EKONOMİ - 17 Temmuz 2023 Pazartesi 11:39

İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi Türkiye turuna çıktı

A
A
A
İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi Türkiye turuna çıktı

Belçika’daki solar arabaları yarışında ilk üçe giren İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi “Arıba ZES XE” ile Avustralya World Solar Challenge öncesi Türkiye turuna çıktı. İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi, Osmangazi Üniversitesi Mavera Teknoloji Takımı ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Hidroana Takımı Eskişehir’de buluştu.



Akıllı Hayat 2030 stratejisi doğrultusunda, sürdürülebilir bir yaşam için yenilenebilir enerji kaynaklarına ve geleceğin teknolojilerine odaklanan Zorlu Enerji’nin yeni nesil teknoloji markası ZES; destekçisi olduğu İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mavera Teknoloji Takımı, Eskişehir Teknik Üniversitesi Hidroana Takımı’nı Eskişehir’de buluşturdu.



Geçtiğimiz yıl Belçika’da düzenlenen iLumen European Solar Challenge’da (iESC 2022) 24 saatlik parkuru üçüncülükle tamamlayarak önemli bir başarıya imza atan İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi, bu yıl 22-29 Ekim tarihleri arasında Avustralya’da düzenlenecek “Bridgestone World Solar Challenge 2023 - BWSC 2023” öncesi Türkiye turuna çıktı. ZES’in destekçileri arasında yer aldığı diğer iki üniversite takımı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mavera Teknoloji Takımı ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Hidroana Takımı ile Eskişehir’de bir araya gelen İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi, güneş enerjili araçlar kategorisinde prestijli organizasyonlardan Bridgestone World Solar Challenge yarışı öncesi moral ve motivasyonunu yükseltirken, aynı zamanda 3 takım birbirleriyle deneyimlerini paylaştı.



Verilen bilgiye göre; Zorlu Enerji, “Akıllı Hayat 2030” sürdürülebilirlik yaklaşımı doğrultusunda tamamen yenilenebilir ve temiz kaynaklara dayalı, yeni nesil akıllı teknolojilerle şekillenen faaliyetleriyle gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak için sürdürülebilirlik odağında iş modelleri geliştirmeye devam ediyor. Küresel bir organizasyon olarak sürdürülebilirlik yaklaşımını tüm değer zincirine entegre eden şirket, üniversite-sanayi iş birliği kapsamında geleceğin mimarı gençlerin deneyim kazanma yolculuğunu önceleyen bir yaklaşımla bilim temelli ilerlemeyi desteklemeyi sürdürüyor.



ZES gençlere mentorluk desteği sağlıyor


İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi (İTÜ ZES GAE), Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mavera Teknoloji Takımı ve Eskişehir Teknik Üniversitesi Hidroana Takımı’nın sürdürülebilirlik odaklı yenilikçi çalışmalarına katkı sunmayı amaçlayan ZES, bir yandan da gençlerin deneyim kazandıkları bu yolculuklarında mentorluk yaparak gençlerin yanında yer alıyor.



"Üniversite-sanayi iş birliklerimizi daha da güçlendirerek sürdürülebilir kılmayı amaçlıyoruz"


Takımlar arasında ortak bir sinerji oluşturulan etkinlikte gençlerle bir araya gelerek inovasyon ve Ar-Ge odağında söyleşi gerçekleştiren Zorlu Enerji Ar-Ge Müdürü Ural Halaçoğlu, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesine vurgu yaparak, şunları dile getirdi: “Elektrik üretiminin tamamını yenilenebilir enerjiden sağlayan ve ürettiği enerjinin yönetimine aday olan, dönüşümüne yön veren bir şirket olarak; sürdürülebilirliği bir iş yapış biçimine dönüştürmüş ve tamamen yeni nesil akıllı enerji sistemlerine odaklanmış durumdayız. İklim krizi ile mücadele, karbon emisyonlarının azaltılması, kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılması, enerji verimliliği ve enerji arz güvenliği, temiz teknolojiler, su kullanımı ve suyun korunması, insan ve çalışan hakları, fırsat eşitliği ve kurumsal yönetişim gibi birçok konuyu özenle ele alıyoruz. Özellikle genç yeteneklerin üretici ve yenilikçi yönlerini desteklemeyi; gençlerin öğrenme temelli bilimsel projeleri ortaya koymaları için kolaylaştırıcı olmayı son derece önemli görüyoruz. Daha iyi bir gelecek için böylesine değer oluşturan projeleri ZES markamızla desteklemekten gençlerimizin yanında ZES markamızla yer alarak, sürdürülebilir toplumsal değişim ve dönüşümün desteklenmesine katkı sağlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”



