SPOR - 26 Mart 2025 Çarşamba 12:19

Osman Zeki Korkmaz: "İstanbulspor, bulunduğu platformda her zaman başa yarışan bir camiadır"

A
A
A

İstanbulspor Teknik Direktörü Osman Zeki Korkmaz, Trendyol Süper Lig’de olmamalarına rağmen oyun kalitelerinden bir şey kaybetmediklerini aktararak, "İstanbulspor, bulunduğu platformda her zaman başa yarışan bir camiadır" dedi.

Trendyol 1. Lig’de play-off hattı içinde bulunan İstanbulspor’da Teknik direktör Osman Zeki Korkmaz, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine Süper Lig’e çıkma şansları, ligin kalitesi ve A Milli Takım’ın yükselişiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

"İstanbulspor, izleyenlere keyif veren bir takım"

Geçtiğimiz sezon Süper Lig’e veda ettiklerini hatırlatan Korkmaz, "Keyif veren bir futbol oynuyorduk. Ligden düşerken de bu durum aynıydı. Bir alt lige düştükten sonra da aynı oyun kalitemizi devam ettirerek, Süper Lig’e dönmeyi planladık. Kamuoyunun düşüncesi de bu şekildeydi. Fakat kadromuzda çok köklü değişikliklere gittik. Bana göre son 3-4 senede yapılmış en büyük değişiklikti. Sadece sportif anlamda olmasa da motivasyon açısından camianın bu değişikliğe ihtiyacı vardı. Pek çok oyuncu buradaki hafızasını artık doldurmuştu. Bizimle birlikte şampiyonluk yaşan ve tekrar alt lige düşen oyuncu grubundan birçok ismin takımdan ayrılması gerekiyordu. Farklı tecrübeler yaşamaları gerekiyordu. Bu değişim ilk haftalara denk geldiği için bir dönem bu kararın sancılarını yaşadık. Fakat bunu atlattıktan sonra tamamen kabuk değiştirmiş, yaş ve hafıza olarak gençleşmiş bir İstanbulspor meydana geldi. Şu andaki takımımız yeni bir İstanbulspor ve bu ekip camianın kimliğini temsil ediyor. İstanbulspor, bulunduğu platformda her zaman başa yarışan bir camiadır. Oyun anlayışımız bunu temsil ediyor. Nasıl olursa olsun kazan diyen bir anlayışımız yok. Kendi kimliğini oyuna katan, izleyenlere keyif veren bir takım İstanbulspor istedik. Bu sebeple bu değişiklikten çok mutluyuz. Çünkü bu senenin yanı sıra birkaç senemizi daha inşa etmiş olduk" şeklinde konuştu.

Osman Zeki Korkmaz:

"Oyun kimliğimizden bir şey kaybetmedik"

İstanbulspor olarak kendi oyun tarzlarını kaybetmeden geliştirdiklerini dile getiren teknik adam, "Süper Lig’den düşmeyi tabii istemezdik ama alt lige düşerken de oyun kimliğimizden bir şey kaybetmedik. Ne yaptığımızı bilerek kendimizi bir adım geriye attık diyebiliriz. Bu sevinci tekrar yaşarsak, sportif ve zihinsel olarak Süper Lig’e daha hazırız aslında. Hem Camia hem de başkan ve bizler daha hazırız. Bundan sonra İstanbulspor, artık bu kültürü edindi. Süper Lig nedir? Bir alt lig nedir? Ara geçiş nasıl olur, bunu kulüpte en üstten, en alttakine kadar herkes edindi. İstanbulspor, bu sene üst lige çıkabilir. Çıkamazsa birkaç sene sonra çıkabilir. Sonra tekrar bir adım geri atabilir veya tekrar geri çıkabilir. Hem kulübün işleyişi olarak hem de sportif olarak nasıl reaksiyon verebileceğimizi artık çok daha iyi biliyoruz" ifadelerini kullandı.

"Futbolcularımız dakika şaşmadan ödemelerini alıyorlar"

Camia içerisinden mali problemin bulunmadığını aktaran Osman Zeki Korkmaz, "Herhangi bir oyuncu parladığı zaman kulübümüz içindeki maliyetlerden bahsediliyor. Futbolcularımız dakika şaşmadan ödemelerini alıyorlar. Bence bu da ayrı bir avantaj. Bir sözleşmede astronomik bir fiyat yazıyordur fakat oyuncu o parayı alabilmek için 5 sene peşinden koşuyordur. Burada öyle sorunlar yok. Burada gerçekçi rakamlar var ve bahsi geçen rakamlar günü gününe ödeniyor. Bu da olayın bence başka bir avantajlı tarafı" diye konuştu.

