SAĞLIK - 21 Mayıs 2025 Çarşamba 12:13

Kadın doğum uzmanı: "Sezaryen doğum oranı yüzde altmışlarda, bu korkutucu bir durum"

A
A
A

Avrupa’da yüzde 10’lar seviyesinde olan sezaryen doğum oranı, Türkiye’de yüzde 60’lara ulaştı. Kadın doğum doktoru Merve Özalp Çelikçi, üç ay önce yaptığı normal doğumla kendi deneyimini de paylaşarak kadınları normal doğuma teşvik etti. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Dr. Çelikçi, "Bizim ülkemizde şuan da ilk sezaryen oranı yaklaşık yüzde altmışlarda. Bu biz hekimler içinde korkutucu bir durum. Çünkü hastanın ilk sezaryenden sonra ikinci, üçüncü sezaryenden sonra veya başka bir jinekolojik problemlerde olacak ameliyatlarında da bizim için zorluğa sebep oluyor. Ülkemizde bu oran çok yüksek. Avrupa ülkelerinde sezaryen doğum oranı yüzde onların altında." dedi.

Türkiye’de sezaryen doğum oranlarının giderek artması, sağlık uzmanlarını endişelendiriyor. Avrupa ülkelerinde yüzde 10’lar seviyesinde olan sezaryen doğum oranı, Türkiye’de yüzde 60’lara kadar çıktı. Ümraniye Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan Dr. Merve Özalp Çelikçi, sezaryenin bir doğum şekli değil, cerrahi bir müdahale olduğuna dikkat çekerek, normal doğumun hem anne hem de bebek sağlığı açısından daha faydalı olduğunu vurguladı. 3 ay önce kendi çocuğunu da normal doğumla dünyaya getirdiğini belirten Dr. Özalp Çelikçi, bu deneyimiyle toplumda farkındalık oluşturmak ve anneleri bilinçlendirmek istediğini söyledi.

Kadın doğum uzmanı:

"Normal doğum yapan hastaları kontrol muayenesine çağırdığımızda, sanki hiç doğum yapmamış gibiydiler"

Yaklaşık 3 ay önce kendisinin de normal doğum yaptığını söyleyen Dr. Merve Özalp Çelikçi, "Aslında bizim için zorlayan şey normal doğumun bir tercih meselesi haline gelmemesi. Normalde tüm doğumlar fizyolojik olarak ilerlerse normal doğumla sonuçlanabilir. Bu anne sağlığını veya bebek sağlığını etkileyen bir durum olmadığı sürece annenin yapısı buna uygunsa, sağlık durumu buna el veriyorsa, biz öncelikle hastaya zaten normal doğum için takip edip onu öneriyoruz. Ama anne ya da bebek sağlığını tehlikeye sokan bir durum olursa, sezaryen doğum da bunun için bulunmuş gayet iyi bir çözüm ve biz bunu mecbur kaldığımız durumlarda anneyle konuşarak, bunu ifade ederek sezaryen öneriyoruz. Normal doğumu istememin ve bunun için çaba göstermemin nedeni, normal doğum yapan hastaları kontrol muayenesine çağırdığımızda, sanki hiç doğum yapmamış gibiydiler. Kucaklarında bebekleriyle geliyorlar, iyileşme süreçleri o kadar hızlı oluyordu ki, buna karşılık sezaryenle doğum yapan hastalarımızın toparlanma süreci biraz daha zor geçiyor; bebeklerine bakım verirken daha fazla zorlandıklarını gözlemliyordum. Bu nedenle, ben de gebeliğimin 12. haftasından itibaren spora başladım. Hastanemizde bulunan gebe okulunda nefes egzersizleri yaptık, çeşitli pilates egzersizleriyle kendimi normal doğuma hazırlamaya çalıştım. Açıkçası, sürecin bu şekilde sonlanmasını istiyordum." dedi.

