GÜNDEM - 05 Ocak 2026 Pazartesi 09:45

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

A
A
A

Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın uçuş testleri Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde yapılıyor. Testlerin yanı sıra merkezde, kursiyerlere pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri veriliyor. Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi Birim Lideri Halil Akar, "5 adet KIZILELMA prototipi ürettik, 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız. Şuana kadar AKINCI hava aracında 110 adet hava aracını hem yurt içi hem yurt dışı olmak üzere teslimini gerçekleştirmiş durumdayız. İnşallah bu rakam yıl sonu itibariyle bu rakam 120’ye çıkacak" dedi.

Türk savunma sanayisinin lider firması Baykar oyun kurucu teknolojileriyle dünyada adından söz ettiriyor. Tamamen kendi öz kaynaklarıyla milli ve özgün olarak geliştirdiği Bayraktar TB2, Bayraktar TB3, Bayraktar AKINCI Taarruzi İnsansız Hava Aracı ve Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA gelişmiş kabiliyetlerine her geçen gün yenisini ekliyor.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

Bayraktar KIZILELMA ve Bayraktar AKINCI TİHA’nın testleri Tekirdağ Çorlu’da bulunan Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde gece gündüz aralıksız devam ediyor. Yaklaşık 200 personelin çalıştığı merkezde büyük bir titizlikle çalışılıyor. Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi’nde AKINCI TİHA ve Bayraktar KIZILELMA’nın test uçuşları İhlas Haber Ajansı tarafından görüntülendi.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

Baykar tarafından pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri de veriliyor

Merkezde testlerin yanı sıra, yurt içi ve yurt dışına ihraç edilen AKINCI TİHA’nın pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri veriliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri ve yurt dışından gelen kursiyerler burada çeşitli eğitimlerden geçiyor. Bugüne kadar 2 binin üzerinde son kullanıcıya AKINCI TİHA pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri verildi. KIZILELMA’nın pilotluk ve teknisyenlik eğitimleri ise 2026 yılında başlayacak. Pilot adayları ilk olarak uçağın üzerindeki sistemlerin anlatıldığı teorik sınava tabi tutuluyor, daha sonra simülasyon da uygulamalı eğitime geçiliyor. Simülasyon da başarılı olan kursiyerler uçuş eğitimine katılmaya hak kazanıyorlar. Uçuş testinde başarılı 30 sorti gerçekleştiren kursiyerlere pilotluk sertifikası veriliyor. Pilotluk eğitimleri 5 ay teknisyenlik eğitimleri ise 4 ay sürüyor.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

"200 personelimle bize verilen test görevlerini eğitim ve sevkiyat görevlerini etkin bir şekilde yerine getiriyoruz"

24 saat esasına göre çalışıldığını ifade eden Baykar Uçuş Eğitim ve Test Merkezi Birim Lideri Halil Akar, "Baykar Çorlu Uçuş Eğitim Merkezi’miz, 2019 yılında faaliyetlerine başlamıştır. Burada ki ana faaliyetlerimiz Bayraktar AKINCI ve Bayraktar KIZILELMA hava araçlarımızın test faaliyetleri, son kullanıcı olarak adlandırdığımız kullanıcıların pilotları ve teknisyenlerinin eğitimlerinin verildiği ve son kullanıcıya hava araçlarımızın teslim edildiği yer olarak faaliyetlerimize devam etmekteyiz. Yaklaşık 200 personelimle bize verilen test görevlerini eğitim ve sevkiyat görevlerini etkin bir şekilde yerine getiriyoruz" diye konuştu.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

"AKINCI hava aracı pilotları ve teknisyenlerine eğitim veriyoruz"

