GÜNDEM - 15 Ağustos 2024 Perşembe 15:21

Japon Deprem Uzmanından dikkat çeken uyarı: Adana’dan Kıbrıs’a fay hattının yakında kırılma ihtimali olduğunu düşünüyorum"

A
A
A
Japon Deprem Uzmanından dikkat çeken uyarı: Adana’dan Kıbrıs’a fay hattının yakında kırılma ihtimali olduğunu düşünüyorum"

Esenyurt Belediyesi olması muhtemelen Marmara depremine karşı ilçede alınması gereken önlemleri de kapsayan bir deprem paneli düzenledi. Panelde konuşan Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, “Adana’dan Kıbrıs’a doğru giden bir fay hattı var. Bu fay hattının yakında kırılma ihtimali olduğunu düşünüyorum” dedi.


Deprem konusunda bilinç oluşturmak ve muhtemel bir depremin hasarını en aza indirmek için yapılması gerekenlerin belirlenmesi amacıyla Esenyurt Belediyesi bir Deprem Paneli düzenledi. Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer öncülüğünde düzenlenen panel, Esenyurt Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Moderatörlüğünü Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Hışır’ın yaptığı deprem paneline, Maltepe Belediye Başkanı Mimar Esin Köymen, İBB Afet İşleri Daire Başkanı Selçuk Tütüncü, İÜ Jeoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şamil Şen, MAG-AMADER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karadayı, AKUT Vakfı Başkanı Nasuh Mahruki ve Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwak katıldı. Esenyurt’ta alt yapı ve üst yapı sorunlarının da gündeme geldiği panelde Türkiye’de yaşanan depremler, beklenen depremler ve bu depremlere Esenyurt’un ne kadar hazır olduğu konuşuldu. muhtemel bir deprem durumunda yapılması gerekenlerin tartışıldığı programda özellikle Esenyurt’ta alınacak tedbirler ve gerçekleştirilecek çalışmalar masaya yatırıldı.



“En önemli ulusal meselemiz depremdir”


Deprem gerçeğinin ülkedeki herkes tarafından önemle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer, “En önemli ulusal meselemiz depremdir. Deprem gerçeği partiyle, ideolojiyle, bir kesimle, iktidarla veya muhalefetle ilgili değil. Bu mesele, herkesin sahiplenmesi gereken en temel meselemizdir. Ülkemizin ekonomik, politik, sosyal ve kültürel başkenti olan, ticaretimizin ve ekonomimizin can damarı olan İstanbul’umuzun böyle bir vakayla karşı karşıya kalma riski var. Bu konuda çözüm yolları olduğunu biliyoruz. Japonya’da büyük ve yüksek binalar var, deprem gerçeği de mevcut. Üstelik şiddeti yüksek depremler meydana geliyor fakat can kaybı yaşanmıyor. Peki, bizim ülkemizde neden böyle değil? Bunu sormaya ve cevabını irdelemeye hepimizin hakkı var” diye konuştu.



“Depremde dört kardeşimi kaybettim”


