SAĞLIK - 06 Ocak 2025 Pazartesi 11:45

Mangal yapmak isterken ’Tiner faciası’: Vücudunun yüzde 80’i yandı, patlamanın şiddeti kameraya yansıdı

A
A
A

İstanbul’da yaşayan 46 yaşındaki Güven Karalar, evinin bahçesinde balık pişirmek isterken mangalın yakınında bulunan tiner dolu kutuya doğru devrilmesiyle patlama yaşandı. Vücudunun yüzde 80’i yanan Karalar, 2,5 aydır hastanede tedavi görürken patlamanın şiddeti güvenlik kamera görüntüleriyle gözler önüne serildi. Karalar, "Çok korktum, toparlayacağımı ilk zaman düşünmedim, 5 dakikalık bir hata insanın belki de hayatına mal oluyor” derken tedavisini sürdüren Prof. Dr. Mustafa Turan, "Şu an 7-8 tane benzer hasta var, 3-4 tanesi çok ağır durumdalar, lütfen azami dikkat öneriyoruz" dedi.

Arnavutköy’de yaşayan 46 yaşındaki Güven Karalar, iddiaya göre 29 Ekim günü aldığı balıkları evinin bahçesinde mangalda pişirerek ailesiyle keyifli bir akşam yaşamak istedi ancak mangalın yakında bulunan tiner dolu kutuya doğru devrilmesiyle faciayı yaşadı. Bir anda bomba gibi patlayan tiner nedeniyle acıyla sıçrayan Karalar alev içinde kaldı. Patlamanın şiddetiyle çevredeki vatandaşlar ve ailesi hemen alana koşarak Karalar’a müdahale etti. 112 ekiplerine haber verilirken alev alan bahçe de vatandaşlar tarafından söndürüldü. Alana gelen sağlık ekipleri Karalar’ı Avrupa’nın en büyük yanık merkezlerinden biri olan ve bugüne kadar bir çok hastanın tedavisinin gerçekleştirildiği Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Tedavi Merkezi’ne götürdü. Hemen yoğun bakıma alınan Karalar’ın vücudunun yaklaşık yüzde 80’inin yandığı anlaşıldı. Yanık Tedavi Merkezi Sorumlusu, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Turan ve ekibinin titiz çalışmalarıyla yoğun bakımdaki 1,5 ayın ardından servise çıkarılan Karalar’ın tedavisi 2,5, aydır devam ediyor. Karalar, yaşadığı zorlu süreci hasta yatağında anlatırken Prof. Dr. Mustafa Turan, hastasının tedavisi ve yanık durumlarında yapılması ve yapılmaması gerekenler konularında bilgiler verdi.

Mangal yapmak isterken ’Tiner faciası’: Vücudunun yüzde 80’i yandı, patlamanın şiddeti kameraya yansıdı

Patlamanın şiddeti kameraya yansıdı

Patlama anı ise çevredeki bir güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde bir çocuğun alanda top oynarken şiddetli patlamayla kaçması ve sonrasında bölgedeki vatandaşların paniği ve alana koştuğu anlar görülüyor.

“Toparlayacağımı düşünmedim, çok zor bir süreç”