Osman Zeki Korkmaz:

"Bu ligin, Süper Lig’e hazırlama konusunda yeterli olduğunu düşünmüyorum"

Topun oyunda kalma süresinin oyun kalitesini çok fazla etkilediğini dile getiren Korkmaz, "Her zaman bahsediyorum. Bu ligde oyun süresinde büyük sıkıntı yaşıyoruz. Oyun süresini ölçebileceğimiz birçok parametre var. Sezon başları gelip bize seminerler veriyorlar. Biliyorsunuz 5 oyuncu değiştirme hakkınız var. Devre arası yapmazsanız oyunu 3 kez durdurabiliyorsunuz. Baktığınız zaman takımların yüzde 85-90’ı devre arasında değişiklik yapmıyor. En azından iki takımın toplam 6 hakkından 5 tanesi ikinci yarı kullanılıyor. 30 saniyeden 2.5 dakikayı orada yedik. VAR kontrolü oluyor biliyorsunuz ve Türkiye’de bu süreç ne yazık ki 15-20 saniyede bitmiyor, 40 saniyeyi, 1 dakikayı bulduğu oluyor. Sonra bakıyorsunuz her maçın sonuna 4-5 dakika ilave süre ekleniyor. Bu oyunda başka zaman kaybı olmuyor mu? Taçlarda, aut atışlarında bu süre nasıl kullanılıyor? Ne yazık ki ligde takımlar bu şekilde maç kazanınca mutlu oluyor. Takımlardan bir tanesi gol atıyor ve inanın maç ondan sonra oynanmıyor. O zaman biz neyi geliştirmek istiyoruz? Herhangi bir takımı bu mantaliteyle bir üst lige çıkarmak yeterli bir şey mi? Bir futbol kültürü oluşturmadan, oyuncu üretmeden sadece sonuç alarak. Evet, belki mutlu ediyor ama ülke futboluna bir şey kazandırıyor mu? Bu anlamda Süper Lig’e hazırlama konusunda yeterli olduğunu düşünmüyorum. Öte yandan Süper Lig’de taktiksel ve oyun anlamda bizi tatmin eden bir lig mi? O da ayrı bir soru işareti. Biz İstanbulspor olarak bu bakış açılarının çok dışındayız. Son 10 hafta topun oyunda kalma süresi olarak bakarsanız İstanbulspor hep ilk 3’te. Son 9 haftada ise lideriz bu anlamda. Listedeki diğer takımlar hep değişiyor. Yine bu süreçte oynadığımız 3 maçımızda topun oyunda kalma süresi 60 dakika. Süper Lig’de bile 54 dakika oynanan maçlar var. Bizde 57 dakikanın altına düşmüyor. Bu rakamlar Avrupa’da majör lig ortalamasıdır. Biz takım olarak taç atışını, aut atışını yavaş kullanmıyoruz. Yere yatmıyoruz. Bir kere insani olarak kendimize yakıştırmıyoruz" açıklamalarında bulundu.

Osman Zeki Korkmaz:

"Diarra’nın potansiyeli çok daha yüksek"

Takım içerisinde diğer kulüplerin ilgisini çeken oyuncuların olduğunu söyleyen sarı-siyahlıların teknik direktörü, "Kulüp ve teknik heyet olarak keşfimiz oldu diyebilirim. Bildiğiniz üzere Diarra, ülkemizde üniversite öğrencisi. Tuzlaspor ile antrenmanlara çıkmış fakat listeye yazılmamış. Tuzlaspor düşünce bize ismi geldi. Biz de kendisini denedik ve üçüncü antrenmanda karar verdik. Çünkü sahada ekstra bir şey olduğunu gördük. Kendisi bizi yanıltmadı. Aynı performansı göstermeye devam ediyor. Bence potansiyeli çok daha yüksek. Bu sezonu bu ortalamalarla devam ettirirse ki öyle devam edeceğe benziyor; kendisine çok fazla talep olacağını düşünüyorum. Bunun dışında Okan Erdoğan var. Çok gözden kaçıyor. Bence Süper Lig’de rahat rahat oynayabilecek bir oyuncu. Çok üst düzey bir savunma oyuncusu. Ben Süper Lig’de uzun süre yardımcı antrenörlük yaptım. Bünyesinde bulunduğum kulüplerde transfere karar veren pozisyondaydım. Bunları yaşamış, görmüş birisi olarak Okan’ın Süper Lig’de rahatlıkla oynayabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Emir Kaan keza o şekilde. Bu sene Abdullah Dijlan Aydın da çok iyi bir çıkış yaptı. Skor katkısı Diarra’yı çok fazla ön plana çıkardı. Bunu da hak ediyor. Daha önce hiç bu seviyede futbol oynanmış birisi olarak yaşadıkları bir peri masalı gibi aslında. Umarım daha iyi yerlere gider. Elde edeceği başarı bizi de çok mutlu edecektir. Umarım parlattığımız her oyuncu, futbol piyasasında hak ettiği karşılığı bulur" şeklinde konuştu.