Çaldıran depreminde 4 kardeşini kaybettiğini açıklayan Başkan Özer, depremle ilgili ise “1924 yılından beri 18 büyük deprem yaşadık ve 130 bin insanımızı kaybettik. Bana göre açıklanan bu rakamlar da gerçekçi değil. Gayri resmi rakamlar bunun iki, üç katı olabilir ve bu gerçeği yaşayanlardan biri de benim. 1976 Muradiye-Çaldıran depreminde dört kardeşimi kaybettim. O zaman daha öğrenciydim. Bir gece yarısı otobüse bindim, zihnimde şu vardı, ‘Ben gideceğim ama neyle karşılaşacağım? Annem, babam, kardeşlerim öldü mü, yaşıyor mu? Bundan sonraki hayatımı nasıl idame ettireceğim? Neye tutunacağım?’ Van’a geldim, ölüm kokuyordu. Şehre giremedim, orada okuduğum okul yıkılmış, bir yığın enkazla karşı karşıya kaldım. Hayatımda ilk defa babamın o gün beni kucaklarken hıçkıra hıçkıra ağladığını gördüm. Sonra babamın neden ağladığını anladım, bir taraftan dört evladını kaybetmiş, diğer taraftan bir evladıyla karşılaşıyor. Bıçağın en keskin sırtının iki tarafı. İçeri girdim, yere uzatılmış cesetleri kaldırdım. Çok sevdiğim bir kız kardeşimi kaldırdım, bir kardeşim daha, bir kardeşim daha; hepsi oradaydı, o depremde can vermişlerdi. Onları defnettikten sonra bir kurtarma komitesine katıldım ve kırk gün, kırk gece boyunca kamyonlarla, kamyonların gidemediği yerlere sırtımda yüklerle köylere yardım taşıdım. Bu deneyim, hayatımda insan olarak yapmam gerekenler konusunda en önemli dönüm noktasıydı; onların dertleriyle dertlenmek, hemhal olmak O gün itibariyle binlerce, on binlerce insanımız öldü. Ama ölmeyebilirlerdi. Eğer iyi bir planlama, iyi bir yapılaşma olsaydı bu kayıplar yaşanmayabilirdi. Önümüzde Japonya örneği var. Dünyanın birçok yerinde deprem gerçeğiyle karşı karşıya kalan ülkeler var. Peki, onlar yapıyorsa biz neden yapamıyoruz? Hepimiz akıl sahibi varlıklarız. Neden; kötü yönetilmiş olmamızdır” dedi.



“Yapmamız gereken, afetleri felakete çevirmemek”


Yapacakları çalışmalarda insanı odağa alacaklarını söyleyen Başkan Özer, “Hâlâ ruhsatsız binalarda binlerce insan oturuyor. Yarın bir deprem olduğunda ne yapacağız? Allah korusun, düşünmek bile istemiyoruz. Toplanma alanlarını bile inşaat alanlarına çevirmişler. Deprem hazırlığı için ayrılan konteyner alanlarını çarçur etmişler. Sadece beton var. İnsana odaklanmayan hiçbir proje başarılı olamaz. Kant der ki: ‘İnsan amaçtır, asla araç olarak kullanmayacaksın.’ Araç olarak kullananlar bir gün o aracın altında kalırlar. Bu nedenle zararın neresinden dönülse kârdır misali, şimdi bazı şeyler yapıyoruz. Çünkü biliyoruz ki afetler var. Biz var oldukça, dünya var oldukça afetler de olacak. Depremleri önleyemeyiz ama afeti felakete çevirmeyebiliriz. Afetleri felakete biz çeviriyoruz. Yapmamız gereken şey, afetleri felakete çevirmemek” diye konuştu.



“Adana’dan Kıbrıs’a uzanan fay hattının yakında kırılma ihtimali var”


Yıllardır Türkiye’de çalışmalar gerçekleştiren Japon Deprem Uzmanı Yoshinori Moriwaki, panelde ülkenin deprem konusunda mevcut durumu ile ilgili bir sunum gerçekleştirdi. Gerçekleştirdiği sunumda Türkiye’deki önlemlerin artırılması gerektiğini söyleyen Japon deprem uzmanı, “Türkiye’de, Elazığ’dan sonra Kahramanmaraş ve Hatay’da depremler oldu. Doğu Anadolu Fay Hattı’nın batı kolu olarak Adana’dan Kıbrıs’a doğru giden bir fay hattı var. Bu fay hattının yakında kırılma ihtimali olduğunu düşünüyorum. Denizde de bir deprem olma ihtimali var. Türkiye’de tsunami tehlikesi fazla olmasa da denizde deprem olursa tsunami ihtimali ortaya çıkabilir. Japonya’da Pasifik’te tsunamiler oldukça yaygındır. Türkiye’de böyle bir durum yok ancak yine de dikkatli olunmalı” dedi.