Patlama anı ve yaşadığı zorlu tedavi sürecini anlatan 46 yaşındaki Güven Karalar, “İzinli günümdü Karaburun’a gittim, taze balık gördük. Canımız çekti, aldık, geldik, bahçede mangal yakacaktık. Ateşi tutuşturduk, mangalın ayağı boşa çıkınca devrildi, aşağıda tiner vardı, değince patlama oldu. Tinerden çıkan alev direkt üstüme geldi, tutuşturdu. Çok korktum, o anki panikle söndürmek için kendimi toprağa attım, şortumu çıkarttım, kemerimi açana kadar çok geç kaldım. Kemeri açıp pantolonu çıkarsaydım belki bu kadar olmazdı. Toparlayacağımı ilk zaman düşünmedim ama Mustafa hocamız sağ olsun. Yakıcı maddeden çoluğu çocuğu mümkün olduğunca uzak tutmalı, ailecek perişan olduk. 1,5 ay yoğun bakımda yattım, O ateşi odunla tutuştursan 10 dakika süreni alır ama öbür türlü ayların hayatın gidiyor. Çok zor geceleri yeri geldi kabus gördüm yeri geldi uyuyamadım. Mümkün olduğunca tinerden olsun patlayıcı maddeden olsun herkesin uzak olmasını tavsiye ediyorum çünkü çok zor bir süreç oluyor, 1,5 aydan fazla yoğun bakımda yattım yani insanın ne gecesi ne gündüzü oluyor. 5 dakikalık bir hata insanın belki de hayatına mal oluyor” şeklinde konuştu.

“Şu an 7-8 tane benzer hasta var, güzel gününüz kötü gün olmasın”

Hastasının son durumu hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Mustafa Turan, vatandaşlara da önemli uyarılarda bulundu. Son zamanlarda yapılan başvurulara ilişkin konuşan Prof. Dr. Turan, yanık durumunda ilk yapılması gerekenleri sıralayarak sözlerine şöyle devam etti: “Hastamız, 2,5 ay kadar önce bahçelerinde mangal yapıyor. Mangal devrilme aşamasına geliyor, yakınlarda tiner tenekesi var, o da ısınmış muhtemelen ki bir anda alev almaya başlıyor, bomba gibi patlıyor. Hastamız yüzde 80’e yakın ağır yanıklarla bize getirildi. İlk bir hafta şok dediğimiz ağır bir dönem yaşadı, o dönemdeki hayati tehlike en kritik dönemlerimizden bir tanesi. Atlattıktan sonra yaklaşık 10 civarı büyük ameliyat geçirdi, tedavilere yanıt almaya başladıktan sonra da normal servis tarafına aldık. 1,5 ay kadar yoğun bakımda kaldı, şu an son 15 günde serviste rehabilitasyon dediğimiz o aşamadayız, diğer küçük yaralarımız var. Kimyasal soba tutuşturucuları, yanıcıları son yıllarda çıkmaya başladı, mangal jelleri bile patlayabiliyor. Onların alevi de maalesef beyaz gözüküyor, halkımız yandığını hissetmiyor. Üzerine tekrar koyuyor. Tiner grubunu kesinlikle kullanmamak lazım, benzin, mazot bunlar çok yanıcı ürünler. Şu an kliniğimizde 7-8 tane benzer hasta var, 3-4 tanesi çok ağır durumdalar ve bunlar genç çocuklar. Bu ürünler, çok uçucu bir anda yanıcı olabiliyor ve ölümcül süreçlere sokabiliyor, çok dikkat etmek lazım. Kurtulmaları için ekip olarak çok yoğun uğraşılıyor, akabinde de yanık kontraktürü dediğimiz kişilerin cildinde lezyonlar oluşuyor. Yanıcı ürünlerle uğraşırken lavabo açıcılar, sıcak su torbaları bunlara lütfen azami dikkat öneriyoruz yoksa çok kötü olaylarla karşılaşabiliyoruz. Hep dedikleri şey; elbiseleri üzerlerine yapışıyor, onlardan çok hızlı bir şekilde kurtulmaları gerekiyor, bazı arkadaşlar ortamda su bulmuşlar, hemen kendilerini suya bırakmışlar. Çeşme suyu öneriyoruz, o bölgenin enerjisinin alınması ve temiz, ıslak elbiselerle o bölgelerin korunarak 112 ile irtibata geçilebilir veya bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz. Yanık durumunda en çok gördüğümüz hatalar; yanık bölgesinin yanlış ürünlerle, diş macunu, yoğurt, diğer bazı bilmediğimiz ürünlerle yumurta koyabiliyorlar bunlarla korunmaya çalışılması. Enfekte, kirli bir şekilde geliyor yaralar ve bunlarda hastalarda o aşamalarda enfeksiyona, ağır komplikasyonlara yol açabiliyor. Güzel gününüz kötü gün olmasın, bir mangal faciaya dönüşmesin"

