SAĞLIK - 15 Ekim 2025 Çarşamba 11:30

Oyuncu Devrim Yakut: "4 ay önce meme kanseri teşhisi kondu, erken tanı sayesinde geldi ve geçti"

A
A
A
Oyuncu Devrim Yakut: "4 ay önce meme kanseri teşhisi kondu, erken tanı sayesinde geldi ve geçti"

Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde meme kanseri farkındalık ayı kapsamında düzenlenen "Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız" etkinliğine ünlü oyuncu Devrim Yakut da katıldı. Yakut, 4 ay önce meme kanseri tanısı aldığını ilk kez bu programda dile getirirken yaşadığı süreci "Erken teşhis sayesinde geldi ve geçti" sözleriyle aktardı.


Meme kanseri, dünyada kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin yüzde 24’ünü meme kanseri oluştururken, bu durum yılda yaklaşık 25 bin yeni meme kanseri tanısı anlamına geliyor. Ancak tüm kanser türlerinde olduğu gibi meme kanserinde de erken tanıyla birlikte, kadınlara ikinci bir yaşam şansı sunuyor. Bu nedenle meme kanserine karşı farkındalık oluşturmak ve toplumu bilinçlendirmek, hastalıkla mücadelede büyük önem taşıyor. Her yıl ekim ayında yapılan farkındalık etkinlikleri kapsamında bu yıl da, Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde meme kanseri farkındalık programı düzenlendi. Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği’nin desteğiyle gerçekleştirilen ’Meme Kanserine Karşı Her Raunda Hazırız’ etkinliğinde Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı, tanı ve tedavide en yeni gelişmeleri paylaşırken katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.


Öte yandan ünlü oyuncu Devrim Yakut da kadınlara erken tanının önemini kendi hikayesinden yola çıkarak vurgulamak amacıyla, etkinlikte konuşmacı olarak yer aldı. 4 ay önce erken teşhisle meme kanserini yendiğini, ilk kez bu programda dile getiren ve sürecini içtenlikle anlatan Yakut, erken tanı ve farkındalıkla birlikte tedavi sürecine önemli katkı sunulacağının bir kez daha altını çizdi.



"O kadar erken fark edildi ki geldi ve geçti"


Meme kanserini erken tanı sayesinde hızlıca ve sağlıklı bir şekilde atlattığını dile getiren Devrim Yakut, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:


"Erken tanının önemine çok inandığım için ve ailemde bu hastalığın varlığı nedeniyle çok titizlendim. Ben de bu işin kıyısından erken teşhisle dönmüş biri olarak burada kendi serüvenimi anlatacağım. Aslında serüven bile denemez, o kadar erken fark edildi ki, böylece geldi ve geçti çok şükür. Ekim ayındaki bu farkındalığı çok önemsiyorum çünkü bir toplumda kadın sağlıklıysa eğer toplum da sağlıklıdır; hem psikolojik olarak hem zihinsel olarak. O yüzden kadınlarımız sağlıklı olsun, toplumumuz da sağlıklı olsun. Benim hastalığım da erken tanı sayesinde geldi ve geçti."



"Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, şimdi sağlıklı bir biçimde buradayım"


Meme kanseri teşhisini rutin kontrolleri sırasında öğrendiğini belirten Yakut, süreç boyunca nasıl ilerlediğinden ve neler hissettiğinden ise "Mamografi sırasında daha önceki kontrollerde olmayan çok küçük bir şeye rastlandı. Radyolog o minicik şeyi fark etti ve sonra süreç başladı. Hocalarımız ilk gün bana ’biz bu işi halledeceğiz’ dediler. Onların kendilerine, mesleklerine ve bunu yapış biçimine inançları beni hep çok dik tuttu. Bir an bile umutsuzluğa kapılmadım, o yüzden buradayım zaten. Umutsuzluğa kapılmamak bu rahatsızlıkta son derece önemli. 4 ay önce daha ilk teşhis konmuştu, 4 ay sonra sağlıklı bir biçimde buradayım. Bundan 20 yıl önce zor bir hastalıktı bu. Ben annemi de bu rahatsızlıktan kaybettim; ama o zaman algımla bu zaman algım birbirinden çok farklı. Çünkü hekimlerimiz erken teşhisin önemini hep söylüyordu. Erken teşhis de ancak düzenli kontrollerle olabiliyor, bundan korkmamak gerekiyor. ’Hastaneye gidersem korkacağım bir şeyle karşılaşacağım’ korkusu daha büyük şeylere sebep oluyor, bunu kimse yapmasın" sözleriyle bahsetti.