Gebe okullarında verilen eğitim ve motivasyonun normal doğum seçiminde etkili olduğunun altını çizen Dr. Çelikçi, "Bizim için en rahat olan, bizim hastanemizde olduğu gibi, gebe okuluna gitmiş, gebeliğin belki de 12. haftasından itibaren ‘ben normal doğum yapabilirim, ben bebeğim için en iyisini yapmak istiyorum, ben hareketimi artırıyorum, sporumu yapıyorum, doğumu araştırıyorum’ diyen hasta karşımıza geldiği gibi, gebe okulu mezunu deyince biz bir rahatlıyoruz. Bilinçli, eğitimli gebe bizim için daha kolay oluyor. O yüzden bu politikalarla veya değişik etkinliklerle hastalar bilinçlenirse, bizim de o hastalara söylediklerimizi hastaların anlaması daha kolay oluyor." ifadelerini kullandı.

Kadın doğum uzmanı:

Hastanenin doğumhane sorumlu ebesi Sevgi Balcı Çöl ise, "Normal doğumda anne direkt hayatına devam edebiliyor, anne-bebek bağlanması daha kısa sürede ve hızlı sağlanıyor, emzirmeye çok hızlı bir geçiş yapabiliyoruz. Enfeksiyon ve kanama riski gibi komplikasyonlar daha az oluyor. Ama tabii ki sezaryen de bebek ve anne hayatını kurtarmada etkili bir ameliyat. Doğum çeşidi değil aslında normalde. Onda emzirmeye daha hızlı geçiş yapabiliyoruz, bebekler emme konusunda daha iyi oluyorlar. Sezaryen ameliyatından sonra hastanede kalış süresi biraz daha uzuyor. Bu sebepten dolayı enfeksiyon riski daha fazla oluyor." şeklinde konuştu.

