KÜLTÜR SANAT - 26 Haziran 2024 Çarşamba 09:02

İstanbul’un sokaklarında tarihe tanıklık eden merhametin simgesi mola taşları

A
A
A

Osmanlı Cihan Devleti’nin merhametini gösteren geleneklerinden olan mola taşları, tarihte hamalların yol boyunca dinlenebilmesi için inşa ettirildi. Günümüze ulaşan ve tarihe tanıklık eden taşlar hakkında konuşan Tarihçi Zafer Bilgi, “Basit görünen, sıradanlaşmış, insanların yanından geçerken pek anlam veremeyeceği yükseltilerdir. Bunlar bir açık hava müzesinin parçalarıdır. Sokak mobilyası gibi düşünülebilir. Osmanlı medeniyetinin, merhametinin ve şefkatinin yansıması olarak buralarda yaşıyorlar” dedi.

Osmanlı Cihan Devleti’nin yaptırdığı, hamalların yol boyunca dinlenmesini sağlayan ’mola taşları’ tarihe tanıklık eden gelenekler arasında bulunuyordu. Yakın tarihe kadar ağır yükleri hamallar, sırtlarında semer denilen ve içi samanla doldurulmuş arkalık ile taşırlardı. Hamalın sırtına eşyalar iki kişi tarafından yüklenirdi. Yol boyunca hamal, sırtına eşyaları yükleyeceği iki kişi bulamayacağı için dinlenemezdi. Osmanlı Devleti hamalların yol üzerinde bir süre oturarak nefes alabileceği taşlar inşa ettirdi. Yerden yüksekliği yaklaşık 70 santimetre olan mola taşları, halkını düşünen Osmanlı’nın şefkatini ve merhametini gösteriyor. Belirli sokak kenarlarında bulunan bu taş sekiler, bir sütun parçası ya da mermer bloktan oluşurdu. Farklı malzemeden yapıldıkları gibi şekilleri de konumuna göre değişirdi. İstanbul’da günümüze ulaşan pek çok mola taşı bulunuyor.

İstanbul’un sokaklarında tarihe tanıklık eden merhametin simgesi mola taşları

“Mola taşları sokak mobilyası gibi düşünülebilir”

Mola taşlarını anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, “Osmanlı Devleti’nde medeniyetin topluma uzanan sinir uçları var. Sinir uçlarından bir tanesi merhametin ve şefkatin göstergesi olarak taşlarda yaşayan ince detaylardır. Bu detaylardan bazıları yokuşların başlarına konumlandırılan mola taşları veya hamal taşları. Basit görünen, sıradanlaşmış, insanların yanından geçerken pek anlam veremeyeceği yükseltilerdir. Osmanlı, Vefa yokuşu ve Taş Tekkeler denilen Süleymaniye’ye açılan yokuşun arasına bir sebil, hayvanlar için bir yalak çeşme ile insanlar için çeşme konumlandırılıyor. Bu çeşmelerin hemen başına hamallar buradan küfelerini taşıyarak geçtikleri için hamal, mola taşı dediğimiz eklentiler koyuyor. Bunlar bir açık hava müzesinin parçalarıdır. Bunlar sokak mobilyası gibi düşünülebilir. Bir yerde Osmanlı medeniyetinin, merhametinin ve şefkatinin yansıması olarak buralarda yaşıyor. Osmanlı’nın bu şefkat göstergeleri bizim bugün toplumumuzun da en fazla önem vermesi gereken, anlam arayışı içerisinde kendimizi kaybettiğimiz noktalarda o çıkmazlardan çıkarak alanlar. Biz biraz şefkatten uzak bir topluma doğru sürükleniyoruz. İmani olarak belki biraz daha içimizde bu duyguları tam özümseyerek yaşamamızın bir yansıması olarak üzerimizde kalıyor” şeklinde konuştu.

