SAĞLIK - 18 Nisan 2026 Cumartesi 09:50

Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"

A
A
A
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"

Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi.


Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti.



"Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir"


Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi.



"Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor"


Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.



"Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir"


Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.



Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Karacasu’da çiftçilerin tütün mesaisi başladı Aydın’ın Karacasu ilçesinde çiftçilerin tütün mesaisi başladı. Geçen yıl oldukça verimli bir sezon geçiren çiftçiler, bu yıl aynı zamanda umutlarını diktiklerini belirterek şu anda en büyük ihtiyaçlarının bir an önce avansların ödenmesi olduğunu belirttiler. Türkiye’nin en önemli tütün üretim merkezlerinin başında yer alan Aydın Karacasu ilçesi, Tütün’e kota getirildikten sonra tütünün yanında zeytin, incir ve yöreye uygun çeşitli tarım ürünleri yetiştirmeye başlamıştı. Geride kalan süreçte sözleşmeli olarak tütün ekiminin de devam ettiği Karacasu’da geçtiğimiz yıl yaklaşık 3 milyon 500 bin kilo tütün üretimi gerçekleştirildi. Bölgede tütün üretiminin artık ana geçim kaynağı değil yan geçim kaynağı haline geldiğini belirten Karacasu Belediyesi’nin önceki dönem başkanı ve aynı zamanda tütün eksperliği yapan Zeki İnal, yeni dönem tütünlerin dikimine başlandığını belirtti. Karacasu’da geçen yıl 3 milyon 500 bin kilogram tütün üretimi gerçekleştiğini ve tütünlerin tamamının tesliminin gerçekleştiğini kaydeden İnal, "Geçen yılın ürünleri kalitesine göre kilosu 190 TL ile 305 TL arasında satıldı. İşçilik, gübre ve diğer girdi maliyetleri arttığı için üretim maliyetleri de yükseldi. Ve geçen yıl tütünün üreticiye kilogram maliyeti 230 TL olarak hesaplandı. Bu çerçevede ürettiği tütünü kilosu 250 TL ve üzerine satan çiftçimiz durumdan memnun kaldı. Bu yıl tütün dikim alanlarında yaklaşık yüzde 5’lik bir daralma var" dedi. "Çiftçinin tek beklentisi avans" Şu anda bölge çiftçisinin Ege ve çevresinde faaliyet gösteren 6 ayrı firma ile anlaşmalı olarak tütün üretimi yaptığını kaydeden Zeki İnal, geçtiğimiz yıllarda çiftçiye tarlaya inmeden verilen avansın bu yıl henüz verilmediğini belirterek tütün üreticisinin avns beklentisi içinde olduğunu kaydetti.
Kocaeli Şehit Ergün Köncü’nün adı İzmit’te park ve anıtla yaşatılacak İzmit ilçesi Yahyakaptan Mahallesi’nde altyapı ve üstyapı çalışmaları tamamlanan Şehit Ergün Köncü Caddesi, asfalt serimi ve çevre düzenlemeleriyle modern, güvenli ve estetik görünüme kavuşurken, bölgede şehidin adını yaşatacak park ve anıt çalışması da sürdürülüyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, İzmit Yahyakaptan Mahallesi Şehit Ergün Köncü Caddesi’nde alt ve üstyapısı çalışmalarını tamamladı. Büyükşehir şimdi de 1994 yılında Şırnak’ta şehit düşen Piyade Er Ergün Köncü’nün adını yaşatacak park ve anıt inşa ediyor. Hayata geçirilecek park ve anıt çalışmasıyla şehidin hatırası gelecek nesillere aktarılacak. Park ve anıt ile Şehit Ergün Köncü’nün adı yaşatılırken, vatandaşlar da şehidimizin hatırasını anabileceği anlamlı alana sahip olmuş olacak. Yol ve Bakım Dairesi ile Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan park ve anıt ile Şehit Ergün Köncü’nün adı, yaşadığı şehirde kalıcı eserle gelecek nesillere aktarılmış olacak. Altyapı ve enerji sistemleri yenilendi Estetik görünüme kavuşan 850 metre uzunluğundaki Şehit Ergün Köncü Caddesi’nde 5 bin ton asfalt serimi yapıldı. Cadde üzerinde bulunan beton aydınlatma direkleri kaldırılırken, elektrik hatları yer altına alındı. Caddede 37 dekoratif aydınlatma direğinin montajı gerçekleştirildi. Enerji verimliliğini artırmak, yüksek gerilim hattını düşük gerilime dönüştürecek modüler hücreli transformatör binası inşa edildi. Kullanım ömrünü tamamlayan trafo ve orta gerilim hücreleri de elektrik enerjisi sağlayan 1600kVA kapasiteli yeni trafo binası ile yenilendi. Yaya ve iletişim altyapısı güçlendi Büyükşehir Yol ve Bakım Dairesi Başkanlığı ekipleri, İSU’nun altyapı çalışmalarını tamamlamasının ardından bölgede hummalı üstyapı düzenlemesi gerçekleştirdi. Cadde, yenilenen altyapısı ve modern üstyapısıyla daha güvenli, estetik ve konforlu hale geldi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bölgedeki çalışmaları bununla da sınırlı kalmadı. 40 metreküp betonarme duvar örülerek yaya kaldırımları genişletildi ve yaya güvenliği sağlandı. Ayrıca 2 bin metre fiber optik altyapı döşenerek iletişim altyapısı güçlendirildi.
