GÜNDEM - 22 Mayıs 2025 Perşembe 01:25

Oğuz Murat Aci’nin babası Özer Aci, gelini hakkında konuştu: "O parada boğulsun"

A
A
A

Geçtiğimiz yıl Eyüpsultan'da geçirdiği trafik kazasıyla hayatını kaybeden Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci, Eylem Tok ve Timur Cihantimur hakkındaki şikâyetini geri çekmişti. Yaşanan olayla ilgili Oğuz Murat Aci'nin babası Özer Aci, gelini Şükriye Aci ile ilgili konuştu. Acılı baba, "O paraların içerisinde boğulsun. Bakalım o paralar onu ne yapacakmış." dedi.

İstanbul-Eyüpsultan'da 17 yaşındaki Timur Cihantimur'un çarparak ölümüne neden olduğu Oğuz Murat Aci'nin eşi Şükriye Aci, ABD'ye kaçan Timur Cihantimur'un annesi Eylem Tok ile babası Bülent Cihantimur'un da bulunduğu 4 şüpheli hakkındaki şikayetinden vazgeçmişti. Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı'na açıklamada bulunan baba Özer Aci gelininin telefonlarına çıkmadığını ve süreci basın aracılığıyla öğrendiğini belirtti.

Özer Aci açıklamasında, "İlk çıkan haberlerde sanki aile olarak vazgeçmişiz gibiydi. Bunu özellikle belirtmek istiyorum, ben bir davadan vazgeçmiş değilim. Kanunlarımız çerçevesinde yasal mirasçı oğlu ve gelinim. Bu çerçevede eşi ve çocuğu bu davadan vazgeçmiş. Üzülerek belirteyim. Maddi ve manevi haklarından vazgeçtiğini belirtmiş, bizim Şükriye Aci. Acaba çocuğu için yaptığı bu hamleyi neden benden gizli yaptığını kendisine sizin aracılığınızla sorarım. Benim yüzüme karşı avukatımla bir olup gelinimi dolandıracakmışım veya torunumu dolandıracakmışım. Şimdi o, torunumun büyükbabasını dolandırmadı mı? Avukatıyla bir oldu. O parasında boğulsun onun. Ne kadar dayanacağını, ne olacağını sağ olan herkes görecek." dedi.

Torununun 20'li yaşlara geldiğinde annesine yazıklar olsun diyeceğini ifade eden Aci, "Telefonlarıma çıkmıyor. Çıkmadığı için de bugün basın aracılığıyla öğrendim. Üzüldüm. Böyle bir şey yapacağını tahmin ediyordum. Hayatta bir insanın çevresinden, ailesinden, devletinden gizli yapmış olduğu bir şey yanlıştır. Aile olarak, benim soy adımı taşıyarak, benim torunumu, her ne kadar küçük olduğundan dolayı bakıyorsa bile ancak gizlediği için yaptığı şey külliyen yanlıştır. Şu an benim gönül rahatlığıyla onu da savunuyor olmam lazım ama savunacak bir şey yok. Yarın öbür gün, çocuğu için yaptığı bu hamlede, aldığı parayı acaba 19-20 yaşındaki bir gence; 'Yavrum senin babanın kanını sattım, seni böyle yaşattım' dediğinde acaba o çocuk annesini tebrik mi edecek yoksa merhametiyle, vicdanıyla annesinin karşısına geçip 'Yazıklar olsun anne' mi diyecek? Ben 61 yaşındayım. Şu ana kadar aç açıkta kalanı görmedim. Ufacık gayret edip, çalışan, onuruyla para kazanıyor. Para nedir ki? Kendisi mağdur olduğunu söylüyor. Evliliği döneminde kira mı ödemiş, elektrik, su, doğal gaz parası mı ödemiş? Almış olduğu oğlumun hayat sigortası parasını ne yapmış?" şeklinde konuştu.

"Oğlumun kanını kaça sattığını bilmiyorum"

Gelininin ne kadar para aldığını bilmediğini söyleyen Aci, "Ne kadar ücret aldığını, kaç para aldığını, kaça oğlumun kanını sattığını bilmiyorum. Ama mevzu onun para alması değil, onun üzerinden avukatların para alması. 3 günlük avukatlara kandı. Şükriye Hanım'a karşı bir girişimim olmaz. Ancak çocuğum ve torunumla ilgili girişimim olur ve olacaktır da. Devam edeceğim. Sahip çıkacağım. O her ne kadar göstermeyip, kaçırsa da, telefonlarıma çıkmasa da şurada birkaç sene var. O çocuk da telefon sahibi olacaktır. Muhakkak büyükbabasının telefonuna cevap vereceğine inanıyorum. Onun mayası bendendir." dedi.

