KÜLTÜR SANAT - 12 Aralık 2024 Perşembe 09:47

Medeniyetlere ev sahipliği yapan Şam’ın kalbi Emevi Camii

A
A
A
Medeniyetlere ev sahipliği yapan Şam’ın kalbi Emevi Camii

Suriye’de Esad rejiminin devrilmesinin ardından 1310 yıllık Emevi Camii’ne akın eden halk, dualarla özgürlüklerini kutlamaya devam ediyor. Yüzbinlerce kişinin akın ettiği caminin tarihi ise merak uyandırdı. 714 yılında ibadete açılan Şam’ın sembolü Emevi Camii’ni anlatan Tarihçi Zafer Bilgi, "Minarelerden birine Hazreti İsa’nın tekrar ineceği ve oradan bir dirilişe vesile olacağı kabul görmüştür. Hazreti İsa’nın Kur’an-ı Kerim’de de geçen yönüyle göğe kaldırıldığı ve kıyamete yakın bir dönemde tekrar yeryüzüne ineceği; o dönemki Eski Ahit’e, Tevrat’a, İncil’e, bunların özü de İslam inananları, bugünkü Müslümanları bir araya toplayıp kurtuluşa vesile olacağına inanılır" dedi.


Beşar Esad rejimi güçleriyle 27 Kasım’dan bu yana çatışan muhalif silahlı gruplar, Suriye’deki stratejik öneme sahip Humus ilinde önemli bir zafer kazandıktan sonra Şam’a girmeyi başarmıştı. Muhaliflerin Esad rejimini devirmesi ülkede bayram havasına neden oldu. Sokaklarda sevinç gösterileri yapılırken Suriyelilerin toplandığı Şam Emevi Camii’nden tekbir sesleri yükseldi. Yüzbinlerce kişinin akın ederek dualarla kutlama gerçekleştirdiği 1310 yıllık Emevi Camii’nin tarihi ise merak uyandırdı.



Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasındaki Müslümanlar Şam’ı fethetti


Hazreti Ömer, Suriye cephesinde mücadele eden İslam ordularının başkumandanlığına Ebu Ubeyde Bin Cerrah’ı getirdi. Ebu Ubeyde Bin Cerrah komutasındaki Müslümanlar 634-636 yılları arasında Bilad-ı Şam denilen bugünkü Lübnan, Filistin, Suriye ve Ürdün devletlerini Bizans’ı mağlup ederek fethetti. O dönemde bu toprakların merkezi Dımeşk ismi ile anılıyordu. Bugünkü Şam olan Dımeşk’e giren Ebu Ubeyde bin Cerrah, Roma döneminde Jüpiter’e adanmış bir pagan tapınağı olarak inşa edilen yapıyı ve 391 yılında Roma imparatoru 1. Theodosius döneminde dönüştürülen Aziz Yahya Kilisesi’nin bir kısmını cami yapmak için bölgedeki Hristiyanlarla anlaştı. Kilisenin bir bölümü Hristiyanların kullanımına bırakılırken, diğer bölüm ise Müslümanların ibadet etmesi için hazırlandı.



Hazreti Yahya Kilisesi, camiye dönüştürüldü


Zamanla bölgede artan Müslüman nüfusu nedeniyle Müslümanlara ayrılan bölüm yetersiz kaldı. Müslümanların ibadet edebilmesi için kilisenin tamamen yıkılarak camiye dönüştürülmesi kararı verildi. Hristiyan halkın itirazlarına rağmen 6. Emevi Halifesi Velid, kararlı bir duruş gösterdi. 705 yılında inşasına başlanılan cami, 714 yılında bittiğinde ortaya bir abidevi eser çıktı. Camiyi inşa ederken bölgedeki mimari tecrübeden yararlanan Emeviler, inşa sürecinde Mescid-i Nebevi’yi örnek aldı. Savaşlar, depremler ve yangınlar gören tarihi cami birçok badire atlattı. Selçuklu Sultanı Melikşah, Atabey Nureddin Zengi, Memluklu Sultanı Kayıtbay, Yavuz Sultan Selim ve Sultan 2. Abdülhamid gibi birçok Müslüman sultan ise tarihi camiyi restore etti. Emevilerin ihtişamlı eseri, etrafında olan biten tüm kargaşaya rağmen heybetinden bir şey kaybetmedi. Öte yandan, hadisler ve yerel Şam geleneğine göre, Emevi Camii’nin bir minaresine Hazreti İsa’nın kıyamet günü öncesinde gökten ineceği ve Müslümanları bir araya toplayarak bir diriliş gerçekleştirileceğine inanılırken, tarih boyunca ihtişamını koruyan cami havadan görüntülendi.