"Diarra ve Okan Erdoğan ile ilgili sorular aldık"

Birçok oyuncularının yurt içi ve yurt dışı ekiplerince izlendiğini aktaran Osman Zeki Korkmaz, "Çok fazla uluslararası scout, maçlarımızı izlemeye geliyor. Kulübün idari personelleri bu konuyu daha iyi bilirler tabii. 4-5 hafta önce oynanan iç saha maçımıza 3-4 ayrı ülkeden gelindi. Daha sık gelineceğine dair de duyumlarımız var. Beşiktaş ile oynadığımız hazırlık maçında da hem Diarra hem de Okan Erdoğan ile ilgili sorular tarafımıza geldi. Sezon sonuna doğru oyuncularıma olan ilginin daha da artacağını görebiliyoruz" dedi.

"Sahamızın zemini, oyun kalitemizi etkiliyor"

İç sahadaki yenilmezlik serilerine rağmen deplasmanda çok puan kaybettiklerinin hatırlatılması üzerine Korkmaz, "Daha önce şampiyonluk yaşadığımız sene, iç sahada istikrarlı değildik ama dış sahada daha iyiydik. Bu biraz da alınan sonuçlar sonrası oluşan ilgiyle alakalı da olabilir. İç sahada bir kere zemin kalitemiz çok yüksek. Bu oyun kalitemizi etkiliyor. Diğer sahalar çok kötü diyemem ama sezonun ilk haftalarında duraksama dönemimiz olmuştu. O süreçte oynadığımız çoğu müsabaka dış sahadaydı. Son 8 haftaya iç saha ya da dış saha olarak bakmayacağız. Hatta hangi takımla oynadığımıza da bakmayacağız. Önümüzdeki Adanaspor mücadelesi bizim için motivasyon. Artık son haftalara doğru iyi bir ritim yakaladık. Alınan sonuçlar ile oyuncularımın öne çıkan performansı ve bunun neticesinde futbol kamuoyunda çok fazla konuşulmamız güzel ama aynı zamanda dikkat edilmesi gereken noktalar. Dikkatler sizin üzerine çekildiği anda çalışma ritminizi ve motivasyonunuzu katlayarak ilerlemeniz gerekiyor. Çünkü rakiplerinizin size hazırlanışları da değişir. O yüzden önümüzdeki ilk maç çok kritik. Bence bizim için çok zor bir maç olacak. Adanaspor maçından sonra oynayacağımız hiçbir rakipten çekincem yok" değerlendirmesinde bulundu.

"Elimizde çok değerli bir jenerasyon var"

Osman Zeki Korkmaz, A Milli Futbol Takımı’nın son dönemli performansı hakkında ise, "Son turnuvada da gördüğümüz, elimizde olan jenerasyon üzerinden bakarsak üst düzey bir jenerasyona sahip olduğumuzu düşünüyorum. Çok fazla usta ayak var. Son oynanan Macaristan maçında rakip maça daha istekli başlamasına rağmen hemen ilk bulduğumuz anda pozisyona girip gol atabiliyoruz. Milli takım olarak tam tersi bir durumla karşı karşıyaydık. Biz oynuyorduk ama rakip bize aynısını yapıyordu. Usta ayakları var diyorduk ama şimdi durum tersine döndü. Maçın psikolojisine yenilmiyoruz. Hangi seviyede oynarsak oynayalım rakibe kendimizi hatırlatıyoruz ve gereken skoru alabiliyoruz. Bu anlamda baktığımızda elimizde çok değerli bir jenerasyon olduğunu düşünüyorum. Bulunduğum konum itibarıyla taktiksel eleştiri yapmayı çok etik bulmuyorum. Fakat hepimiz Türk Milli Takımının bir oyun tarzı var mıdır? Alınan sonuçlar neticesinde elimizdeki oyun formatının bir ekole dönüşüp dönüşmeyeceğini sorabilirim. Çok kaliteli bir oyuncu kadromuz var ama oyun ekolü oluşturmak için sanki daha çok zamana ve çalışmaya ihtiyaç olduğunu söyleyerek özetleyebilirim" açıklamasında bulundu.