“İstanbul’da da büyük bir deprem bekleniyor”


Erzincan’da 1939’daki büyük deprem bu süreci başlattı ve 1990’lar boyunca Türkiye’de birçok büyük deprem yaşandığını söyleyen Moriwaki, “Doğu Anadolu Fay Hattı boyunca birçok yer etkilendi. Kahramanmaraş’tan sonra Hatay’a kadar uzanan bir fay hattı domino etkisi oluşturuyor. Türkiye’de Kuzey Anadolu Fay Hattı boyunca da büyük depremler yaşandı. 1999 Gölcük Depremi bunlardan biridir ve Yalova’ya kadar olan bölgeyi etkiledi. İstanbul’da ise 1509 yılında büyük bir deprem yaşandı ve Osmanlı döneminde İstanbul’un surlarını yıktı. 1760’da yine büyük bir deprem oldu ve bu dönemler arası yaklaşık 250 yıl sürdü. Bu nedenle, Türkiye’deki depremler her 100-150 yılda bir büyük birikmiş bir enerjiyle gerçekleşiyor. Dolayısıyla İstanbul’da da büyük bir deprem bekleniyor” şeklinde konuştu.



“Toplum ve yerel yönetimin birlikte çalışması olması gereken bir şey”


Katılımcı demokrasinin önemine değinen MAG AMADER Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Karadayı, “Afetlerde yerel yönetimlerin önemli görevleri var. Yerel yönetimlerin özellikle bir kamu yönetim kısmı var, bir de yönetişim kısmı var. Burada yerel yönetim aslında yönetişim yani uygulayıcı ve toplumla temas edilen kısmı. Bu çalışma grupların içerisinde de önemli görevleri var. Dolayısıyla toplum ve yerel yönetimin birlikte çalışması olması gereken bir şey. Bugün güzel bir panel oldu. Böyle panellerin sonuca doğru gitmesi, çıkan sonuçlar üzerinden bunların hayata geçirilmesiyle ilgili adımlar atılması gerekir” diye konuştu.


İlginin yoğun olduğu Deprem Paneli sonrası konuşmacılara plaket takdim edildi.



