ASAYİŞ - 10 Şubat 2026 Salı 18:20

İstanbul’da Ramazan ayı öncesi gıda denetimi devam ediyor

A
A
A

İstanbul Bağcılar’da Ramazan ayı öncesi İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ticaret İl Müdürlüğü ekiplerince gıda işletmelerine ve ürünlerine yönelik gıda denetimi gerçekleştirildi

Ticaret Bakanlığı tarafından Ramazan ayı öncesi İstanbul genelinde 39 ilçede gıda denetimleri eşzamanlı olarak devam ediyor. Ramazan ayı öncesi vatandaşların sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşabilmesi için Bağcılar’da kasaplara yönelik gıda denetimi yapıldı. Ürünlerin son kullanma tarihi, saklama şartları, soğuk gıda zincirine ve hijyenik şartlara uygunluğu kontrol edilirken, denetimlerde kurallara uymadığı tespit edilen işletmelere ise cezai işlem uygulandı.

"39 ilçemizde 7 gün 24 saat aralıksız denetimlerimize devam ediyoruz"

Denetim sonrasında açıklama yapan İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürü Suat Parıldar, "5999 sayılı kanun kapsamında gıda denetimi gerçekleştiriyoruz. Gıda denetimlerimizde öncelikle işletmemiz kayıtlı ve onaylı bir işletme mi ? Bizim tarafımızdan bir izlenelebilirliği var mı? İşletmede çalışan personelin hijyen eğitim belgelerini kontrol ediyoruz. Ürün bazında ise ürünlerin saklama şartlarını, son tüketim tarihlerini, hem de ürünlerin hazırlanma ortamlarını yerinde kontrol ediyoruz. Denetim esnasında ihtiyaç durumunda gıda ürünlerinden numune alarak laboratuvar ortamında analizini istiyoruz. Az önce bir işletmede et ürününden numune aldık" dedi.

Fahiş fiyat konusunda denetimleri sıklaştırdıklarını dile getiren Parıldar, "İstanbul’da 136 bin gıda işletmemiz var ve bu gıda işletmelerimizde 2025 yılında yaklaşık 230 bin denetim gerçekleştirdik. 2026 Ocak ayında ise sadece gıda işletmelerinde 16 bini aşkın denetim, ithalat ve ihracatı da işin içine katarsak 20 bine yakın denetim gerçekleştirdik. Yine 2025 yılında 10 binin üzerinde işletmeye tespit etmiş olduğumuz usulsüzlüklere mevzuatı kapsamında 621 milyon liraya yakın cezai işlem uyguladık, 2026 Ocak ayı içerisinde de yaklaşık 20 bin denetimimiz içerisinde uygunsuz faaliyette bulunan 620 işletmeyle ilgili 42 milyon lirayı aşkın cezai işlem uyguladık. Sayın bakanımızın her ortamda dile getirdiği gibi gıdada toleransımız sıfır. Dolayısıyla Ramazan ayını tüketicilerimizin sağlıklı ve güvenilir gıda ile idrak etmesi açısından da 800’ün üzerinde gıda kontrol görevlisi arkadaşlarımızla beraber 39 ilçemizde 7 gün 24 saat aralıksız denetimlerimize devam ediyoruz. Ürünle ilgili şüpheli bir durum düşülürse ALO 174 hattında bize ulaşabilirler. Ayrıca tüketicilerimizden gıda israfı konusunda titiz davranmalarını istiyoruz" dedi.

"9 gün içerisinde Ticaret İl Müdürlüğü olarak İstanbul’da bin 384 iş yeri denetledik"

Denetime katılan İstanbul Ticaret İl Müdürü İsmail Menteşe ise, "Ticaret Bakanlığı olarak Tarım İl Müdürlüğümüz ile birlikte Bağcılar’da denetimlerimize devam ediyoruz, yaklaşan Ramazan ayı öncesi denetim yapıyoruz. Ramazan ayı öncesi denetimlerimize yoğunluk verdik. 9 gün içerisinde Ticaret İl Müdürlüğü olarak İstanbul’da bin 384 iş yerini denetledik. Yaklaşık 292 bin 795 ürünü hem fiyat etiketi hem de fahiş fiyat açısından inceledik, bu incelemelerimiz sonucunda 3 bin 759 aykırılık tespit ettik. Yaklaşık 21 milyon lira civarında idari işlem uyguladık. Bazı toptan gıda firmalarımız yerel ve ulusal bazı marketlerimiz Ramazan ayı dolayısıyla bazı ürünlerde fiyatları sabit tutma ve düşürme kararı aldılar. Onları da buradan tebrik ediyoruz. Denetimlerimiz kapsamında fiyat etiketi ve fiyat değişim tarihlerini inceliyoruz. Ramazan ayı boyunca denetimlerimize devam edeceğiz" dedi.