Osman Zeki Korkmaz:

"Antrenman izlemeyi, maçları izlemekten daha fazla severim"

Antrenman konusunda gün geçtikçe katılaştığını belirten Korkmaz, "Detaylı bir teknik ekiple çalışıyoruz. Yardımcı antrenörlük yaptığımda da ben çok fazla yurt dışına gidip, gelirdim. İş yoğunluğundan dolayı çok vakit bulamasak da farklı antrenman anlayışlarını ve planlarını izlemeyi maçları izlemekten daha fazla severim. Almanya gibi oyun disipliniyle ön plana çıkan liglerdeki antrenmanları izlemeyi daha çok severim. Bir şeyi alıp buraya gömlek giyer gibi giydiremezsiniz. Sosyal hiçbir olayda bu tarz şeyleri bir kalıp gibi getirip yerleştirmezsiniz. Burada kültür yapınız, günü yaşayış şekliniz bile bunlarla iç içedir ama neleri daha iyi yapabiliriz diye örneklem alabiliriz. Ben antrenman konusunda günden güne daha fazla katılaştığımı fark edebiliyorum. Taviz vermeme konusunda eskiye göre daha sert ve katı olduğumu görüyorum. Çünkü sahada üst düzey bir şey istiyorsanız antrenmanda da aynı katılıkta çalışmanız gerekiyor. Antrenmanda yüzde 30 şiddetle yaptığınız bir şeyi maçta yüzde 100 şiddetle yapmayı bekleyemezsiniz. Oyuncunun antrenmanda hakkıyla çalışması gerekir. Sadece kendini tatmin edecek şekilde değil, üst düzey bir futbolcu gibi çalışmalı. Sahada taktiksel bir şeyi çalışırken de aynı ciddiyetle çalışmanız gerekiyor. Ben ciddiyetten ödün vermeyi seven bir teknik adam değilim. Antrenman kalitesinin takımın sezon boyunca rakiplerine karşı sergilediği maç performansını kesinlikle çok fazla etkiliyor" diye konuştu.

"Antrenman konusunda İsmail Kartal’dan çok şey öğrendim"

Uzun dönem yardımcılığını yaptığı İsmail Kartal ile telefonla görüştüğünü dile getiren sarı-siyahlıların teknik direktörü, sözlerine şöyle devam etti:

"Kendisiyle bir kaç hafta evvel telefonda sohbet etmiştik. Çok değerli bir teknik adam. 6 yıl boyunca beraber çalıştık. Çok fazla güzel hatıramız var. Birlikte şampiyonluk yaşadık ve birçok değerli iş yaptık. Şu anda orada olduğu için çok mutlu. Futbol anlamında çok bildiğimiz bir coğrafya değil. Belki de kendisi de ilk giderken ne ile karşılaşacağının farkında değildi. Ama kulübün standardından çok memnun olduğunu biliyorum. Taraftar ilgisinden de çok memnun. Önümüzdeki sezon için çok motive durumda. Kadro yapılanması için planlarının hazır olduğunu söyleyebilirim. Ayın teknik adamı olması benim için sürpriz değil. Çünkü kendisi çok disiplinli. Özellikle antrenman konusunda kendisinden çok şey öğrendim. Perspolis, İran’daki 3 büyük takımdan bir tanesi. Umarım yapılanmayı tamamladıktan sonra orada çok daha büyük işler yapacaktır. Bu durum Türk teknik adamların ülke dışında üst düzey çalışması anlamında da iyi bir örnek olacağını düşünüyorum."