Verilen bilgiye göre; ZES Güneş Arabası Ekibi’nin önemli hedeflerinden biri ise; güneş enerjili araçlar kategorisinde en prestijli organizasyon olan ve 22 - 29 Ekim tarihleri arasında Avustralya’da düzenlenecek “Bridgestone World Solar Challenge 2023”e katılıp Türkiye’yi ve İTÜ’yü en iyi şekilde temsil ederek, başarılı sonuçlara imza atmak. Bridgestone World Solar Challenge’dan 2009 yılında “The Best Newcomer” ödülü ile dönen İTÜ ZES GAE, Avrupa’daki başarısını Bridgestone World Solar Challenge 2023 ile taçlandırmayı hedefliyor.



ARIBA ZES XE; İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi’nin bugüne kadar imal ettiği 10 güneş arabası arasında enerji tüketimi bakımından en verimli ve teknik açıdan en başarılı araç olduğu belirtildi. Pandemi koşullarında, mekanik sistemi ve laminasyonuna kadar tasarlanan ARIBA ZES XE hafif, verimli, güçlü dizaynı ve güneş arabası kültürünü iyi şekilde yansıtan özellikleriyle dikkat çekiyor. Ekip; 2004 yılından bu yana imal ettiği 10 adet güneş enerjisiyle çalışan elektrikli araba ile 3 kıtada 24’ten fazla ödülün sahibi oldu.



Buluşma esnasında deneyimlerini paylaşan Mavera Teknoloji Takımı, Zorlu Enerji’nin 2022 ve 2023 senelerinde ZES markası ile gerçekleştirdiği altın sponsorluğu sayesinde projelerini ve kendilerini geliştirme yönünde önemli adımlar attıklarını ve Mavera Teknoloji Takımı’nın markalaşma sürecinde Türkiye çapında daha tanınır bir kulüp olma yolunda ilerlediklerini ifade etti. Zorlu Enerji’yi her zaman yanlarında hissediyor olmanın verdiği güçle başarıya ulaşmak için var güçleriyle çalıştıklarını ifade etti.



17 yıldan bu yana faaliyetlerini sürdüren Hidrojen enerjili araç takımı “HİDROANA” her yıl düzenli olarak Shell-Eco Marathon Europe/Türkiye ve Tübitak Efficiency Challenge (TEKNOFEST kapsamında) yarışlarına katılıyor. ZES’in destekçisi olduğu takım bu yıl Fransa Nogaro’da Circuit Paul Armagnac’ın ev sahipliği yaptığı Shell Eco-Marathon Europe 2023 yarışında Avrupa dördüncüsü oldu.



Shell Eco-Marathon Europe 2023’e “MİDAS” isimli araçlarıyla katılan takım, 1m3 yakıtla 440 km yol katederek; Hollanda, Almanya, İtalya gibi Avrupa kıtasından katılan rakipleriyle yarıştı. ZES markası ile sağladığı katkının yanı sıra, manevi desteğinin kendilerini onore ettiğini belirten ekip, sürdürülebilir ve çevreci hidrojen enerjisinin yaygınlığını ve tanınırlığını artıracak projelere imza atmayı hedefliyor.