"Erken evrede yalnızca cerrahi müdahale bile yeterli olabiliyor"


Acıbadem Altunizade Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Gül Başaran, erken tanının önemine dikkat çekerek, şu şekilde konuştu:


"İsteriz ki kimse kanser olmasın ve karşımıza gelmesin ama yine de beni en çok mutlu eden hasta grubu, daha eline gelmeden tarama sırasında milimetrik tümörle gelenler. Çünkü o durumda sadece cerrahi müdahaleyle tedaviyi gerçekleştirebiliyoruz. Bu nedenle herkesin erken taramaya girip özellikle 40 yaşından sonra düzenli mamografi yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Bu şekilde olunca medikal onkologların da işi daha kolaylaşmış oluyor. Çünkü ne kadar ileri evre olursa o kadar da tedavi gerekiyor demek; bu hem hasta hem de takip eden hekim açısından çok zor bir durum. Erken tanıdan asla korkmamak gerekiyor. Bunu bir akciğer grafisi ya da kolonoskopi gibi düşünebilirsiniz, ne kadar küçükken tespit edilebilirse bizim için o kadar iyi. Üstelik her gün de değil, yılda 1 kez yaptırmak bile yeterli. Buradan bir kez daha belirtelim; ’erken tanı hayat kurtarır.’"



"Meme kanserinde birçok faktörün etkisi var, tedaviler de buna göre şekilleniyor"


Meme kanserinin erken ergenlik, geç menopoz, menopoz sonrası hormon ilacı kullanma, geç doğum yapma veya hiç doğum yapmama gibi faktörlerle bağlantılı olduğunu belirten Prof. Dr. Başaran, "Bu faktörlerin herhangi birine sahip olmak meme kanseri olunabileceği anlamına gelmiyor. Çünkü meme kanseri tek bir risk faktörü nedeniyle değil birçok faktörün etkisi ile oluşuyor. Meme kanserinin yüzde 5-10’u ise kalıtsal gen bozukluklarından gelişebiliyor. Ayrıca başka hastalıklar nedeniyle göğüs bölgesine radyoterapi almak, sürekli ve fazla miktarda alkol kullanmak ve obezite meme kanseri riskini artıran etkenler arasında yer alıyor" dedi.



"Ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek"


Acıbadem Altunizade Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aykut Soyder, meme kanserinin tedavilere tamamen cevap ve sonuç veren bir kanser türü olduğunu dile getirerek, "Meme kanserini diğer kanser türlerinden ayıran en önemli özelliklerinden biri, tüm tedavi protokollerinden sonra kendisini tamamen unutabileceğimiz bir hastalık olması. O yüzden mümkün olabildiğince ne kadar erken evrede tanı koyabilirsek bu o kadar az tedavi demek. Erken tanı sayesinde bu hastalığın tedavisini belki kemoterapisiz, yalnızca sınırlı cerrahi ve radyoterapi işlemleriyle bir an önce gerçekleştirebiliriz. Normalde tarama programlarına 40 yaş sonrası ultrason ve mamografiyle devam ediyoruz. Ama kendi kendine muayene dediğimiz ve erken tanı kapsamında çok önemsediğimiz kısım da çok kıymetli. Bu yüzden her kadının 20 yaş itibariyle kendi meme dokusunu tanımasını ve 25 yaşından itibaren de klinik değerlendirmelere başlanmasını önemsiyoruz. Elbette ki her hastalık gibi bu hastalık da kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Örneğin kişilerin aile öyküsünün varlığı ya da genetik pozitiflik bazı tetkikleri bunları göz önünde bulundurarak yapmamız anlamına geliyor. Çünkü bu tip hastalarda genç ve erken tanı bizim için çok önemli" ifadelerini kullandı.