Emre Aslanergün



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İran Milli Günü Ankara’da kutlandı İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü Ankara’da düzenlenen resepsiyonla kutlandı. İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümü ve İran Milli Günü dolayısıyla Ankara’da bir otelde resepsiyon verildi. İran’ın Ankara Büyükelçisi Mohammad Hassan Habibollahzadeh’in ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dışişleri Bakan Yardımcısı Musa Kulaklıkaya, yabancı misyon şefleri ve çok sayıda davetli katıldı. İki ülkenin de milli marşlarının okunmasının ardından Büyükelçi Habibullahzade ve Bakan Yumaklı konuşma yaptı. Habibullahzade, İran İslam Devrimi’nin tarihi önemine işaret ederek, "1979 kışı, İran halkının özgürlük ve bağımsızlık iradesinin ayak seslerinin yankılandığı ve İran-İslam kimliğinin azamet ve ihtişamının tarih sayfalarına yeniden kazındığı bir döneme dönüşmüştü" dedi. Türkiye ile İran arasındaki ilişkilere değinen Habibullahzade, "İran İslam Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, iki komşu ülke arasında karşılıklı saygıya dayalı, değerli ve kardeşçe ilişkilerin örnek bir göstergesidir" ifadesini kullandı. Bölgesel meselelerde ortak tutuma vurgu yapan Habibullahzade, "İran ve Türkiye, bölgeye yönelik dış müdahaleleri reddetmekte ve sorunların bölge ülkeleri düzeyinde çözülmesi gerektiğine inanmaktadı" diye konuştu. Resepsiyonda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da Türkiye ile İran arasındaki ilişkilerin tarihi ve kültürel bağlara dayandığını belirterek, "Türkiye ve İran, tarihi ve kültürel kökleri bulunan dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri temelinde, siyasi, ticari, kültürel ve diğer alanlardaki iş birlikleriyle birbirlerine derinden bağlıdır" dedi. İkili ilişkilerin üst düzey ve teknik ziyaretlerle ilerletildiğini ifade eden Yumaklı, "İlişkilerimizi yeni hedefler belirleyerek geliştirmeye devam ediyoruz. İkili ziyaretlerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası platformlarda da yakın temas ve iş birliği içerisindeyiz" değerlendirmesinde bulundu. Yumaklı, Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin ikili ilişkilerdeki rolüne dikkati çekerek, "İkili ilişkilerimizin kurumsallaşmasında ve dinamizm kazanmasında, 2014 yılında ihdas ettiğimiz Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin önemli etkisi ve katkısı olmuştur" ifadelerini kullandı. Konsey bünyesinde yürütülen çalışmalara değinen Yumaklı, "Siyasi, ekonomik, kültürel, bilimsel ve güvenlik alanlarındaki ilişkilerimizi gözden geçiriyor, iş birliğimizi ilerletmek için atılacak adımları belirliyor, güncel bölgesel konuları da ele alıyoruz" dedi. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyinin dokuzuncu toplantısına ilişkin bilgi veren Yumaklı, "Konseyin dokuzuncu toplantısını, Sayın Cumhurbaşkanımız ile İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkian’ın öncülüklerinde Tahran’da gerçekleştirmeye yönelik hazırlıklarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. Ticari ilişkilere de değinen Yumaklı, "Bölgenin iki büyük gücü ve sınır komşusu olmamız hasebiyle İran’la ticaretimiz ilişkilerimizin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. 2025 yılında 5 milyar doların üzerinde gerçekleşen ikili ticaret hacmimizi yeterli bulmuyoruz" ifadelerini kullandı. Yumaklı, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinde Karma Ekonomik Komisyon toplantılarının önemine işaret ederek, "Aralık 2024’te düzenlenen komisyon toplantısında alınan kararların etkin şekilde hayata geçirilmesiyle birlikte iş birliğimizi ve sınır ticaretimizi daha da güçlendireceğimize inanıyoruz" dedi.