İTÜ ZES Güneş Arabası Ekibi Türkiye turuna çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Food Fest Antalya, "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla 8-10 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, 8-10 Mayıs tarihleri arasında "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirilecek. Festivalin tanıtım toplantısında konuşan Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi düzenlenecek Uluslararası Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’nin tanıtım toplantısı, kent merkezindeki 7 Mehmet Restaurant ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında festivalin Antalya’nın gastronomi kimliğine, yerel üretime, tarım potansiyeline, turizm çeşitliliğine ve coğrafi işaretli ürünlerine katkısı değerlendirildi. "Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık" Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir, 2022 yılında başlayan festival yolculuğunda her yıl çıtayı daha yukarı taşıdıklarını belirterek, "2022 yılında çıktığımız bu yolda her yılı başarıyla geçirdik, çıtayı hep yukarı taşıdık ve 1 milyona yaklaşan ziyaretçi sayısına ulaştık. Food Fest Antalya ile gastronomideki iddiamızı kanıtladık ve festivalimizi bir marka haline getirdik. Ne mutlu bize ki şimdi de 5’incisini düzenleyeceğimiz festivalimize hazırız ve bugün bu amaçla sizlerin karşısındayız" dedi. Festival kapsamında üç gün boyunca yurt içinden ve yurt dışından ödüllü şeflere, gurmelere, gastronomi ve turizm yazarlarına, televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşan Türkiye’nin ve Antalya’nın değerli şeflerine, mutfak liderlerine ve sektörün farklı alanlarından çok sayıda isme ev sahipliği yapacaklarını söyleyen Özdemir, "Festivalimizde, bereketli topraklarımızdan çiftçilerimizin alın teriyle çıkan ürünleri, yerel lezzetlerimizi ve dünya mutfağından seçkin şefleri bir araya getirerek gastronomi dünyasında önemli bir buluşma noktası olacağız" ifadelerini kullandı. "Kentimizi zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağız" Özdemir, festivalin yalnızca gastronomi profesyonellerine değil, yerel halktan esnafa, üreticiden turizm sektörüne kadar geniş bir kesime dokunacağını vurgulayarak, "Yerel halk ve esnafımızın etkinliğin aktif bir parçası olacağı, kentimize gelen misafirleri otellerin dışına çıkararak Antalya’nın kültürel mirasıyla buluşturacağımız, kentimizi yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin mutfak kültürüyle de ön plana çıkaracağımız dolu dolu bir festival planlıyoruz" diye konuştu. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve farklı etkinliklerle ziyaretçilerle buluşacağını belirten Özdemir, "Hem geleneksel hem de modern mutfak anlayışlarını bir araya getirerek ziyaretçilerimize eşsiz deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Festival süresince ziyaretçilerimiz hem Antalya mutfağını daha yakından tanıma fırsatı bulacak hem de gastronomi dünyasındaki güncel gelişmeleri yakından takip edebilecek" dedi. "Her etkinlik üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet edecek" Festival alanında Antalya’ya özgü tatların, yeme içme sektöründeki markaların, kentin farklı bölgelerinde yetişen organik ürünlerin ve yerel lezzetlerin yer alacağını aktaran Özdemir, "Bu büyük buluşmada her etkinlik; üreticiden şefe, gelenekten geleceğe uzanan hikayeleri keşfetmeye davet eden birer platform olacak" ifadelerine yer verdi. Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, lezzetleri, gastronomisi ve tescilli 19 coğrafi işaretli ürünüyle güçlü bir gastronomi kimliğine sahip olduğunu dile getiren Özdemir, "Antalya’mız; örtü altı tarımdaki potansiyeli, eşsiz lezzetleri, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünüyle şehrin gastronomi kimliğini güçlendiren ve yerel üretimi uluslararası ölçekte görünür kılan en önemli değerlere sahiptir" dedi. "Her sofra bir coğrafyanın hafızasını içinde barındırıyor" Festivalin bu yıl "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirileceğini belirten Özdemir, temanın gastronomiyi yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil; coğrafya, kültür, üretim ve insan emeğiyle şekillenen çok katmanlı bir anlatı olarak ele aldığını söyledi. Özdemir, "Antalya’nın verimli topraklarında yetişen ürünlerden denizinden çıkan eşsiz lezzetlere, yerel ustaların kuşaktan kuşağa aktardığı tariflerden modern mutfak yorumlarına kadar her tabak, ardında bir geçmişi ve kimliği taşımaktadır. Her sofra; bir ürünün topraktan yolculuğunu, bir üreticinin emeğini, bir şefin yorumunu ve bir coğrafyanın hafızasını içinde barındıran özgün bir hikayeye dönüşmektedir" dedi. "Food Fest Antalya, güçlü bir buluşma zemini" Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen ise gastronominin ait olduğu toprakla kurduğu bağa dikkat çekerek, "Her tabak ait olduğu toprağın izini taşır, her sofra ise bir hikayenin başlangıcıdır. Antalya; sahip olduğu tarımsal zenginlik, turizm potansiyeli, iklim çeşitliliği ve altyapısıyla bu hikayenin en güçlü şekilde anlatıldığı şehirlerden biridir" dedi. Gastronominin geleceğinin sürdürülebilir yerel üretim ve kültürel mirasın korunması üzerinde şekillendiğini belirten Sözen, "Food Fest Antalya; yerel üreticiden dünyaca ünlü şeflere, ülkemizin önde gelen mutfak temsilcilerinden gastronomi dünyasının saygın isimlerine kadar birçok paydaşı bir araya getiriyor. Sadece şefleri değil; tarım işletmeleriyle ve restoranlarıyla birlikte bu ekosistemi bir bütün olarak festivalin içinde konumlandırıyoruz" ifadelerini kullandı. Festivalin Antalya’nın uluslararası gastronomi sahnesindeki konumunu güçlendiren stratejik bir adım olduğunu dile getiren Sözen, "Artık şehirler doğal güzelliklerinin yanında gastronomi alanındaki özgün kimlikleriyle anılıyor. Antalya’nın bu alandaki potansiyelini doğru şekilde anlatmak ve dünyaya taşımak hepimizin ortak sorumluluğudur. Biz Food Fest Antalya’yı bir platform, güçlü bir buluşma zemini ve hikayelerin paylaşıldığı bir alan olarak görüyoruz. Her yıl büyüyen bu yapı, farklı disiplinleri ve paydaşları bir araya getirerek gastronominin ve Antalya turizminin geleceğine katkı sunuyor" dedi. "Antalya’nın mutfak zenginliği ön plana çıkacak" Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer de festivalin beşincisini ilk günkü heyecanla gerçekleştireceklerini belirterek, "Bu yıl festivalimizin beşincisini, ilk günkü heyecanımızı hiç kaybetmeden gerçekleştiriyor olmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. Deniz, kum ve güneş turizmiyle güçlü bir marka olan Antalya’mızı bu yıl da festivalimizde mutfak zenginliğimizle ön plana çıkararak gastronomi turizmindeki payını daha da artırmayı hedefliyoruz. Şehrimizin sadece bir tatil destinasyonu değil, aynı zamanda yaşayan bir mutfak kültürü olduğunu bir kez daha ortaya koyacağız" diye konuştu. Festivalin üretici, çiftçi, esnaf ve turizm ekosistemi açısından da önemli olduğunu ifade eden Tuncer, "Çiftçimizi, yerel üreticimizi ve esnafımızı turizm ekosisteminin aktif bir parçası haline getirme, Antalya’nın değerlerini koruyarak geleceğe taşıma hedefimizi sürdürüyoruz. Bu vizyon doğrultusunda festival sonunda elde edilen birikimi, Antalya’nın yerel ürün ve tariflerini yaşatacak özel bir gastronomi kitabıyla kalıcı hale getireceğiz" dedi. "Antalya 40 yıllık kitle turizmi deneyimine sahip" ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ise Antalya’nın turizmde 40 yıllık bir deneyime sahip olduğunu belirterek, bu sürecin kentin mutfak kültürünü de çeşitlendirdiğini söyledi. Hacısüleyman, "Biz Antalya olarak kitle turizmine başladığımızda yıl 1985 civarıydı ve 40 yıllık bir deneyime sahibiz. Bu kitle turizminin getirdiği özelliklerden biri de multikültürel bir mutfağa sahip olmamız oldu. Yurt dışından gelen misafirlere sadece Antalya’nın yemeklerini değil, ülkemizin her yöresinden şefleri mutfaklarımızda ve büfelerimizde buluşturarak dünyanın farklı yerlerinden gelen misafirlere değişik tatlar sunan bir mutfak kültürü geliştirdik" dedi. Antalya’ya farklı ülkelerden ve çok sayıda havalimanından misafir geldiğini belirten Hacısüleyman, "Şu anda Antalya’ya 50 ülkeden, 230 havalimanından misafir geliyor. Yani 50 ülkenin kültürel yapısından ve yiyecek içecek kültürüne aşina insanlardan söz ediyoruz. Burada onların bütün kalış süresi boyunca hem kendi yemeklerini hazırlıyoruz hem de dünyanın herhangi bir yerine gitmelerine gerek kalmadan o yemeği burada sunuyoruz. Kendi mutfak kültürümüzü de tabii ki ön planda tutmak istiyoruz. Gelen misafirlere sadece denizimizi, güneşimizi, sahilimizi ve misafirperverliğimizi değil, aynı zamanda burada nelerin yenildiğini ve hangi lezzetlerin öne çıktığını da göstermek istiyoruz" dedi. "Gastronomi kenti olmak bugünden yarına gerçekleşmiyor" Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır da gastronomi kenti olmanın uzun soluklu bir birikim gerektirdiğini belirterek, "Bir gastronomi kenti nasıl olunur denildiğinde, bu bugünden yarına gerçekleşmiyor. Bunun için birtakım birikimlere ihtiyacımız var. Öncelikle köklü bir tarihe, köklü bir kültür geçmişine; bitkilerimize, coğrafyamıza, üretimimize, becerikli ve maharetli çiftçilerimize ihtiyacımız var. Ayrıca bunları emek vererek ürün haline getirecek, inovasyon geliştirecek aşçılarımıza ve şeflerimize de ihtiyacımız var" diye konuştu. Food Fest’in Antalya’nın gastronomi kimliğine yönelik farkındalık oluşturduğunu belirten Çandır, "Aslında bu festivali yaptığımızda Antalya gastronomi kenti olmuştur demiyoruz. Bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, bütün kurum ve kuruluşlarımızla birlikte bir farkındalık oluşturuyoruz. Eğer yerel halkımız, ticari işletmelerimiz, yeme içme sektörümüz ve turizm sektörümüz bu ürünlere sahip çıkarsa ve bu ürünleri geliştirebilirsek, o tatları aramak için daha fazla para ödeyerek ve daha fazla yol katederek dünyanın dört bir yanından insanları buraya çekebiliriz" ifadelerini kullandı. "Turistleri otellerin dışına çıkaracak bir değer" AESOB Başkanı Adlıhan Dere ise Antalya’ya yılda yaklaşık 17 milyon turist geldiğini belirterek, festivalin kentin yerel lezzetlerinin tanıtımı açısından önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Dere, "Antalya şehrimize 17 milyona yakın turist geliyor. Ancak turistler çoğu zaman otellerin içerisindeki her şey dahil sisteminde hazırlanan mutfaklardan hizmet alıyor. Bu gastronomi festivaliyle birlikte yapılan etkinliklerde özellikle damak tadımız, lezzetlerimiz, serpme böreğimiz, tatlılarımız ve her türlü yöresel ürünümüz beş yıldır öne çıkarılıyor. Bu konuda çok iyi bir noktaya geldiğimizi ifade etmek isterim" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili ve Festival Başkanı Büşra Dirgen Özdemir başkanlığında düzenlenen toplantıya; Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı İbrahim Irmak, Food Fest İçerik Direktörü Gökmen Sözen, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk, AGYİD Başkanı Mehmet Zeki Özen, AESOB Başkanı Adlıhan Dere, Şef Mehmet Akdağ ve konuk şef Refika Birgül katıldı.