"4 büyük kulüp haricinde bir takımla Avrupa’da oynamak isterim"

Kısa vadede hedefinin sorulmasına 42 yaşındaki teknik adam, "Performansı korumak bir yerde sanat. Kolay bir iş değil. Olduğunuz konumu koruyabilmek bile bir mesele. Bana en büyük keyif verecek şey; 4 büyük kulüp haricinde bir takımla Avrupa’da oynamak isterim. Umarım bu İstanbulspor olur. Bence ülke futbolunu da bu tarz şeyler geliştirecek ama çıkıp gerçekten yarışacaksınız. Öyle hafta içi maç oynamaktan şikayet etmek için değil yani. İnanın Avrupa’da bunu sıradan bütçeli sıradan takımlar yapıyor. Sloven, Slovak ve Çek takımları bu işi rahat rahat yapabiliyor. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nden bir takım bu işi neden yapamıyor? Anlayamıyorum. İşte ben bunu yapmak isterim. Türk futbolu için çok değerli bir adım olacaktır" diye cevap verdi.

"Kulüpler önce kendi planlamalarını gözden geçirmeli"

Yakın zamanda Süper Lig’de 4 büyük kulüp dışında şampiyon çıkma ihtimalinin sorulması üzerine ise Osman Zeki Korkmaz, "Genelde ekonomiden şikayet ediyorlar ama sadece ekonomi ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bugün Fenerbahçe ve Galatasaray’ın oyuncu bütçesi, ortalama bir Anadolu takımının 8-10 katı vardır. O zaman puan farkının da bu oranda olması lazım. Herkesin şikayetçi olduğu o mali fark, sportif anlamdaki farkı yansıtmıyor. Elinizde bulunan bütçeyi rasyonel yönetirseniz, kafa kafaya yarışamasanız bile yarışı daha iyi hale getirebilirsiniz. Kulüpler önce kendi planlamalarını gözden geçirmeli diye düşünüyorum" dedi.

"Rafa Silva’yı sağlam görmek en çok bizi mutlu etti"

Korkmaz, geçtiğimiz hafta sonu Beşiktaş ile oynanan hazırlık maçındaki sakatlık pozisyonu için ise, "Sosyal medyada takımların antrenmanlarına ait görsellere bakarken Rafa Silva’yı gördüm ve benim de içim rahatladı. Beşiktaş’ın, Galatasaray maçı öncesi antrenman görsellerinde Rafa Silva en öndeydi. Bu durum beni rahatlattı. Çünkü maçta da öyle bir sertlik hareket yoktu. Maçtan sonra sosyal medyaya kare kare düştü. Şimdi öyle bir hareketle sakatlanılmaz. Pozisyonda yer alan İsa Dayaklı, Avusturya Bölgesel Ligi’nden yeni transfer ettiğimiz bir kardeşimiz. Çocuk ilk defa bu seviyede bir maç oynadı. Belki de maçın heyecanıyla bir hareket yaptı, bir kasıt yok. Zaten görmeden yaptı. Böyle hazırlık maçlarında Rafa Silva gibi üst düzey oyuncular bu tarz şeyler yaşayabiliyor. Oyuncu belki de kendini riske etmek istemedi. Belki maç o dakikadan sonra canını sıktı ve çıktı sahadan. Maçtan sonra hem pozisyon hem de oyuncumuz çok eleştirildi. Kendisini antrenmanda sağlam olarak görmek en çok bizi mutlu etti" diye konuştu.

"Emir Kaan sahadaysa, ondan sadece skor beklemek çok az kalır"

Golcü futbolcu Emir Kaan Gültekin potansiyelli bir oyuncu olduğunu belirten Osman Zeki Korkmaz, "Şu anda fark edildiğinin çok daha üzerinde. Son 10 haftayı incelersek 5-6 hafta bir duraksama yaşadı. Sahada skor beklentisi sadece ona yöneldiği anda kendi oyunundan uzaklaşmasıyla alakalı olarak. Çünkü Emir Kaan sahadaysa ondan sadece skor beklemek çok az kalır. Çünkü bir takımın oyun ritmini belirleyen, ne zaman baskı yapacağını, ne zaman topu kazanacağını belirleyen bir oyuncu. 9 numarayı giydiği anda savunmayı başlatan oyuncu. Oyun içinde top sizdeyken bağlantı gücünüzü geliştirir. Hat aralarına girerek topla buluşur ve bağlantı kurar. Hücumu da olgunlaştıran bir oyuncu. Çok etkili şutlar atar. Pek çok özelliği var. Kendisinden sadece gol beklemek ona da haksızlık olur. Motivasyonu bir ara düştüğü için biz de kendisine bunları anlattık. Son haftalarda kendine gelmeye başladı. Genel anlamda oyunu çok yönlü oynayan ve oyunun ritmini belirleyebilen bir oyuncu. Potansiyeli rahatlıkla bir üst ligde oynayabilecek seviyede" diyerek sözlerini tamamladı.

