POLİTİKA - 10 Ekim 2025 Cuma 01:35

Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi

A
A
A
Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan milletvekilleri İstanbul’a geldi

İsrail tarafından uluslararası sularda, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere yola çıkan Vicdan Gemisi’ne yapılan saldırıda, alıkonulan Milletvekilleri İstanbul Havalimanı’na indi. Milletvekilleri, Saadet Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partililer ve Filistin destekçisi vatandaşlar tarafından karşılandı.


İsrail askerlerinin uluslararası sularda, Gazze’ye giden Özgürlük Filosu’na yaptığı baskında gözaltına alınan üç milletvekili, İstanbul’a indi. Saat 12.48’de İsrail’den Azerbaycan’a gönderilen Saadet Partisi Milletvekilleri Mehmet Atmaca, Necmettin Çalışkan ve Gelecek Partisi Sema Silkin Ün, Azerbaycan Bakü Haydar Uluslararası Aliyev Havalimanı’ndan İstanbul’a saat 22.30’da iniş yaptı. Milletvekillerini Saadet Genel Başkanı Mahmut Arıkan, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partililer, AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan ve vatandaşlar tarafından karşılandı. Havalimanı VIP Salonuna gelen milletvekilleri, Filistin ve Gazze’ye yönelik destek sloganlarıyla karşılandı.


"Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler"


Uçaktan indikten sonra VIP Salonu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, "Vicdan Gemisi ile İtalya’dan hareket ettikten sonra 8. günümüzü geride bıraktığımızda, hiç beklemediğimiz bir anda uluslararası sulardayken, İsrail’e mesafemiz 100 mil üzerindeyken, bir gece yarısı helikopterler, hücum botlar şeklinde gemimiz maalesef baskın yedi. Önceden aldığımız istihbarat bilgileri vardı, o yüzden önceden Mısır karasularına yakın gitmek için bir karar verilmişti. Ama buna rağmen bu, İsrail’i, işgal rejimi, katil devleti durdurmadı. Uluslararası hukuk tanımadan, uluslararası sularda Vicdan Gemimize müdahale etti. Bizden bir saat önce, bizimle buluşacak teknelere müdahale etmiş. Hepimizi hukuksuz bir şekilde alarak, Aşdod Limanı’na götürdüler" dedi.


Gözaltına alınma sürecini anlatan Milletvekili Ün, "Biz tüm arkadaşlarımızla birlikte, aktivist ve Türk vatandaşı arkadaşlarımızla birlikte limanda tüm süreçleri aynı şekilde geçirdik, aynı şekilde muamele gördük. Cezaevi aracına alınmamız aslında zaten, bizlerin de diğer arkadaşlarımızla birlikte, hapishaneye götürülmemiz şeklinde neticelenecekti, bu şekilde ifade edilmişti, hem de bizim beklentimiz de buydu. Ancak araca bindikten sonra uzun bir yolculuk yaptırıldı. Hapishaneye götürülecekken, birden kapı açıldığında havalimanında olduğumuzu gördük. Daha sonra Türkiye Cumhuriyeti 3 milletvekili tekrar havalimanı dışına çıkarılıp, bir polis merkezinde ayrı ayrı bölümlerde 12 saat bekletilerek, bugün öğle saatlerinde 12.30’da Azerbaycan’a yolculuğumuz sağlanana kadar orada bekletildik. Azerbaycan üzerinden ülkemize kavuşmak nasip oldu" diye konuştu.


"Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular"


Ortak tavır gösteren tüm siyasi partilere teşekkür eden Milletvekili Ün, "Filistin-Gazze dünyada nasıl halkları birleştiriyorsa, ülkemizde de tüm kesimleri, tüm siyasi partilerimiz birleştirdi ve birleştirmeye devam ediyor. Filistin bereketi, Gazze bereketi böyle bir şey olsa gerek. Memnuniyetle öğrendik ki, dün meclisimizde tüm siyasi partilerimizin ortak imzasıyla, sayın Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş’un girişimleriyle bir tezkere yayımlanmış, kendisine süreci en baştan beri takip ettiği için çok teşekkür ederim. Siyasi partilerimiz bu konuda çok net bir tavır koydular" diye belirtti.


"Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız"


Özgürlük Filosu’nda gözaltına alınan Saadet Partisi Milletvekili Necmettin Çalışkan, "Bugün bizler bütün milletimizin, 86 milyonun desteğiyle duasıyla çıktığımız bu yolda inanıyoruz ki Rabbimizin lütfuyla Filistinli kardeşlerimizin zaferiyle tamamlanacaktır. Elbette süreç içerisinde pek çok hadise yaşandı. Ama bunların hepsi daha sonra gündeme getirilecek şeyler. Bugün en önemli mesele insanlık tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan açıktan ölümlere çare bulunması. Yine İslam tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş olan bugünkü kadar güçlü olunduğu halde kardeşlerimizin soykırıma uğramasına engel olunması çabasıdır. Eğer bizler bu filolar vasıtasıyla Gazze’deki ateşkese katkı olabilmişsek bunu büyük bahtiyarlık sayarız. Bugün net olarak şunu ifade etmeliyiz ki halen Gazze’de insanlar ölüyor. Halen savaş devam ediyor. Onun için bugün bir zafer havası değil olsa olsa Gazze’ye desteği yükseltme zamanıdır" dedi.


"Devletiyle milletiyle sağcısıyla solcusuyla seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı"


Türkiye’den her kesimin Filistin davasına sahip çıktığını ifade eden Milletvekili Necmettin Çalışkan, "Bugün süreç içerisinde ortaya çıkan hadiselerden birisi şudur, bütün insanlık doğusuyla batısıyla bütün kültürler, bütün renkler bir davada Filistin’deki insanlığa karşı işlenen suçta birleşti. İşte bunun için de bu bir taraftan ülkemize de örnek olmalı. Devletiyle milletiyle sağcısıyla solcusuyla seküleriyle dindarıyla hepimiz Filistin davasına sahip çıktı. Bundan sonra da bu konuda bu rol bize örnek olmalı. Buradan bir başka husus da ortaya çıkan şu, bütün dünya siyonist katillerin yaptıklarını insanlığına sundukları o vahşi canavar tavrı bizzat yaşayarak gördü. Şu filolardan sonra insanlık dünyasında katil siyonistlere karşı nefret dalga dalga büyüdü" dedi. Milletvekili Çalışkan, "Uluslararası suda 130-120 mil mesafedeki gemiye müdahale etmek, içindeki insanları kaçırmak ancak bir siyonist örgütün işidir. Nitekim bu gerçekleşti. İsrail korkak bir yapı. İsrail’in devlet görevlileri kamu görevlisi değil" ifadelerini kullandı.


Basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Milletvekili Mehmet Atmaca, "Bu yolculuğun iki aşaması var. Birincisi gemi ve yolculuk aşaması, ikincisi İsrail’in bize uyguladığı muamele konusu. Bunların hiçbiri bize sürpriz değildi çünkü biz bu yola çıkarken bu ihtimallerin hepsini göze alarak çıktık. Yani İsrail’in bize uluslararası hukuka adalete ve hakka uygun bir muamele etmeyeceğini biz bilerek gitmiştik. Karşılaşılabilecek ihtimallerin en olumsuzuyla karşılaşmış değiliz. Çünkü bizim gemilerimize silahla saldırı olup öldürülme ihtimalleri de vardı. Geçmişte bu da oldu. Biz o yüzden yaşanmış olanlarla ilgili sürpriz durumumuz yok. Geldiğini öngördüğümüz ve o kabullerle yola çıktığımız yolculuktu. Bir kere daha şahit olduk ki İsrail bir devlet değil. Hukuku ya da uluslararası hukuku sayan bir devlet değil. Adalet anlayışı olmayan gerçekten bir terör örgütü ve bütün memurları bir örgüt mensubu gibi hareket eden bir yapı" dedi.


