KÜLTÜR SANAT - 14 Mart 2024 Perşembe 10:19

İstiklal Caddesi’nde keşfedilen 130 yıllık gizemli tünel

A
A
A

İstiklal Caddesi üzerine 1894 yılında inşa ettirilen Rumeli Han’ın restore edilmesiyle altındaki gizli tünel gün yüzüne çıkmıştı. Yakın tarihte keşfedilen gizemli tünel, ziyaretçilerin uğrak adreslerinden biri haline geldi.

Beyoğlu ilçesinde İstiklal Caddesi’nin üzerinde bulunan Rumeli Han, 1894 yılında Sarıcazade Ragıp Paşa tarafından inşa ettirildi. Aynı caddede 2 han daha yaptıran Sultan 2. Abdülhamid’in başmabeyincisi Sarıcazade Ragıp Paşa, yaptırdığı üç hana Osmanlı Cihan Devleti’nin yayıldığı, üç kıtanın ismini verdi. Rumeli, Anadolu ve Afrika Han’larının altında bulunan gizli tünellerle birbirine bağlandığı rivayet edilirken, geçmişte halk arasına karışmak istemeyen soylu ve zengin kişilerin binalar arasında geçiş yapmak için tüneli kullandıkları iddia ediliyor. Rumeli Han’ın 2017 yılında başlayan restorasyonu sırasında altındaki gizli tünel keşfedildi. Tünel, Anıtlar Yüksek Kurulu’nun 14 Temmuz 1978 tarih ve 10538 sayılı kararıyla korunması gereken eski eser olarak tescil edildi. Neoklasik biçimde bir yapı olan Rumeli Han’ın, cadde tarafındaki ana giriş kapısında eklektik tarz bulunuyor. Öte yandan barok ve ampir süslemelerin yoğun olarak kullanıldığı Rumeli Han’da 1990’lardan sonra tiyatro ve konser salonları, sanatçı atölyeleri ve kafeler açıldı. Şu an restorasyon çalışmalarının devam ettiği handa yakın tarihte keşfedilen tünel, ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldi. Çalışmaların devam ettiği handaki gizemli tünelin, kültür-sanat faaliyetlerinde kullanılması planlanıyor.

İstiklal Caddesi’nde keşfedilen 130 yıllık gizemli tünel

“Ana koridorun diğer hanlarla birleştiğine dair bir rivayet var”

Rumeli Han hakkında bilgi veren restorasyon projesinde görevli Baki Coşkun, “Rumeli Han’ın içerisindeyiz. Burası 1894 yılında Sarıcazade Ragıp Paşa tarafından yaptırılıyor. Kendisi Osmanlı Sarayı’nda ‘Mabeyinci Başı’ yani ‘Sarayın Sözcüsü’dür. Aynı zamanda dönemin önde gelen tüccarlarından birisidir. Burayı yaptırırken, burasıyla beraber 2 tane daha han yaptırıyor. Bunlar; Afrika Han, Anadolu Han Asya kıtasını ve Rumeli Han ise Avrupa kıtasını simgeliyor. Osmanlı’nın yayıldığı her kıta için kendisi birer han yaptırmış. Bu hanlara da kıtaların ismini vermiş. Ömrü vefa etseydi, Avustralya ve Amerika kıtalarını da yaptıracağına dair bir rivayet var. Rumeli Han önemli. Çünkü, Osmanlı’nın ve Türkiye’nin tarihinde birçok önemli olaya sahne olmuş. Zamanın sanatçılarının ve siyasilerinin bir nevi buluşma noktasıymış. Bina yapılmadan önce tünelin odun depoları olarak kullanıldığına dair belgeler var. Ondan önce de muhtemelen farklı amaçla bir bina vardı. Burası atıl kalınca depoya çevrildi. Ragıp Paşa da burayı satın alarak üzerine bu gördüğümüz hanı inşa ettirdi. Binanın mahzen kısmının oturumu 1400 metrekaredir. Çeşitli odacıklardan oluşmaktadır. Burada gördüğümüz ana koridorun diğer hanlarla birleştiğine dair bir rivayet var. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış tam olarak bilemiyoruz. Bulunduğumuz alan yeni keşfedildi. Burası toprak ve çöp doluydu. Bina çok uzun süre bakımsız kalmıştı. Biz bu çöpü temizledik.Temelini sağlama almak için hafriyata başladık. Çöpü çıkardıkça burası ortaya çıktı. Buranın restorasyonunu 5 sene evvel tamamladık. Beyoğlu’nun da yapısına uygun olarak kültür - sanat aktivitelerinde kullanmayı düşünüyoruz. Sergilerde ve konserlerde ağırlıklı olarak kullanmayı düşünüyoruz” ifadelerini kulandı.