Erzurum Üniversiteli Gizem, Rektör Çakmak’ın bir günlük mesaisine eşlik etti Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın bir günlük mesaisine eşlik etti, farklı deneyimler yaşadı. ETÜ bünyesindeki Kalite Kulübü faaliyetleri kapsamında "Rektörün Bir Günü" etkinliği planlandı. İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın bir gün içinde gerçekleştirdiği tüm kurumsal faaliyetlere katıldı. ETÜ tarafından yapılan açıklamada, Rektör Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın öğrencilerle bir araya geldiği bu tip etkinliklerin, kampüs yaşamını güçlendirmek, talepleri doğrudan dinlemek ve iletişimi artırmak amacıyla düzenlenen aktif buluşmalar olduğu vurgulandı. "Öğrencilerimizin yönetim süreçlerini anlaması kıymetli" ETÜ Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak, yaptıkları benzeri paylaşım ve etkinliklerin öğrencilerin yönetim süreçlerini anlaması, taleplerin aktarılması ve bunların sonucunda gerekli iyileştirmelerin yapılabilmesi için fırsat doğurduğunu vurgulayarak, "Bu programlar kapsamında sabahleyin öncelikli olarak üst yönetim toplantımızda Gizem’le birlikte toplantımıza katıldık. Rektör yardımcılarımız, genel sekreterimizle birlikte gündemi tartıştık. Gündemdeki konularımızdan bir tanesi de bahar şenliği düzenleme konusu vardı. İsabetti oldu, öğrencimizin de katılmış olmasından dolayı onun fikrini de almak suretiyle bahar şenliğinin içeriğinin nasıl olacağı konusunda istişare toplantısı gerçekleştirmiş olduk. Dolayısıyla bahar şenliği gibi programlar öğrencilerimiz için gerçekleştirdiğimiz programlar olduğundan onların fikirleri de programın şekillenmesinde, zenginleştirilmesinde faydalı oldu. Bu anlamda böyle güzel bir tecrübe de birlikte öğrencimizle yaşamış olduk. Bununla birlikte kurumsal akreditasyonla ilgili toplantılarda da öğrencimiz bize eşlik etti ve kurumsal akreditasyon süreçlerinde öğrencilerimizin beklentileri neler olabileceği konusunda da kendisiyle fikir teatisinde bulunduk. Ve akşamüzeri de sizlerle birlikte öğrencimizle gün içerisinde gerçekleştirdiğimiz etkinlikler konusunda söyleşi gerçekleştirmiş oluyoruz" dedi. "Çizginin bu tarafını görmek çok başka bir duygu" "Rektörün Bir Günü" etkinliğine katılan İngiliz Dili ve Edebiyatı 4. sınıf öğrencisi Gizem Nur Ünlü, kendisi için heyecan dolu bir gün olduğunu belirterek, "Biz öğrenciyiz, hep çizginin bu tarafını görüyoruz; ders çalışmak, kendimize bir şeyler katmak, bulunduğumuz çevreye bir şeyler katmak ve benzeri üzerine çok fazla haşır neşir oluyoruz. Fakat çizginin bu tarafını görmek çok çok başka bir duygu, kesinlikle çok heyecan vericiydi. Arka planda derin bir vizyon oluşturma, öğrencilerin ihtiyaçlarına cevap verebilme ve çok büyük bir çaba söz konusu. Arka planda çok takdir ettim ve çok yoğun bir gündü ki bu sadece bir gün; Rektör hocamızın sadece bir günü. Eminim ki bu genele vurulduğunda çok daha stresli vakitlerle devam ediyordur süreç. Biz sabah 08:00’den bu yana birçok toplantıya katıldık Rektör hocamızla beraber. "Hayırlı olsun"lara gittik, sempozyumlara katıldık vesaire. Ve çok paha biçilemez bir andı benim için. Ben zaten akademisyenlik düşünen birisiyim. Araştırmayı çok seviyorum, öğrenmeyi çok seviyorum. Fakat işin bu tarafında görmek, yöneticilik boyutunda görmek açıkçası çok büyük bir cesaret verdi bana, özellikle bir kadın olarak. Çalışmalarıma bu yönde devam etmek istiyorum. Bakalım, son sınıf öğrencisiyim zaten. Normalde üniversitelerde yaygın bir görüştür hocalara ulaşımı sağlayamamak ya da Rektörle iletişime geçememek vesaire. Ben bugün Rektör hocamızla bir gün geçirmiş oldum ve benim için çok kıymetli bir andı açıkçası. Geri dönüp baktığımda, mezun olduğumda benim için unutulmaz bir an olacak" şeklinde konuştu.