Baykar Çorlu Uçuş Eğitim Merkezi’nde AKINCI TİHA pilotları ve teknisyenlerine eğitim verildiğini belirten, Akar, "2021 yılından beri AKINCI hava aracı pilotları ve teknisyenlerine eğitim veriyoruz. Şuana kadar yaklaşık 2 binin üzerinde yurt dışından ve yurt içinden gelen kursiyerlerimize başarılı bir şekilde eğitimlerimizi verdik. Şuan 13 farklı ülkede artı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin envanterinde hava araçlarımız etkin bir şekilde kullanılmakta. Baykar firmamız dünyada en fazla İHA ihraç eden en büyük savunma sanayi şirketi. Şuan da 37 farklı ülkede yüzlerce hava aracımız operasyon icra etmekte. Şuana kadar AKINCI hava aracında 110 adet hava aracını hem yurt içi hem yurt dışı olmak üzere teslimini gerçekleştirmiş durumdayız. İnşallah bu rakam yıl sonu itibariyle bu rakam 120’ye çıkacak" ifadelerini kullandı.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

"KIZILELMA F-16 hava aracı boyutunda bir savaş uçağıdır"

Türkiye’nin ilk insansız savaş uçağı olan Bayraktar KIZILELMA’nın özelliklerinden bahseden Akar, "Biz uçağımızı insansız savaş uçağı olarak adlandırıyoruz. Hava aracımız 10 metre kanat açıklığına sahiptir. Kıyaslamak gerekirse yaklaşık bir F-16 hava aracı boyutunda bir savaş uçağıdır. 8.5 ton maksimum kalkış ağırlığına sahiptir. Faydalı yük kapasitesi 1.5 tondur. Yaklaşık 3 saat hava da kalış süresine sahiptir. Hava aracımızın üzerinde 8 adet mühimmat yükleme istasyonu vardır. Bunlardan 6 adeti kanat altında 2 adeti gövde içerisindedir. KIZILELMA hava aracının en önemli özelliklerinden bir tanesi düşük görünürlüğe sahip olmasıdır. Düşük görünürlüğü sağlamak maksadıyla gövde içerisine iki adet mühimmat yükleme istasyonu geliştirildi. Bu sayede hava aracı düşman radarlarında düşük bir iz görüntüsüne sahip olacak. Bu da harekatta hem hava aracının bekası için hem de icra edeceği görevin bekası için önemli bir etken roldür. KIZILELMA savaş uçağımızın operasyonel irtifası 25 bin feettir. Projedeki gelişmelere göre ilerleyen süreçte bu operasyonel irtifa artacaktır. Yapay zekayı etkin bir şekilde kullanıyoruz. KIZILELMA uçuşlarında kalkış ve inişlerde 2 pilot görev yapıyor. Görev esnasında bir pilot hava aracını uçurmak için yeterli" ifadelerini kullandı.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

"5 adet KIZILELMA prototipi ürettik, 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız"

KIZILELMA 5 tane prototipi olduğunu ifade eden Akar, "Baykar tarafından geliştirilen İHA sistemleri 3 ana alt sistemden oluşmaktadır. Birincisi uçağın kendisi diğer uçağın kontrol edildiği yer kontrol istasyonu ve bu her iki sistemi bir birine bağlayan yer veri terminallerinden oluşmaktadır. Yer veri terminallerimizin bir kısmı anten anteni görme prensibi ile çalışmakta. Bir tanesi de uydu antenleri vasıtasıyla çalışmaktadır. Biz uçuş esnasında gerçek zamanlı veri alışverişi sağlaya biliyoruz antenler vasıtasıyla. Hava aracımız üzerinde bulunan görev bilgisayarları seyrüsefer bilgisayarları ve yazılım bilgisayarlarıyla etkin bir şekilde 3 yedekli olarak kontrol edilmektedir. KIZILELMA hava aracının ilk uçuşu 14 Aralık 2022 yılında bu tesisimizde gerçekleştirildi. Şuana kadar olan süreçte 5 adet KIZILELMA prototipi ürettik. 2 adette seri üretim uçağını üretmiş durumdayız. 2026 yılının ilk çeyreğinde hava aracımızı Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin envanterine teslim etmiş olacağız" dedi.