İstiklal Caddesi’nde keşfedilen 130 yıllık gizemli tünel

Semanur Kaygısız - Ahmet Faruk Sarıkoç -Sümer Avcı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta balıkçılar limana demirledi, umutlar yeni sezona kaldı ZONGULDAK (İHA) – Yurt genelinde 15 Nisan’da başlayacak av yasağı nedeniyle balıkçılar teknelerini limanlara çekti. Zonguldak’ta da beklentilerin altında geçen sezonun ardından balıkçılar, yeni sezon öncesi bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Alaplı ilçesindeki balıkçı limanına yanaşan teknelerde yoğunluk dikkat çekerken, balıkçılar 1 Eylül’de yeniden "vira bismillah" demek için hazırlıklara başlayacak. Alaplı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Adnan Duman, bu yıl balıkçıların genel olarak yeterli bir sezon geçirmediğini belirterek, "Sezona palamutla başladık ancak beklediğimiz avı gerçekleştiremedik. Suyun geç soğuması nedeniyle kış balıkçılığından da yeterince faydalanamadık" dedi. Midye avcılığı yapan teknelerin ise dönem dönem avlanabildiğini ifade eden Duman, "Onlar için ciddi bir kayıp söz konusu olmadı ancak genel anlamda bu sezon beklentilerin altında kaldı" diye konuştu. "Bu kadar kısır bir sezon görmedim" Balıkçılardan Tuncay Uludağ ise yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını belirterek, geride kalan sezonun son yılların en verimsiz dönemi olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir balıkçılık yaptığını ifade eden Uludağ, "Meslek hayatım boyunca bu yıl ve 2025 sezonu kadar bereketsiz bir dönem yaşamadım. Türkiye’nin birçok bölgesinde balıkçılık yapılırken, bizim bölgemizde neredeyse hiç balık yoktu" dedi. Uludağ sezon boyunca palamut, lüfer ve çinakop avlayamadığını belirterek, "Bir tane palamut, bir tane lüfer, bir tane çinakop dahi tutamadım. Açıkçası çoğu zaman kayığımızı çözüp denize açılma ihtiyacı bile duymadık" diye konuştu. Diğer bölgelerde balıkçılığın daha hareketli geçtiğini internet ve videolar üzerinden takip ettiklerini belirten Uludağ, "Tekirdağ, Sinop, Trabzon, Giresun gibi yerlerde avcılık oldu ama bizim burada neredeyse hiç olmadı. ‘Siftah yapamadık’ desek yeridir. Her sezon olduğu gibi yine umutla hazırlanıyoruz. Teknelerimizin bakımını yaptık, ağlarımızı hazırlıyoruz. 2026 sezonunda özellikle palamutta yeniden bereket bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Kocaeli Kırsalda yangına ilk müdahale kadınlardan Kocaeli’e kırsal mahallelerde görev alan gönüllü itfaiyeciler, aldıkları eğitimlerle yangınlara ilk müdahaleyi sahada gerçekleştirecek. Afet anında hızlı aksiyon alabilmek için oluşturulan sistemle özellikle kadınların kırsalda aktif rol üstlenmesi sağlanırken, müdahale kapasitesinin de güçlendirilmesi hedefleniyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal mahallelerde meydana gelebilecek yangınlara hızlı müdahale etmek ve vatandaşlarının can ve mal güvenliğini sağlamak adına filosunu güçlendirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda, 2012 yılında başlatılan proje ile bugüne kadar 80 yangın söndürme tankeri dağıtıldı. Bugün düzenlenen törenle, 25 tankerin daha dağıtımı gerçekleştirildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da Kırsal Mahallelere Yangın Söndürme Tankeri Dağıtım Töreni’ne katıldı. "Yangınlara 6 dakikada müdahale" Başkan Büyükakın; belediye, valilik ve halk el ele verdiğinde zorlukların kolaya döndüğünü ifade ederek, "Normal şartlarda itfaiyenin 6 dakika içinde o yangına erişmesi gerekir. Biz bunu başarıyoruz. Ama böyle bir coğrafyada bunu sağlamak için sahanın tamamını çalışıp ona göre organize olmak gerekiyor. Biz 2012 yılında bu projeyi başlattık. Sahada 80 tankerimiz