ASAYİŞ - 30 Mart 2026 Pazartesi 18:48

Küçükçekmece’de serseri kurşunla ölen 19 yaşındaki Muhammet’in davasında sanıklar ilk kez hakim karşısında

A
A
A
Küçükçekmece’de serseri kurşunla ölen 19 yaşındaki Muhammet’in davasında sanıklar ilk kez hakim karşısında

İstanbul Küçükçekmece’de arkadaşlarıyla halı saha maçına giderken serseri kurşunun hedefi olan Muhammet Mutluay’ın ölümüne ilişkin 4 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Çekdar Ilık, "Hep beraberken bir anda çatışma çıktı. Mustafa da onlara ateş etti, karşılıklı çatıştılar. Kurşunların araca isabet ettiğini görmedik. Yasin isimli şahıstan silah istedim, Yasin’in de bana borcu vardı. O borç karşılığında yanımda bulunması için istedim silahı ancak silahı ateşlemedim" dedi.


Küçükçekmece’de 30 Ekim 2024 tarihinde çalıntı araç içerisinde bulunan maskeli 3 şahsın tabancalarıyla bir başka araca rastgele ateş edip, etrafı kurşun yağmuruna tuttuğu sırada halı sahaya giden Muhammet Mutluay’ın (19) serseri kurşunların hedefi olması sonucu başından vurularak ölümüne ilişkin davanın görülmesine başlandı. Tamamı tutuklu 4 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Küçükçekmece 6. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmada, 4 tutuklu sanık ile müşteki anne Derya Mutluay, baba Tanju Mutluay ve tarafların avukatları hazır bulundu.



"Borç karşılığında yanımda bulunması için silah istedim"


Tutuklu sanık Çekdar Ilık, acılı aileden özür dileyerek ve olayın içerisinde bulunduğu için üzgün olduğunu belirterek savunmasına başladı. Sanık Ilık, "Ben olay yerindeki sanıklarla arkadaştım. Olay günü öncesinde Ramazan ve Mustafa isimli sanıklarla aramda tartışma yaşandı. Olay günü de beni yanlarına çağırdılar. Gelmem için beni tehdit ettiler. Ben oraya giderken, yanlarında silah olduğunu tahmin etmiştim. Olay yerinde ben ateşli eylem gerçekleştirmedim. Ramazan silah çıkardı, Yiğit Erdem isimli bir arkadaş ise olay yerinden gecen bir araca ateş etti. Ben karşı tarafı tanımıyorum. Biz normal bir şekilde gezme amacıyla hareket ettik. Yiğit Erdem’in bana borcu vardı. Buna rağmen bana küfürler ediyordu. Mustafa’nın olduğu yere Yiğit Erdem de geldi. Hep beraberken bir anda çatışma çıktı. Mustafa da onlara ateş etti, karşılıklı çatıştılar. Kurşunların araca isabet ettiğini görmedik, hatta aramızda, ‘kimseye bir şey olmadı’ diye konuştuk. Yasin isimli şahıstan silah istedim, Yasin’in de bana borcu vardı. O borç karşılığında yanımda bulunması için silahı istedim, ancak silahı ateşlemedim. Yüzümüzde maske yoktu" ifadelerini kullandı.


Mahkeme başkanı sanığa, "Emniyet ifadende yüzünüzde kuru kafalı maske olduğundan bahsetmişsin. Dosyada yer alan ifadelerin ile duruşmada yaptığın savunma farklı" dedi. Bunun üzerine sanık, "Emniyet ifademi sağlıklı verdiğimi düşünmüyorum. O gün olay sırasında darbedilmiştim, yaşadığım olayın heyecanı vardı üzerimde. Olay gününden önce bir plaka çalma olayına karıştık. Eyüp Kaya ile beraber yaptık, Yiğit ile beraber de orijinalleri ile değiştirdik" dedi.



"Çekdar benden para istedi, ben de paramın olmadığını, 2 tane silahım ve telefonumun olduğunu söyledim"


Savunma yapan tutuklu sanık Eyüp Kaya ise, "Müştekilerden kimseyi tanımıyorum. Sanıklardan da çatışmada yer alan kişileri tanımıyorum. Böyle bir olayın yaşanacağını da bilmiyordum. Ben olay günü gezmeye çıkmıştım, her şey çok ani gelişti. Olay sonrası gidip kendim teslim oldum. Sanıklardan Çekdar ve Yiğit Erdem’i tanıyorum. Olay sırasında Yiğit Erdem’in yüzünde maske vardı" dedi.