"Meme kanserinde doğru bilinen yanlışlar erken tanıya engel olabiliyor"


Türkiye’de ’radyasyon’ korkusu nedeniyle mamografi çektirmekten kaçınılmasının erken teşhiste gecikmeye yol açtığına dikkat çeken Prof. Dr. Soyder, "Mamografinin zararlı olduğu, tanı sürecinde biyopsi yapılmasının hastalığın yayılmasına yol açtığı, ailede meme kanseri öyküsü yoksa riskin olmadığı, ele gelen kitle ağrılı olmadığı için meme kanserinden şüphelenmek gerekmediği gibi toplumda doğru bilinen yanlışlar da meme kanserinde erken tanı fırsatının kaçırılmasına yol açabiliyor" dedi.



"Her kadının kendi riskini öğrenmesi önemli"


Meme kanserinin özellikle 40 yaş üstü kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkin Arıbal, "Ancak her kadının riski aynı değildir. Meme kanseri gelişme ihtimali kadından kadına değişebiliyor. Bu nedenle her kadına özel bir takip protokolü oluşturmayı tercih ediyoruz. Genel olarak 40 yaş sonrasında mamografi yapılması önerilmekle birlikte, bazı kadınlarda buna ek olarak ultrason, MR, üç boyutlu mamografi veya kontrastlı mamografi gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanmak gerekebiliyor" dedi.


Kadınların özellikle 40 yaşından sonra kendi risk düzeylerini belirlemek için bu konuda uzmanlaşmış bir meme merkezine başvurmalarının sağlıklı bir yaklaşım olacağını vurgulayan Prof. Dr. Arıbal, "Ailede meme veya yumurtalık kanseri öyküsünün bulunması, genetik yatkınlığı düşündürür. Bununla birlikte meme yoğunluğu gibi bazı faktörler de kadının riskini belirleyen önemli unsurlardır. Riski belirlenen kadınlara, bu faktörler doğrultusunda yılda bir mamografi ya da gerektiğinde daha ileri tetkiklerle meme kanseri taraması yapılması uygun olur. Her kadının kendi riskini ve meme yapısını öğrenmesi, erken tanı ve etkin korunma açısından son derece önemlidir" dedi.



"Meme kanseri tedavisi bütüncül bir yaklaşıma dönüştü"


Meme radyoterapisindeki gelişmeler ve yaşam tarzı değişikliklerinin tedavi sürecindeki önemini belirten Acıbadem Altunizade Hastanesi Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Evrim Kadriye Tezcanlı ise "Meme kanseri tedavisinde radyoterapi, son yıllarda teknolojik ilerlemeler ve klinik deneyimlerin artmasıyla önemli ölçüde gelişti. Günümüzde amaç, tümör bölgesini ve risk altındaki dokuları yeterli dozda tedavi ederken özellikle kalp ve diğer sağlıklı dokuların korunması. Modern planlama sistemleri, görüntü kılavuzlu tedavi, yüzey takip sistemleri ve solunum kontrolü (örneğin; derin solunumda nefes tutma) teknikleriyle, kalbe giden dozlar sınırlanarak, tedavi alanlarının doğruluğu ve güvenliği belirgin şekilde arttı. Bu gelişmeler sayesinde, hastalar daha kısa süreli ve iyi tolere edilen tedaviler alabiliyor" diyerek yaşanan yenilikleri aktardı. Tedavinin başarısında yaşam tarzındaki iyileşmelerin de önemli etkisi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tezcanlı, "Günümüzde meme kanseri tedavisi, yalnızca hastalığı kontrol altına almakla kalmayıp, hastaların uzun vadede sağlıklı ve aktif bir yaşam sürdürmesini hedefleyen bütüncül bir yaklaşıma dönüştü" şeklinde konuştu.