Japon Deprem Uzmanından dikkat çeken uyarı: Adana’dan Kıbrıs’a fay hattının yakında kırılma ihtimali olduğunu düşünüyorum"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzincan Erzincan’da doğa dondu, Girlevik Şelalesi buz kesti Girlevik Şelalesi buz tuttu, 2 metrelik buz sarkıtları oluştu. Erzincan’da etkili olan dondurucu soğuklar, kentin önemli doğal güzelliklerinden Girlevik Şelalesi’ni adeta buzdan bir tabloya dönüştürdü. Gece saatlerinde hava sıcaklığının sıfırın altında 20 dereceye kadar düştüğü kentte, merkezden yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Çağlayan beldesindeki Girlevik Şelalesi tamamen buz tuttu. Soğuk havanın etkisiyle şelaleden dökülen sular donarken, yer yer uzunluğu 2 metreyi bulan buz sarkıtları oluştu. Kayalıklar ve şelale çevresinde meydana gelen buz tabakaları, ziyaretçilere kartpostallık manzaralar sundu. Kış aylarında "beyaz gelinliğini" giyen Girlevik Şelalesi, bu yıl da soğuk havayla birlikte görsel bir şölen oluşturdu. Bölgeyi gezmeye gelen vatandaşlar, ortaya çıkan eşsiz kış manzarasını hayranlıkla izledi. Bazı vatandaşlar ise Girlevik Şelalesi’nin her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olduğunu belirterek, kış aylarında oluşan buz sarkıtlarının şelaleye farklı bir atmosfer kattığını ifade etti. Yetkililer, soğuk havanın önümüzdeki günlerde de etkisini sürdüreceğini belirterek, vatandaşları buzlanma ve don olaylarına karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı. Girlevik Şelalesi’nde oluşan buzlanma nedeniyle ziyaretçilerin özellikle kaygan zeminlere karşı tedbirli olmaları istendi. Dört mevsim yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Girlevik Şelalesi, kış aylarında oluşan buz sarkıtlarıyla Erzincan’ın doğal güzellikleri arasında yine ön plana çıktı. Türkiye’nin en soğuk yerleşim yerleri belli oldu Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne (MGM) bağlı Otomatik Meteoroloji Gözlem İstasyonlarından alınan verilere göre, gece saatlerinde Türkiye genelinde etkili olan dondurucu soğuklar birçok yerleşim yerinde rekor seviyelere ulaştı. Ölçümlerde, Türkiye’nin en soğuk yerleşim yeri Sivas’ın Altınyayla ilçesi oldu. Verilere göre Sivas Altınyayla’da hava sıcaklığı eksi 25,2 dereceye kadar düştü. Altınyayla’yı, Rize’nin İkizdere ilçesine bağlı Ovit mevkisi eksi 24,9 derece ile takip etti. Kastamonu’nun Seydiler ilçesinde eksi 24 derece ölçülürken, Bolu’nun Dörtdivan ilçesinde sıcaklık eksi 23,8 derece olarak kaydedildi. Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde termometreler eksi 23,6 dereceyi gösterirken, Ankara’nın Çamlıdere ilçesine bağlı Çamkoru mevkisi ile Bolu’nun Gerede ilçesine bağlı Samat köyünde sıcaklık eksi 23,2 dereceye kadar düştü. Aksaray’ın Gülağaç ilçesinde eksi 22,7, Nevşehir’in Derinkuyu ilçesinde ise eksi 22,6 derece ölçüldü. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’da da soğuk hava etkisini sürdürdü. Ardahan’ın Göle ilçesinde hava sıcaklığı eksi 22 derece olurken, Çorum’un Alaca ilçesi ile Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde eksi 21,7 derece kaydedildi. Çankırı’nın Çerkeş ilçesinde eksi 21,4 derece ölçülürken, Erzurum Palandöken’de bulunan Doğu Anadolu Gözlemevi’nde sıcaklık eksi 20,6 dereceye düştü. Listede Kayseri’nin Tomarza ilçesi eksi 20,4, Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesi eksi 20,2, Konya’nın Karapınar ilçesi eksi 19,8 ve Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Kayı köyü eksi 19,6 derece ile yer aldı. Meteoroloji yetkilileri, soğuk havanın özellikle gece ve sabah saatlerinde etkisini artırdığını belirterek, don, buzlanma ve ulaşımda yaşanabilecek olumsuzluklara karşı vatandaşların dikkatli ve tedbirli olmaları konusunda uyarıda bulundu.
Samsun Samsun’da gece yarısı korku dolu anlar: Kırsal mahallede iki ev alevlere teslim oldu Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Kızılkese Mahallesi’nde gece saatlerinde çıkan yangın, kısa sürede büyüyerek iki ahşap evi küle çevirdi. Yangın, mahalle sakinlerinin ve itfaiye ekiplerinin yoğun çabasıyla çevredeki evlere sıçramadan kontrol altına alındı. Vezirköprü’ye yaklaşık 59 kilometre uzaklıktaki Kızılkese Mahallesi’nde, henüz belirlenemeyen nedenle bir evde yangın çıktı. Gece geç saatlerde başlayan yangın, hızla büyüyerek çevresinde bulunan ve kullanılmayan başka bir eve sıçradı. Ahşap evleri saran yangında alevler göğe yükseldi, geceyi aydınlattı. Alevleri fark eden vatandaşlar, tankerlerle yangına müdahale ederek büyümesini önlemeye çalıştı. Yangın vanası yardımıyla yapılan ilk müdahale sayesinde alevlerin diğer evlere yayılması engellendi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen Samsun Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri, yangına müdahale ederek söndürme ve soğutma çalışması gerçekleştirdi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu yangın saat 03.00 sıralarında kontrol altına alındı. Kızılkese Mahallesi Muhtarı Ramazan Karataş, yangının İsmail Ay’a ait evde başladığını, oturulmayan ve Ahmet Öztürk’e ait olan eve sıçradığını belirtti. Karataş, vatandaşların tankerlerle müdahalesinin ardından itfaiye ekiplerinin olay yerine gelerek yangını tamamen söndürdüğünü ve çevredeki evlerin zarar görmesinin önüne geçildiğini ifade etti. Yangın sonucu iki ahşap ev tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.