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında yargılanan Ahmet Özer savunma yaptı Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne ilişkin davada daha önce Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuksuz sanık Ahmet Özer yaptığı savunmada, "Kendisi, ben görevden geldikten sonra tebrik amacıyla ziyaretime geldiğini söylemektedir. Ben Aktaş’ı cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım. Daha önce kendisiyle bir ilişkim, ticari bağım veya irtibatım olmamıştır" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen çıkar amaçlı suç örgütü tarafından aralarında tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, tahliye edilen Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile tahliye edilip görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında, 200 sanık 27 Ocak Salı günü ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. Bu hafta Aziz İhsan Aktaş ilk kez savunma yapacak Yargılama, 3’üncü haftasında da sürerken, dün tutuksuz sanıkların savunmalarına başlanmıştı. Dün görülen duruşmada, 16 sanığın savunması tamamlandı. Bu hafta devam eden duruşmada, iddianamede 187 yıldan 450 yıla hapsi istenen, örgüt lideri olarak aktarılan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında 4 Haziran 2025 tarihinde tahliye olan tutuksuz sanık Aziz İhsan Aktaş başta olmak üzere toplam 167 tutuksuz sanığın savunmaları alınmaya devam ediliyor. Duruşmada, iddianamede ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen görevinden uzaklaştırılan İETT Muhasebe Müdürü tutuksuz sanık Ali Haydar Topçu savunma yaptı. Topçu savunmasında, "Benim dahil olduğum hiçbir ihalede usulsüzlük bulunmamaktadır. Tüm ihaleler usulüne uygun gerçekleştirilmiştir" ifadelerini kullandı. "Raporlarda açıkça belirtilen husus, herhangi bir ihale fesadı tespiti olmadığıdır" Esenyurt Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan ve 11 Kasım 2025 tarihinde ise tahliye edilen Ahmet Özer savunma yaptı. Özer savunmasında ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını kabul etmediğini belirterek, "Tüm Esenyurt benim ihaleye fesat karıştırmayacağımı biliyor. Belediyeye zarar vermedim. Ne ihale bilirim, ne de ihaleye fesat karıştırmayı. Mevkiler geçicidir. Ben iz bırakmak için geldim. Hayatımın en önemli zamanlarını bu tür işlerle geçirmek için gelmedim. Belediye başkanı olmadan önce, mahkeme yüzü görmedim. Ben boş ve mesnetsiz bir dosyadan tutuklandım. Bilimsel inceleme ve denetim raporlarında, hakkımda "ihaleye fesat karıştırma" şüphesi bulunduğu anlatılmaktadır. Hangi bilimsel inceleme raporunda böyle bir tespit vardır? Dosyada iki adet bilirkişi inceleme raporu bulunmaktadır. Bu raporların hiçbirinde ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçuna dair tek bir tespit, tek bir değerlendirme yoktur. Buna rağmen bu başlık altında işlem yapılması anlaşılır değildir. İddialara ilişkin hazırlanan raporların tamamında, ihale fesadı iddiasına ilişkin herhangi bir bulguya yer verilmemiştir. Eğer böyle bir şüphe olsaydı, raporların içinde açıkça yer alırdı. Çünkü bilirkişilerin görevi, tespit ettikleri hususları rapora yazmaktır. Yazılmamışsa, yoktur. Aksine, raporlarda açıkça belirtilen husus, herhangi bir ihale fesadı tespiti olmadığıdır. En fazla, denetim görevine ilişkin idari değerlendirmeler yapılmıştır. Bu da ceza hukuku anlamında suç teşkil eden bir durum değildir" ifadelerini kullandı. "Hukukta olmayan bir şey varmış gibi kabul edilemez" Savunmasının devamında, düzenlenen raporlarda bir suç isnadının olmadığını savuman sanık Özer, "Ben hayatım boyunca kamu görevini en üst düzey sorumlulukla yerine getirdim. Müfettişlik ve denetim görevleri üstlendim. Yüzlerce dosyada görev aldım ve hazırladığım raporlar ilgili kurumlara sunuldu. Bugüne kadar görevimle ilgili kesinleşmiş bir suç isnadı olmamıştır. Ayrıca daha önce görev aldığım dosyalarla ilgili açılan davaların tamamı yargı denetiminden geçmiş, hukuki olarak sonuçlanmıştır. Hazırlanan raporlar yargı makamlarınca değerlendirilmiş ve hukuka aykırı bir durum tespit edilmemiştir. Bugün gelinen noktada, alanında uzman, farklı kurumlarda görev yapmış kişilerin hazırladığı raporlarda bulunmayan bir suç, varmış gibi gösterilmeye