"Buruk bir sevinç içerisindeyiz"


Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, "Önemli bir başarı ortaya kondu. Önemli bir sevinç kaynağına bugün vesile oldular. Ama buruk bir sevinç içerisindeyiz. Milletvekillerimizle özgürlük filosuyla beraber gittikleri arkadaşlarla beraber dönebilmek için yoğun bir gayret içerisinde oldular. Ama muvaffak olamadılar ama Allah’ın izniyle yarın diğer arkadaşlarımız, Özgürlük filosunda kalan arkadaşlarımız, Sumud Filosu’nda kalan arkadaşlarımız da Türkiye’ye gelecekler. Bu seferleri hayırlı bir şekilde tamamlamış olacaklar inşallah" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Bakırcılar Çarşısı’nda zamana direnen son ustalar Adana’nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda bugün sadece bir bakır ustası ile iki kalaycı, mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışıyor. Kozan ilçesinde geçmişte 15’e bakırcı ve 20’nin üzerinde kalaycının bulunduğu Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı’nda, şimdi tek bakır ustası ile iki kalay ustası kaldı. 1986 yılından bu yana mesleğini sürdüren bakır ustası Remzi Karaoğlan, yıllar içinde hem ustaların hem de çarşıdaki hareketliliğin büyük ölçüde azaldığını söyledi. "Şimdi tek bakırcı kaldım" Mesleğini ailesinden devraldığını belirten bakır ustası Remzi Karaoğlan, "Önceden 15’e yakın bakırcı, 20’nin üzerinde kalaycı vardı. Şimdi tek bakırcı kaldım, iki kalaycı var. Eskiden burada insanlar birbirinden geçemezdi, çarşı çok yoğundu ama şimdi o günlerden eser yok" dedi. Bakıra talep azaldı Bakır ürünlere olan ilginin her geçen gün azaldığını ifade eden Karaoğlan, "Bakırın fiyatının yükselmesi ve yeni ürünlerin çıkması talebi düşürdü. Eskiden her evde bakır vardı, şimdi daha çok köylerde kullanılıyor. Yoğurt, pekmez gibi ürünler bakır kaplarda yapılırdı. Bakır sağlık demektir, eskiden insanlar bu yüzden daha sağlıklıydı" diye konuştu. Kalaycılık zahmetli, usta yetişmiyor Kalaycılık mesleğinin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten ustalar, işin zorluğu ve ilgi azlığı nedeniyle yeni neslin bu mesleğe yönelmediğini dile getirdi. Kalaycılığın zahmetli bir iş olduğunu vurgulayan Karaoğlan, "Kalaylama ve doğrultma işlemleri büyük emek istiyor. Evlerde artık bir ya da iki bakır kap ya var ya yok" ifadelerini kullandı. "Sanatın devam etmesi lazım" Mesleğin geleceği için çırak yetişmediğini belirten Karaoğlan, "En büyük sıkıntımız eleman yetişmemesi. Bu işe devletin ve halk eğitimin destek vermesi gerekiyor. Bu sanatın devam etmesi lazım" dedi. "Kozan’da sadece iki kalaycı kaldı" 1986 yılından bu yana kalaycılık yaptığını belirten Muhammed Çöndü ise mesleğin yok olma noktasına geldiğini ifade ederek, "Eskiden her dükkanda 3-4 usta olurdu, şimdi Kozan’da sadece iki kalaycı kaldık. Bu meslek alın teri gerektiriyor ama ilgi yok. Çalışacak kimse bulamıyoruz, yetişecek çırak yok" şeklinde konuştu. Bakırın sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Çöndü, "Bakır sağlıktır, vücuttaki bazı zararlı etkileri azaltır. Eskiden insanlar bakır kaplarda beslenirdi ve daha sağlıklıydı" diyerek geleneksel kullanımın önemine vurgu yaptı.