Tutuklu sanık Yasin Ünal ise savunmasında, "Bu olaydan 15 gün önce sanıklardan Ramazan ile tartıştım. Tartışma sırasında Ramazan’ı yaralamak zorunda kaldım. Ramazan’ın abileri vasıtasıyla biz geri barıştık. Bu olay yaşanmadan önce Çekdar benden para istedi, ben de paramın olmadığını, 2 tane silahım ve telefonumun olduğunu söyledim. O da bana, ’Telefon senin olsun, silahları bana getir’ dedi. Ben, bu silahlardan biriyle yaralama olayına karıştım, bunu Çekdar’a söyledim. Çekdar silah kullanmasını bilmediği için bu rahatlıkla ona verdim silahı. Ramazan’ın yakalandığında firariydim" şeklinde konuştu.


Duruşmada beyanda bulunan acılı anne müşteki Derya Mutluay, "Oğlumun katillerinden şikayetçiyim. Benim oğlum 17 aydır toprak altında. Ben, bu olaydan sonra davadan çekilmem için tehdit mesajları aldım. Eşime de geldi bu mesajlar. Evlat acısıyla yanıp kavruluyorum. 17 aydır akşam yemekleri yemiyoruz, sofra kurmuyoruz, sağlık sorunlarımız çoğaldı" diye konuştu.


Çatışma sırasında Muhammet’in bulunduğu aracı kullanan müşteki Oğuz Berk Başpınar ise, "Ben Muhammet’in kuzeniyim. Olay günü Muhammet ile halı sahaya gidecektik. Bir anda silah sesleri duyduk. Sonra Muhammet’in vurulduğunu gördük. Orada hayatımız bitti. Kafasından vurulmuştu. Olaydan 2 gün sonra hayatını kaybetti. Davada adı gecen herkesten şikayetçiyim" dedi.



Sanıkların tutukluluk hali devam edecek


Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, dava dosyasındaki tüm sanıkların, olayın ağırlığı, işlenen suçun vasıf ve mahiyeti göz önünde bulundurularak, tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.



"O acıyı daha dün gibi olmuş gibi yaşadık"


Duruşma sonrası adliye önünde açıklamalarda bulunan Muhammed Mutluay’ın babası Tanju Mutluay, "En zor günümüzü yaşadık. Onlarla göz göze geldik. O günü tekrar yaşadık. O acıyı daha dün gibi olmuş gibi yaşadık. Ne yazık ki suçluları 5-6 tane avukat savundu. Yazıklar olsun diyorum. Onların da muhakkak çocukları vardır. Oğlumun kanlı parasını nasıl alıp yiyecekler merak ediyorum. İnşallah ben adaletime güveniyorum. Allah herkesi vicdan sahibi yapsın. Bu ceza sistemi değişmezse bu cinayetler bitmeyecek. Muhakkak bu ceza sistemini değiştirme adına bir çalışma yapacaklardır. Bu cinayetler, bu çocuklar, gençler ölmeye devam edecek. Olaydan sonra 17 ay önce Muhammed katledildikten sonra benim gibi ailelerle görüşmeye başladık. Sonra ben bir platform kurdum. Maalesef şu an 109 mağdur ailemiz var. Ne yazık ki bu sayı her gün artıyor. Biz bu sayı bitsin artık. Bu olaylar olmasın dedikçe her gün bu olaylar devam ediyor. Suçlular suçu işlerken, ne kadar ceza alacağının, yatacağının hesabını yapıyorlar" dedi.



İddianameden


Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, sanıklar Çekdar Ilık ve Eyüp Kaya hakkında maktul Muhammet Mutluay’a yönelik ‘olası kastla ölüme neden olma’, olay yerindeki 3 müştekiye yönelik ‘kasten öldürmeye teşebbüs’, 2 müştekiye yönelik ise ‘çocuğa karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ ve ‘ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma’ suçlarından toplamda 42’şer yıl 4’er aydan 68’er yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. İddianamede, diğer sanık Yiğit Erdem Yağmur hakkında Mutluay’a karşı ‘olası kastla ölüme neden olma’, ‘çocuğa karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlarından toplam 40 yıldan 53 yıla kadar hapis cezasıyla, sanık Yasin Ünal hakkında ise ‘olası kastla kasten öldürmeye azmettirme’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar ve diğer müştekilere karşı da işlenen çeşitli suçlardan değişen oranlarda hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi.