Yunus Kılıç - Enes Gümüş - Samet Yalçın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Elazığ Elazığlı bilim insanı Quantum Pioneer Formunda Türkiye’yi temsil etti Fırat Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletlerinde Microsoft Research tarafından düzenlenen Microsoft Quantum Pioneer Forum’a Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı oldu. Fırat Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde Microsoft Quantum Pioneer Forum kapsamında düzenlenen ve yalnızca davetli bilim insanlarının yer aldığı kapalı bir uluslararası toplantıya katıldı. Harvard, MIT, University of Sydney ve University of Cologne gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinden seçkin araştırmacıların yer aldığı buluşmada Gençoğlu, Türkiye’den davet edilen tek bilim insanı olarak yer aldı. Quantum teknolojilerinin geleceğine yön veren araştırma başlıklarının ele alındığı üst düzey toplantıda Gençoğlu, ölçüm tabanlı topolojik quantum hesaplama alanına ilişkin özgün yaklaşımını uluslararası bilim camiasıyla paylaştı. Sunumun, mevcut yaklaşımlardan farklı bir perspektif sunarak yeni araştırma yönlerine katkı sağlayabilecek nitelikte olduğu değerlendirildi. Sınırlı sayıda katılımcının yer aldığı ve disiplinler arası bilimsel tartışmaların yürütüldüğü etkinlik, quantum bilgi teknolojileri alanında çalışan önde gelen araştırmacıları bir araya getirdi. Katılımcılar, alanın temel sorunları, gelecekteki araştırma yönleri ve muhtemel teknolojik uygulamalar üzerine kapsamlı fikir alışverişinde bulundu. Seçkin katılımcı profili ve yüksek bilimsel düzeyiyle dikkat çeken toplantı, quantum teknolojilerinin geleceğini şekillendiren önemli platformlardan biri olarak değerlendiriliyor. Etkinlik, farklı ülkelerden gelen bilim insanları arasında iş birliği ve yeni araştırma ağlarının oluşmasına da katkı sağladı. Microsoft Research tarafından organize edilen ve davetli katılım esasına göre gerçekleştirilen toplantı, bilim insanlarına gösterilen ilgi ve sağlanan akademik etkileşim ortamıyla da öne çıktı. ‘Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu’ Fırat Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem Tuncay Gençoğlu, "Bu gelişme hem akademik anlamda hem de akademik çalışmaların teknoloji ve iş dünyasındaki yansımaları açısından benim için oldukça önemli. Microsoft gibi bir firma tarafından davet edilmek ayrıca büyük bir mutluluk. Asıl mesele şu ki Microsoft Quantum Pioneers Forum her yıl fikir ve proje çağrısı açıyor. Bu yıl ben de oraya bir proje fikri gönderdim. Bu fikir ilk aşamayı geçerek seçilenler arasına girdi, ancak değerlendirme süreci hâlen devam ediyor. 14-15 Mart tarihlerinde Amerika Birleşik Devletleri’nin Santa Barbara kentinde düzenlenen foruma katılmam için davet aldım. Çok seçkin üniversitelerden konuşmacıların yer aldığı, fotoğraf ve sunumların dışarıya yansıtılmadığı özel bir toplantıydı. Microsoft Research’ün Santa Barbara’da Station Q adıyla faaliyet gösteren ve tamamen Quantum araştırmalarına odaklanan bir grubu bulunuyor. Majorana 1 adı verilen bir quantum çip de geliştirdiler, ancak bu çipin halen bazı eksiklikleri ve çözülmesi gereken problemleri var. Quantum hesaplama alanındaki bu programa davet edilmem bizim için önemli bir fırsattı. Çünkü adeta üst düzey bir ‘devler ligi’ niteliğindeki, son derece seçkin araştırmacıların bulunduğu bir ortamda yer almak beni ziyadesiyle mutlu etti. Ayrıca 28 davetli konuşmacının 27’si Avrupa ve Amerika’dan gelmişti, sadece Fırat Üniversitesi olarak Türkiye’den katılmak ve hem ülkemi hem de üniversitemi temsil etmek ayrı bir gurur kaynağı oldu. Kendi alanlarında dünyanın ilk 5 ve 10’unda yer alan Harvard, MIT, California, Pennslyvania, Indiana gibi üniversitelerle aynı toplantıda bulunmak ve Fırat Üniversitesi’nin adını bu platformda zikretmek benim için son derece onur vericiydi. Toplantıya katılan 28 üniversitenin 