Metin Başar - Selami Berke Kaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Yeni aldığı lüks aracının tadını çıkarmak isterken 140 bin TL ceza yiyen sürücü, çok sevdiği aracına 60 gün sonra kavuştu Hatay’da 3 buçuk milyon TL’ye satın aldığı lüks aracıyla drift atıp 140 bin TL trafik cezası yiyen Adem Kılınç, trafikten men edilen aracına 60 gün sonra kavuştu. Drift attığı için pişman olan Kılınç, aracını otoparkta her gün gidip gördüğünü ve temizlediğini söyledi. Antakya ilçesinde yaşayan Adem Kılınç, geçtiğimiz aylarda Antalya’dan 3.5 milyon TL değerinde yeni bir spor araba almıştı. Yeni arabasıyla turlayan Kılınç, Güzelburç Mahallesi’ndeki sanayi sitesi içerisinde drift attığı anlarda polis ekiplerine yakalanmıştı. Drift atan sürücüye; 140 bin idari para cezası uygulanmış, sürücü belgesine 60 gün süreyle el konulmuş ve araç 60 gün trafikten men edilmişti. Gaza gelerek drift attığınu söyleyen Kılınç, geride kalan 60 günün ardından çok sevdiği aracına kavuştu. Aracını yediemin otoparkında her gün ziyaret ettiğini ifade eden Kılınç, cezaların yüksek olmasından dolayı drfit atmayı kimseye tavsiye etmediğini söyledi. "Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik" Aracına günler sonra kavuşmanın heyecanını yaşayan Adem Kılınç, "Arabamızı yeni almıştık. Sanayi sitesinde bir anlık gazla iki tur döndük, polis ekipleri arabamızı 60 gün bağladı ve ehliyetimizden de olduk. Drift atmaktan 140 bin TL ceza yedik. Drift attığım için pişmanım, böyle şeyleri asla kimseye kesinlikle tavsiye etmiyoruz. Arabama 60 gün süren bir süreçten sonra kavuştum, kimseye tavsiye etmiyoruz böyle şeyler. Arabam bağlıyken 60 günün 58 günü boyunca her gün gidip başında durdum, arabayı yıkadık ve temizledik. Drift atmak isteyenler, trafiğe kapalı alanlarda ve fuar alanları harici hiçbir yerde dönmelerini tavsiye etmiyoruz. Kesinlikle böyle şeyleri bir daha kesinlikle yapmasın kimse. Böyle durumların cezaları yüksek oluyor. Burada ilerleyen zamanlarda cezalar 2 kat oluyor. Mesela şu an ben tekrardan yaparsam; ehliyetime 5 yıl el konulacak ve 280 bin TL ceza yiyeceğim ama bir daha olmayacak" ifadelerini kullandı.
Hatay Evin camından çıkarak kayıplara karışan Uğur için arama çalışmaları günler sonra yeniden başladı Hatay’da evin camından çıkarak kayıplara karışan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan’dan 87 gündür haber alınamıyor. Ailesinin günlerdir haber alamadığı Uğur için İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla yeniden arama çalışmaları başlatıldı. Van’dan çalışmak için Hatay’a gelen ve Antakya ilçesi Serinyol Mahallesi’nde yaşayan 27 yaşındaki Uğur Çalışkan, 3 yıl önce psikolojik rahatsızlığı nedeniyle ilaç kullanmaya başlamıştı. Çalışkan, 19 Şubat günü sabah saatlerinde misafir olarak kaldığı dayısının evinde penceredeki sinekliği parçalayıp evden ayrıldı ve sırra kadem bastı. Ailesinin kayıp başvurusu sonrası Çalışkan’ı bulmak için AFAD liderliğinde arama çalışması başlatılmıştı. Sahadaki taramalarda taş üzerinde Çalışkan’ın; elbiseleri, telefonu ve cüzdanı ile terliği bulundu. Günler süren arama çalışmalarında herhangi bir ize rastlanmaması üzerine çalışmalar durdurulmuştu. Uğur Çalışkan’ın abisi Tarık Çalışkan’ın sosyal medya üzerindeki paylaşımına cevap veren İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin talimatıyla, arama çalışmaları yeniden başlatıldı. Arama çalışmalarında; AFAD 24 personelle, Jandarma 35 personelle, Sivil Toplum Kuruluşları 14 olmak yer alırken toplamda 73 kişiyle arama çalışmaları gerçekleştirildi. Arama çalışmalarında ekiplere hassas burunlu köpekte eşlik etti. Kayıp Çalışkan’ın kıyafetlerinin bulunduğu noktada yeniden başlayan arama çalışmalarında vadi ve dağ noktaları olmak üzere Fırnız yaylasında gerçekleştirildi. Arama çalışmalarının önümüzdeki günlerde de süreceği öğrenildi.