Küçükçekmece’de serseri kurşunla ölen 19 yaşındaki Muhammet’in davasında sanıklar ilk kez hakim karşısında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Kazada hayatını kaybeden Yaren, Bodrum’da anıldı Kayseri’de geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Yaren Mercan, Muğla’nın Bodrum ilçesinde düzenlenen programla anıldı. 19 Mart’ta Kayseri’nin Talas ilçesinde alkollü bir sürücünün kullandığı otomobilin motosiklete çarptığı kazada Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Yaren Mercan (22) yaşamını yitirdi. Yaren’in ablası Büşra Mercan’ın Bodrum’da hemşirelik yaptığı, babası Uzman Jandarma Mehmet Mercan’ın da Muğla’da görev yaptığı öğrenildi. Yaren, Bodrum Belediye Meydanı’nda sevenleri tarafından düzenlenen törenle anıldı. Törende konuşma yapan Yaren’in ablası Büşra Mercan, "Biz bugün onun bir sürü başladığı ve bitiremediği projeyi konuşmak yerine, onun ruhunu şad edip anma törenini yapıyoruz. Kendisi sırf pediatri sınavı vardı diye bayramda buraya gelmedi. Bayram akşamı beraber yemek yiyecektik. Alkollü bir canavar onun, ilmek ilmek ailesinin, bizim verdiğimiz emekleri elimizden aldı. Başka Yarenler ölmesin. Sürücünün tutuklanması bile çok zor oldu. Biz en ağır cezayı almasını ve cinayetten yargılanmasını istiyoruz" dedi. Ardından Yaren’in arkadaşları Yağmur Ece Metin ile Umut Güvercin basın açıklamasını okudu. Açıklamada, "Kayseri’de yitirdiğimiz Yaren’i bu yüzden burada, ailesinin yaşadığı Bodrum’da anmak istedik. Onu iki satırlık bir haberden ibaret bırakmak istemedik. Yaren’imiz Kayseri’de eğitim alsa da babası Mehmet Bey Muğla’da görev yapıyor. Burada da yüz binlerce motosiklet kullanıcısı var, tıpkı Yaren gibi. Onların yanında olmak ve bir farkındalık oluşturmak istedik. Yaren Mercan, kısa ömründe nice doğum gününü Bodrum’da geçirdi. Ailesiyle, arkadaşlarıyla burayı çok sevdi. Daha nice doğum günleri olabilirdi ama artık biz onu anıyoruz. Başka Yarenler kurban olmasın. Başka ailelerin yüreği yanmasın. Çok şey istemiyoruz: Önce kendimize, sonra birbirimize saygı gösterelim. Unutmayın, trafik kuralları yakalanmamak için değil, yaşatmak için vardır" ifadelerine yer verildi.
İstanbul Ekrem İmamoğlu’nun bilirkişinin hedef gösterilmesine ilişkin yargılandığı dava ertelendi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İmamoğlu savunmasında, "Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" dedi. Mahkeme ara kararında suçun ön ödeme kapsamına girdiği ve ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek, bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın 4. duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin karşısında bulunan salonda görülen duruşmada, başka suçtan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları ve izleyiciler de katıldı. Duruşmada hakim tarafından salonda düzenin bozulmaması konusunda uyarıda bulunuldu. Hakim, "Ekrem Bey’in savunma düzenini kısıtlayacak şekilde gürültü patırtı olmasın. Kimseyi duruşmadan çıkarmak istemiyorum. Uzun yoldan geldiniz, biz de uzun yoldan geldik. Askeri personele de yardımcı olalım" dedi. "Burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor, mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" Duruşmada söz verilen Ekrem İmamoğlu, "Hem yüce Türk yargısına yakışan hem de adil yargılama kurallarına uygun bir duruşma geçirmeyi diliyorum. Üzüntü verici bir dönemdeyiz. Tarihin gördüğü hükümet eliyle tasarlanmış en büyük yargı saldırısı ile karşı karşıyayım. Hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. Bu binada, bir başka salonda bir başka kumpasın yargılaması yapılıyor. O salonda haysiyet mücadelesi veren arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Onları yalnız bırakmayacağım, bu mahkeme bitiminde salona geçeceğim. 4 bin sayfalık bir iftiraneme var diğer salonda. Benim açımdan çöptür ve çöp olmaya devam edecektir. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım. Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs etmişim. Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. İsmi geçen bilirkişi, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ile ilgili görüşünü zaten sunmuştu. Suçlamaların temeli edilen konuşmamdan sonra bu şahsın sunacağı yeni bir rapor yoktu. Benim şahsımla ilgili yeni bir rapor var mıydı? Yok. Açıklamalarım tamamen ifade özgürlüğü kapsamında, eleştiri niteliğindedir. Ben bu konuda toplumu bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Benim ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış? Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde iftiralar atılırken yarabbi şükür diyecek halimiz yok. Binlerce bilirkişi var. Aynı bilirkişinin benimle ilgili 4 dosyaya atanma ihtimali yüz katrilyonda bir. Matematik buna yetmiyor. Bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor. Onlarca siyasetçinin hayatını altüst ediyor" dedi. Cumhuriyet savcısı ise, eksik hususların giderilmesi ve mütalaasını açıklamak için süre talebinde bulundu. Hakim, ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Mahkeme tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek, bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. Duruşma 13 Temmuz tarihine ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin ’müşteki’ sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu’nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun ‘yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs’ ve ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ’sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.
İstanbul Ekrem İmamoğlu’nun bilirkişinin hedef gösterilmesine ilişkin yargılandığı dava ertelendi İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. İmamoğlu savunmasında "Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" dedi. Mahkeme ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Hakim tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın 4. duruşması görüldü. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin karşısında bulunan salonda görülen duruşmada başka suçtan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu hazır bulundu. Duruşmaya taraf avukatları ve izleyiciler de katıldı. Duruşmada hakim tarafından salonda düzeninin bozulmaması konusunda uyarıda bulunuldu. Hakim "Ekrem Bey’in savunma düzenini kısıtlayacak şekilde gürültü patırtı olmasın. Kimseyi duruşmadan çıkarmak istemiyorum. Uzun yoldan geldiniz biz de uzun yoldan geldik. Askeri personele de yardımcı olalım" dedi. "Burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor, mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım" Duruşmada ardından söz verilen Ekrem İmamoğlu "Hem yüce Türk yargısına yakışan hem de adil yargılama kurallarına uygun bir duruşma geçirmeyi diliyorum. Üzüntü verici bir dönemdeyiz. Tarihin gördüğü hükümet eliyle tasarlanmış en büyük yargı saldırısı ile karşı karşıyayım. Hakkımda hukuksuzca açılan davalardan biri için buradayım. Bu binada, bir başka salonda bir başka kumpasın yargılaması yapılıyor. O salonda haysiyet mücadelesi veren arkadaşlarıma en içten selamlarımı gönderiyorum. Onları yalnız bırakmayacağım, bu mahkeme bitiminde salona geçeceğim. 4 bin sayfalık bir iftiraneme var diğer salonda. Benim açımdan çöptür ve çöp olmaya devam edecektir. Tabiri caizse bugün burada bir Ekrem İmamoğlu mesaisi yaşanıyor. Bir mahkeme fırtınası ile karşı karşıyayım. Bilirkişiyi etkilemeye teşebbüs etmişim. Biz bilirkişiyi etkilemedik. Söz konusu bilirkişi, raporlarını zaten tamamlayıp mahkemeye sunmuştu. İsmi geçen bilirkişi, benimle veya Cumhuriyet Halk Partili belediyeler ile ilgili görüşünü zaten sunmuştu. Suçlamaların temeli edilen konuşmamdan sonra bu şahsın sunacağı yeni bir rapor yoktu. Benim şahsımla ilgili yeni bir rapor var mıydı? Yok. Açıklamalarım tamamen ifade özgürlüğü kapsamında, eleştiri niteliğindedir. Ben bu konuda toplumu bilgilendirmeyeceğim de ne yapacağım? Benim ve Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri hedef alan bu raporları kim yazmış? Satılmış Bey. Böyle bir durumu eleştirdiğim için yargılanıyorum. Ne yapmam gerekiyor? Milletin önünde iftiralar atılırken yarabbi şükür diyecek halimiz yok. Binlerce bilirkişi var. Aynı bilirkişinin benimle ilgili 4 dosyaya atanma ihtimali yüz katrilyonda bir. Matematik buna yetmiyor. Bu bilirkişi sadece rapor yazmıyor. Onlarca siyasetçinin hayatını altüst ediyor" dedi. Sanık savunmasının ardından görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı eksik hususların giderilmesi ve mütalaasını açıklamak için süre talebinde bulundu. Hakim ara kararında Ekrem İmamoğlu hakkında ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçundan dava açıldığını ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiğini söyledi. Mahkeme tarafından ödeme yapılması halinde suçun düşebileceği belirtilerek bununla ilgili işlemlerin yapılmasına karar verildi. Duruşma 13 Temmuz gününe ertelendi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin ’müşteki’ sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu’nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu’nun ‘yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs’ ve ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ’sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.