SPOR - 25 Şubat 2025 Salı 00:41

Okan Buruk: "Mourinho içeride ağladı, hakem odasında ağladı, ağlamaya devam etsin"

A
A
A

Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho'nun açıklamalarıyla ilgili olarak, "The Crying One'nın konuşması biraz uzun sürdü. Biliyorsunuz ağlamasıyla meşhur. Uzun uzun ağladı. İçeride ağladı, hakem odasına girdi, ağladı. Ağlamaya devam etsin" dedi.

Trendyol Süper Lig'in 25. haftasında Galatasaray evinde karşılaştığı Fenerbahçe ile 0-0 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, "The Crying One'nın konuşması biraz uzun sürdü. Biliyorsunuz ağlamasıyla meşhur. Uzun uzun ağladı. İçeride ağladı, hakem odasına girdi, ağladı. Ağlamaya devam etsin. İki takım için de oyun olarak çok mutlu olduğumuz bir maç değildi. Mücadele gücü çok yüksekti. Rakibimiz ligde topla oynama sıralamasında 7. sırada. Geçiş ve uzun topları çok fazla kullanan, kanatlardan orta yapan bir takımdı. Uzun topları Lemina ile kestik. Yan ortalarda da doğru pozisyonlar aldık. Duran toplarda net bir pozisyona girdiler. Biz daha üretken olabilirdik. Fiziksel olarak, mücadele anlamında iyi işler yaptık. Benim görüşüm, bu kadar kötü performans gösteren bir derbi hakemi hatırlamıyorum. Bütün maçı durduran, saçma sapan fauller veren. Bizim aleyhimize verdiği kararlar, gösterdiği kartlar, verdiği fauller, vermediği fauller oldu. Birçok şeyi aleyhimize verdi. Maç öncesi ne kadar baskı altında olduğu yüzünden belliydi. Bu kadar tecrübeli, final yönetmiş bir hakemin elinin, ayağının titremesi... 3 kere pozisyon yokken, düdüğü ağzına götürdüğünü gördüm. Türk olduğu için 4. hakemi hiç dinlemedi. Mert Müldür'ün yerde el pozisyonu var, basketbol oyuncusu gibi eliyle sektirdi. 4. hakem el diyor, sadece Türk olduğu için vermedi. Ona oyun içerisindeyken 'Çok karışma' dedi. Bu kadar kötü performans görmedim. Tabii ki Fenerbahçe'nin, Fenerbahçe'nin hocasının hoşuna gidecektir. Çünkü bütün faul haklarını kendilerinden yana kullandı. Oyunu çok durdurdu. Biz hep Türk hakemlerinin oyunu durdurmasından şikayet ediyorduk. Bence iki misli durduran bir hakem vardı. Kendi performansının çok altındaydı. Bunun da üzerindeki baskıdan kaynaklandığını düşünüyorum. İlk defa Türkiye'de bir derbi yönetiyor. Oyunu o kadar çok durdurdu ki bunla ilgili Türk hakemlerinin hakkını yiyormuşuz. Oyunu yavaşlatmada daha kötüleri da varmış" diye konuştu.

"Bugün savunma yönümüz iyiydi"

Karşılaşmanın sonlarına doğru hücum hamleleri yaptıklarını ifade eden Buruk, "Biz maçın sonlarına doğru hücum hamleler yaptık. Rakibimiz savunma hakemleri yaptı. Rakibimizin kaybetmemeyi düşünmesi de bizim için önemli rol aldı. İki orta saha orta sahaya dönünce bence rakibimizin üretmesi azaldı. Bir duran topları vardı. Çok az pozisyona girdik. Pozisyon zenginliği olmayan maçtan çıktığımız için bu anlamda mutsuz oluyorum. Bugün savunma yönümüz iyiydi, hücum yönünde istediklerimizi yerine getirmedik" şeklinde konuştu.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho'nun, 'Galatasaray eğer büyük takımsa, bundan sonraki maçlarda da yabancı hakem ister' sözünün hatırlatılması üzerine sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "O konuda biz karar veremiyoruz. Onlar ne karar veriyor. Onlar ne derse oluyor zaten. O yüzden gereken başvurular yapsınlar" dedi.