var. Bugün 25 noktaya daha bunları ulaştıracağız" diye konuştu. "Topyekün bir organizasyon şart" Başkan Büyükakın, afetlere hazırlık kadar sonrasına müdahale aşamasının da önemli olduğunu söyleyerek, Kocaeli’nin bu açıdan Türkiye’de örnek alındığının altını çizdi. Büyükakın, "Biz afet öncesi, anı ve sonrası ile ilgili tüm önlemleri alıyoruz. Ama bu topyekün çalışma gerektiriyor. İşin içinde halk olduğunda mücadele daha kolay hale geliyor. Bugün görüyoruz ki afetlerle mücadele açısından sivil yapının bu işin içinde olması da bambaşka bir güç demek. Biz bunu en son 6 Şubat depremlerinde gördük. Bu mücadele için koca bir teşkilat kurmak gerekiyor. Burada bir organizasyon aklı var ve bu, gerçekten şehrin her noktasına aynı sürede ilk müdahalenin yapılmasını kolaylaştırıyor. Şimdiye kadar inanılmaz işler yaptık. Ama öbür tarafta Hızır 41 Mutfağımız var. Afet işleri dairesi başkanlığımız ve AFAD ile koordinasyon halinde. Kentteki bütün arama kurtarma ekiplerini bir arada organize ediyoruz" şeklinde konuştu. "Biz yapıyoruz, onlar örnek alıyor" Geçen yıl yaşanan orman yangınlarına çok hızlı şekilde koordine olduklarını söyleyen Başkan Büyükakın, "Gerçekten güzel bir sistem kuruldu. Yine örnek bir sistem oldu. Zaten Kocaeli olarak öncülüğünü hep biz yapıyoruz. Diğerleri bakıyor ve beğeniyorlar. Ardından da yapıyorlar. Bundan gurur duyuyoruz. İnşallah başka yerlerde de bu çalışmaların örnekleri çoğalır. Bir teşekkür de gönüllülerimize. Bu işlerle ilgilenen gönüllüler olmadıktan sonra böyle bir sistem kuramazsınız. Bu, şehrimiz için bir şans. İsminizi sayamadığımız emeği geçen sayısız gönüllü var. Her birine yürekten teşekkürü borç biliyorum" ifadelerini kullandı. Törende köylüler, senaryo gereği hazırlanan tatbikatta alevlere hızlıca müdahale ederek yangını söndürdü ve tankerlerin nasıl çalıştığını gösterdi. Törenin sonunda tankerleri teslim alan muhtarlar ve köylüler, dualar eşliğinde mahallelerine doğru yola çıktı. Her bir tanker 3 ton su kapasiteli Yeni tankerlerin teslimi ile birlikte aktif olarak kullanılan 3 ton kapasiteli su tankeri sayısı 105’e ulaştı. Galvaniz kaplamalı, içme suyu taşımaya uygun çok fonksiyonlu yapıya sahip tankerlerin 10 bar basınçlı santrifüj pompa, 3 adet 20 metre yangın hortumu ve temel müdahale ekipmanları ile donatıldığı belirtildi. Gönüllü itfaiyecilik sistemiyle entegre biçimde yürütülen proje kapsamında mahalle sakinleri ve muhtarlar eğitildi ve profesyonel ekipler olay yerine ulaşana kadar ilk müdahalenin yapılabilmesi sağlandı. Bu sayede yangınların büyümeden kontrol altına alınması, can ve mal güvenliğinin artırılması ve kırsalda sürekli hazır güvenlik altyapısının oluşturulması amaçlandı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, gerçekleştirilen son dağıtımla birlikte bugüne kadar Başiskele’ye 7, Derince’ye 3, Dilovası’na 1, Gebze’ye 5, Gölcük’e 5, İzmit’e 15, Kandıra’ya 31, Karamürsel’e 8, Kartepe’ye 3 ve Körfez’e 2 adet tanker kazandırdı.
Zonguldak Zonguldak’ta balıkçılar limana demirledi, umutlar yeni sezona kaldı Yurt genelinde 15 Nisan’da başlayacak av yasağı nedeniyle balıkçılar teknelerini limanlara çekti. Zonguldak’ta da beklentilerin altında geçen sezonun ardından balıkçılar, yeni sezon öncesi bakım ve onarım çalışmalarına hız verdi. Alaplı ilçesindeki balıkçı limanına yanaşan teknelerde yoğunluk dikkat çekerken, balıkçılar 1 Eylül’de yeniden "vira bismillah" demek için hazırlıklara başlayacak. Alaplı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Adnan Duman, bu yıl balıkçıların genel olarak yeterli bir sezon geçirmediğini belirterek, "Sezona palamutla başladık ancak beklediğimiz avı