25’i Amerika’dan, Amerika dışından ise Avusturalya’dan Sydney Üniversitesi, Almanya’dan Cologne Üniversitesi ve Türkiye’den Fırat Üniversitesi davet edilmişti. Dünyanın en iyi üniversiteleri arasında dışarıdan çağrılan üç üniversiteden biri olmak da ayrıca büyük bir mutluluktu" dedi. ‘Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok’ Kendi yaklaşımının ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama temelli olduğunu belirten Gençoğlu, "İlk kez, ölçüme dayalı topolojik quantum hesaplama sürecinin sonlu durum makineleri çerçevesinde modelleyerek farklı bir yaklaşım ortaya koyduk. Bu fikir orada değerli bulundu; üzerinde çeşitli tartışmalar ve değerlendirmeler yapıldı. İnşallah çalışmaların devamını getireceğiz. Bu etkinliğe katılım, Türkiye’deki bilim insanlarının quantum teknolojileri gibi ‘derin’ ya da ‘yıkıcı’ olarak adlandırılan alanlarda geri kalmayacağını ve bu alanlarda var olduğumuzu göstermesi açısından son derece önemli. Ayrıca özellikle genç akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz için önemli bir motivasyon kaynağı olacağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’den, Fırat Üniversitesi’nden bir bilim insanının dünyanın en seçkin üniversiteleri arasında yer alarak bir fikrini özgürce sunabilmesi ve bu fikrin tartışılması önemli bir eşiğin aşıldığını gösteriyor. Türkiye’deki pek çok üniversiteden bilim insanı bu eşiği daha önce aşmıştı, Fırat Üniversitesi’nden genç akademisyenlere örnek olabilmek, motivasyonlarını artırmak ve onlara güç katabilmek ise çok daha değerli. Bundan sonra Fırat Üniversitesi’nden ve Doğu’daki diğer üniversitelerden de benzer atılımların geleceğine inanıyorum. Teknoloji hızla ilerlerken geri kalma gibi bir lüksümüz yok" ifadelerini kullandı.
Ankara Bakan Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk tankerine ilişkin: "Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi, 27 personelimizde yaralanma yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karadeniz’de dronla vurulan Türk petrol yüklü tankere ilişkin, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok" dedi. Türk şirketi Pergamon Denizcilik İşletmeleri A.Ş.’ye ait eski ismi Beşiktaş olan ‘Altura’ isimli ham petrol tankeri, Rusya’nın Karadeniz’in kuzeydoğusundaki liman şehri Novorossiysk’ten hareket ettikten sonra saat 00.30 sıralarında saldırıya uğradığı açıklandı. Tankerin, Rusya’nın Novorossiysk Limanı’ndan İstanbul’a yola çıktığı ve 140 bin ton ham petrol taşıdığı belirtilirken, gemiye dron isabet etmesi sebebiyle üst güvertesinde ve makine dairesinde hasar oluştuğu ve geminin su aldığı öğrenildi. Saldırının ardından gemiden yapılan yardım çağrısının ses kayıtları ortaya çıktığı, kayıtlarda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı, geminin su aldığı ve acil yardım beklendiği açıklandı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, teknik ekiplerin olay yerine sevk edildiğini ve mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirtti. "27 personelimizde yaralanma yok" Bir televizyon programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, mürettebattan kimsenin yaralanmadığını belirterek, "Karadeniz’de Türk tankerine dron isabet etti. Teknik ekiplerimiz olay yerine sevk edildi. 27 personelimizde yaralanma yok. Geminin makine dairesinin insansız deniz aracı ile hedef alındığını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Erzurum Oltu’da coşkulu kurtuluş bayramı Erzurum’un Oltu ilçesinin düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü dolayısıyla kutlama programı düzenlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, "Bugün toprağımızın özgürlükle mühürlendiği esaretin zincirinin bir daha kırılmamak üzere parçalandığı Oltumuzun düşman işgalinden kurtulduğu büyük bir gurur heyecanla kutluyoruz bundan tam 108 yıl önce bu kadim topraklarda sadece bir askeri zafer değil bir milletin