Antalya Yanan evden 4 yaşındaki yeğenini çıkarmak isterken yaralandı Antalya’nın Serik ilçesinde 2 katlı evin zemin katında çıkan yangın itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile kısa sürede söndürülürken, olay anında içeride bulunan 4 yaşındaki yeğenini dışarı çıkarmak isteyen bir kişi hafif yaralandı. Yangın, saat 08.30 sıralarında Serik İlçesi Merkez mahallesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 2 katlı bir ikametin zemin katında yangın çıktı. Daireden çıkan dumanları gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekiplerin kısa sürede müdahale ettiği yangın 1 saatlik çalışma sonucu söndürüldü. Yangında evin bir odası tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Yangın sırasında dairede bulunan Nigar Bostan, 4 yaşındaki yeğenini kurtarmaya çalışırken ellerinden hafif yaralandı. Yeğenini kurtarmak isterken elleri yandı Yaralı Bostan olay yerine gelen sağlık ekiplerince ayakta tedavi edildi. Yangın anında apartmanın üst katta balkonda ikamet eden Atalay Sargın, "Balkonda oturuyordum. Dumanların çıktığını görüp aşağı indim. Kapıyı açtım çocukları dışarıya zor çıkardım. İçeriye tekrar giremedim. İtfaiyeyi aradım, sonra damat geldi. İtfaiye ekipleri geldi müdahale etti. Bir yaralı var buna da şükür" dedi. Yangının 4 yaşındaki çocuğun kibritle oynadığı sırada yattığı yorganın tutuşması sonucu çıktığı iddia edildi.
Kahramanmaraş Hamileyim diye geldi, tümör teşhisi konuldu Kahramanmaraş’ta hastaneye gebelik şüphesiyle başvuran kadın hastanın yapılan tetkiklerinde hamile olmadığı, şikayetlerinin beyinde yer alan iyi huylu bir tümörden kaynaklandığı ortaya çıktı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tuğba Çiftçoğlu, mide bulantısı, adet gecikmesi ve baş ağrısı şikayetleriyle başvuran bir hastanın gebelik muayenesi talebiyle geldiğini belirtti. Yapılan ilk değerlendirmelerde gebelik tespit edilmediğini ifade eden Çiftçoğlu, "Hastanın şikayetlerinin gebelikle benzerlik göstermesi üzerine farklı ihtimalleri değerlendirdik. Bu çerçevede yapılan hormon testlerinde prolaktin seviyesinin yüksek olduğunu belirledik" dedi. Yapılan ileri tetkiklerde hastaya hipofiz MR çekildiğini aktaran Çiftçoğlu, "MR sonucunda beynin hipofiz bölgesinde ‘prolaktinoma’ olarak adlandırılan bir tümör tespit ettik. Bu tümör, prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden oluyor. Genellikle iyi huylu olup ilaç tedavisiyle kontrol altına alınabiliyor" diye konuştu. Gebelik belirtilerine benzer şikayetlerin farklı hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Çiftçoğlu, "Prolaktin hormonu aslında beyinde hipofiz bezinden salgılanan ve süt salınımını sağlayan hormondur. Bunun yüksek olduğunu tespit ettikten sonra hastada hipofiz MR çektirdik. Çektiğimiz beyin MR’ında hastanın hipofiz dediğimiz bölgede kitleyi tümörü tespit ettik. Prolaktinoma dediğimiz bir tümör. Prolaktinoma tümörü beyinde hipofiz bölgesinde bulunmakta olup prolaktin hormonunun aşırı miktarda salgılanmasını sağlayan bir tümördür. Bu durumda iyi huyludur, kanserleşme olmasını çok yoktur. Dolayısıyla ilaçla tedavisi mümkündür ama gebelik şikayetlerini de andırdığı için mutlaka ayırıcı tanıda akılda tutulması gereken bir durumdur. Hasta da bizle öğrendi ’hamileyim’ diye geldi hasta, gebelik muayenesi olma talebiyle geldi ancak biz tümörü tespit ettik. Önce gebe olmadığını tespit ettik ve sonra ’Bu şikayetlere sebep olabilecek ne var?’ diye araştırdığımızda bu durum ortaya çıktı. Yani tümörü de aynı gün içerisinde değil birkaç gün sonra ileri tetkik sayesinde öğrenmiş oldu" dedi.