Oyuncu Devrim Yakut: "4 ay önce meme kanseri teşhisi kondu, erken tanı sayesinde geldi ve geçti"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Kul Dilemma’ filminin galası ilgiyle karşılandı Beyoğlu’ndaki Tarihi Atlas Sineması’nda ‘Kul Dilemma’ filminin galası yapıldı. 10 Nisan’da vizyona girecek filmin galasını oyuncular ve davetliler birlikte izledi, film ilgiyle karşılandı. Beyoğlu’nda bulunan Tarihi Atlas Sineması içerisinde 10 Nisan’da izleyiciyle buluşacak olan ve izleyenlere farklı türden gerilim yaşatmayı hedefleyen "Kul Dilemma" filminin galası gerçekleşti. Galaya filmin Yönetmeni Mehmet Emin Yıldırım, Yapımcı Tufan Şengül, filmin oyuncularından Mustafa Konak, Yiğit Çelebi, Gürkan Öz, Özlem Çınar, Sadi Celil Cengiz, Tayfun Sav ve çok sayıda davetli katıldı. 3 gün sonra vizyonda olacak film, gösterimde katılımcılardan büyük beğeni aldı. "Çok güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum" Mehmet Fetihler Sultanı dizisiyle ekranlarda bilinen genç ve yetenekli oyuncu Mustafa Konak, filmdeki oynadığı karaktere ve film sürecine değindi. Konak, "Karakter güzel bir karakterdi yani hiç konuşmamasına rağmen o sahnedeki derinlikleriyle beni etkileyen bir karakter oldu. Bu role uygun görüldüm, bu sayede şu an buradayım. Böyle bir filmde yer almak benim için çok kıymetli bir deneyim. Yani Kemal karakterinden bahsedecek olursam konuşmayan, filmde de hiç konuşmuyor zaten, daha böyle kendi kafasında hayat yaşayan bir karakter. Ekipteki herkes çok güzeldi. Çok güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Emeği geçen tüm ekibe, yönetmenimize, yapımcımıza herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. Mehmet Fetihler Sultanı dizisi hakkında kendisine yöneltilen soruya ise Konak, "Orası hakkında konuşmasak daha iyi olur çünkü şu an Kul filmine geldik madem, burayla konuşalım o zaman hiç oraya girmeyelim" yanıtını verdi. Sanatçı Tayfun Sav ise oynadığı karaktere ve filmin diğer projelerden farklı olduğuna değinerek, "Bu rol gerçekten benim arzu ettiğim bir karakterdi ve kasta uygun bir rol. Okuma provasında baktığımız zaman gerçekten insanlar kendi karakterlerin içindeki rollere cuk oturuyordu. Küçük oyuncumuz da çok şekerdi, çok sevimliydi. Bir de sürpriz oyuncularımız var. Hayatın parçasında olan renklerden bir tanesi. Rolüm biraz müzik gibiydi. O müziğin içinde şartlar ve koşullar insanı olduğu için performansımız daha da güzel oldu. Takdir seyircinin. Korku ve gerilim filmi Türkiye’de korku üzerine kuruluyor. Bu bir tık üstü, gerilimin daha farklı bir versiyonu. Seyirci gerilime yönelirse aralanan hikayeler çok daha farklı oluyor. Gizemli, ihtiyacı olan bir film bu ve benim düşünceme göre biz bir ilki başlattık. Devamı da gelir başka yapımcılar tarafından" dedi. "Farklı farklı türlerde işler yapmak istiyoruz" Farklı türden işler ortaya koymak istediğini dile getiren filmin yapımcısı Tufan Şengül, "Bu bizim ilk projemiz, heyecan doluyuz. Amacımız sektörde yetenekli işler yapmak. Farklı farklı türlerde işler yapmak istiyoruz ve kendimizi sektöre farklılıklar getireceğiz. Birincil amacımız bu" dedi. "Mustafa yakışıklı, işini bilen, işinde gerçekten büyük şeyler yapan bir kardeşimiz" Genç oyuncu Mustafa Konak’ın içerisinde bulunduğu projeyi desteklemek amacıyla galada bulunduğunu söyleyen oyuncu Mustafa Kaya ise, "Vallahi biz şu an Şehzade Mustafa’nın yeni çektiği projeye destek amaçlı buradayız. İzlemedik, inşallah güzel bir iş çıkmıştır. Yani