namusunu Bayrağını her şeyin üstünde tuttuğunun destanı yazıldı 1918 25 mart sabahı yükselen hürriyet sesi Anadolu’nun istilal müjdecisi oldu aziz Oltulular bizim tarihimiz sadece savunma tarihi değil aynı zamanda bir devlet kurma iradesidir" diye konuştu 25 Mart etkinlikleri kapsamında, Efkan Ala Kültür Evi’nde gerçekleştirilen programa ilçe protokolü ve çok sayıda vatandaş katıldı. Programda temsili göç gösterisi canlandırılırken, müzik konseri, şiir okumaları ve öğrencilerin koro performansları izleyicilerden beğeni topladı. Oltu İbni Sina Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenen temsili göç gösterisi duygusal anlara sahne oldu. Gösteride esaret süreci ve ardından Türk askerinin vatanı kurtarışı canlandırılırken, salonda bulunanlara hem hüzün hem de gurur dolu anlar yaşatıldı. Programa, Oltu Kaymakamı Mustafa Çelik, Oltu Garnizon Komutanı Tank Kurmay Albay Hakan Kan, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Recep Kaplan, Oltu Belediye Başkan Vekili Selma Mevlütoğlu, Oltu Cumhuriyet Başsavcısı Onur Yavuz, Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Kazdal, siyasi parti temsilcileri, kurum amirleri ve vatandaşlar katıldı.
Samsun Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi Samsun’da akciğer ve pankreas kanseriyle aynı anda mücadele eden ve boynuna bağlı kemoterapi ilacıyla çalışmasını sürdüren kadın hekim yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. Samsun’da yaşayan 58 yaşındaki Acil Tıp Hekimi Bendegül Kuruçelik, 35 yıllık meslek hayatında sayısız hastaya şifa oldu. Bugün ise hem hekim hem hasta olarak hayat mücadelesini sürdüren Dr. Bendegül Kuruçelik, yaşadığı zorlu sürece rağmen görevinden kopmayarak örnek bir duruş sergiliyor. FBM Tıp Merkezi’nde acil doktoru olarak çalışan ve iki çocuk annesi olan Kuruçelik, kendisine konulan akciğer ve pankreas kanseri tanılarının ardından zorlu bir tedavi sürecine girdi. Geçirdiği ameliyatların ardından kısa sürede yeniden görevine dönen deneyimli hekim, mesleğine olan bağlılığını bir an olsun kaybetmedi. Boynuna bağladığı aparat ile hem kemoterapi alıyor hem çalışıyor Kemoterapi sürecinin fiziksel olarak oldukça yıpratıcı olduğunu ifade eden Dr. Kuruçelik, buna rağmen çalışmanın kendisine güç verdiğini belirtti. Boynuna takılı cihaz aracılığıyla 48 saat boyunca kemoterapi ilacı aldığını dile getiren Kuruçelik, "Akciğer ve pankreas kanseriyim. Kendi tanılarımı kendim koydum. Ameliyatlardan bir ay sonra çalışmaya başladım. Beni hayata bağlayan iki şey oldu: Kızlarım ve işim. İşimi yaptığım sürece sağlıklıyım. İşimi yapamamak kaygısı, hastalıktan daha çok korkuttu beni. İşimi yaptığım sürece hastalığımı unuttum ve tedaviye çok daha rahat devam edebildim. Bu süreç gerçekten çok zorlu. Hekimken bunun empatisini tam anlamıyla yapamıyormuş insan. Hasta olunca bunun ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Kemoterapi zor bir süreç; bu süreçte çalışmak ise daha da zor. Bu anlamda FBM Tıp Merkezi bana kucak açtı. Kanser hastası bir hekimle çalışıyorlar" dedi. "Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" Kemoterapi ilacı alırken çalışmanın zorluklarını anlatan Dr. Kuruçelik, "Tabii ki sıkıntılarım oluyor. Bu sıkıntıları annelik ve meslek aşkımla minimize ediyorum. Kemoterapim hâlâ devam ediyor. Boynuma taktığım bir cihazla, 48 saat boyunca damardan ilaç alıyorum. Yan etkileri oldukça fazla: Ödem yapıyor, nöropatiye neden oluyor. Elleriniz ve ayaklarınız uyuşuyor. Soğuk bir şeye temas edemiyorsunuz. Gerçekten zor bir süreç. Bugünlere geldiğim için elbette çok mutluyum. Arkadaşlarım ilk zamanlarda çok endişeliydi. Benim rahatlığımı gördükçe onlar da rahatladılar. Hastalarım da memnun. Hatta şaşırıyorlar; boynumdaki cihazın ne olduğunu soruyorlar. Kanser hastası olduğumu öğrenince bana daha farklı bir saygıyla bakıyorlar. Bir daha dünyaya gelsem yine acil hekimi olurdum" diye konuştu.