TEKNOLOJİ - 17 Ocak 2026 Cumartesi 10:26

Makine sektörü stratejik bir eşik haline geldi

A
A
A
Makine sektörü stratejik bir eşik haline geldi

Küresel üretim dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde makine sektörü, Türkiye sanayisi açısından stratejik bir eşik haline geldi.


Türkiye’nin orta ve yüksek teknolojili üretim hedefleri için yerlilik oranı yüzde 75 olan makine sektörünün odakta tutulması gerektiğini belirten Türkiye Makine Federasyonu Başkanı Adnan Dalgakıran, ekonomide büyümenin ve bağımsızlığın yolunun makineden geçtiğini vurguladı. Dalgakıran, "Türkiye’nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Makine sektörü merkezde tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Küresel ölçekte yaşanan dönüşüm ekonomik savaş. Küreselleşme döneminin ardından dünya tekrar başa döndü. Artık yeni stratejiler geliştirmek zorundayız. Bir tarafta ABD var, sanayiden bilişim toplumuna geçiyor, inovasyon ve icatlar hâlâ orada. Diğer tarafta ise Çin bulunuyor. Kim ne yapıyorsa aynısını, hatta daha ucuza yapabiliyor. Son 20 yıldır izlediğimiz şey bu iki gücün mücadelesi. 10 yıl önce Çin’de makine sektörünün büyüklüğü 100 milyar dolar seviyesindeyken Almanya 300 milyar dolardaydı. Bugün Almanya hâlâ 300 milyar dolar civarında, Çin ise 500 milyar doları aşmış durumda. Türkiye 2024’te dünya ortalamasının üzerinde büyüdü. 2025’te ise yarısı kadar büyüdü. Makine sektörü dünyada 2024’te yüzde 7, 2025’te yüzde 9 büyürken, Türkiye’de büyüme sırasıyla yüzde 0,2 ve yüzde 0,4 seviyesinde kaldı. Biz büyüdük ama başkaları çok daha hızlı büyüdü. Eskiden ortalamanın üzerinde büyürdük, son 3 yılda bu ivmeyi kaybettik. 2025 yılında Türkiye 45 milyar dolarlık makine ithalatı yaptı. Bunun 12,5 milyar dolarının Çin’den geldi. Çin’in Türkiye’ye makine ihracatı bir yılda yüzde 13 arttı. Asıl tehlikeli nokta Çin’in bize yaptığı makine ihracatı" dedi.