gerçekleştiremedik. Suyun geç soğuması nedeniyle kış balıkçılığından da yeterince faydalanamadık" dedi. Midye avcılığı yapan teknelerin ise dönem dönem avlanabildiğini ifade eden Duman, "Onlar için ciddi bir kayıp söz konusu olmadı ancak genel anlamda bu sezon beklentilerin altında kaldı" diye konuştu. "Bu kadar kısır bir sezon görmedim" Balıkçılardan Tuncay Uludağ ise yeni sezon hazırlıklarına başladıklarını belirterek, geride kalan sezonun son yılların en verimsiz dönemi olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yılı aşkın süredir balıkçılık yaptığını ifade eden Uludağ, "Meslek hayatım boyunca bu yıl ve 2025 sezonu kadar bereketsiz bir dönem yaşamadım. Türkiye’nin birçok bölgesinde balıkçılık yapılırken, bizim bölgemizde neredeyse hiç balık yoktu" dedi. Uludağ sezon boyunca palamut, lüfer ve çinakop avlayamadığını belirterek, "Bir tane palamut, bir tane lüfer, bir tane çinakop dahi tutamadım. Açıkçası çoğu zaman kayığımızı çözüp denize açılma ihtiyacı bile duymadık" diye konuştu. Diğer bölgelerde balıkçılığın daha hareketli geçtiğini internet ve videolar üzerinden takip ettiklerini belirten Uludağ, "Tekirdağ, Sinop, Trabzon, Giresun gibi yerlerde avcılık oldu ama bizim burada neredeyse hiç olmadı. ‘Siftah yapamadık’ desek yeridir. Her sezon olduğu gibi yine umutla hazırlanıyoruz. Teknelerimizin bakımını yaptık, ağlarımızı hazırlıyoruz. 2026 sezonunda özellikle palamutta yeniden bereket bekliyoruz" şeklinde konuştu.
Kocaeli Doğurduğu bebeğini çöp konteynerine atan anne 19 yıl sonra hakim karşısında Kocaeli’de 2007 yılında bir bebeğin göbek bağı boğazına dolanmış halde çöp konteynerinde ölü bulunmasına ilişkin ilk kez hakim karşısına çıkan anne, "Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum" dedi. 27 Mayıs 2007 tarihinde İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde meydana gelen olayda, göbek bağı boğazına sarılı ölü bebek, çöp konteynerine atılmış vaziyette bulunmuştu. Faili meçhul olayların aydınlatılmasına yönelik yapılan çalışmalar kapsamında, bebeğin annesi Emine N.Ö. olduğu tespit edildi. Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, 18 Kasım günü Sakarya’nın Sapanca ilçesinde düzenlediği operasyonla şüpheliyi yakaladı. Yakalanan şüpheli, İstanbul Adli Tıp Kurumu Müdürlüğü’nde yapılan DNA eşleştirme işlemleri sonrası adliyeye sevk edildi. Emine N.Ö., sevk edildiği adli mercilerce tutuklanarak cezaevine gönderildi. 18 yıl önce olay yerinde bulunan parmak izi delilinden yola çıkılarak şüphelinin kimliğinin tespit edildiği öğrenildi. "Hamile olduğumun farkında değildim" Kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanan Emine N.Ö., Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk kez duruşmaya çıktı. Duruşmaya tutuklu sanığın yanı sıra avukatı Uğur Gökkoyun, kayyım olarak atanan avukat Ayşe Pınar Eren ve tanıklar katıldı. Savunması alınan Emine N.Ö., "Emniyetteki verdiğim ifadeyi tekrarlıyorum. O tarihlerde psikolojik olarak yaşadığım travmalar vardı. Bundan dolayı hamile olduğumun farkında değildim. Vücudumda herhangi değişiklik yoktu, karnım şişmemişti. Regl takvimim düzenliydi. Mide bulantısı da yaşamadım" diye konuştu. "Bebeğin ağladığını duymadım" Olay günü çok şiddetli karın ağrısı ile tuvalete gittiğini söyleyen Emine N.