İşte KIZILELMA ve AKINCI TİHA’nın testlerinin yapıldığı merkez

Zöhre Alagöz - Ahmet Faruk Sarıkoç - İsmail Coşkun

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Ramazan’ın bereketi Demirci’de paylaşıldı Manisa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu Demirci ilçesinde kurduğu iftar sofrasıyla yaşattı. Yüzlerce vatandaşın aynı sofrada oruç açtığı programda hem manevi atmosfer hem de çocuklara yönelik etkinlikler büyük ilgi gördü. Demirci’de düzenlenen iftar programına Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Demirci Belediye Başkanı Erkan Kara, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste, Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) Genel Müdürü Ali Kılıç, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Ata Temiz, CHP Demirci İlçe Başkanı Abdullah Demirkol, muhtarlar, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Vatandaşlarla yakından ilgilenen Başkan Dutlulu, masaları tek tek gezerek talepleri dinledi, çocuklarla sohbet etti. Ramazan ayının dayanışmayı güçlendiren manevi iklimine vurgu yapan Dutlulu, Büyükşehir Belediyesi’nin tüm ilçelerde vatandaşlarla buluşmaya devam edeceğini ifade etti. İftarın ardından düzenlenen etkinlikler ilçede adeta bayram havası estirdi. Hacivat-Karagöz gösterileriyle çocuklar unutulmaz bir akşam yaşadı. Başkan Dutlulu’dan Sefer Şen’e anlamlı hediye Gecenin en anlamlı anlarından biri ise atık malzemelerden kendi enstrümanlarını üreten Sefer Şen’in ödüllendirilmesi oldu. Şen’in üretkenliğini ve çevre duyarlılığını takdir eden Başkan Dutlulu, kendisine keman hediye ederek sanat yolculuğuna destek verdi. "Ramazan, aynı sofrada gönüllerimizi de buluşturuyor" Programda konuşan Başkan Dutlulu, "Ramazan ayı; paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin en güzel şekilde yaşandığı mübarek bir ay. Demirci’de kurduğumuz bu sofrada sadece ekmeğimizi değil, gönüllerimizi de paylaşıyoruz. Manisa’nın her ilçesinde vatandaşlarımızla bir araya gelmeye devam edeceğiz" dedi. Muammer Güder adlı vatandaş, Büyükşehir Belediyesi’nin Demirci’ye önemli yatırımlar yaptığını belirterek özellikle Kent Lokantası hizmetinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tahsin Öner ise etkinliğin sosyal kaynaşmaya katkı sunduğunu ifade etti. Geçen yıl da programa katıldığını belirten Selda Dönmezer, "Bu sofralar toplumsal kenetlenmeyi sağlıyor" derken, Cemile Çoban da çocuklara yönelik etkinliklerden duyduğu memnuniyeti dile getirerek belediye yetkililerine teşekkür etti.
Antalya ATSO Başkanı Ali Bahar’ın ölümüne ilişkin davada savcı mütalaasını açıkladı Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar’ın denizde hayatını kaybetmesine ilişkin davada Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep ederken, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini istedi. Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, "Bu olay kaza değil. Ali’nin o şekilde suya düşmesi mümkün değil" diyerek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Antalya Organize Sanayi Bölgesi ve ATSO Başkanı Ali Bahar, 18 Temmuz 2024 akşamı kendisine ait "Alber" isimli tekneyle iki arkadaşıyla birlikte denize açıldı. Geceyi denizde geçiren üçlü, sabah saatlerinde limana dönmek üzere hareket etti. İddiaya göre Bahar, marinaya yanaştıkları sırada teknede oturmak için kullanılan ve "armut koltuk" olarak bilinen minderin denize düşmesi üzerine suya atladı. Tekneyi kullanan arkadaşı M.S.