KÜLTÜR SANAT - 05 Mart 2026 Perşembe 14:32

Maltepe’de "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" paneli: "Şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi, biz onu yeneceğiz"

A
A
A
Maltepe’de "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" paneli: "Şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi, biz onu yeneceğiz"

Maltepe Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında anlamlı bir panele ev sahipliği yaptı. Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Toplumsal cinsiyet eşitliği temelinde yürütülen bu hak arayışına dikkat çeken panel, Maltepeli kadınların dayanışma ruhunu bir kez daha ortaya koydu.


Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte kadın cinayetleri, yaşam hakları mücadelesi ve kadının toplumsal özneliğine dair önemli konu başlıkları değerlendirildi. Kadın haklarının korunması ve şiddetle mücadele konusundaki kararlılığın somut bir göstergesi olan etkinlikte; hukuki güvencelerin önemi ve toplumsal zihniyet değişiminin aciliyeti üzerinde durularak, şiddetsiz bir gelecek için çözüm yolları değerlendirildi. Maltepe Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Çotuksöken’in moderatörlüğünü üstlendiği panelde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav ve Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen konuşmacı olarak yer aldı.


"Sadece özel anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması gerekiyor"


Prof. Dr. Betül Çotuksöken, toplum bilincinin artırılmasının kadına şiddet ve kadın cinayetleri farkındalığında büyük öneme sahip olduğu dile getirerek, "Aslında günlük hayatımızda her gün farkına varmamız gereken şeyler var; kendimizle ilgili olarak ve bütün kadınlarla ilgili olarak. Bugün gerçekten özel bir gün, 8 Mart’ın arka planında ne kadar yoğun işlerin olduğunu; bugünün anlam ve önemini hatırlatmak üzere geldiğimiz bu noktada ne kadar ağırlıklı çalışmaların olduğunu hepimiz biliyoruz. Sadece özel bir anlamı olan tarih dilimleri için değil, hepimizin her an bu bilincin içinde olması ve her birimizin gerçekten duyarlılıklarının çok artmış olması gerekiyor. Bu duyarlılıkları zaman içerisinde ve belli bir ortaklık noktasına gelinceye kadar artırmak da büyük bir önem taşıyor" ifadelerine yer verdi.


Kadınları boşandırmamaya çalışmak yerine koruyor olsak kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir"


Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Dr. Gülsüm Kav, Türkiye’de 2025 yılında --- kadının ve --- şüpheli ölümün olduğuna dikkat çekerek, konuşmasında şunları aktardı:


"Aslında bakarsanız şiddetle mücadelenin tarihi o kadar da eski değil. Ve biz bu kısacık sürede epeyce yol almış durumdayız. O nedenle emin olun şiddet kadınlarımızın gücünü yenemedi; biz onu yeneceğiz. 2025 yılı verilerine göre kadınların yüzde 61’i evlerinde ve genellikle yakınları tarafından; evli oldukları ya da eskiden evli oldukları, boşanmış oldukları kişiler tarafından öldürülmüş. Kadın cinayetlerinin en çok boşanma evresindeyken işlendiğini biliyoruz. Akrabalar, tanıdıklar, maalesef babalar ve oğullar da var. Ve bu cinayetler en sık olarak ateşli silahlarla işleniyor. Aslında silahlanmayla ilgili sıkı önlemler alabiliyor olsak, boşanma evresindeki kadını boşandırmamaya çalışmak yerine etkin bir şekilde koruyor; sürekli ihtiyaçlarını soruyor ve bunu gözetiyor olsak bu kadın cinayetlerinin yüzde 60’ından kurtulabiliriz demektir.


Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen, kadın cinayetlerinin politik bir zemine dayandığının altını çizerek, "1980’lerde yaşadıklarımız çok uzak bir zaman dilimi değil. Hani ’Kadın cinayetleri politiktir’ diyoruz ya; aslında 80’lerde yaşadığımız bütün faili meçhul cinayetlerin bir çeşidini bugün hala kadınlar üzerinde yaşıyoruz. O ahlak kuralları ya da kapitalist dünyanın dayatmaları, Türkiye’deki iktidar yapılarının hayata bakışları neyse aslında bunların hepsinden etkileniyoruz" dedi.


"Kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve faillerin cezalandırılması gerekiyor"


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen etkinlikle ilgili konuşan Başkan Esin Köymen, özellikle 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden hayata geçirilmesinin kadın cinayetlerinin önüne geçme noktasında büyük bir önem taşıdığını ifade ederek, şunları söyledi:


"İçinden geçtiğimiz zaman dilimi gerçekten çok zor. Öncelikle kendi ilçemizden başlayarak bütün yaşam alanlarımızı kadınların sağlıklı ve mutlu bir şekilde ve özgüvenle bu ilçede yaşayabilmeleri için çalışıyoruz. Kadın emeğinin değerli kılındığı, görünür kılındığı ve en temelinde de tabii bir demokrasi mücadelesi aynı zamanda kadın hakları mücadelesini çok önemsiyoruz. Bu özendirilen cezasızlıkların yerine cezalandırmanın getirilmesi için mücadele edip bizler de kadınlarla dayanışma çalışmaları yapıyoruz. Kadın hakları mücadelesini bir demokrasi mücadelesi olarak ele almak gerekiyor. Dolayısıyla demokrasiden uzaklaşan ortamlarda kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, kadının evde kalması ve emeğinin görünür olmaması da son derece yaygın bir hale gelmeye başlıyor. Özellikle 6284 ve İstanbul Sözleşmesi uygulamaları çok önemli; bunların hayata geçmesi için hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Ama en temelinde de kadın cinayetleri karşısında susmamamız ve cinayet faillerinin de cezalandırılması gerekiyor. Ancak bu uygulandığı ve bir hukuk devletinin gereği yerine getirildiği zaman kadın cinayetlerini önleme noktasında bir aşama kaydedebiliriz. Şimdiden bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü selamlıyorum. Genelde bir kutlama mesajı olarak yayınlanıyor ama bu bir mücadele ve dayanışma günü; o yüzden selamlamayı tercih ediyorum. Umarım büyük bir mücadele ve büyük bir dayanışmayla o ortamı sağladıktan sonra 8 Mart’ı hep birlikte coşkulu bir şekilde kutlayabiliriz."