“Ulu cami geleneğinin başladığı eserlerden bir tanesidir”


Emevi Camii hakkında konuşan Tarihçi Zafer Bilgi, “Emeviyye Camii, Bilad-ı Şam diye Osmanlı döneminde de anılan geniş bölgenin merkezi noktasında bulunan bir mabed. Külliyenin baş kısmında büyük bir camii şerif olarak göze çarpmaktadır. Bilad-ı Şam ise Lübnan, Filistin, Suriye ve o civardaki yerin adıdır. Sonra Dımeşk diye bugünkü Şam’a isim veriliyor. Emevi Camii, Dımeşk’ın merkezi camisi oluyor. Orası kadim bir kültürün izini barındırıyor. Emeviyye Camii, 700’lü yıllarda camiye dönüştü. Cami olmadan önce Roma döneminde Hazreti Yahya Kilisesi olarak adlandırılan Romalı Theodosius’un 5. asırda temellerini attığı bir kilise. Öncesinde Jüpiter tapınağı olarak geçiyor ki bu da çok ilginç; yani bir tapınak kiliseye çevrilmiş, o kilise daha sonra genişletilerek dönemin kritik noktasında sembolik değer atfetmesi adına bir İslam merkezi olmuştur. Ulu cami geleneğinin başladığı eserlerden bir tanesidir. Emeviler dönemine tarihlendiği için Emeviyye ismini almıştır. İlk olarak Hazreti Ömer döneminde Ebu Ubeyde bin Cerrah ordu komutanı olarak bu bölgeyi fethetmiştir. Emevi hükümdarlarından Melik Bin Abdülmelik 714 yılında burayı büyütmüştür. Bugünkü halinin temellerini attı. Ulu Camii olması hasebiyle burası Müslümanların cemaat kültürünü hat safhada yaşandığı, çevresel olarak toplanma noktası, hayatı bir arada gerçekleştirdiği kompleks merkezidir. Tarihine baktığımızda ilk külliye kültürünü yaşayan camilerden bir tanesidir. Fakat kilise üzerine kurulduğu için nef dediğimiz revaklarla enine uzundur. Bugünkü halini Mescid-i Nebevi’yi örnek alarak almıştır. Döneminde Romalı ve Arap mimarların bir arada inşa ettikleri bir yapıdır. Roma mimarisinde, Arap mimarisinden ve son dönemde de 1902 yılında çatının tamirini Sultan 2. Abdülhamid’in vesile olduğunu görüyoruz. Osmanlı mimarları da buraya son halini veriyorlar” ifadelerini kullandı.



“İnanç merkezi eksenli yan taraflarda hanları, hamamları veya lavabo kısımlarını ilk bu camide görüyoruz”