Ç.’nin manevra yaptığı sırada Bahar motor pervanelerinin arasında kaldı. Durumun fark edilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından sudan çıkarılan Bahar, ambulansla Kemer’deki özel bir hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralı olarak hastaneye götürülen Bahar, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Ali Bahar’ın cenazesi, ATSO’da düzenlenen törenin ardından Uncalı Mezarlığı’nda toprağa verildi. "Kanlar içinde suda gördüm" Kemer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, M.S.Ç. ve Y.C.Ç. hakkında "taksirle ölüme neden olma" suçundan 2 yıldan 6’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Şüpheli M.S.Ç., iddianameye yansıyan ifadesinde olay gününü şu sözlerle anlattı: "Tekneyi Ali Bahar kullandı. Phaselis koyuna demirledik. Birlikte yemek yedik, alkol aldık ve denize girdik. Sabah Kemer’e doğru hareket ettik. Marinaya yaklaşırken armut minderlerden birinin denize düştüğünü söyledi. Mindere yaklaşmak için manevra yaptım. Tornistan yapmamı istedi. Tornistan hareket ettikten birkaç saniye sonra Ali’yi göremedim. Motoru durdurup arkaya koştum. Ali’yi kanlar içerisinde suda gördüm." "Üçümüz de birbirimize fiziksel olarak yakın değildik" Teknede bulunan Y.C.Ç. ise olay sırasında herhangi bir temas yaşanmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Olay günü herhangi bir tartışmamız olmadı. Olay anında hiçbir temasım olmadı. Ne o bana temas etti ne de ben onu ittim. Üçümüz de birbirimize olay anında fiziksel olarak yakın değildik. Teknede hiçbir şekilde ve hiç kimse arasında yakınlık olmadı. Bizim aramızdaki yakınlığın olay anı ve sonucu ile de bir bağı yoktur. Olay anında sevgi amaçlı veya şakalaşma amaçlı dahi olsa herhangi bir temasım olmadı." "Davacı ve şikayetçiyim" Müşteki Şebnem Bahar’ın Cumhuriyet Başsavcılığında alınan beyanı da dosyaya girdi. Bahar ifadesinde şu sözlere yer verdi: "Ali Bahar benim 1992 yılında resmi nikah ile evlendiğim eşimdir. Kendisi uzun yıllardır denizci lisansına sahiptir. Sık sık denize açılır. Tecrübeli bir denizcidir. Olayı öğrendiğim gün yaşadığım şok nedeniyle tansiyonum yükseldi ve alelacele alınan ifadede Sahil Güvenlik personeline şikayetçi olmadığımı söyledim. Ancak o sırada çevremdeki insanların baskı kurması sebebiyle böyle bir ifade vermem gerektiği söylendi. Bu olay neticesinde çeşitli sağlık problemleri yaşadım ve hayati nitelikte bir ameliyat oldum. Olay anına ilişkin bana verilen bilgiler ile dosyadaki bilgiler arasında ciddi farklılıklar olduğunu öğrendim. Tekne kaptanımız Fatih beyden aldığım bilgi doğrultusunda teknemiz karaya vites tornistanda, kontak kapatılmış vaziyette sahil güvenliğe teslim edilmiştir. Tarafımın da uzun yıllardır denizcilik tecrübesi bulunması sebebiyle bu hususun tekneyi o an kullanan M.S.Ç.’nin kusurlu hareketi olduğu kanaatindeyim. Bu hususun incelenmesini talep ediyorum. Olay günü teknede bulunan M.S.Ç. ve Y.C.Ç. isimli şahıslardan ve daha sonra tespit edilecek diğer şahıs veya şahıslardan davacı ve şikayetçiyim." Mahkeme dosyayı ağır cezaya göndermişti Dosya ilk olarak Kemer 4. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülmeye başlandı. Ancak mahkeme, olayda "kasten öldürme" ihtimali bulunduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Antalya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmaya müştekiler, avukatlar ve tutuksuz sanık M.S.Ç. katılırken, sanık Y.C.