MAGAZİN - 20 Mart 2025 Perşembe 16:44

MFÖ hayranlarına sürpriz albüm

A
A
A
MFÖ hayranlarına sürpriz albüm

Türk müziğinin efsanevi grubu MFÖ, yeni bir projeyle sevenleriyle buluşacak.


Yıllar süren müzik yolculuğunda, farklı jenerasyonlardan dinleyicilere ulaşan MFÖ, sürpriz bir akustik albümle dinleyenleriyle buluşacak. Her döneme damga vuran MFÖ şarkıları müzikseverleri adeta nostaljik bir yolculuğa çıkaracak. "MFÖ En İyiler Akustik, Vol. 1" ismiyle yayınlanacak olan ve efsanevi grubun yıllardır en sevilen şarkılarının akustik versiyonlarını içeren albümün kaydı, Özkan Uğur’un vefatından önce tamamlandı. Bu sürpriz akustik albüm hem Özkan Uğur’un anısını yaşatacak hem de MFÖ’nün müziğini bir kez daha dinleyicilere tüm grup üyeleriyle son kez sunacak. Özkan Uğur’un tüm Türkiye’yi yasa boğan vedasından önce, MF olarak Mazhar, Fuat, Özkan’ın son kez bir araya geldiği albüm, aynı zamanda efsane grubun ilk akustik cover albümü olarak da bir ilke imza atıyor. Nesilden nesile herkesin çok sevdiği unutulmaz şarkılar bu kez akustik versiyonlarıyla müzikseverlere sunulacak. 7’den 70’e her döneme damga vuran "Sarı Laleler, Yandım, Vurgun Yedim, Ne Bileyim Ben, Benim Hala Umudum Var, Ali Desidero, Sude, Deli Deli, Buselik Makamına, Sevdim Bir Kere, Aşkın Kenarından" eserlerini akustik aranjmanlarla efsane üçlü tarafından yeniden seslendirildi. Büyük merakla beklenen "MFÖ En İyiler Akustik, Vol.1" albümünün çıkış parçası sözü ve müziği Mazhar Alanson’a ait olan "Sarı Laleler" eseri ile gerçekleşiyor. Şarkının Özkan Uğur’un da yer aldığı klibinin yönetmen koltuğunda ise Kemal Başbuğ oturuyor.



MFÖ hayranlarına sürpriz albüm

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.