Külliye olarak caminin inşa edilmesinin ilk Emevi Camii’nde gerçekleştiğini ifade eden Bilgi, “Yine içerisindeki kalem işlemeleriyle çok önem arz ediyor. Sanat tarihi, arşiv vesikası diyebileceğimiz muhteşem işlemelere sahip. 1300 yıllık bir geleneğin yansıması. Önce Emevi sonra Osmanlı kimliği ile süslendi. Bitkisel ve geometrik motifler kullanılmıştır. 700’lü yıllardaki sanat zevkini bugüne taşımış oldular. Emevi Camii şu yönüyle de tarihte ilk olarak geçiyor; kurumsallaşmış külliye yapılarına farklı birimleri ekleyerek şehrin diğer ihtiyaçlarını da karşılamadır. İnanç merkezi eksenli yan taraflara hanları, hamamları veya lavabo kısımlarını ilk bu camide görüyoruz. Şam Emevi Cami’nin döneminin Ulu Camii olması ve en büyük şehirlerden bir tanesi olan Şam, merkezi noktada başkenttir. O başkentin sembolü olarak önem arz ediyor. Bu minvalde İstanbul’daki Fatih Sultan Mehmed’in yaptırdığı, Ayasofya ile birlikte Ulu Camii olarak düşünebileceğimiz Fatih Camii’ne benziyor. Ve insanlar buralarda geçmişte fetihleri kutluyorlar bugünde aynı gelenek devam etmiş oluyor. 1. Dünya Savaşı’nda sefere çıkılırken Fatih Camii’nde dualarla çıkılır, eğer zaferle dönüşürse kutlamalarda Ayasofya’da yapılırdı. Fatih Camii ve Ayasofya, Ulu Camii olarak değerlendirilir. Emevi Camii aslında o bölgenin bir Ayasofya’sı ve Fatih Camii’si. O yönüyle de herkesi bütünleştiriyor. Beytullah’ın bir şubesi olarak da düşünülüyor. Ana mihrabı Şafii mihrabı olarak geçiyor. Şafii mezhebinin imamı orada namaz kıldırıyor. Hanefilerin, Malikilerin ve Hanbelilerin mihrabı var. Bu mihraplarda farklı mezheplerin kendi imamları önderliğinde namaz kılmaya imkan tanıyor. Bu durum Osmanlı camilerine de ilham kaynağı olmuştur” dedi.



“Emevi Camii’nin minarelerinden bir tanesine Hazreti İsa’nın tekrar ineceği ve bir dirilişe vesile olacağı kabul görmüştür”


Hazreti İsa’nın yeryüzüne tekrar ineceği noktanın Emevi Camii minaresi olduğunu söyleyen Tarihçi Bilgi, "Minarelerden bir tanesine Hazreti İsa’nın tekrar ineceği ve oradan bir dirilişe vesile olacağı kabul görmüştür. O minare kutsanıyor. Hazreti İsa’nın Kur’an-ı Kerim’de de geçen yönüyle göğe kaldırıldığı ve kıyamete yakın bir dönemde tekrar yeryüzüne ineceği; o dönemki Eski Ahit’e, Tevrat’a, İncil’e, bunların özü de İslam inananları, bugünkü Müslümanları bir araya toplayıp kurtuluşa vesile olacağına inanılır. İşte o kurtuluşa vesile olmasının, o tohumun düşeceği yer ve yeryüzünde yeniden dirileceği nokta Şam olarak kabul ediliyor. Şam eski bir şehir olduğu için şehir kültürünün, tarihinin kadim olması nedeniyle gerçekleşmesi uygun olarak görülebiliyor. Bu olabilirse kadim şehir olan Şam Emevi Camii’nde olabilir deniliyor. Hazreti İsa’nın o coğrafya da bulunması ve orayı uyarması hasebiyle tekrar o coğrafyaya inip, oradan yeniden bir dirilişi halkı Hak yolunda toplayarak gerçekleştireceğine inananlar mevcut. Halk arasında çok bilinen bir olay olarak anlatılıyor” diye konuştu.



“Cihat ve fetih kültürünün yayıldığı yer olması nedeniyle İslam coğrafyasında değerlenmiştir”


Emevi Camii’nin cihat ve fetih kültürünün yayıldığı bölge olduğunu aktaran Zafer Bilgi, “Emevi Camii, Roma’dan önce Jüpiter tapınağı dediğimiz bir tapınak. Hazreti İsa’nın peygamber olarak kabul edilmesinden önce orada bir Paganist kültür kalıntıları var. Bir tapınak olduğunu biliyoruz. 300’lü yıllardan önceki yıllarda olduğu tahmin ediliyor. Sonraki dönemlerde Roma Kilisesi. Sonraki dönemde Emevi Ulu Camii. Sonraki dönemde Memlüklerin oraya özellikle Sultan Kayıtbay’ın destekleri var. Selahaddin Eyyubi’nin de hemen yakın yerlerde bir kabri var. Selahaddin Eyyubi de Eyyubilerin merkezi olarak kullanmıştır. Burası dünyaya bir cihat ve fetih kültürünün yayıldığı yer olması hasebiyle İslam coğrafyasında değerlenmiştir. Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı’ya, Sultan 2. Abdülhamid ile Osmanlı’nın son dönemi ile tekrar bir onarılarak bugüne evrilmiş oldu” şeklinde konuştu.