Ç. duruşmaya SEGBİS aracılığıyla bağlandı. "En yakın arkadaşımı kaybettim" Tutuksuz sanık M.S.Ç., duruşmada yaptığı savunmada Kemer’de görülen önceki duruşmalarda verdiği beyanları tekrar ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Daha önce Kemer’de verdiğim beyanlara ilavem yoktur. Ali çok eski ve özel arkadaşımdır. 30 yılı aşan bir dostluğumuz vardı. Haftanın iki üç günü görüşürdük, her gün telefonla konuşurduk. Nikah şahidimdi. Oğlunun doğduğu günü bildiğim bir insandı. En yakın arkadaşımı ve dostumu kaybettiğim için derin bir üzüntü içerisindeyim. Orada bulunmuş olmaktan dolayı çok üzgünüm ve çok pişmanım. Kendisi çok ısrarcı bir kişilikti. Kazanın meydana geldiği tarihte organize ettiği tekne turuna beni sürekli arayarak davet etti. Tüm ısrarlara rağmen katılmak istemediğimi belirtmeme rağmen kendisini çok sevdiğim için tekne turuna katıldım. Tekne turuna katıldığım için büyük pişmanlık duyuyorum. Bu turun gerçekleşmemesi için her zaman itiraz ettim. Ta ki 13 Temmuz haftasına kadar. Çok yakın bir arkadaşımın annesi vefat edince 1 hafta erteledik. Bu seyahatin yapılması konusunda çok istekli ve çok ısrarcıydı. Bu durumun ortaya çıkmaması adına orada bulundum. Bunun dışında orada bulunduğum için çok pişman ve üzgünüm. Arkadaşlığı korumak adına çelişkili bir ifadem olmuştu fakat daha sonra açıklamamı düzelttim. Bu durumu Ali Bahar’ın vefatından sonra, ilk duruşmadan önce eşi Şebnem hanımın hayati bir operasyonu vardı, daveti üzerine kendisiyle görüştüm ve her şeyi o operasyondan önce anlattım. Olayın o anını içimde her zaman yaşadım. Bir türlü kamera kayıtlarına bakamadım. Ancak bu duruşmaya çıkmadan bir hafta önce kamera kayıtlarına baktım. Kamera kayıtlarındaki dakikalar, sanık C.’nin 112 ile konuşmaları ve orada yaşanan can pazarını tekrar izledim. Anlattıklarımla kamera kayıtlarının örtüştüğünü gördüm. En yakın arkadaşımı kaybettiğim ve o ortamda bulunduğum için pişmanım. Beraatimi istiyorum." "25-30 yıllık denizcilik geçmişim var" Müşteki avukatının olay anında tornistan yapıp yapmadığına ilişkin sorusunu da yanıtlayan M.S.Ç., şöyle devam etti: "Ben C.’nin verdiği beyanları bilmiyorum. Çünkü kendisi teknede bayılmıştı. Teknede yaşadığı korku anı 112 kayıtlarına yansımıştır. 25-30 yıllık denizcilik geçmişim vardır. Bu anlamda tekne kullanımına ilişkin yeterli tecrübeye sahibim. Diğer sanık C.’nin, Ali Bahar denize atladıktan sonra benim tornistan manevrası yaptığıma dair beyanına diyeceğim yok." "Bir can pazarı yaşadık" Tutuksuz sanık Y.C.Ç. ise savunmasını SEGBİS aracılığıyla yaptı. Bodrum’da sabit bir düzeni ve evi bulunduğunu belirten Y.C.Ç., Ali Bahar’ın davetlisi olarak teknede bulunduğunu söyleyerek suçlamaları reddetti. Olayın kendisi için de ağır bir travma olduğunu dile getiren Y.C.Ç., şu ifadeleri kullandı: "Bodrum ilçesinde sabit bir düzenim ve evim var. Savunmamı SEGBİS üzerinden yapacağım. Ali beyin arkadaşı ve davetlisi olarak teknedeydim. Suçlamaları reddediyorum. Hâlâ bu konuyu konuşmak benim için çok güç. Kimsenin şahit olmaması gereken çok üzücü, çok ağır bir hadise yaşandı. Bunun etkileri benim üzerimde de hala devam ediyor. Gelişen olaylar silsilesi içerisinde orada bir can pazarı yaşadık. Bu bir kazaydı. Elimden geleni yaptım. Olay çok ani gelişti. Olayın ardından çok ciddi bir çaba sarf ettik. Bunu yaşayan bilir. Allah düşmanımın başına vermesin. Keşke böyle olmasaydı. Elimizden geleni yaptık. Ali bey çok kıymetli bir insandı, benim için de