SAĞLIK - 07 Mayıs 2025 Çarşamba 14:24

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

A
A
A
Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

Bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünyaca ünlü bilim insanları, İstanbul’da düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi’nde bir araya geldi.

Türk İmmünoloji Derneği ve Acıbadem Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen 6. Uluslararası Moleküler İmmünoloji ve İmmünogenetik Kongresi’nde (Molecular Immunology and Immunogenetics Congress, MIMIC); bağışıklık sistemi üzerine çalışan dünyaca ünlü bilim insanları İstanbul’da bir araya geldi.

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

Amerika’dan Japonya’ya uzanan 8 farklı ülkeden 320 bilim insanının katılımıyla düzenlenen kongrede, Karolinska Enstitüsü, MD Anderson Kanser Merkezi, BioNtech gibi önde gelen kurumların yanı sıra saygın üniversiteler ve araştırma enstitülerinden çok sayıda Türk ve yabancı akademisyen güncel çalışmaları ile etkinlikte son derece heyecan verici sunumlar gerçekleştirdi. Kongre, ulusal ve uluslararası alanda immünoloji biliminin en güncel gelişmelerini masaya yatırırken; temel bilimden klinik uygulamalara, kanser aşıları ve yeni nesil tedavilerden bağışıklık sistemi aracılı çeşitli hastalıklara kadar geniş bir yelpazede oturumlara ev sahipliği yaptı. MIMIC’te enfeksiyonlar, kanser ve çeşitli otoimmün hastalıkların immünolojik mekanizmaları münazara edilirken aynı zamanda son yıllarda bağışıklık sistemine dayalı yenilikçi tedavilerin giderek ön plana çıktığı vurgulandı. Biyolojik ilaçlardan hücresel tedavilere uzanan pek çok yeniliğin münazara edildiği etkinlikte, ilaç ve tıbbi teknoloji firmaları ise dört ayrı uydu sempozyumda sektördeki son gelişmeleri katılımcılarla buluşturdu. 29 Nisan Dünya İmmünoloji Günü’nün kutlandığı kongrede ayrıca ülkemizde halen önemli bir sağlık sorunu olan "Primer İmmün Yetersizlikler" ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla Balon Uçurma Etkinliği düzenlendi. Gökyüzüne ulaşan her bir balonun etkin tedaviye ulaşabilen bir hastayı temsil ettiği bu etkinlikte erken tanının önemine de dikkat çekildi.

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

Kanserle savaşta yeni umut NK hücreleri

Yürütülen çalışmalar, bağışıklık sisteminin doğal öldürücü hücreler olarak bilinen NK (Natural Killer) hücrelerinin, kanser immünoterapisinde devrim oluşturabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmalar, bu hücrelerin sadece hastalıklı hücreleri hedef alarak sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserle etkili bir biçimde savaşabildiğini gösteriyor. Kongre Başkanı Öğretim Üyesi Dr. Tolga Sütlü yaptığı açıklamada, "CAR-T ve NK hücreleriyle lösemi, lenfoma ve melanom gibi kanser türlerine yönelik umut vadeden sonuçlarımızı paylaştık. Bağışıklık sistemini kanserle savaşta daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. NK hücreleri, sağlıksız gördükleri hücreleri öldürme kapasitesine sahip, sağlıklı hücrelere ise dokunmuyorlar. Bu açıdan tedavide kullanılmasının da daha güvenli olacağı düşünülüyor. Daha hızlı, daha etkin ve daha az yan etkili tedaviler üzerinde çalışıyoruz" dedi. NK hücrelerinin çeşitli kaynaklardan elde edilebildiğini de belirten Dr. Sütlü, "Bu hücreleri kandan ayrıştırarak ya da kordon kanından kök hücreleri alıp NK hücresine dönüştürerek kullanabiliyoruz" şeklinde konuştu. Geliştirilen yeni yaklaşımın "yaşayan ilaç" konseptiyle örtüştüğünü vurgulayan Dr. Sütlü, "Bağışıklık sistemi zayıfladığında kanserle savaş kaybediliyor. Biz ise vücutta sürekli kalacak, hiç ölmeyecek, kanserle savaşmaya devam edecek hücreler geliştiriyoruz" dedi. Araştırmalar halen deneme aşamasında olsa da gelecek umut veriyor. "Şu anda CAR-T hücreleriyle tedavi olmuş ve onlarca yıldır kanseri nüksetmemiş hastalar var. Aynı başarıyı NK hücreleriyle de yakalayacağımıza inanıyoruz" diyen Dr. Sütlü, bu tedavi yönteminin 4-5 yıl içinde klinik testlerinin tamamlanabileceğini belirtti.