Medeniyetlere ev sahipliği yapan Şam’ın kalbi Emevi Camii

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Eğitimi geleceğe taşıyacak girişimciler yola çıktı Milli Eğitim Bakanlığı ve YTÜ Yıldız Teknopark iş birliğiyle hayata geçirilen "ETKİM Yıldızları Hızlandırma Programı"nın lansmanı yapıldı. Eğitim teknolojileri alanında desteklenmeye hak kazanan 15 genç girişimci kamuoyuna tanıtıldı. Girişimciler, yapay zeka destekli öğrenme çözümleri, dijital içerik platformları, ölçme-değerlendirme teknolojileri, uzaktan ve hibrit eğitim sistemleri gibi alanlarda hazırladıkları projelerini anlattı. MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) ve Eğitim Teknolojileri Kuluçka ve İnovasyon Merkezi (ETKİM) ile Yıldız Teknopark’ın kuluçka merkezi YTU Startup House iş birliğinde hayata geçirilen "ETKİM Yıldızları Hızlandırma Programı" başladı. YTÜ Otağ-ı Hümayun’da gerçekleştirilen lansmana, YEĞİTEK Genel Müdürü Mustafa Canlı, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, YTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya’nın yanı sıra sektör temsilcileri ve programa kabul edilen girişimler katıldı. Milli Eğitim Bakanlığı ile YTÜ Yıldız Teknopark arasında imzalanan iş birliği kapsamında yürütülen programda operasyonel süreçler, eğitim ve mentörlük ile girişimci gelişim süreçleri YTU Startup House tarafından koordine ediliyor. Eğitimde dijital beceriler merkeze yerleşiyor Lansmanda konuşan Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Mustafa Canlı, eğitim teknolojilerinin öğrenme üzerindeki etkisine dair akademik çalışmaların sınırlı olmasının, eğitimin uzun süre daha temkinli ilerlemesine neden olduğunu söyledi. Küresel krizler, dijitalleşme ve değişen ekonomik şartların eğitimi dönüşüme zorladığının altını çizen Mustafa Canlı şöyle konuştu: "Günümüzde diploma tek başına iş garantisi sunmazken, dünya genelinde zorunlu eğitimin süresi ve niteliği yeniden tartışılıyor. Eğitimde odak, bilgi aktarımından çok beceri kazandırmaya kayıyor. Eleştirel düşünme, dijital okuryazarlık ve yaşam boyu öğrenme gibi 21. yüzyıl yetkinlikleri ön plana çıkıyor. Türkiye, FATİH Projesi ile başlayan dijitalleşme sürecinde önemli bir altyapı oluşturdu; bugün okulların tamamına yakını internet erişimine sahip ve yüz binlerce derslikte etkileşimli tahta bulunuyor. Bununla birlikte hedef, yerli eğitim teknolojileri girişimlerini destekleyerek küresel pazarda rekabet edebilecek ürünler geliştirmek." Dünyada eğitimin dönüşüm içinde olduğunu söyleyen Canlı, "Bu eğitim dönüşümünün merkezinde dijital beceriler olacak ve bunu en iyi sunabilen platformlar bundan 10 yıl sonra şu andaki en yaygın bildiğimiz Fintech ve oyun firmalarının yerini alacak. Bizim gönlümüzden geçen, bunların sizlerden çıkması. Buraya gelen, başvurusunu 100’ün üzerindeki firmamıza, şu anda ilk programla birlikte başlayacak 15 girişimci adayımızı şimdiden tebrik ediyorum" dedi. "Teknolojiyi takip eden değil yön veren olmalıyız" YTÜ Rektör Yardımcısı ve YTÜ Yıldız Teknopark Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Vatan Karakaya ise fizikselden dijitale ve oradan otonom sistemlere uzanan teknoloji dönüşümüne uyum sağlamanın önemini vurguladı. Karakaya, "Bu hıza ayak uydurmak zorundayız. Ancak bunu yaparken insan kalmayı, eğitimi yalnızca