Mangal yapmak isterken ’Tiner faciası’: Vücudunun yüzde 80’i yandı, patlamanın şiddeti kameraya yansıdıHasibe Karadağ - Emre Baba

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Seyh’ül Kurra Hafız Yılmaz, Vali Makas’ı ağırladı Düzce Valisi Mehmet Makas, Seyh’ül kurra, Kur’an-ı Kerim’i yedi kıraat ve on rivayet üzere ezberleyip, bu alanda icazet almış hafızların, kıraat ilmi konusunda en üst düzey yetkinliğe sahip olan, en bilgili ve en kıdemli öğretici hayırsever Fahri Yılmaz’ı evinde ziyaret etti. Son Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Düzce’ye atanan Mehmet Makas, Seyh’ül Kurra Hafız Fahri Yılmaz’ı evinde ziyaret etti. Mehmet Makas, "Kıymetlilerimizden Kurra Hafızımız Fahri Yılmaz Hocamıza iadeyi ziyarette bulunarak duasına talip olduk. Rabbim ilim ve kurana hizmet yolunda uzun sağlıklı ömürler versin" dileğinde bulundu. Yılmaz’da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek teşekkür etti. Ziyarette Fahri Yılmaz’ın oğlu İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Damadı Cihan Karadayı’da hazır bulundu. Vali Mehmet Makas, Yılmaz’ın kütüphanesini inceledi bilgiler aldı. Seyh’ül Kurra Hafız Fahri Yılmaz Kimdir? 1946 yılında Düzce Merkez Beçiyörükler Köyü’nde doğan Fahri Yılmaz, küçük yaşlarda Kur’an-ı Kerim eğitimine başladı. Konuralp Merkez Camii’nde aldığı derslerin ardından Düzce Merkez Kur’an Kursu’nda hafızlığını tamamladı ve 1962 yılında diplomasını aldı. İmam hatip eğitimini bitirdikten sonra çeşitli camilerde görev yaptı. 1980 yılında İzmir Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu. Düzce Cedidiye Camii’nde uzun yıllar imam hatiplik yapan Yılmaz, İstanbul Haseki’de ilmi kıraat eğitimi alarak 1986’da icazetname aldı. Yaklaşık 25 yıl ders veren Yılmaz, çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Köy camisinin yeniden inşasına öncülük ederek 2014 yılında ibadete açılmasını sağladı. Halen ilmi ve hayır çalışmalarını sürdürüyor.
Ankara TFMD ‘Yılın Basın Fotoğrafları’ yarışmasında İHA’ya 4 ödül Türkiye Foto Muhabirleri Derneği (TFMD) tarafından 41 yıldır düzenlenen "Yılın Basın Fotoğrafları" yarışmasının sonuçları açıklandı. Yılın basın fotoğrafı ödülü İHA’ya verilirken, İHA foto muhabirleri Ahmet Faruk Sarıkoç ve İsmail Coşkun toplamda 4 ödüle layık görüldü. Türkiye Foto Muhabirleri Derneği’nin (TFMD) düzenlediği "Yılın Basın Fotoğrafları" yarışmasının 2026 sonuçları açıklandı. Yarışmanın 41. yılında, ödüller çevre sorunları ve iklim değişikliğine dikkat çeken karelere verildi. Yarışmada, İHA foto muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç’un Arnavutköy’de çektiği fotoğraf "Yılın Basın Fotoğrafı" seçilirken, aynı kare çevre kategorisinde de birincilik ödülüne layık görüldü. İHA foto muhabiri İsmail Coşkun da iki ödüle layık görüldü. Coşkun, İstanbul’da çektiği fotoğraflarla TFMD Özel Ödülü ile Deprem Şehitleri Özel Ödülü’nün sahibi oldu. 5 binin üzerinde