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

Kanser aşıları ve yeni nesil immünoterapiler

Johannes Gutenberg Üniversitesi ve BioNTech bilim insanlarından Dr. Mustafa Diken, mRNA teknolojisiyle kanser aşıları geliştirdiklerinden, kanser immünoterapilerinde de önemli başarılar elde ettiklerinden söz etti. Özellikle COVID-19 aşısıyla tanınan mRNA teknolojisinin artık kanser ve otoimmün hastalıkların tedavisinde de umut vadettiğine dikkat çeken Dr. Mustafa Diken, "Yaptığımız çalışmalarda mRNA aşılarının özellikle akciğer, karaciğer ve lenflerdeki tümörleri küçülttüğünü gördük. Hatta metastaz yapmış kanserlerde metastazların da küçüldüğü, aşının etkili olduğu görüldü. Pankreas kanseri üzerinde de aşı çalışmalarımız sürüyor. Ameliyat olmuş vakalarda bir de aşı uygulandığında iyileşme oranlarının daha da arttığını tespit ettik. Kanserde artık kişiye özel tedaviler ön planda. Aşı ve immünoterapiler de hedefe yönelik, akıllı tedaviler oldukları için çok daha etkili tedavi yöntemleri" diyerek yakın bir gelecekte kanser aşılarının da tedavide yerini alacağını vurguladı.

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

"Aşı karşıtlığının hiçbir bilimselliği yok"

MIMIC toplantısında, toplum sağlığı açısından aşılamanın önemine değinilerek, özellikle ülkemizde ve birçok başka ülkede yanlış bilgilendirme nedeniyle ortaya çıkan aşı karşıtlığının, kolayca önlenebilecek hastalıkların yeniden salgın hale gelmesine yol açtığı ve aşı programlarının aksaması sonucu kızamık ile menenjit gibi önlenebilir bulaşıcı hastalıklar nedeniyle pek çok ülkede yeniden ölümlerin görülmeye başladığı vurgulandı. Enfeksiyonlar ve aşı alanındaki güncel bilimsel gelişmeleri paylaşan Avrupa İmmünoloji Dernekleri Federasyonu (EFIS) Başkanı Prof. Dr. Bojan Polic, aşı karşıtlığının hiçbir bilimsel dayanağı olmadığını vurgulayarak, "Aşıların otizm veya kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtıklarını kanıtlayan dünya çapında hiçbir bilimsel çalışma yok. Aşı karşıtlığı sadece toplum sağlığını değil, bireylerin yaşamını da riske atıyor. Aşıyla bir hastalığı önlemek, tedavi etmekten çok daha kolay ve ekonomik" diye konuştu.

Aşıların toplum sağlığına etkisine dikkat çeken Prof. Dr. Polic, "Aşılar sayesinde çiçek hastalığı yok oldu. Kızamık, çocuk felci, verem gibi ölümcül hastalıklar artık neredeyse hiç görülmüyor. Aşılar, bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşmasını önleyerek salgın riskini azaltıyor. Her zaman yüzde 100 koruma sağlamasa da hastalığın ağır geçmesini ve hayati riski önlüyor" dedi. Prof. Dr. Polic, COVID-19 pandemisi sürecinde mRNA teknolojisinin hızla geliştiğini ve bu sayede artık yalnızca bulaşıcı hastalıklar değil, kanser ve otoimmün hastalıklar için de aşı geliştirme çalışmalarının hız kazandığını belirtti. Prof. Dr. Bojan Polic, "Aşılarda çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Yan etkileri çok az ve kontrol edilebilir aşılar var artık. mRNA aşıları sayesinde pek çok hastalığa karşı aşı geliştirilebilir. Önümüzdeki 5-10 yıl içinde yalnızca bakterileri, virüsleri değil, kanseri önlemeye ve tedavi etmeye yönelik aşılar da hayatımıza girecek" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Bojan Polic, bağışıklık sistemini hedef alan yeni tedavilerin birçok hastalıkta umut vadettiğini de belirtti: "Yeni antikorlar, CAR-T ve NK hücre tedavileri ve hücresel vezikül çalışmaları sayesinde artık kanser, ankilozan spondilit gibi iltihabi ve otoimmün hastalıklar daha etkili biçimde kontrol altına alınabiliyor. Yeni genetik ve moleküler testlerle pek çok hastalığın mekanizmasını daha iyi anlıyor ve akıllı tedaviler sayesinde de kişiye özel çözümler geliştirebiliyoruz. 6. MIMIC’te de bu gibi pek çok yenilik paylaşıldı. Bilimsel açıdan çok yüksek kalitede bir kongreydi. Çok önemli konuşmacılar, çok sayıda genç bilim insanı vardı. Türkiye’de İmmünoloji camiasının doğru yolda ilerlediğini ve giderek geliştiğini gösteriyor bu. Gördüklerimden, özellikle de gençlerden çok etkilendim"