çok kıymetliydi. Ben hayatımda hiç kaza geçirmedim, herhangi bir kaza anına da tanıklık etmedim. Ne önemli ne de önemsiz bir kazaya dair hiçbir bilgim yok. Ben de M. gibi cesaretimi yeni toplayarak olay görüntülerini yeni izledim ve konuşmaları yeni dinledim. Yardım isteme sebebiyle o an insanlara yalvarıyordum. Olay yaşandıktan sonra defalarca platforma inerek Ali’yi tekneye çıkarmaya çalıştım. Başaramayacağımı anlayınca tekrar yukarı çıktım. Onu kurtarmak için elimden geleni yaptım ama başaramadım. Ali beyi oturduğum yerden son gördüğüm yer, teknenin arka kısmında platforma geçilecek kapının önüydü. Bence arka platforma indi. Ondan sonra alkollü olduğu için düştü ya da atladı, o anı bilmiyorum. Düştüğü ana dair bir ses duymadım. Kaza olan yer marinanın önüdür. Güvenlik kameralarının orayı görmemesi düşünülebilir değil. Çok büyük bir şanssızlık." "Bu olay kaza değil" Duruşmada söz alan Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar ise yaşadıkları sürecin çok ağır olduğunu belirterek sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi. Şebnem Bahar, şu ifadeleri kullandı: "Daha önce hiç adliyeye gelmedim. İlk kez eşimin ölümüyle ilgili buraya geldim. Ali bey Antalya için çok değerli bir insandı. Son bir buçuk yıldır yaşadıklarımızı kelimelerle anlatamam. Çok ciddi sağlık sorunları yaşadım, ölümden döndüm. Çocuklarım için ayakta duruyorum. Duyduklarıma ve gördüklerime inanamıyorum. M.’nin söylediği ‘yakın arkadaş’ kelimesine inanamıyorum. Son nefesime kadar her iki sanıktan da şikayetçiyim. Ben denizci kızıyım, çocukluğum okyanuslarda geçti. Bu olay kaza değil. Ali beyi gördükleri yer çelişkili. Orası bizim üçüncü odamız gibiydi. Ben o teknede her şeyi biliyorum. Anlattıkları her şey yalan. Ali’nin o suya o şekilde düşmesi mümkün değil." Bahar ayrıca sanık Y.C.Ç.’nin olay günü teknede madde kullandığını öğrendiğini öne sürerek, "C. teknede sabah saat 08.00’de madde kullanmış. Bilirkişi raporu Ali’nin tek başına düşmediğini ispatlıyor. Duymamalarına, görmemelerine ihtimal yok" dedi. Şebnem Bahar, duruşma salonundan çıkarıldı Müşteki Şebnem Bahar, eşi Ali Bahar’ın teknenin arka kısmındaki platforma düşme anının çıkardığı sesi gösterebilmek için duruşma sırasında masaya vurdu. Mahkeme başkanı, duruşma düzenini bozduğu gerekçesiyle Şebnem Bahar’ın salondan çıkarılmasına karar verdi. Savcı mütalaasını açıkladı Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada savcı esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Savcı, sanık M.S.Ç.’nin "taksirle ölüme neden olma" suçundan cezalandırılmasını, sanık Y.C.Ç.’nin ise beraatini talep etti. Mahkeme heyeti, sanıkların adli kontrol tedbirlerinin kaldırılması taleplerini reddederken, müşteki avukatının dosyaya yansıyan ses kayıtlarının çözümlenmesi talebini kabul etti. Diğer talepler ise reddedildi. Mahkeme heyeti duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
İstanbul İstanbul Valisi Gül: "İstanbul’da 100 tane kreş, 100 tane anaokulu ve 4-6 yaş Kur’an kursları yapacağız" İstanbul Valiliği tarafından "Muhtarlar İle İftar Buluşması" programı gerçekleştirildi. Vali Davut Gül, "İstanbul’da 100 tane kreş, 100 tane anaokulu ve 100 4-6 yaş Kur’an kursu yapacağız. İhtiyaç olan her mahallede hemen yapmaya başlayacağız" dedi. İstanbul Valiliği tarafından Bakırköy’de, "Muhtarlar İle İftar Buluşması" programı düzenlendi. Bakırköy’deki bir otelde yapılan programa İstanbul Valisi Davut Gül ve davetli