fotoğrafın arasından seçildi 2025 yılında meydana gelen olaylardan 5 binin üzerinde fotoğrafın değerlendirildiği Yılın Basın Fotoğrafları’nda 6 farklı kategoride 23 fotoğraf ve 3 fotoğraf serisi ödüle layık görüldü. TFMD’nin her yıl bir isme verdiği Yaşam Boyu Onur Ödülü’ne bu sene 75 yaşındaki tecrübeli foto muhabiri Kadir Can layık görüldü. Organizasyona 343 foto muhabiri ve fotoğrafçının yanı sıra 47 öğrenci olmak üzere toplam 390 kişi katıldı. Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, ASKA Lara Resort, AJet, SGDD-ASAM ve Vakıflar Genel Müdürlüğü desteği ile düzenlenen yarışmada verilen toplam para ödülü ise 335 bin lira olarak açıklandı. Yılın basın fotoğrafının hikayesi İhlas Haber Ajansı foto muhabiri Ahmet Faruk Sarıkoç, ödül alan fotoğrafının hikayesini şu sözlerle aktardı: "İstanbul’un kuzeyinde, Arnavutköy ilçesine bağlı Hacımaşlı Mahallesi üzerinde drone ile yaptığım bir çekim sırasında bu kareyi yakaladım. Gökyüzünden baktığınızda İstanbul’un nasıl büyüdüğünü, hatta nasıl yön değiştirdiğini çıplak gözle görmek mümkün oluyor. Bir tarafta henüz yeşilliğini koruyan tarım arazileri, diğer tarafta hızla yükselen yüzlerce konut Ortada ise İstanbul’un su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı. Bu üç unsur aynı kadrajda buluştuğunda, aslında tek bir fotoğraf değil; İstanbul’un dönüşüm hikâyesi ortaya çıkıyor. Dronu yüzlerce metre yükselttiğimde karşıma çıkan manzara çarpıcıydı: Bir zamanlar tarlaların ve boş arazilerin bulunduğu bölgede dev bir şantiye yükseliyordu. İnşaatların oluşturduğu beton dokusu, hemen yanındaki canlı yeşil tarlalarla keskin bir tezat oluşturuyordu. Bu fotoğrafı çekerken amacım sadece bir manzara kaydetmek değildi. İstanbul’un büyümesini, şehirleşmenin doğayla olan sınırını ve geleceğe bırakacağımız manzarayı tek karede anlatabilmekti. Çünkü yukarıdan bakınca şehir, sadece binalardan ibaret değil; kararlarımızın ve tercihlerimizin de bir haritası gibi görünüyor. ‘Büyüyen İstanbul’ adlı bu kare, bir metropolün genişleme hızını ve doğayla kurduğu hassas dengeyi anlatan sessiz bir belge niteliğinde." Yılın Basın Fotoğrafları Genel Jüri Başkanlığını Foto Muhabiri Coşkun Aral, Türkiye Güzellikleri Jüri Başkanlığını ise Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar üstlenirken, yarışmanın jüri üyeleri arasında Depo Photos Yayın Yönetmeni Tolga Adanalı, Medya İş Genel Başkan Yardımcısı Zihni Oğuz Akın, AFP Foto Muhabiri Adem Altan, İhlas Haber Ajansı Genel Yayın Koordinatörü İrfan Altıkardeş, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Seçil Deren Van Het Hof, TFMD Başkanı Rıza Özel, Foto Muhabiri Sebati Karakurt, Fotoğraf Sanatçısı Sefa Yamak bulunuyordu. Özel jüri olarak ise Vakıflar Genel Müdürlüğü Temsilcisi Gül Aşık, Gençlik ve Spor Bakanlığı Temsilcisi İlhan Demir, ASKA Otels Temsilcisi Cengiz Kesici, SGDD-ASAM Başkanı Cumhur Özen, AJET Temsilcisi Saffet Yiğit yer aldı.