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

"Bağışıklık sistemi, beyin sağlığıyla derinden ilişkili"

Çevresel faktörlerin bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri, otoimmün hastalıklar ve bu alandaki yeni tedavi yöntemlerine ilişkin bilimsel gelişmeleri değerlendiren Türk İmmünoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Arzu Aral, bağışıklık sistemi ile sinir sistemi arasındaki bağlantılara dikkat çekti. Laboratuvar ortamında elde edilen keşiflerin hastalara yönelik tedavilere dönüştürülmesini amaçlayan translasyonel araştırmaların önemini vurgulayan Prof. Dr. Aral, "Özellikle son yıllarda, Alzheimer ya da Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla bağışıklık sistemi arasındaki ilişkiyi inceleyen ve bu bilgiyi yeni tedavi yaklaşımlarına dönüştürmeyi hedefleyen çalışmalar hız kazandı" dedi.

Kanserle savaşta yeni dönem: Yaşayan ilaçlar ve kişiye özel aşılar MIMIC 2025’te tanıtıldı

Alzheimer hastalığına karşı geliştirilen bazı monoklonal antikor tedavilerinin çeşitli ülkelerde onay aldığını hatırlatan Prof. Dr. Arzu Aral, "Bu tedaviler, beyindeki amiloid plak birikimini azaltmada belirgin etkiye sahip olsa da, klinik faydaları ve güvenlik profilleri açısından henüz tartışmalar sürdüğünden Avrupa’da kullanım alanları şimdilik sınırlı" dedi. Benzer şekilde CAR-NK gibi hücresel tedavilerin nörolojik hastalıklarda da kullanımına ilişkin preklinik ve erken aşama klinik çalışmaların sürdüğünü ifade eden Prof. Dr. Aral, hastalıkların moleküler ve immünolojik mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasının önemine dikkat çekerek, "Elde ettiğimiz bilgiler yalnızca hastalığın seyrini anlamamıza değil, aynı zamanda yeni geliştirilen tedavi yaklaşımlarının güvenliğini erken dönemde değerlendirmemize de imkan tanıyor. Bu da yakın dönemde bu hastalıkları ortadan kaldırmaya yönelik bağışıklık sistemi temelli tedavilerin daha güvenli ve ulaşılabilir olmasına dair umut verici" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Şeyh Şaban-ı Veli dualarla anıldı Anadolu’nun dört manevi direğinden biri kabul edilen Şeyh Şaban-ı Veli, 31’inci Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası kapsamında düzenlenen programda dualarla anıldı. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, dünyada sadece maddi sıkıntıların yaşanmadığını belirterek, "Savaşlar, saldırılar, katliamlar değil, aynı zamanda bir manevi açlık yaşıyor. İşte o manevi açlığın şifası bu topraklarda" dedi. 31’inci Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kastamonu Valiliği ile Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı iş birliğiyle, Şeyh Şaban-ı Veli Külliyesi’nde düzenlenen anma programı başladı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda 1481 yılında Kastamonu’da doğup, 1569’da vefat eden Halvetiye tarikatının Şabaniyye kolunun kurucusu olan ve Anadolu’nun 4 manevi direğinden biri olarak kabul edilen Şeyh Şaban-ı Veli, dualarla anıldı. Anma programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, "Çok kıymetli, çok ihtiyaç duyulan bir çalışmayı, ülkemiz adına, sadece ülkemiz değil, bütün dünya adına aslında tertip etmiş oluyorsunuz. Zira bu değerlerimiz, o birikimlerimiz, geçmişimizden gelen bu mirasımız sadece Kastamonu’ya ait değil, sadece Türkiye Cumhuriyeti’ne ait değil, başta gönül