çalışılması son derece ağır ve haksız bir durumdur. Hukukta olmayan bir şey varmış gibi kabul edilemez. Eğer bir suç tespiti varsa, raporda olur, yoksa yoktur. Dosyada ‘ihaleye fesat karıştırma’ suçuna dair somut, teknik, hukuki hiçbir tespit bulunmamaktadır. Buna rağmen varmış gibi değerlendirilmesi hukuken de vicdanen de kabul edilemez. Burada dinlenen tanıkların hiçbiri, benim ihalelere müdahil olduğumu ya da ihaleye fesat karıştırdığımı söylememiştir. Aksine, burada avukatların huzurunda her birine açık ve net şekilde şu soruyu yönelttim; ‘Belediye Başkanı Ahmet Özer’in ihale sürecinde, ihalenin birilerine verilmesi için size herhangi bir baskısı, telkini veya yönlendirmesi oldu mu?’ dedim. Hepsi tek tek, açık şekilde olmadığını beyan etmiştir. Dosyada yer alan tüm tanık anlatımları, benim herhangi bir baskı, telkin ya da yönlendirmede bulunmadığımı açıkça ortaya koymaktadır. Buna rağmen, böyle bir durum varmış gibi iddia edilmesi tamamen gerçeğe aykırıdır ve tarafımdan kesin şekilde reddedilmektedir. Hakkımda 2015 yılından itibaren çeşitli iddialar ileri sürülmüş, göreve geldikten sonra birlikte çalışacağım kişileri seçmem, suç gibi gösterilerek üzerimde olumsuz bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa her belediye başkanı, hukuken ve idari olarak birlikte çalışacağı kadroyu seçme yetkisine sahiptir. Bu, suç değil, görevin gereğidir. Bu durumun sanki hukuka aykırıymış gibi sunulması doğru değildir. İddia edilenin aksine, söz konusu ihalelerin planlanmasında şahsıma ait özel bir yönlendirme ya da ayrıcalık söz konusu değildir. Süreç tamamen ihale mevzuatı ve hizmet ihtiyacı çerçevesinde yürütülmüştür" şeklinde konuştu. "Aktaş’ı cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım" Özer savunmasının devamında, "Ne yazık ki dosyada, tüm belediye başkanlarının sanki rüşvet ve usulsüzlük içinde olduğu gibi genelleyici ve ağır bir algı oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa ortada somut bir rüşvet, somut bir menfaat temini veya kanuna aykırı bir işlem yoktur. İhaleye fesat karıştırma ve benzeri suçlamalar ileri sürülmektedir. Dolayısıyla fiilen başlamamış bir ihaleye ilişkin sorumluluğun tarafıma yüklenmesi hukuken mümkün değildir. İddia makamı, iddianamede benim ve birlikte görev yaptığım kamu görevlilerinin rüşvetle bağlantılı olduğuna dair somut bir delil ortaya koyamamıştır. Bu yönde yalnızca varsayıma dayalı değerlendirmeler yapılmıştır. Bugün hakkımdaki iddialar, somut delile değil, varsayıma ve yorumlara dayanmaktadır. Bu nedenle dosyanın; tanık beyanları, bilirkişi raporları ve somut deliller çerçevesinde değerlendirilmesini, hakkımdaki isnatların bu gerçekler ışığında ele alınmasını arz ediyorum. Olmayan deliller varmış gibi yazılarak iddianame hazırlamış ve biz mağdur edilmişizdir. Bir ihale yaptık ama biz başlatmadık. Biz hak ediş yapmadık bir kuruş ödeme yapmadım. İhaleyi yapan kayyum yönetimidir. Para ödeyen de o dur. Madem İhaleye fesat karıştırıldı o halde kayyumun burada olması lazım. İddia makamını iddiaları mesnetsizdir. İddianamede üzerine atılı kısımlar kulaktan dolma bilgidir. Benim hakkımda böyle bir şeyler anlatan kişiler gizli tanıklardır" dedi. Aziz İhsan Aktaş ile aralarında geçen görüşmelere ilişkin de savunma yapan sanık Özer, "Aziz İhsan Aktaş ile ilgili de bir hususu açıklamak isterim. Kendisi, ben göreve geldikten sonra tebrik amacıyla ziyaretime geldiğini söylemektedir. Ben Aktaş’ı, cezaevi sürecinden, dosya kamuoyuna yansıdıktan sonra tanıdım. Daha önce kendisiyle bir ilişkim, ticari bağım veya irtibatım olmamıştır. Yoğun görev temposu içinde yüzlerce kişiyle temas eden bir yönetici olarak, kendisiyle özel bir ilişki kurmam söz konusu değildir. İddia makamı bazı konularda Aziz İhsan Aktaş’ın beyanlarını doğru kabul ederken, benimle ilgili kısmı kabul etmemektedir. Bu durum açık bir çelişkidir" diye konuştu. Duruşmada, Esenyurt Belediye personeli tutuksuz sanık Mustafa Seymen savunma yapıyor.