"Mourinho'nun, Türk hakemlerini küçük düşürmesini kınıyorum"

İyi hakemlerin de baskı altında kötü performans verdiğini söyleyen Okan Buruk, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün çok net gördük. Maçı inanılmaz durdurdu. Bu kadar kötü yöneteceklerse, yönetmesinler. İyi hakem gelecekse, burada hakem seçmek çok önemli. Bu hakem üzerinden yapılan inanılmaz hava oldu. Herkes bu hakemin geleceğini biliyordu. Maribor'dan hakem geliyor, Acun Iıcalı'nın Maribor'da takımı var, UEFA Başkanı'nın Ali Koç ile yakınlığı, bir sürü bu hakemi dışarıdan rahatsız edecek, baskı altına alabilecek şey var. Ben, bunlar var demiyorum. Bir hakemi seçerken, o hakemin rahat kafayla gelmesi için bunların ortadan kalkması gerekiyor. İngiltere'den, Fransa'dan, İspanya'dan gelseydi, bunların hiçbiri olmayacak. Yanlış hakem seçimiyle bunu hakeme yüklüyoruz. Mourinho maçtan sonra hakem odasına girdi. Oradaki Türk hakeme hakaretvari konuşması da bence çok yanlış, 'Bunlar yönetseydi, maç böyle olurdu' diye. Bu da çok yanlış. Türk hakemini küçük düşürmek, buna inanamıyorum ve bunu kınıyorum. Bu baskının ortadan kalkması lazım. Hangi maça kim gelirse gelsin, doğru yönetecekse, objektif olacaksa gelsin."

"Galatasaray taraftarı artık takımı sahiplenmeli, 5. yıldıza, şampiyonluğa odaklanmalı"

Ara transfer döneminde takıma katılan Gabonlu futbolcu Mario Lemina hakkında kendisine yapılan eleştiriler için Buruk, "Ben hep istediğim oyuncuları aldım. Geçen maç onu hazırladık. Bugün de 11'de başlattık. Geldiğinden itibaren ona güvendiğimi söylemiştim. Gelmeden de telefonla konuşmuştuk. Bu kadroyu isteyerek kurdum. Çok büyük başarıları Lemina ile birlikte, taraftarımızla birlikte yaşayacağız. Sosyal medya üzerinden Galatasaray'ı karıştırmak için çok fazla çaba var. Bizim birlik olma zamanımız. Bir tane Galatasaray var. Bu birlikteliği artık kurmamız gerekiyor. Karşı takımın neler yaptığını, dışarıda neler döndüğünü çok net bir şekilde biliyoruz. Galatasaray taraftarı artık takımı sahiplenmeli, 5. yıldıza, şampiyonluğa odaklanmalı" ifadelerini kullandı.

"Rakibimizin hocası risk almadı"

Kendi oyunlarını oynadıklarını belirten 51 yaşındaki teknik adam, "Rakibimiz iyi bitiren bir takım. Fenerbahçe iyi oynamıyor gibi gözükse de çok gole yakın oyunculara sahipler. Bu anlamda da ilk sıradalar. Çok fazla rakibi kalemize yaklaştırmadan, baskılara devam ettik. Deplasmana gitseydik aynısını oynardık. Rakibimizin hocası risk almadı. Ben olsam risk alırdım. Ligi çevirmek istiyorsanız, puan farkını düşürmek istiyorsanız risk alırdım. Bu fark devam ediyor. Hiçbir şey bitmedi. Fenerbahçe çok iyi oyunculara sahip. Galatasaray olarak bizim elimizde. Önümüzdeki 9 maçı kazandığımız takdirde zaten şampiyon oluyoruz. Bunu kazanmak için oyuncularımla birlikte çalışacağım" değerlendirmesinde bulundu.

"Burada kimseyi suçlamak istemiyorum, herkesin hatası var"

Derbi için alınan yoğun güvenlik önemleriyle ilgili ise Okan Buruk, "İlk yarı rakip sahaya gittik, maçımızı kazandık. Güzel içeri girdik, kutlamamızı yaptık. Abartılı bir şey yapmadık. Burada kimseyi suçlamak istemiyorum. Herkesin hatası var. Bu görüntüyü veriyorsak, sahanın içine polis sokuyorsak burada hepimizin suçu var. Demek ki bir yerlerde yanlış yapmışız. Onlar da baskı alında, bir olay çıkmasın. Geçen sene bizim stadımızda maçtan bittikten sonra sahaya çıkılıp, kutlama yapılmaya çalışıldı. Darp oldu, mahkemeye taşındı. Stat müdürümüz çok önemli darp yaşadı. Bizim de gerginlikleri yaptığımızı düşünüyorum. Aslında hepimiz birbirimize çok yakınız. Çok iç içe yaşadığımız halde sahaya indiğimizde hepimiz çok farklı kimlik kazanıyoruz. Her sene daha kötüye gidiyor. Daha da fanatizm artıyor. Çok fazla da engel olamıyoruz. 6222 sayılı kanun çıktı. Bu suçu işleyenlerin göreceği cezalar ölçü olabilir. Şiddetin artması için inanılmaz bir çaba var. Hepimiz suçluyuz. Düzeltmek için ne gerekiyorsa yapmamız lazım. Bunun için de şu anda daha iyi gideceğini düşünmüyorum" diyerek sözlerini tamamladı.

Oğuzhan Ort - Yunus Emre Öztaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.