çok sayıda muhtar katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından iftar saatinde davetliler oruçlarını açtı. Program sonunda "Mahallenin Gücü İyilikle Büyür" projesi kapsamında Güngören, Gaziosmanpaşa ve Bahçelievler İlçe Kaymakamları ve en fazla kan bağışı alınan noktaların mahalle muhtarlarına Vali Davut Gül tarafından plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan İstanbul Valisi Davut Gül, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde İstanbul’da sizlerle birlikte her mahallede güzel işler yapmaya gayret ediyoruz. Aslında İstanbul’da yapılanları en iyi muhtarlarımız biliyor. Çünkü işin çilesini çeken sizlersiniz. Sıkıntılı dönemi de yaşıyorsunuz. Vatandaşlarımızdaki o rahatlığı da ilk görenler sizlersiniz. Yapılanları biliyorsunuz. Bundan sonra inşallah sizlerle birlikte şöyle bir buçuk sene içerisinde bilemediniz iki sene içerisinde birkaç tane proje uygulayacağız. Bu sayacağım projelerde mahallenin ihtiyacı varsa ve uygun arsa varsa hemen bu ay içerisinde başlayacağız ve bazılarını çelik konstrüksiyondan yıl içinde bitireceğiz. Bazılarını gelecek seneye sarkarsa gelecek sene içinde bitireceğiz. Ne yapacağız? 100 tane kreş yapacağız. Aile ve sosyal hizmetler bakanlığımıza teslim edeceğiz. Dolayısıyla da 6 aylık çocuklar 6 aylıktan sonra 3 yaşına kadar, 4 yaşına kadar kalabileceği mekanlar olmuş olacak. Ne işe yarayacak? Yeni yavrularımızın, yeni doğum yapan hanımefendilerin iş hayatına atılırken çocuklarını bırakabilecekleri mekanlara ihtiyaç var" dedi. Kreşlerin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından işletileceğini belirten Vali Gül, "İstanbul’umuzda hizmet sunmak önemli ama ekonomik olarak alım gücünün yetebileceği şekilde sunmak daha önemli. Buraları adeta bedava sembolik fiyatlarla Aile Bakanlığımız işletecek. İkincisi anaokulları yapacağız 100 tane. İhtiyaç olan her mahallede hemen yapmaya başlayacağız. Üçüncüsü, 4-6 yaş Kur’an kursu yapacağız. 4-6 yaş Kur’an kursunu en iyi muhtarlarımız bilir aslında. Diyanetin anaokulu. Bu üçüne baktığınızda şu anlama geliyor. Aile Bakanlığımız kreşleri işletecek. Milli Eğitim Bakanlığımız anaokullarını işletecek. Müftülüklerimiz de 4-6 yaş Kuran kurslarını işletecek. Bunun dışında çocuklarımızın, gençlerimizin kötü alışkanlıklara bulaşmaması için, koruyucu önleyici tedbirler almak için kapalı spor salonları yapmak istiyoruz. Bunların sadece ismi kapalı. 7/24 hemşehrilerimizin hizmetinde olan mahalle ölçeğinde kullanacağımız spor salonları olacak. 100 tane yapmayı planlıyoruz. İlave olarak 100 tane halı saha yapmayı planlıyoruz. Yani 100 tane halı saha, 100 tane kapalı spor salonu, 100 tane kreş, 100 tane anaokulu, 100 tane 4-6 yaş Kuran kursu yapacağız. Bunlara ilaveten ödev evlerimiz var. Şu an sayısı yaklaşık olarak 250. Bunların sayısını da ilk etapta 500’e çıkartmak istiyoruz. Aslında baktığınızda her biri mahalle ölçeğinde, okul ölçeğinde sizlerle birlikte çalışacağımız, sizlerle birlikte değerlendireceğimiz yatırımlar. Buralarda sizden istirhamımız ihtiyaç varsa, arsa varsa mutlaka Kaymakamımıza bildirin. Biz bunları olabildiğince seri şekilde yapıp milletimizin hizmetine sunmak istiyoruz. İnşallah sizlerle birlikte sizlerin bu döneminde hemşehrilerimiz diyecekler ki ‘Bizim mahallemiz şu muhtarımız döneminde tarihinin en güzel hizmetlerini aldı’ Biz isteyeceğiz. Allah nasip edecek ve inşallah bunların sonucunu hep birlikte göreceğiz" diye konuştu.