coğrafyamız olmak üzere bütün dünyaya şifa dağıtan, maneviyat dağıtan önemli bir merkez. Yüzlerce ismini bildiğimiz, bilemediğimiz şehitlerimiz, evliyalarımız var. Ama en büyük velilere baktığımız zaman bir köşesinde Mevlana Celalettin Rumi, diğer bir köşesinde Hacı Bektaşi Veli, diğer bir köşesinde Yunus Emremiz ve burada da Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerimiz ile Anadolu’muzun adeta manevi çelik kubbesini inşa etmiş durumdalar. Allah’ın izniyle biz onların yolundan gittiğimiz sürece, onların bize sağladığı mirası sahip çıktığımız sürece, onların himmetine bir şekilde mazhar olduğumuz sürece bize, dünyaya da hiçbir sıkıntı gelmeyecek, inşallah. Bu güzelliklerimiz, bu gücümüz bizim istiklalimize, egemenliğimize, bütün milli mücadelemiz başta olmak üzere, geçmişimizden bugüne bütün çabalarımıza bir katkı vermiş, bir manevi zenginlik vermiştir" dedi. Dünyanın şu anda manevi açlık içerisinde olduğunu söyleyen Çam, "Sadece maddi sıkıntılar yaşamıyor, savaşlar, saldırılar, katliamlar değil, aynı zamanda bir manevi açlık yaşıyor. İşte o manevi açlığın şifası bu topraklarda, buralarda. Bunların kıymetini bizim çok iyi bilmemiz, yeni yetişen nesillerimize çok iyi aktarmamız icap ediyor" diye konuştu. Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Çiftçi ise Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli’nin hayatıyla ilgili bilgiler vererek, "Şeyh Şaban-ı Veli, 1481-1569 yılları arasında yaşamış, Halvetiye tarikatının Şabaniyye kolunun kurucusu olan bir zattır. Türbesi ziyaretçilerle dolup taşmaktadır. Türbesinin ziyareti ilk başlarda 100 bin kişiyle başladı, şu anda 500 bini geçmiş durumdadır. Yine Şaban-ı Veli hazretleri, ‘sonumuz önümüzden daha gür olacak’ sözünü söylüyor. Bu ziyaretçi akınının bir tezahürüdür" şeklinde konuştu. Program, Olgunlaşma Enstitüsü tarafından hazırlanan hüsn-i hat sergisinin açılışıyla devam etti. Anma programının sonunda İl Müftüsü Bekir Derin tarafından yapılan dua sonrası katılımcılara ikramda bulunuldu. 31. Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyalarını Anma Haftası, 7 gün boyunca çeşitlik etkinliklerle devam edecek.
Eskişehir Bakan Bayraktar: "600 milyon dolarlık yatırım olacak, bin 500’e yakın yeni istihdamı Eskişehir’imize kazandırzacağız" Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Eskişehir için 3 çok önemli projenin olduğunu belirterek, "Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. Dünyada nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı Eskişehir’imize, kazandırmış olacağız" diye konuştu. Bakan Bayraktar, 1 Mayıs Eskişehir programı kapsamında Eskişehir AK Parti İl Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Alparslan, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Gürhan Albayrak karşıladı. Ziyarette AK Parti Eskişehir Milletvekili ve TBMM Yapay Zeka Araştırma Komisyonu Başkanı Fatih Dönmez de bulundu. Bakan Bayraktar, Eskişehir için 3 proje hakkında bilgi verdi. Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde önemli adımların kaydedildiğini söyleyen Bakan Bayraktar, bu tesislerde Eskişehir’e bin 500 istihdam sağlanacağını aktardı. Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi’nde, endüstriyel tesis üretimine bu yıl içerisinde başlanacağına değinen Bakan Alparslan Bayraktar, bu anlamdan Türkiye’nin dünyanın ilk 5’inde olmasını hedeflediklerini söyledi. "600 milyon dolarlık bir yatırım olacak" Bayraktar, "Türkiye ekonomisi büyüyen, ihracatı büyüyen bir ülke. Son 23 yılda 230 milyar dolardan 1 buçuk trilyon dolarlık bir ekonomi haline geldik. Bunun ana itici gücü, ana motoru açıkçası bizim sanayimiz, üretimimiz ve ihracatımızdır. Dolayısıyla emek burada var, çok önemli bir çaba var. Sayın Bakanımız da ifade ettiler, bu çabanın karşılık bulması çok önemli ama samimi bir şekilde; yani istismar unsuru değil, samimiyetle bu çabanın karşılık bulması önemli. Biz 23 buçuk yıldır olduğu gibi, bugüne kadar olduğu gibi inşallah bundan sonraki süreçte de bu emekçimizin hakkının hiçbir zaman için kaybolmaması için büyük bir gayret içerisinde olacağız. Biz Kırka tesislerimizde bugün incelemelerde bulunduk. 2026’ya dair yatırım planlamalarımızı da bu arada yerinde inceledik. Onları da kısaca size ifade edeyim, özellikle 3 tane çok önemli projemiz var; Lityum Karbonat Projesi, Penta 6 Tesisi ve bütün dünyanın gözünün üzerinde olduğu Beylikova Nadir Toprak Elementleri Projesi. İnşallah bu nadir toprak elementlerinde dünyanın ilk beşine girme hedefimiz var. Dünyada bugün artık maden savaşları, bu nadir toprak elementlerine erişimle alakalı büyük bir mücadele var. Ülkemizi bu anlamda o üst lige çıkaracak çok önemli projelerimizden bir tanesi. Onda da pilot tesisi malumunuz, bakanımızın döneminde tamamlamıştık, hizmete açmıştık. Şimdi endüstriyel tesis üretimine inşallah bu sene içerisinde başlıyoruz. Bütün bu üç tesisimizde toplam yaklaşık 600 milyon dolarlık bir yatırım olacak ve neredeyse bin 500’e yakın da yeni istihdamı inşallah biz Eskişehir’imize, özellikle bu bölgelerimize kazandırmış olacağız. İnşallah hayata geçtiğinde Eskişehir’in bir taraftan da sanayisinin de aynı şekilde lokomotif olacağı bir döneme gireceğiz. Biz her zaman için madencilikte şunu söylüyoruz: İş sağlığı ve güvenliği bizim için önemli. Dolayısıyla işçimiz, emekçimiz önemli. Çevreyle uyumlu madencilik; çevreye rağmen değil, çevreyle birlikte, onunla uyumlu bir şekilde madencilik ve katma değerli madencilik. İşi sadece ham maddeden ibaret değil; ham maddeyi ara ürüne ve nihai ürüne çevireceğiz" dedi. "Buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış" Eskişehir’in kırsal alanının elektrik ve doğalgaz hizmetlerinde geri de kaldığını belirten Bakan Bayraktar, Sevinç Mahallesi için düşünülen doğalgaz projesini planlanandan daha da erken bitireceklerini belirterek, "Bir başka konuda, bizim kendi alanımız; elektrik ve doğalgaz hizmetleri. Malumunuz vatandaşlarımızın, 86 milyonun 7/24 elektriğe ihtiyacı var, enerjiye ihtiyacı var. Artık elektriksiz, enerjisiz bir hayat düşünmek mümkün değil. Bu hizmetlerin de ki Eskişehir ve bu bölge diyelim buradaki dağıtım bölgesi özellikle kırsalda yatırım anlamında geride kalmış durumda. Bunları da inşallah o aradaki farkı kapatarak daha da ileri götürmek ve bu anlamda bu elektrik çağında, yeni dönemde herhangi bir şekilde hizmet kalitesinde düşüklük olmadan bu hizmetleri sizlere, vatandaşlarımıza ulaştırmak istiyoruz. Eskişehir aslında 1995’te doğalgazla tanışmış ama şu anda doğalgazın gitmediği halen mahallelerimiz var, özellikle merkezdeki mahalleler. Başta bunlar olmak üzere doğalgazı da gitmeyen yerlere götürmekle alakalı bir gayretin içerisindeyiz. Burada özellikle Sevinç Mahallesi’ndeki arkadaşlarımızla bugün konuştuk. Zaten takvimimizdeydi, onu inşallah biraz daha öne aldık. Önümüzdeki kış, inşallah onları doğalgazla tanıştırmış olacağız. Bu duygu ve düşüncelerle ben tekrar hepinize teşekkür ediyorum."