Kendisine bu süreçte herhangi bir teklif yapılmadığını ifade eden Aci, "Şükriye Hanım hiçbir zaman bana gelin olmadı. Gelin olsaydı böyle yapmazdı. Ben avukatımla beraber olup gelinimi dolandıracakmışım diye beyanda bulunmuş. Peki kendisi ne yaptı? Avukatıyla bir olup beni dolandırdı. Benden gizli iş çevirdi. Bana açıkça bir teklif gelmedi. O insanların bir lokması boğazımdan geçmesin. Her seferinde şunu dile getirdim. 1,5 yaşında yetim kalan çocuğun hakkını onlara yedirmem, dedim. Sözümün arkasındayım. Ama Şükriye Hanım benim değil kendisinin çözmesi gerektiği yolunda hareket etti. Kendi tercihidir. Bu saatten sonra davaya gelmeyecekmiş, suçlular az ceza alacakmış, o vebalde yaşasın. O paraların içerisinde boğulsun. Bakalım o paralar onu ne yapacakmış." ifadelerini kullandı.

Yarından itibaren konuyu kamuoyuna duyurma yoluna gideceğini söyleyen Aci, "Şu an kamuoyunda benim acımı acısı olarak paylaşan vicdanlı, merhametli binlerce insan var. Kamuoyu vicdanını doğru bilgilendireceğim. Bugüne kadar hakkında hiçbir şey konuşmadım. Yarın sabah itibarıyla sizler aracılığıyla doğru neyse onu söyleyeceğim. Ben davamdan vazgeçmediğimi tekrar tekrar anlatacağım. Yapacağım ilk şey budur." dedi.