Türkiye’de orta yüksek ve yüksek teknoloji ihracatındaki artışın büyük ölçüde savunma ve havacılıktan kaynaklandığını belirten Dalgakıran, "Makine sektörü bu alanların temelini oluşturuyor. Türkiye’nin orta yüksek ve yüksek teknolojiyi artırması lazım ama burada makina sektörünün çok dikkate alınması lazım. Odak kaçırmayalım, diğerlerini büyütürken makinayı ıskalamayalım. Odağı makina olan bir sanayileşme gerekli. Makine sektörü odakta tutulmazsa, savunma ve diğer orta yüksek teknolojili sektörler de sürdürülebilir olamaz. Makine bir lokomotiftir. Şirketler mutlaka birleşmeli. Büyük ölçekli firmalarla işçiliği bedava yapsanız bile rekabet edemezsiniz. Seri üretim yerine niş ve teknolojik alanlara, ‘terzi usulü’ çözümlere odaklanmak gerekiyor. Teknolojik alanlara doğru genişlemek lazım. İş dünyası bu yeni dünyada artık eski bilgilerle hareket edemez. Üretimin ve makine sektörünün bu yeni küresel savaş ortamında stratejik öneminin daha da arttığını çok net bir şekilde görüyoruz. 2025’te 28,5 milyar dolarlık makine ihracatı gerçekleştirildi. Kilogram başına ihracat değerinin 6,5 dolardan 8 dolara yükselmesini olumlu bir gelişme. Avrupa’da sınırlı bir hareketlilik bekleniyor ancak bu büyük bir sıçrama yapmayacak" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Maalesef 160 kız çocuğu daha ilk günden öldü" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Haymana Belediyesi tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Programda konuşan Özel, "İlçedeki 27 bin 300 çiftçiye 111 milyon liralık destek sağlamış olarak geldi. 3 bin haneye 44 milyon liralık sosyal destek sağlamış olarak geldi. Her gün 110 haneye ücretsiz ekmek dağıtmış olmanın, 1416 emekli hanesine 34.2 milyon liralık destek veriyor olmanın, 650 hanenin doğalgaz desteği 2 bin 260 haneye kömür desteği yapıyor olmuş olmanın, 461 gencin sınava hazırlanmasını üslenmiş olmanın ve 26 bin nüfuslu Haymana’ya toplam sosyal yardım tutarı olarak 200 milyon lira sosyal yardım yapmış olmanın verdiği mutlulukla, iç huzuruyla ve güvenle geldi. Biz genç belediye başkanımıza inandık, suyu sıcak, havası sert, insanı mert Haymana ona inandı" ifadelerini kullandı. İran’da yaşanan çatışmalara ve Gazze’deki soykırıma değinen Özel, "On bir aydır özlenen, iki aydır yolu gözlenen Ramazan’ın ortasındayız. Bu Ramazan dünyaya barış getirsin dedik. Çünkü Filistin’deki 71 bin Gazzeli’nin ölümünden sorumlu Netanyahu’yla eli kanlı Netanyahu’yla dünyanın öbür ucundan çıkıp buraları karıştıran Trump İran’a bombalar atıyor. Maalesef 160 tane kız çocuğu daha ilk günden öldü" diye konuştu. Programa; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Haymana Belediye Başkanı Levent Koç ile partililer ve vatandaşlar katıldı.
Uşak Bakan Işıkhan: "Türkiye olarak, sulhun ve sağ duyunun hakim olduğu bir diplomasi ortamının tesisi için çalışmaya devam edeceğiz" Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Uşak’taki çeşitli ziyaretlerinin ardından "Dünya Yetimler Günü" dolayısıyla düzenlenen iftar programına katıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, çeşitli ziyaret ve programlara katılmak üzere Uşak’a geldi. Program kapsamında ilk olarak Uşak Valiliği’ni ziyaret eden Bakan Işıkhan, Vali Serdar Kartal ile bir araya geldi. Valilik Şeref Defteri’ni imzalayan Bakan Işıkhan’a, Vali Serdar Kartal tarafından Hüsnü Kazım Özler tarafından çekilen "Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık" adlı simge fotoğrafı hediye edildi. Valilik ziyaretinin ardından Bakan Işıkhan, AK Parti Uşak İl Başkanlığı’nda partililerle buluştu. Partililerle sohbet eden Bakan Işıkhan, ardından Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı’nın "Dünya Yetimler Günü" dolayısıyla düzenlendiği iftar programına katıldı. "Çocuklarımızın vatana, millete ve ümmete hayırlı birer insan olarak yetişmelerini sağlamak, devlet ve toplum olarak her birimizin öncelikli vazifesidir" Bakan Işıkhan yaptığı konuşmada, "Yetim ve öksüz yavrularımız başta olmak üzere geleceğimiz, umudumuz olarak gördüğümüz çocuklarımıza sahip çıkmak sadece görevimiz değil, aynı zamanda insanlığımızın bir gereğidir. Çocuklarımızın vatana, millete ve ümmete hayırlı birer insan olarak yetişmelerini sağlamak, onları ilimle, irfanla, çalışacak, üretecek bilgi ve becerilerle donatmak devlet ve toplum olarak her birimizin öncelikli vazifesidir. Bizim bu konudaki hassasiyetimiz, gerek devlet kurumlarımız, gerek sivil toplum kuruluşlarımız, gerekse millet olarak, hamdolsun ki en üst noktadadır" dedi. Her zaman dünyanın her bir köşesinde ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye devam edeceklerini vurgulayan Işıkhan, "İnancımızdan ve tarihi misyonumuzdan kaynaklanan bu şuur, bugün de hala sosyal devlet anlayışımızın merkezindeki yerini korumaya devam ediyor. Geçmiş dönemlerde sadece anayasada yer alan ancak pratikte kayda değer bir karşılığı olmayan sosyal devlet ilkesi son çeyrek asırda sahada tüm varlığıyla hissedilen, gözle görülen bir gerçek haline dönüştü. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde özellikle aile, kadın, çocuk, engelli, yaşlı gibi özel politika gerektiren tüm vatandaşlarımızın geleceğini güvence altına alan büyük dönüşümleri, ’insanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturuyla gerçekleştirdik. Sadece ülkemiz sınırları içerisindeki vatandaşlarımızın yardımına değil, ’kimsesizlerin kimsesi biziz’ diyerek, dünyanın her bir köşesindeki ihtiyaç sahibinin yardımına koştuk, koşmaya da devam ediyoruz" dedi. "Saldırıların bir an önce son bulması için Cumhurbaşkanımız liderliğinde ilgili tüm arkadaşlarımız bölgede yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor" Türkiye’nin etrafında ateş çemberi olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kardeşlik sofralarında bir araya gelmenin en büyük emeği olduğu vurgulayan Işıkhan, "Bu iyilik ve hayır ikliminin, ateşkesi ihlal eden katil İsrail’in zulmü altında bu yıl yine Ramazan’a buruk bir şekilde giren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm İslam coğrafyasında mazlum ve mağdur kardeşlerimizin kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bölgemizde yakılmak istenen ateşin daha da büyüyerek yayılmaması ve karşılıklı saldırıların bir an önce son bulması için Cumhurbaşkanımız liderliğinde ilgili tüm arkadaşlarımız bölgede yoğun bir diplomasi trafiği yürütüyor. Biz Türkiye olarak, sulhun ve sağ duyunun hakim olduğu bir diplomasi ortamının tesisi için çalışmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da defaten ifade ettiği gibi Türkiye, arabulucu rolüyle, coğrafyamızı huzura kavuşturacak her türlü girişimin yanında yer almaya devam edecektir. Bizler de bu anlayışla 86 milyon Türkiye olarak, etrafımızdaki ateş çemberine rağmen, hala güvenle şu kardeşlik sofralarında bir araya gelebilmemizde büyük emekleri olan büyük ve güçlü Türkiye davamızın lideri, saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a en derin şükranlarımı sunuyoruz" dedi.