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanya’da tropikal meyve üreticilerine Global GAP ve iyi tarım eğitimi Antalya’nın Alanya ilçesinde tropikal meyve üreticilerinin ürünlerini daha iyi pazarlayabilmesi ve uluslararası standartlara uygun üretim yapabilmesi amacıyla önemli bir eğitim programı başlatılıyor. Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği öncülüğünde, üreticilere yönelik Global GAP ve iyi tarım uygulamaları programı uygulanacak. Program kapsamında ilk etapta 25 üreticiye eğitim verilecek ve yaklaşık 3-4 ay sürecek eğitimlerin ardından üreticilere sertifikaları teslim edilecek. Eğitim programıyla birlikte üreticilerin bilinçli üretim yapmasının sağlanması ve pestisit ve kalıntı gibi konuların da önüne geçilmesi planlanıyor. Program kapsamında ziraat mühendisleri ve ilçe tarım müdürlüğü yetkilileri bahçelerden numune alarak analizler yapacak. Bireysel olarak yapılan "ürünümde pestisit yok" gibi açıklamaların çoğu zaman sözde kaldığını dile getiren Alanya Tropikal Meyve Üreticileri Birliği Başkanı Ali Hüddoğlu, birlik çatısı altında yürütülecek bu çalışmanın üretimde standart ve güvenilirlik sağlayacağını ifade etti. Tropikal meyve üretiminin Türkiye’de son 20 yılda hızla yayıldığını belirten Hüddoğlu, "Bu ürünler ülkemizde yeni yeni tanınmaya başladı. Üreticiler bugüne kadar büyük ölçüde bireysel çabalarla bir noktaya geldi. Ancak artık birlik olarak hem iç pazarda hem de uluslararası pazarda daha güçlü bir şekilde yer almak istiyoruz" diye konuştu. Programın ilerleyen aşamalarında yeşil dönüşüm, dijital tarım ve dijital pazarlama konularında da çalışmalar yapılacağını belirten Hüddoğlu, bu adımların üreticilere hem güvenilirlik hem de ekonomik kazanç sağlayacağını sözlerine ekledi. Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı Alanya Temsilcisi Oğuzhan Ataman, "Dünya Bankası tarafından Sanayi Teknoloji Bakanlığı’na verilen kredi kapsamında Sol Green programı ilan edildi ve uygulanmaya başladı. Bu program kapsamında ajanslari belli bir fon belli bir hibe verilmesi için kredi ve tutar aktarıldı. Bu tutarı biz bölgedeki mikro işletmelere kooperatiflere üretici birliklerine destek olması açısından ilk aşamalı yeşil ekonomiyi kapsayıcı geçiş programı kapsamında dağıtmaya başladık. Bölgemizden toplam 12 tane projemiz destek aldı. Alanya’da da iki proje destek aldı bir tanesi tropikal meyve üreticileri birliğimizin yapacağı faaliyetler projenin özellikle üzerinde durduğu yeşil ekonomi daha iyi tarım uygulamaları ve bu döngüsel ekonomi kavramları için bir dayanak teşkil ediyor. Biz bu aşamada projenin uygun görüldüğünü ve devamında da uygulanması safhasında da destek olacağımızı belirtmek isteriz" ifadelerini kullandı.
Sakarya IBAN kiralayanlar 10 yıla kadar hapisle yargılanabilir Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, "Kolay para vaadiyle hesaplarını kullandıranlar, zincirin sonunda görünen kişi oldukları için dolandırıcıyla aynı cezai sorumluluğu taşır" dedi. Sakarya Cumhuriyet Başsavcısı Hasan Uğurlu, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) tarafından düzenlenen "Dijital Çağda Hukuki Haklar ve Riskler" konulu söyleşiye katılarak bilişim suçları ve dijital dolandırıcılık yöntemlerine karşı kritik uyarılarda bulundu. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte dolandırıcılık ve yasa dışı bahis suçlarında ciddi bir artış yaşandığını belirten Başsavcı Uğurlu, dijital ortamda hiçbir izin tamamen kaybolmayacağını vurgulayarak, vatandaşların özellikle kişisel verilerin korunması ve sosyal medya paylaşımları konusunda hukuki sorumluluk taşıdıklarını ifade etti. "4 ile 10 yıl arası hapisle yargılanabilir" Dolandırıcıların kendi adlarına kayıtlı hesap veya hat kullanmadığını, bunun yerine özellikle öğrencileri ve iyi niyetli vatandaşları hedef aldığını kaydeden Başsavcı Uğurlu, "Kolay para vaadiyle hesaplarını kullandıranlar, zincirin sonunda görünen kişi oldukları için dolandırıcıyla aynı cezai sorumluluğu taşır. Türk Ceza Kanunu’na göre bu suç 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası öngörür ve mağdur sayısınca ayrı ayrı ceza verilebilir. Tanımadığınız kişilere hesap kiralamak, kısa vadeli kazanç uğruna telafisi ağır sonuçlar doğurabilir" dedi. "Yapay zeka ve Deepfake manipülasyonuna dikkat" Yapay zeka teknolojilerinin "Deepfake" gibi yöntemlerle yeni suç mecraları oluşturduğuna dikkat çeken Uğurlu, ünlü isimlerin ses ve görüntülerinin taklit edilerek vatandaşların yatırım tuzaklarına çekildiğini söyledi. Dijital dünyada her içeriğin teknik olarak üretilebilir olduğunun bilinmesi gerektiğini vurgulayan Uğurlu, eleştirel düşünce ve temkinli yaklaşımın kişisel güvenlik için şart olduğunu, ayrıca "hesabım çalındı" şeklindeki savunmaların teknik incelemeler karşısında her zaman yeterli görülmediğini de sözlerine ekledi.
Diyarbakır ‘’Terörsüz Türkiye hedefi istikrarlı bir şekilde devletimizin yarınlarını inşa etmektedir’’ Terör gazisi, 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri, Gazileri ve Terör Mağdurları Derneği Genel Başkanı Abbas Gündüz, terörsüz Türkiye hedefinin istikrarlı bir şekilde devletin yarınlarını inşa ettiğini söyledi. Başkan Gündüz, Türkiye’nin huzuru, güvenliği ve birlik içinde yarınlara yürümesi adına yürütülen "terörsüz Türkiye" hedefinin, yalnızca güvenlik politikalarının değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve kardeşliğin güçlendirilmesinin de bir gereği olduğunu söyledi. Başkan Gündüz, ‘’Bu süreç, hepimiz için tarihi bir süreç ve aynı zamanda tarihî bir sorumluluktur. Ülkemizin en büyük gücü farklılıklarına rağmen aynı vatan, aynı bayrak etrafında birleşebilen millet iradesidir. Bu nedenle bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey aramızdaki kardeşliği daha da güçlendirmek, gönüller arasındaki bağı kuvvetlendirmek ve milli dayanışmayı büyütmektir. Unutmamalıyız ki güçlü bir Türkiye’nin temeli iç kalenin sağlam olmasıdır. İç kaleyi tahkim etmek toplumsal birliğimizi korumak, gönüllerdeki kardeşliği büyütmek ve ortak değerler etrafında kenetlenmekle mümkündür. Bu noktada vatanseverlik, hepimizin ortak paydasıdır. Kimliğimiz, görüşümüz ya da düşüncemiz ne olursa olsun; bu topraklara olan bağlılığımız, milletimizin huzuru ve devletimizin bekası konusunda aynı noktada buluşabiliyoruz. Terörün tamamen sona erdiği, güvenin ve kardeşliğin hakim olduğu bir Türkiye için atılan her adım, milletimizin ortak geleceğine yapılan bir yatırımdır. Bu nedenle toplumsal birliğimizi güçlendiren, kardeşliği büyüten ve milli dayanışmayı artıran her çabayı desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün bize düşen görev ayrışmaları değil birliği, öfkeyi değil kardeşliği, çatışmayı değil dayanışmayı büyütmektir. Çünkü biliyoruz ki gönüllerde kurulan kardeşlik köprüleri, bu milletin en sağlam kalesidir. Terörsüz, huzurlu ve güçlü bir Türkiye hedefi doğrultusunda birlik ve beraberliğimizi koruyarak geleceğe yürümek hepimizin ortak görevidir’’ dedi.