’yı defalarca bıçakladıktan sonra, boğazını keserek öldüren R.A.’nın yargılanmasına Kayseri 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmaya tutuklu sanık R.A ve avukatı ile öldürülen Rabia A.’nın anne-babası ve avukatlar katıldı. Duruşmada konuşan avukatlar; sanığın Rabia A.’yı canavarca hisle defalarca bıçakladıktan sonra boğazını keserek öldürdüğünü belirterek, verilecek cezada bu durumun göz önünde bulundurulmasını istedi. Sanığın önceki duruşmadaki ifadelerinin haksız tahrik indirimi almaya yönelik olduğunu belirten avukatlar, mahkeme heyetinden indirim uygulanmamasını talep etti. Rabia A.’nın babası sanığın en üst sınırdan cezalandırılmasını isterken annesi ise idam edilmesini istediğini söyledi. "Canavarca hisle yapmadım" Cinayeti canavarca hisle yapmadığını söyleyen R.A, savunmasında öldürdüğü eşinin ailesinin avukatların yönlendirmesiyle kendisinin aleyhinde ifade verdiğini öne sürdü. Eşini ve özgürlüğünü kaybettiğini belirten R.A. psikolojisinin bozuk olduğunu belirterek mahkemeden kendisini tedaviye göndermelerini talep etti. Yapılan yargılama sonucu mahkeme heyeti R.A.’yı boşanma aşamasındaki eşini öldürme suçunun sabit olduğuna hükmederek, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Kararı oy birliği ile alan mahkeme heyeti R.A’ya ayrıca bıçak taşıdığı için 6136 sayılı Kanuna Muhalefet suçundan de 8 ay hapis ve 5 bin lira para cezasına hükmetti. Olay Melikgazi ilçesinde 14 Kasım 2025’te meydana gelen olayda R.A. konuşmak için çağırdığı boşanma aşamasındaki eşi Rabia A.’yı sokak ortasında bıçaklayarak öldürdü. Olay sonrası kaçan şüpheli R.A., polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı.