ÇEVRE - 02 Mart 2026 Pazartesi 12:14

Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü

A
A
A
Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü

Marmara Denizi’ndeki ekosistemi ciddi şekilde tehdit eden ve "hayalet ağ" olarak bilinen terk edilmiş balıkçı ağları, düzenlenen kapsamlı bir operasyonla deniz dibinden temizlendi. Deniz kirliliğine dikkat çekmek amacıyla hayata geçirilen "Mavi İz" projesi kapsamında çıkarılan atıklar sanat eserine dönüştürülerek çevre farkındalığı sağlandı.



Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele son yıllarda ivme kazanırken, 2025 yılı verilerine göre denizlerden 11 yılda çıkarılan 2.9 milyon metrekare hayalet ağ; sorunun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında Orzax’ın öncülüğünde Adalar Belediyesi, Deniz Temiz Derneği/TURMEPA ve Sualtı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği (SUFOD) iş birliğiyle yürütülen çalışmayla birlikte; denizlerin sürdürülebilirliği ve çevre bilincinin artırılması için dikkat çekici bir projeye imza atıldı. Deniz kirliliğine dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projeleri, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürülüyor. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirilen çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirildi.



Marmara Denizi’ndeki su altı canlı hayatı ve ekosistem için ciddi tehlike oluşturan hayalet ağlar ve atık malzemeler; Büyükada açıklarında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte su altından temizlenerek karaya çıkarıldı. Deniz dibinden çıkarılan terk edilmiş ağlar ve plastik atıklar, heykel sanatçısı Büşra Kölmük tarafından özgün bir sanat eserine dönüştürüldü. Proje, sadece bir temizlik hareketi olmasının ötesinde, çevresel sorumluluğu görsel bir mesajla topluma ulaştırmayı amaçlıyor. Deniz ekosistemindeki tahribatı ve doğanın korunması gerektiğini simgeleyen bu eserle, su altındaki "görünmez" tehlikenin toplum tarafından fark edilmesi hedefleniyor.



"Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek"


TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, denizlerin hayalet ağlardan temizlenmesinin ekosistemin yanı sıra insan sağlığı ve sürdürülebilir beslenme açısından da kritik olduğuna dikkat çekerek, "Yaptığımız bu önemli çalışmada, Büyükada çevresinde denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında sandığımızdan çok daha önemli bir işi başardı. Ve başarmaya da devam edeceğini umuyorum. Bu ağlar plastikten yapıldığı için zamanla parçalanarak mikroplastikleri sularımıza karışıyor maalesef. Denizden çıkarılan hayalet ağlar aslında kurtarılan hayatlar demek. Küçük bir müdahale gibi görünebilir ama deniz için gerçekten oldukça büyük bir adım" dedi.



"Sadece Büyükada’da değil iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız"


TV Programcısı ve doğa aktivisti Güven İslamoğlu, bu tür çalışmaların büyük şirketlerin desteğiyle gerçekleştirilmesinin bütçe ve insan emeği açısından büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Hayalet ağlar ve su uzun zamandır çalıştığım konulardan bir tanesi. Çok zor bir iş. Niye? Bu ağları çıkartmanız öyle kolay değil; enerji harcamanız lazım, bütçe ve insan emeği gerekiyor. Maalesef yer altını, özellikle de su altını es geçiyoruz. Sadece denizlerimizde, Büyükada’da değil, iç denizlerimizde de aynı sorunlarla karşı karşıyayız. Şirketlerin sosyal sorumluluk projeleri kapsamında dip temizliği yapılıyor. Bu tür şirketlere çok ihtiyacımız var. Biz de şirketlerle beraber, ortak çalışıyoruz. Bu projede bende varım ve destek veriyorum" ifadelerini kullandı.



"Denizlerde hayat varsa Omega-3’ü de sürdürülebilir şekilde elde edebiliyorsunuz"


Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin temizliğinin Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği ve kalitesi için hayati önem taşıdığını vurgulayarak, çevresel sürdürülebilirlik ile insan sağlığı arasındaki bağlantıya dikkat çekti. Alimoğlu konuşmasında şu ifadelere yer verdi:


Omega-3’lerin en temel kaynağının denizler olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla denizlerde hayat varsa buradaki kaynağı da sürdürülebilir bir şekilde elde edebiliyorsunuz. Omega 3, 22 yıl önceki kuruluş dönemimizde piyasaya sunduğumuz ilk ürünlerden biriydi. Bu alana duyduğumuz hassasiyet ve çevresel sorumluluk bilincimiz doğrultusunda; deniz kirliliğine ve ekosistemin korunmasına dikkat çekmek amacıyla bu projeyi hayata geçirdik.


Toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla üç yıl önce başlatılan sosyal sorumluluk projemizi, her yıl farklı bir tema ve sloganla aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda; projenin ilk yılında "Mavi Bayrak, Mavi Kalp", ikinci yılında "Mavi Gelecek" temasıyla hayata geçirdiğimiz çalışmalar, bu yıl ise "Mavi İz" adı altında gerçekleştirdik. Bizim çalışmış olduğumuz pazar insanların sağlığını koruyan, sağlıklı yaşamalarını sağlayan, hastalıkları önleme amacıyla kullanılan ürünlerden oluşuyor. Yaşlanmadan önce, hastaneye gitmeden önce insanların hayatına dokunabilecek ürünler üretiyoruz. Omega-3’de bu kategorilerden birisi. İnsan sağlığı üzerine özellikle göz, beyin, sinir sistemi ve kalp damar sağlığı noktasında olumlu etkileri olan bir ürün kategorisi."



"Yarın bir pişmanlık duymamak için bugünden farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz"


Endüstrileşme nedeniyle çevre kirliliğinin ciddi boyutlarda arttığını ve bu noktada hızlıca önlemler alınması gerektiğini belirten Alimoğlu, "Denizler yüz binlerce canlının yuvası aslında dönüp baktığımızda. Aynı zamanda iklimin sağlıklı şekilde yürüyebilmesi için, sıcağın dengelenebilmesi için, çok önemli bir pozisyonda. Bir taraftan beslenme zinciri açısından hayatımıza değer katan besin zinciri noktasında önemli bir pozisyonda. Yüz binlerce canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla ciddi bir biyokütleyi kendi yapısında barındırıyor. Denizlerin bu besleyici hayat düzeyine ulaşabilmesi belki milyarlarca yıl aldı. Fakat özellikle son dönemlerde toplumların ciddi şekilde endüstrileşmesi, plastiklerin hayatımıza girmesiyle beraber çok hızlı şekilde kirlettiğimizi görüyoruz. Dolayısıyla yarın bir pişmanlık duymamak, bugünden önlenebilecek bir pozisyonda olduğumuz için şu an sosyal sorumluluk projeleriyle bu alanda farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz" diye aktardı.



"Bu ekosistemin hayatımıza çok büyük katkıları var, onu korumamız gerekiyor"


Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, hayalet ağların deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkisine ve bu ağların çıkarılmasının oldukça zahmetli bir süreç olduğuna dikkat çekerek, şunları aktardı:


"Yıllardır etkinlikler yapıyoruz ama bu proje geldiğinde çok heyecanlandım. Bu farkındalığı herkesin bilmesi çok kıymetli. Su üstündeki hayat gibi denizin altında da bir ekosistem var ve hayatın devamında, o sistemin de bizim hayatımıza çok büyük katkıları var ve bu ekosistemi korumamız gerekiyor. Orzax Mavi İz projesiyle geldiğinde ben de özellikle bir su altı balıkadamı olarak yıllardır verdiğim desteği verdim ve severek kabul ettim. Beraber denizin dibindeki canlılığı ve yavaş yavaş yok olmaya yüz tutmuş hayatı beraber görüntüledik, temizledik. Hem denizin altındaki ekosistemi korumak hem de suyun altındaki hayatı ve farkındalığı vurgulamak çok büyük bir olay."



"Su altından çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor"


Marmara Denizi’nin hayalet ağ konusunda riskli bir durumda olduğunun altını çizen Akpolat, "Şu gerçeği söyleyelim: Marmara Denizi bizden yardım istiyor, içerideki ekosistem bizden destek istiyor. O alttaki ağlar o kayalara, o doğal taşlara takıldıkça ve oradan çıkarılmadıkça aşağıdaki yaşayan bütün canlılara tehlike arz etmeye devam ediyor. Onları oradan çıkarmadığınızda hayalet ağlar yaklaşık 150 yıl pasif avlanmaya devam ediyor. Bu konuda dikkat edilmesi lazım, denetimlerin yapılması lazım, temizlememiz lazım. Tabii bu sadece birkaç gönüllünün yapmasıyla mümkün değil; burada devletin üstüne düşen de bizlerin üstüne düşen de çok büyük görevler var. Vatandaşlarımızın üstüne de düşen çok büyük görevler var. O yüzden hayatımın son noktasına kadar bu konuda uğraşları vereceğim" dedi.



Düzenlenen etkinliğe Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat, TURMEPA Genel Müdür Yardımcısı Mine Göknar, Tv Programcısı Doğa Aktivisti Güven İslamoğlu ve çok sayıda doğasever katılım sağladı.



Marmara’nın derinliklerindeki "Hayalet Ağ" tehdidine sanat dokunuşu: Çıkarılan ağlar sanat eserine dönüştü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Başkan Karabatı sokak iftarında vatandaşlarla buluştu Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Ramazan ayının manevi atmosferini vatandaşlarla paylaşmayı sürdürüyor. Gazi Mahallesi’nde hayırseverlerin katkılarıyla Mustafakemalpaşalılar Derneği önünde düzenlenen sokak iftarına katılan Karabatı, mahalle sakinleriyle aynı sofrada bir araya gelerek birlik, beraberlik ve dayanışma mesajı verdi. İftar sonrası dernek lokalinde mahalle sakinleriyle sohbet eden Başkan Karabatı, talep ve önerileri dinleyerek belediye hizmetleri hakkında bilgi verdi. Karacabey Belediye Başkanı Fatih Karabatı, Ramazan ayının manevi atmosferini vatandaşlarla birlikte paylaşmaya devam ediyor. İlçenin Gazi Mahallesi’nde hayırseverlerin katkılarıyla düzenlenen sokak iftarına katılan Karabatı, mahalle sakinleriyle aynı sofrada buluşarak birlik ve beraberlik mesajı verdi. Programa, AK Parti İlçe Başkanı Gültekin Saygısever de eşlik etti. Gazi Mahallesi’nde bulunan Mustafakemalpaşalılar Derneği önünde gerçekleştirilen iftar programı, yoğun katılımla gerçekleşti. Mahalle sakinleri, aileleriyle birlikte uzun sofralarda oruçlarını açarken, Ramazan’ın paylaşma ve dayanışma ruhu bir kez daha güçlü şekilde hissedildi. İftar öncesinde alana gelen Başkan Karabatı, vatandaşlarla tek tek tokalaşarak hal ve hatır sordu. Özellikle çocuklarla yakından ilgilenen Karabatı, yaşlı vatandaşlarla da sohbet ederek Ramazan ayının hayırlar getirmesi temennisinde bulundu. Samimi görüntülerin ortaya çıktığı programda, mahalle halkı da Başkan Karabatı’na ilgisinden dolayı teşekkür etti. Ezanın okunmasıyla birlikte dualar eşliğinde oruçlar açıldı. Başkan Karabatı, Ramazan ayının toplumsal dayanışmayı güçlendiren özel bir dönem olduğuna dikkat çekti. Karabatı, "Ramazan’ın bereketini, paylaşmanın huzurunu ve birlik beraberliği hemşehrilerimizle aynı sofrada hep birlikte hissettik. Bu güzel organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, tuttuğumuz oruçların ve yaptığımız duaların kabul olmasını diliyorum. Rabbim birliğimizi ve beraberliğimizi daim eylesin." dedi. Programın ardından Başkan Karabatı ve İlçe Başkanı Saygısever, Mustafakemalpaşalılar Derneği lokaline geçerek vatandaşlarla bir araya geldi. Burada çay eşliğinde gerçekleştirilen sohbet ortamında mahalle sakinlerinin talep ve önerileri dinlendi. Karacabey’de yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Karabatı, belediye olarak her mahalleye eşit ve etkin hizmet götürme anlayışıyla hareket ettiklerini vurguladı.
Aydın Kalcık Mahallesi, Venedik’e döndü Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkınlarıyla yeniden sular altında kaldı. Adeta Venedik’e dönen köyde ulaşım kayık ve traktörlerle sağlanırken, taşkınlar hem günlük yaşamı hem de tarihi mezar taşlarını tehdit ediyor. Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Bağarası sınırlarında yer alan Kalcık Mahallesi, Sarıçay ve Büyük Menderes Nehri’nin taşkın dönemlerinde bir kez daha sular altında kaldı. Her yıl benzer manzaraların yaşandığı mahallede, sokaklar göle dönerken günlük yaşam suyun ritmine göre şekilleniyor. Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık’ta yaya ulaşım mümkün olmazken, mahalle içinde hareket kayıklar ve yüksek traktörlerle sağlanıyor. Kayıklar, hayvanlara yem taşımak, temel ihtiyaçları karşılamak ve ulaşımı sağlamak amacıyla kullanılırken, taşkın öncesinde bazı üreticiler koyun ve sığırlarını daha güvenli alanlara taşısa da, köy içindeki suyun ulaşamadığı küçük yükseltilerde sığır, tavuk ve hindilerin yaşam mücadelesi sürüyor. Mahalle sakinleri, suların bir an önce çekilmesini ve yaşamın normale dönmesini bekliyor. Taşkınların yalnızca bugünü değil, geçmişi de tehdit ettiğini ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü; "Taşkın sularıyla çevrilen Kalcık, adeta gondolların dolaştığı Venedik’i andırıyor. Ancak burada romantik bir manzara değil, günlük yaşamın suya teslim olduğu bir tablo var. Köy sokaklarında gondollar değil, hayvanlara yem taşımak, ulaşımı sağlamak ve temel ihtiyaçları karşılamak için kullanılan kayıklar dolaşıyor. Bu köye yaya olarak girilmesi mümkün değil. Sokaklara yalnızca yüksek traktörlerle ya da kayıklarla girilebiliyor. Köy mezarlığında yer alan ve kitabeleri, taş işçiliği, form ve süslemeleriyle Osmanlı Dönemi’ne uzanan mezar taşları her taşkında su altında kalıyor. Bu mezar taşları yalnızca birer kabir değil, döneminin sanat anlayışını ve kültürel belleğini yansıtan önemli tarihi belgelerdir. Taşkınlar, Kalcık’ın yalnızca bugününü değil, geçmişini de tehdit etmektedir. Köylüler, geçmiş yıllarda Sarıçay seddesinde yapılan bir müdahalenin taşkınları artırdığına inanmakta ve bu uygulamanın yeniden değerlendirilmesini istemektedir. Yaz ve kış aylarında birbirine zıt görüntülere sahne olan Kalcık’ta, taşkın sularının yaşam alanlarını, hayvancılığı ve tarım arazilerini olumsuz etkilediği görülmektedir" dedi. "Sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yapıyor" Öte yandan taşkınların ekosistem açısından sağladığı katkılara da dikkat çeken Sürücü; "Kalcık’ın arkasındaki sular altında kalan tarlalar, yüzlerce flamingoya ev sahipliği yaparak adeta bir kuş cennetine dönüşmektedir. Sular çekildiğinde tarlalar, kuşların beslenmesine imkan sağlayan zengin besin kaynaklarıyla dolmakta, azmaklarda ve tarlalarda kalan sucul canlılar hem kuşlar için önemli bir besin zinciri oluşturmakta hem de yöre insanına doğal bir destek sunmaktadır. Yoğun yağmurlar sonunda yaşanan taşkınlar yalnızca doğal bir afet gibi görülmemelidir. Sorunun temelinde, nehirlerin doğal taşkın alanlarının daraltılması ve yanlış müdahalelerle suyun akış rejiminin değiştirilmesi de çok önemlidir. Nehirlerin doğal taşkın yatakları mutlaka korunmalı, taşkın yönetim planları hazırlanırken, taşkın suları içinde yaşayan deneyim sahibi olan yerel halkın da görüşleri alınmalıdır. Nehirler, akarsular bilimsel, akılcı ve doğayla uyumlu bir şekilde yönetildiğinde hem yereldeki insanların güvenliği hem de sağlıklı nehirlerin sağladığı ekolojik ve ekonomik faydalardan yararlanılabilir" şeklinde konuştu.
Samsun Canik’te depreme dayanıksız 741 bina yıkılıyor Samsun’un Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürdüklerini, depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkımlarına devam ettiklerini söyledi. Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, ilçede kentsel dönüşüm çalışmalarına yoğun bir şekilde devam ettiklerini belirtti. 17,5 hektar alanda sürdürdükleri ve bölgenin en büyük kentsel dönüşüm projeleri arasında yer alan Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde, depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ettiklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, projeyle vatandaşları depreme karşı dayanıklı konutlarla ve yeni sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacaklarını belirterek, "Canik’imizde kentsel dönüşümü sürdürüyor, depreme dayanıklı yaşam alanları için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi. 741 bina yıkılıyor Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projesi’yle ilçede yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli 741 binanın yıkım çalışmalarını adım adım sürdürdüklerini kaydeden Başkan İbrahim Sandıkçı, "Soğuksu Kentsel Dönüşüm Projemizle ilçemiz Soğuksu Mahallesi’nde yer alan depreme dayanıksız ve yüksek riskli binaların yıkım çalışmalarına ara vermeden devam ediyoruz. Soğuksu Mahallemizde 17,5 hektar alanda sürdürdüğümüz kentsel dönüşüm projemizle, mahallemizde yer alan ve 2 bin 864 bağımsız birimden oluşan depreme dayanıksız ve yüksek riskli toplam 741 binanın tamamının yıkım işlemini tamamlayacağız. Depreme dayanıksız 741 binanın yıkım çalışmalarına devam ediyoruz. Depreme dayanıksız yapıların ortadan kalkmasıyla yeni ve güvenli yaşam alanlarına dair yapım sürecimizle kentsel dönüşüm çalışmalarımız devam edecek. Hemşehrilerimizi depreme dayanıklı konutlarla ve güvenli sosyal yaşam alanlarıyla buluşturacağız" diye konuştu. Güvenli şehirleşme Canik’te kentsel dönüşüm, ulaşım ve sosyal yaşam alanlarına yönelik projelerle güvenli ve modern şehirleşme hamlesini hız kesmeden sürdürdüklerini dile getiren Başkan İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde güvenli ve modern şehirleşme hamlemize kararlılıkla devam ediyoruz. Bir taraftan kentsel dönüşüm çalışmalarımızı sürdürürken, diğer taraftan yeni yolları ve sosyal yaşam alanlarını hemşehrilerimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. Yeni sosyal donatı alanlarıyla ilçemizin çehresine değer katıyoruz. Canik’imizin güçlü yarınları için bugünden çalışıyoruz. Geleceğe yönelik eserleri ilçemize kazandırıyoruz" şeklinde konuştu.