Ahmet Uzun

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir 5 kuşaklık Kızıklı mirası yok olmak üzere Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde dünyaca ünlü "Kızıklı işi" bıçak ustalığı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. 5 kuşaktır dededen toruna aktarılan bu kadim zanaatın son temsilcisi Tanju Pulat, ateş ve örs başında zamana direniyor. Yarım asırlık bileme görmeden hala kullanılan satırları ve el işçiliği işlemeli dualı bıçaklarıyla tanınan Pulat, "Çırak bulamıyoruz, bu ateş sönmek üzere" diyerek sitem etti. Balıkesir’in Burhaniye ilçesine bağlı Kızıklı Mahallesi’nde, beş asırdır yankılanan çekiç sesleriyle yapılan bıçaklar artık son kalan atölyede yapılıyor. Babasından devraldığı mesleği 5. kuşak olarak omuzlayan Tanju Pulat, fabrikasyon üretime inat, çeliği geleneksel yöntemlerle çekiçle şekillendiriyor. 52 yıllık satır, hiç bilenmeden hala kesiyor Usta Tanju Pulat’ın atölyesindeki en dikkat çekici parça, babasının 1974 yılında çeliğini elleriyle dövdüğü kurban satırı. Yarım asrı devirmesine rağmen keskinliğinden hiçbir şey kaybetmeyen satırın özelliğini açıklayan Pulat, "Bu satır yapıldığı günden bu yana birçok kurban kesip parçaladı. Hala ilk gün ki gibi bir kez bile bileme yüzü görmedi. Eski ustaların çeliğe su verme ve dövme tekniği böyle belli oluyor. Biz hala bu satırı bilemedik. İlk günkü gibi kullanıyoruz" dedi. Bıçaklara işleme yapıyor Kızıklı işi bıçaklarını diğerlerinden ayıran en büyük özellik, üzerindeki sanatsal derinlik ve sağlam dayanıklı olması diyen Pulat, Bıçakların işlemeleri hakkında bilgiler veriyor. "Günümüzde bıçak çeliği üzerine el işçiliğiyle yazı ve motif işleyen belki 5 kişi kalmadık" şeklinde konuşan Pulat, bu geleneği şu sözlerle anlatıyor: "Babam kurban bıçaklarının üzerine kurban figürleri yapar, kurban duasını ayrıca kurbanın nasıl kesileceğini anlatan resim, figür ve yazılar işlerdi. Bu konuda daha sanatkârdı. Ben de bu geleneği yaşatan son kişilerden biriyim. Bu bıçaklar sadece birer araç değil, her biri birer sanat eseri" dedi. "Çırak bulamıyoruz, bu sanatın sonu geliyor" Beş kuşaktır aile mirası olarak sürdürülen zanaatın geleceği ise karanlık. Ağır işçilik ve sabır gerektiren mesleğe gençlerin ilgi göstermediğini vurgulayan son usta Pulat, bu konu hakkında dert yandı. "Bu meslek bize babalarımızın dedelerinden kaldı, biz beşinci kuşağız. Birileri zahmet edip 5 kuşaktır bu mesleği birilerine öğretmiş. Ama bende tıkandı. Son ustayım, meslek benle birlikte ölecek. Bu işi öğrenmek isteyen kimse çıkmıyor. Çırak bulamıyoruz. Ben bu kapıyı kilitlediğimde, Kızıklı’nın asırlık bıçak kültürü de tarih olacak. Ya öbür tarafta dedelerim, babam bana hesap sorarsa, niye bu mesleği öğretmedin derse" diyerek sitem etti. Burhaniye’de ki mütevazı atölyesinde, kor ateşin başında ter dökmeye devam eden Tanju Pulat, bir taraftan mesleğini yaparken diğer taraftan da mirasını devredecek bir el arıyor.
Ankara Türk üniversitelerinin uluslararası sıralamalardaki yükselişi sürüyor Türkiye’den toplam 11 üniversite, Quacquarelli Symonds’un (QS) 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında ilk 500’de yer aldı. Londra merkezli yükseköğretim derecelendirme kuruluşu QS, 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralaması sonuçlarını açıkladı. 100 ülkeden bin 900’ü aşkın yükseköğretim kurumunun değerlendirildiği sıralamada, Türkiye’den toplam 11 üniversite farklı alanlarda dünyada ilk 500’e girmeyi başardı. Ankara Üniversitesi, Bilkent Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ), İstanbul Üniversitesi (İÜ), Koç Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), Sabancı Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), farklı alanlarda ilk 500’de yer alan Türk üniversiteleri oldu. Sıralamada ‘Beşeri Bilimler ve Sanat’, ‘Mühendislik ve Teknoloji’, ‘Fen Bilimleri ve Tıp’, ‘Doğa Bilimleri’ ve ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ olmak üzere 5 ana alan ve 55 alt bölüm değerlendirildi. Değerlendirme, ‘akademik itibar’, ‘işveren itibarı’, ‘makale başına araştırma atıf sayısı’, ‘H indeksi’ ve ‘uluslararası araştırma ağı’ olmak üzere beş gösterge baz alınarak yapıldı. Sanat ve Beşeri Bilimler alanında 9 Türk üniversitesinden derece QS Alan Bazlı Dünya Üniversite Sıralamasında, ‘Sanat ve Beşeri Bilimler’ alanında ilk 500’de 9 Türk üniversitesinin sıralamaya girdiği belirtilirken, ODTÜ 242, İÜ 279, İTÜ 284, Hacettepe Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi 305, Koç Üniversitesi 383, Ankara Üniversitesi 391’inci olarak listeye girdiği açıklandı. Bilkent Üniversitesi 401-450, Gazi Üniversitesi ise 451-500 bandında yer aldı. Mühendislik ve Teknoloji alanında İTÜ 91’inci oldu ‘Mühendislik ve Teknoloji’ alanında İTÜ 91’inci olarak dünyada ilk 100’e girme başarısı gösterirken, ODTÜ 103, Boğaziçi Üniversitesi 236, Koç Üniversitesi 243, Sabancı Üniversitesi 266, YTÜ 273, Bilkent Üniversitesi 290’ıncı olarak ilk 300’de yer aldı. Hacettepe Üniversitesi de 364’üncü sırada yer alarak, bu alanda ilk 500’e giren 8’inci Türk üniversitesi oldu. Sosyal Bilimler ve İşletme alanında ODTÜ 173’üncü oldu ‘Sosyal Bilimler ve İşletme’ alanında ODTÜ 173, Boğaziçi Üniversitesi 217, Koç Üniversitesi 252, Bilkent Üniversitesi 278, İstanbul Üniversitesi 346, İTÜ ve Sabancı Üniversitesi 353’üncü oldu. Hacettepe Üniversitesi 401-450, Ankara Üniversitesi 451-500 bandında yer aldığı açıklanırken, böylece bu alanda toplam 9 Türk üniversitesi ilk 500’e girdi. Fen Bilimleri ve Tıp alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada ‘Fen Bilimleri ve Tıp’ alanında Hacettepe Üniversitesi 308’inci sırada yer alırken, onu 390’ıncı sırada Ankara Üniversitesi takip etti. İÜ de 451-500 bandında yer alarak bu alanda ilk 500’e girmeyi başaran 3 Türk üniversitesinden biri olduğu belirtildi. Ayrıca ‘Doğa Bilimleri’ alanında da İTÜ 251, ODTÜ 300’üncü olarak ilk 300’e girmeyi başarırken, Ankara Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi 451-500 bandında kendilerine yer bularak bu alanda ilk 500’e giren 4 Türk üniversitesi arasında yer aldığı ifade edildi. "Türk yükseköğretimi, küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir" Türk üniversitelerinin uluslararası alandaki başarılarının artarak sürmesinden memnuniyet duyduğunu belirten Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, "Türk yükseköğretimi küresel rekabette üst sıralara yükselmeye devam edecektir. Hep birlikte daha büyük hedeflere ulaşmak için planlı ve kararlı çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Sıralamalarda yer alan tüm üniversitelerimizi kutluyorum" ifadelerine yer verdi.