Ö., "Tuvaletteyken benden aşırı kan geldi, beni kan tutuyor. Bulanık hatırladığım durumlar oluştu. Ne olduğunu anlamadığım durumla karşılaştım. Katı bir cisim benden düştü, bebeğin kafasını görünce bayıldım. Ayıldığımda bebek kucağımdaydı ve kaskatıydı. Bebeğin ağladığını duymadım. İlk yardım amacıyla bebeğin sırtına vurdum. Bebek geldiğinde kordonun durumunu hatırlamıyorum. Bebekten ayrılışımız nasıl oldu hatırlamıyorum. O dönem psikolojik olarak bunalıma girmiştim, bunun için ilaç da kullanıyordum. Çok net hatırlamıyorum ama o sıra alkollü olabilirim. Bebeğin boğazındaki kordonu görmedim, hatırlamıyorum, tahliyemi talep ediyorum" şeklinde konuştu. "Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazına 3 tur dönmüş kordonu nasıl görmedi" Avukat Ayşe Pınar Eren ise, "Sanığın alay tarihinde 23 yaşında olması ve ilk cinsel birlikteliği olmaması, gebeliği hiç fark etmemesi gibi durumlar hayatın olağan akışına aykırıdır. Bebeğin ileri ayda doğumu, 3 kilo ağırlığında olması gibi veriler ileri derecede bir gebelik olduğu bellidir. ATK raporuna göre bebek sağ doğmuş, nefes alıyor haldedir, sonradan vefat etmiştir. Bebeğin boğazına kordon 3 tur dolanmıştır, bu tıbben çok düşük olasılıktır. Bebeğin sırtına vurarak ilk yardımı yapıyorsa boğazındaki 3 tur dönmüş kordonu görmemiş olması mümkün değildir, bunun anne tarafından yapıldığını düşünmekteyiz. Az da olsa kordonun sıyrılma durumun olmadığı belgelerle sabittir. Hamile bir kadının 9 ay boyunca adet görmemesi istisnai bir durumdur. Sanığın tutukluluk halinin devamını talep ediyoruz. Sanığın sağlık raporlarıyla ilgili dosyaya sunduğu bir evrak yoktur. Bu hususlar gözetilerek sanığın üst hadden cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır, öldürmemiştir" Kadınların hamileyken regl görme olasılığı olduğunu ve bunun tıbben de kanıtlandığını söyleyen sanık müdafi Uğur Gökkoyun, "Bir bilimsel makaleye göre annenin gebeliğini bilmemesi olağandır. ’Doğum anında bayıldım, hiçbir şey hatırlamıyorum’ demesinin bilimsel açıklığı vardır ve müvekkilim doğruyu söylemektedir. Plasenta ve bebek kordonu bir olarak çıkmıştır, kesilmemiştir. Her 3 doğumdan bir tanesi kordon dolanması ile gerçekleşir. 2 defa dolanan da var. Bolu’da kordonu boynuna 7 defa dolanan bebek var, bu haberlere de konu olmuştur. Kordonun elle sıkıldığında dair delil yoktur, plasentanın kordonla çıkmasından dolayı bu sıkma olayı meydana gelmiştir. Kordon bağlanmasına dair ölümün olma ihtimalini kabul ediyoruz ancak korkunun müvekkilim tarafından sıkıldığını kabul etmiyoruz. Müvekkilimin suçsuz olduğunu ispat etmeye çalışıyorum. Müvekkilim 23 yaşında toplumun tasvip etmeyeceği hayat yaşamış olabilir ama bunu cezalandırmak için ’Bebeğini öldürdün’ diyemeyiz. Bunu diyebilmemiz için bunu ispat etmemiz gerekiyor. Müvekkilimin yaptığı tek şey bebeği çöpe atmaktır. Bebeğin bulunması için bunu yapmıştır, ondan kurtulmak için değil. Bebeği kartonun içine plasentası ile bırakmış. Hiçbir delile de dokunmamıştır. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum" dedi. "Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim" Tanık olarak dinlenen komşu Canan T., "Olay tarihinde hamileliğe ilişkin sanığın karnında şişlik görmedim. Hamile olduğunu bilmiyordum" diye konuştu. Sanığın halası Emine Ö., "Biz yeğenim ile 2000 yılından beri beraber yaşıyorduk. Babasını kaybettikten sonra dolabında içki gördüm. İçiyordu sanırım. Çekmecesinde ilaçlar vardı ama ne ilacı olduğunu bilmiyorum. Midesi bulandığını, aşerdiğini hiç görmedim. Adet olurdu, vücudunda bir değişiklik olmadı. Hep zayıftı. Hep aynı kilodaydı. Evin tuvaletinde kan hiç görmedim" şeklinde konuştu. Tutukluluk devam Mahkeme heyeti, sanığın 2007 yılına ilişkin olarak psikolojik ile kadın hastalıklarına ilişkin tedavi ve ilaç kullanım kayıtlarının istenilmesine talep etti. Ayrıca ara karar ikmalinden sonra sanığın akıl sağlığı yönünden değerlendirilmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamı ile duruşmanın ertelenmesine karar verdi.