Mardin Mardin’de "Tespih Fuarı" açıldı Mardin’de bu yıl ikincisi düzenlenen "Tespih Fuarı" ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Mardin’de, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Türkiye Tespihçiler Esnaf ve Sanatkarlar Federasyonu ve Mardin Antika Tespih ve Gümüşçüler Derneği iş birliğinde Artuklu Fuar Alanı’nda düzenlenen etkinliğin açılışı gerçekleştirildi. Açılışa, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun, 70. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ahmet Yaşar Dener, İl Emniyet Müdürü Recep Tecimer, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Tahsin Saruhan ile davetliler katıldı. Protokol üyeleri stantları gezerek sergilenen ürünleri inceledi. Vali Tuncay Akkoyun, Mardin’in barış, kardeşlik ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirterek, "Bu coğrafya sadece tarihi yapılarıyla değil, aynı zamanda önemli sanat ve zanaatlarıyla da dikkat çekiyor. Gümüş ve telkari işçiliğinin yanı sıra kehribar ve farklı materyallerden yapılan tespihler de bu mirasın önemli bir parçasıdır. Tespih, sabrın sanata dönüştüğü, geçmişin mirasını modern tasarımla buluşturan önemli bir değerdir" dedi. Fuarın hem ustaları hem de meraklıları bir araya getirdiğini ifade eden Akkoyun, 1-3 Mayıs tarihleri arasında açık olacak etkinliğe tüm vatandaşları davet ederek, bu tür organizasyonların desteklenmeye devam edeceğini kaydetti. Federasyon Başkanı Rezan Yılmaz da fuarın sektör temsilcilerini bir araya getirdiğini belirterek, "Mardin’e yakışır bir organizasyon oldu. Valimizin destekleriyle esnafımız burada buluştu. Tüm tespih severleri fuarımıza bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Mardin Antika Tespih ve Gümüş Derneği Başkanı Ümit Demir ise kehribarın Baltık Denizi’nden çıkarıldığını ve işlenerek Türkiye’ye ithal edildiğini belirterek, "Türkiye genelinde bayilerimize dağıtım yapıyoruz, aynı zamanda ihracat da gerçekleştiriyoruz. Bu fuar sektör açısından oldukça verimli geçiyor. Türkiye’nin dört bir yanından, hatta yurt dışından katılım var. Tespih sektörü, Mardin turizmine de önemli katkı sağlayacaktır" dedi. Satıcı Muhammed Akkurt ise fuarda ağırlıklı olarak antika ve özel koleksiyon ürünlerinin yer aldığını ifade ederek, "Osmanlı dönemine ait, 100 yılı aşkın geçmişe sahip tespihler sergileniyor. Mikro art sanatı tekniğiyle, aylar süren çalışmalar sonucu hazırlanan özel koleksiyonlar da bulunuyor. Fuarda ayrıca yaklaşık 50 bin dolar değerinde, Esmaül Hüsna motifli özel bir tespih de yer alıyor" diye konuştu. Tespih satıcısı Hakan Şidim ise 15 yıldır sektörde olduğunu ifade ederek, "Mardin esnafının büyük bölümü tespih ve antika ile ilgileniyor. Mardin denince akla ilk gelenlerden biri kehribar tespihlerdir. Fuardan memnun kaldık" dedi. Şidim, Osmanlı dönemine ait "alman sıkması" olarak bilinen tespihlerin antika kategorisinde yer aldığını belirterek, "Bu ürünler gramla satılıyor ve gram fiyatı 100 ile 150 dolar arasında değişiyor. En düşük fiyatlı tespihlerimiz 1000 liradan başlayıp 5 bin liraya kadar çıkıyor" diye konuştu.