İstanbul’un sokaklarında tarihe tanıklık eden merhametin simgesi mola taşları

“500 yıl önce anlam arayışını bulan medeniyetin hamallara bakılan merhametli bakışa ihtiyacımız var”

Eminönü’nden yukarı doğru çıkarken hamal taşı koyacak bir yer kalmadığını belirten Bilgi, “Ne yapmışlar biliyor musunuz? Yokuşun dik olduğu yerdeki caminin köşe noktasına bir çıkıntı yapmış. Oraya küfesini koysun, dinlensin. Hamallar orada nefeslensin ve devam etsin diye yapılmış. Bugünkü bakış açısıyla oradaki kişiler bu çıkıntı eğreti duruyor diye orayı tıraşlayıp düzeltmeye kalkıyorlar veya insanların üzerine su sıçrıyor diye camilerde güvercinler için yapılan su çanaklarını dolduruyorlar. Estetik bakış açısındaki farklarla bağlantılı. Biz aslında 500 yıl önceki bu anlam arayışını bulan medeniyetin bu tarz dokunuşlarını, yani mola taşlarını, hamallara bakılan o merhametli bakışa müthiş ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

İstanbul’un sokaklarında tarihe tanıklık eden merhametin simgesi mola taşları

Semanur Kaygısız - Ahmet Faruk Sarıkoç 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Zeyyat Kafkas: "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" Trabzonspor Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarının yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey olmadığını belirterek, "Asıl çirkinlik, etik değerleri ayaklar altına alıp sonra ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasında Trabzonspor’un sahasında Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiği maçın ardından Kulüp Asbaşkanı Zeyyat Kafkas, Galatasaray İkinci Başkanı Metin Öztürk’ün açıklamalarına sert tepki gösterdi. Kafkas, yaptığı açıklamada, Öztürk’ün ifadelerinin gerçekleri çarpıttığını belirterek, "Galatasaray’ı 2-1 mağlup ettiğimiz maçtan sonra Metin Öztürk’ün hadsiz ve gerçekleri çarpıtan açıklamaları, yaşananların üstünü örtme çabasından başka bir şey değildir" dedi. Trabzon’da misafirperverliğin her zaman ön planda olduğunu vurgulayan Kafkas, "Her şeyden önce bilinmelidir ki; Trabzon’a gelen herkese bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kulübümüzün vakarına yakışır şekilde misafirperverlik gösterilir. Bu bizim kültürümüzdür" ifadelerini kullandı. Açıklamasında Galatasaray cephesini etik dışı davranmakla suçlayan Kafkas, şu ifadelere yer verdi: "Ancak hiç kimse, kendi kirli hesaplarının doğurduğu sonuçları Trabzonspor’a ‘çirkinlik’ yaftası yapıştırarak gizleyemez. Metin Öztürk’ün ‘çirkinlik’ diye tarif etmeye çalıştığı tablo, bizzat temsil ettiği anlayışın ürünüdür. Çünkü asıl çirkinlik; sözleşmesi devam eden oyuncularla kulübünü devre dışı bırakarak gizli görüşmeler yapmaktır. Asıl çirkinlik; milli takım kampında, gözlerden uzak temaslarla futbolcumuzun aklını çelmeye kalkmaktır. Asıl çirkinlik; yöneticilerin ofislerinde oyuncu çağırıp gizli planlarla iş bitirmeye çalışmaktır. Asıl çirkinlik; etik değerleri ayaklar altına alıp sonra dönüp ‘mağdur edebiyatı’ yapmaktır." Bir oyuncu transferi üzerinden de eleştirilerini sürdüren Kafkas, "Asıl çirkinlik, bizim anlaşma sağladığımız 18 yaşındaki bir oyuncuya sonradan daha yüksek para teklif edip transferi o şekilde bozmaktır. Asıl çirkinlik, bununla da yetinmeyip bu akşam çıkıp utanmadan, sıkılmadan, pişkin pişkin ‘parasını verip aldık’ diyebilecek kadar aciz bir duruma düşmektir" dedi. Trabzonspor’un hiçbir kulübü düşman olarak görmediğini belirten Kafkas, "Fakat Trabzonspor’un hukukuna, emeğine ve onuruna yönelik bir müdahale varsa, orada tavrımız da duruşumuz da nettir. İhaneti ‘transfer politikası’, kurnazlığı ‘yöneticilik’, organize temasları da ‘doğal süreç’ gibi göstermeye çalışanlara karşı susacak, el uzatacak, yan yana gelecek değiliz" ifadelerini kullandı. Kafkas, açıklamasının sonunda, "Metin Öztürk, kamuoyu önünde hamasi cümleler kurmadan önce, bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini önce kendi vicdanında yapmalıdır. Bugün konuşulan mesele, kimsenin kimseyi nasıl karşıladığı değil; kimin neyi, ne kadar hak ettiği meselesidir" diyerek sözlerini tamamladı.