herkese emeğine sağlık. Gerçekten inanıyorum, güzel bir proje olmuştur. Mustafa bizim canımız. İnşallah iyi bir izlenim bırakır. Mustafa yakışıklı, işini bilen, işinde gerçekten büyük şeyler yapan bir kardeşimiz" şeklinde konuştu. "Mustafa burada da elinden gelenin en iyisini yapmıştır" Mustafa Konak’a desteğini belirten oyuncu Ümit Çırak ise, "Ben bugüne kadar Mustafa’nın bir sürü projesinde kendisine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Bu projede birlikte çalışmadık ama bundan önceki bir sürü projesinde birlikte çalıştık. Kendisine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Bu yıllardır devam eden birliktelik, epey bir yıldır birlikte devam ediyoruz. Biliyorum ki Mustafa burada da elinden gelenin en iyisini yapmıştır. Umarım bütün seyirciler de onun yeteneğini ve oyunculuğunu beğenirler. İyi seyirler diliyorum" dedi. "Türkiye seyircisinin çok alışık olmadığı bir şeyi yapmaya çalışıyorum" Son olarak konuşan filmin yönetmeni Mehmet Emin Yıldırım, "Bu projenin en önemli özelliği Türkiye’de gerilim yapmaya çalışmak. Tam korku değil, dramatik anlatı yapısını kullanıyorum ama birilerini korkutmaya da çalışmıyorum. Arada böyle gerginlik oluşturarak Türkiye seyircisinin çok alışık olmadığı bir şeyi yapmaya çalışıyorum. Bence en büyük farkı bu. Mustafa çok yakışıklı bir çocuk. Yüzü çok güzel. İki tane farklı ifadeyi kullanabilir. Hem güzel yüzlülüğü yakışıklı, kastına uygun hem de isterseniz onun gözlerini büyük gösterip daha iyi bir oyunculukla korku ve gerilim filmlerinde oynatabilirsiniz. Dramatik anlatıyı istediğiniz gibi yönlendirebileceğiniz bir yüze sahip. Ayrıca iyi bir oyuncu. Bizim filmimizde oynadığı için çok teşekkür ederim, çok mutluyum. Bence güzel iş yaptık" dedi.
Konya Selçuklu’da Dünya Sağlık Günü’nde anlamlı iki açılış Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi, sağlık alanındaki yatırımlarına yenilerini ekleyerek 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde anlamlı iki açılış gerçekleştirdi. İlk Adım Ebe Gebe Okulu’nun ikincisi ile Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’nin açılışı Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi sağlık alanındaki yatırımlarını sürdürerek ilçenin sağlık altyapısını güçlendiriyor. Bu alanda önemli projelere imza atan Selçuklu Belediyesi, son olarak Türkiye’ye örnek olan İlk Adım Ebe Gebe Okulu’nun ikincisi ile Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi’ni ilçeye kazandırdı. Bu kapsamda Konya’ya gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu İlk Adım Ebe Gebe Okulu Aile Buluşması’na katılarak Selçuklu Belediyesi’nin hayata geçirdiği iki önemli sağlık tesisinin açılışını gerçekleştirdi. Başkan Pekyatırmacı: "Güçlü aile yapısı bu projenin en önemli çıktılarından biri olacak" Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen İlk Adım Ebe Gebe Okulu projesinin ilk uygulamasını 2019 yılında hayata geçirdiklerini hatırlatarak, "Bugüne kadar binlerce anne adayımız okulumuzdan hizmet aldı ve eğitmenlerimizin destekleri ile hamilelik süreçlerini de doğum süreçlerini de en sağlıklı şekilde tamamladı. Sağlıklı gebelik, sağlıklı doğum ve sağlıklı çocukla birlikte, güçlü aile yapısı da bu projenin en önemli çıktılarından biri olacak. İl Sağlık Müdürlüğümüz ile birlikte Işıklar Mahallesi’nde bulunan Mahperi Hatun Sosyal Tesisimizi yeniden düzenledik ve zemin katını Sağlıklı Hayat Merkezi, 1. katını da Mahperi Hatun İlk Adım Ebe Gebe Okulu olarak tefriş