bilgi aktarımı değil aynı zamanda karakter ve irade inşası olarak görmeyi unutmamalıyız. İnovasyon, insan faydası taşıyan fikirdir; girişimcilik ise bu fikrin hayata geçip ticarileşmesidir. Girişimcilik sadece teknoloji üretmek değil, etik değerleri gözeterek insanlığa fayda sağlamaktır. Yıldız Teknik Üniversitesi ve Teknoparkımız, kamu, akademi ve girişimciliği buluşturan güçlü bir ekosistem oluşturuyor. Gençlerimizin üretim odaklı yaklaşımını destekleyerek, teknolojiyi takip eden değil, ona yön veren bir ülke olmalıyız" dedi. "Hedefimiz, küresel başarı hikayeleri" Yıldız Teknopark’ın bilgiyi ticarete, ürüne ve sosyal faydaya dönüştürmek aynı zamanda küresel başarı hikayelerine yönlendirmek için çalışan çok önemli bir ekosistem olduğunu belirten YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip de yönetim biçimlerinde kümelenme stratejisinin öncelik olduğunu vurguladı. Garip, "Yıldız Teknopark’ta bugün 81 aktif eğitim firmamız bulunuyor ve bu alanda toplam 239 proje geliştiriliyor. Bu dikeyde 9 milyar TL yurt içi satış ve yine 6 milyon TL yurt dışı satış hacmimiz bulunuyor. Ülkemiz açısından ekonomik ve ihracat odaklı önemli gelişmelerin eşiğindeyiz. Ancak bizim için asıl değer, geliştirilen teknolojilerin oluşturduğu katma değer ve sosyal etkidir. Milli Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Eğitim Yıldızları Hızlandırma Programı ile yalnızca projeleri desteklemeyi değil, bu fikirleri küresel başarı hikayelerine dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yıldız Kuluçka ekosistemimiz, mentorluktan yatırım süreçlerine kadar girişimcilerin yanında olacak. 25 milyon dolarlık fonumuz ve uluslararası ağımızla, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir başarılar ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Bu güçlü iş birliğinin, eğitim ve teknoloji alanında ülkemize önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyoruz" şeklinde konuştu. ETKİM Yıldızları Hızlandırma Programı hakkında ETKİM Yıldızları Hızlandırma Programı; eğitim teknolojileri alanında yüksek etki potansiyeline sahip, teknoloji hazırlık seviyesi (THS) en az 3 olan girişim fikirlerinin geliştirilmesini ve sürdürülebilir iş modellerine dönüşmesini amaçlıyor. Program kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda seçilen 15 girişim, kapsamlı bir destek sürecine dahil edilecek. Program çerçevesinde girişimcilere; girişimcilik ve iş geliştirme eğitimleri, alanında uzman montörlerle birebir destek, eğitim teknolojileri ekosistemine erişim, Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde pilot uygulama imkanı, ulusal ve uluslararası etkinliklere katılım fırsatı, Demo Day ile yatırımcı ve paydaşlarla buluşma imkanı sunulacak. Yapay zeka destekli öğrenme çözümlerinden, dijital içerik platformlarına, ölçme-değerlendirme teknolojilerinden, uzaktan ve hibrit eğitim sistemlerine kadar girişimciler eğitim çözümleri geliştirecek. 100 saat mentörlük ve Demo Day ile taçlanacak Program süresince seçilen girişimlere toplamda 100 saat mentörlük desteği sağlanacak. Eğitim, sektör buluşmaları ve networking etkinlikleri ile desteklenecek süreç, program sonunda gerçekleştirilecek Demo Day ile tamamlanacak. Bu etkinlikte girişimler projelerini yatırımcılar ve paydaşlara sunma fırsatı elde edecek.