Hatay Atmaya kıyamadığı ahşapları sanat eserine çeviren 50 yıllık ustanın oyuncak arabaları ilgi görüyor Hatay’da atmaya kıyamadığı ahşap parçaları değerlendirmek için oyuncak ahşap oyma arabalar yapan 50 yıllık mobilya ustası Heybet Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar ilgi görüyor. İskenderun ilçesinde çocuk yaşlardan itibaren mobilya atölyesinde çırak olarak çalışmaya başlayan 58 yaşındaki Heybet Kaya, 50 yıldır ahşaba şekil veriyor. Mobilya atölyesinde artan ahşap parçaları çöplere atmaya kıyamayan Kaya, son 5 yıldır hobi olarak oyuncak arabalar yapmaya başladı. Atmaya kıyamadığı ahşaplardan ortaya çıkardığı ahşap arabalar yoğun ilgi gören Kaya, zamanla hobi olarak araba üretimini arttırdı. Türkiye’nin birçok ilinden kişiye özel sipariş alan Kaya’nın ürettiği el emeği ahşap arabalar talep görüyor. Mobilya atölyesinde atmaya kıyamadığı ahşapları değerlendirmek isterken ahşap oyuncak yapmaya başladığını ve ardından gelen taleplerle üretimi sürdürdüğünü ifade eden Heybet Kaya, "Burası sanayide mobilya atölyesi ve burada mobilya işi yapıyoruz, artan ahşap parçalarını değerlendireyim dedim. Atmadım, atamadım, kıyamadım atmaya. Bunlardan böyle ahşap maket arabalar yapmaya başladım. Derken böyle bazı modeller yaptım. Güzel şeyler çıkmaya başladı ortaya. Talep oldu, bazı siparişler oldu, isteyenler oldu ve hediyelik olarak yaptım. Ondan sonra böyle devam ettim. Şu anda baya bir model var elimde. İsteyen oluyor, satın alan oluyor, sipariş veren oluyor. Böyle ekstradan bu işleri de yapıyorum. Ben yaklaşık 50 yıldır bu işin içindeyim, çocukluğumdan beri mobilya işi yapıyordum. Yani 20 yıl oldu bu tarz şeyler yapıyorum, en son 5 yıl önce işte bu ahşap araba işine başladım" dedi. Hobi olarak ürettiği ahşap araçların insanlarda hayranlık uyandırdığına ve Türkiye’nin birçok noktasından özel siparişler aldığını ifade eden Kaya, "Geçenlerde sergi açtım anıt alanında çok ilgi gördü. İnsanlar bayağı ilgi gösterdi. İşte burada yapıldığına inanamadılar, Hatay İskenderun’da mı yapılıyor dediler. Böyle değişik şeyler yapınca, işçilik verince ahşaba ortaya böyle güzel şeyler çıkıyor. Sipariş verenler oluyor, işte çocuğunu almak isteyen oluyor. Doğum günü için hediye alanlar oldu. Firmasına, arabanın üzerine amblem yazdırıyoruz lazerle. Öyle siparişler oldu. İstanbul’a, Bursa’ya Karabük’e, Adana’ya siparişler oldu, yaptım ve gönderdim. İnsanlar bayağı beğendiler yani bu işleri. Ek iş olarak gidiyor. Ama ileride tamamen mobilyayı bırakıp sırf bu işi yapmak istiyorum" dedi.
Kütahya Kütahya’da Tekin Uğurel için "Saygı Gecesi" düzenlendi Kütahya Belediyesi tarafından, kentin kültürel ve sanatsal hayatına uzun yıllar katkı sunan yazar, bestekâr ve musikişinas Tekin Uğurel onuruna "Saygı Gecesi" düzenlendi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programda duygu dolu anlar yaşandı. Kütahya’nın kültürel hafızasında önemli bir yere sahip olan Tekin Uğurel için düzenlenen geceye şehir protokolü, akademisyenler, sanatçılar, yakın dostları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran davetliler, usta sanatçının hayatı boyunca ortaya koyduğu eserleri ve kültürel katkılarını bir kez daha yakından hatırlama fırsatı buldu. Program kapsamında ilk olarak, Tekin Uğurel’in sanat ve edebiyat hayatını anlatan sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi. Gösterimde sanatçının yıllar boyunca kaleme aldığı eserler, bestelediği çalışmalar ve katıldığı kültürel etkinliklerden kesitlere yer verildi. Gece boyunca söz alan dostları ve meslektaşları, Uğurel’in sanatçı kimliği, mütevazı kişiliği ve Kütahya kültürüne sunduğu katkılar hakkında konuşmalar yaptı. Programda seslendirilen eserler ve besteler ise davetlilerden büyük beğeni aldı. Etkinliğe katılarak konuşma yapan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, yaşayan değerlere sahip çıkılmasının önemli olduğunu belirterek, böyle anlamlı bir saygı gecesinin düzenlenmesinin takdire değer olduğunu ifade etti. Programın sonunda Belediye Başkan Vekili EjderhanGezer ile Belediye Başkan Yardımcısı Himmet Sarıyar tarafından, Tekin Uğurel’e hediye ve plaket takdim edildi. Duygusal anların yaşandığı gecede konuşan Tekin Uğurel ise kendisi adına böyle anlamlı bir organizasyon düzenleyen Kütahya Belediyesi yetkililerine ve geceye katılan herkese teşekkür etti.