ettik. Mahperi Hatun İlk Adım Ebe Gebe Okulumuzun Konya’mızda bu önemli sürecin yaygınlaştırılması noktasında çok büyük katkıları olacak. Şehrimize, ilçemize ve ailelerimize hayırlı olsun" dedi. "Hemşehrilerimizin birinci basamak sağlık hizmetlerine ulaşabilmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nde kıymetli yatırımları hizmete sunuyor olmanın ayrı bir anlam ve değer ifade ettiğini kaydeden Başkan Pekyatırmacı, "Selçuklu Belediyesi olarak, tüm hemşehrilerimizin birinci basamak sağlık hizmetlerine en hızlı, en güvenli ve en nitelikli şekilde ulaşabilmeleri için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda ilçemizde son 7 yılda 10 adet Aile Sağlığı Merkezi, 4 adet 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ve 1 adet GETAT merkezinin açılışını gerçekleştirdik. Ayrıca yapımı devam eden ve proje aşamasında olan 6 adet Aile Sağlığı Merkezi ile 1 adet 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu bulunuyor. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu kıymetli yatırım da işte bu anlayışın somut bir tezahürü. Toplum Ruh Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi olarak iki ayrı bölümden oluşan bu sağlık tesisi, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığa bütüncül bir yaklaşım sunuyor. Açılışını gerçekleştirdiğimiz bu sağlık tesisiyle birlikte; hayatın her evresine dokunan kapsamlı bir sağlık vizyonunu hep birlikte ortaya koymuş oluyoruz. Bu vesileyle, Konya’mıza yapılan sağlık yatırımlarındaki katkıları dolayısıyla Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’na; bu kıymetli yatırımın hayata geçirilmesinde iş birliği içerisinde çalıştığımız İl Sağlık Müdürlüğümüze ve emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza, mühendislerimize, çalışma arkadaşlarımıza ve katkı sunan herkese şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. Bakan Memişoğlu: "Konya’mızda sezaryen oranı yüzde 30’a gerilemiş durumda" İlk Adım Ebe Gebe Okulu Projesi’nin, gebe eğitimlerinin sahadaki olumlu örneklerinden biri olduğunu belirten Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da, "Bugün Konya’mızda yürüttüğümüz eğitim süreçlerine dahil olan anne adaylarımızda sezaryen oranı yüzde 30’a gerilemiş durumda. Bu oran, tüm Türkiye’ye örnek olması gereken bir tablodur. Bu güzel projenin hayata geçirilmesine katkı sağlayan, emek veren herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı Hayat Merkezimiz ile Toplum Ruh Sağlığı Merkezimiz şifa zincirinin en kıymetli parçalarından biridir" Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, sağlık sisteminin temel taşı olan koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetlerini ülke genelinde daha da yaygınlaştırdıklarını söyleyen Bakan Memişoğlu, "Eser siyasetimizin birer nişanesi olarak her geçen gün yeni merkezleri, yeni tesisleri milletimizin hizmetine sunmaya devam ediyoruz. Bugün Konya’mızda açılışını gerçekleştirdiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezimiz ile Toplum Ruh Sağlığı Merkezimiz de işte bu şifa zincirinin en kıymetli parçalarından biridir. Bu kıymetli eseri inşa ederek belediyecilik anlayışımızı Konya’da en güzel şekilde sergileyen Selçuklu Belediyemize yürekten teşekkür ediyorum. Sağlık tesislerimizin ülkemize, milletimize ve Konya’mıza hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. Dua edilmesi ve kurdele kesiminin ardından Bakan Memişoğlu ve beraberindeki heyet her iki merkezde incelemelerde bulundu.