İstanbul İstanbul’dan her yıl 1 milyon leylek geçiyor Leylek Dede olarak bilinen 81 yaşındaki araştırmacı Fikret Can, İstanbul’un leylek göçündeki kritik rolüne dikkat çekti. Yaklaşık 20 yıldır leylekler üzerine gözlem ve araştırmalar yaptığını belirten Can, özellikle Avrupa’daki leyleklerin yüzde 90’ının göç sırasında İstanbul Boğazı’nı tercih ettiğini söyledi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri ise ilkbahar göçünün yoğunluğunu gözler önüne serdi. İstanbul, ilkbahar göçüyle birlikte leyleklerin en yoğun geçiş noktalarından biri haline geldi. Arnavutköy’de çayırlık ve sulak alanlarda görüntülenen leylek sürüleri, binlerce kilometrelik yolculuğun İstanbul ayağını gözler önüne sererken, kentin göç rotasındaki stratejik önemi bir kez daha ortaya çıktı. Osmanlı Cihan Devleti zamanında ise Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastanesi kurulmuş. Burada yaralı leylekler tedavi edilmesi geçmişten gelen leylek sevgisinin en somut örneklerinden birisi olarak biliniyor. "İstanbul Boğazı göçün kalbi" İlkbahar göçünün tam ortasında olunduğunu ifade eden Leylek Dede olarak bilinmen Fikret Can, leyleklerin Güney Afrika’dan yola çıkarak binlerce kilometrelik zorlu bir yolculuk yapıyorlar. Afrika’yı boydan boya geçen leyleklerin Mısır, Orta Doğu ve Hatay üzerinden Türkiye’ye giriş yapıyorlar. Anadolu’yu takip ederek İstanbul’a ulaşıyorlar. Buradan da Trakya ve Avrupa’daki yuvalarına gidiyorlar. Toplamda 10-15 bin kilometre yol kat ediyorlar İstanbul’un leylekler için hayati bir geçiş noktası. Leylekler deniz üzerinden uçamıyor, havanın kaldırma gücünü kullanıyorlar. Bu yüzden karaları takip etmek zorundalar. Avrupa ile Afrika arasında iki ana geçiş noktası var; biri Cebelitarık, diğeri İstanbul Boğazı. İlginç olan ise Avrupa’daki leyleklerin yaklaşık yüzde 90’ı daha uzun olmasına rağmen İstanbul rotasını tercih ediyor" diye konuştu. "Atalarımız leylekler için hastaneler kurmuş" Her yıl özellikle sonbahar göçünde İstanbul semalarında yaklaşık 1 milyon leyleğin görüldüğünü ifade eden Can, bu durumun kentin göç yollarındaki eşsiz konumunu ortaya koyduğunu belirtti. Osmanlı döneminde leyleklere verilen değerin önemini vurgulayan Can, "Gurabahane-i Laklakan adıyla bilinen leylek hastaneleri kurulmuş. Yaralı ve bakıma muhtaç leylekler için özel yerler yapılmış. Bu da bizim millet olarak doğaya ve hayvanlara bakışımızı gösteriyor. Avrupa’da ise geçmişte leyleklerin avlıyorlardı. Bugün birçok ülkenin büyük bütçeler ayırarak leylek popülasyonunu yeniden artırmaya çalışıyor" dedi. "Dinlenirken rahatsız etmeyin" Göç sırasında leyleklerin özellikle sulak ve çayırlık alanlarda konakladığını belirten Can, vatandaşlara önemli bir uyarıda bulundu. "Akşamları dinlenmek için yere iniyorlar. Bu süreçte yaklaşılmaması gerekiyor. Beslemek için bile olsa rahatsız edilmemeli. Çünkü kanatlarını dinlendirmeleri hayati önem taşıyor. İstanbul’da Sazlıbosna başta olmak üzere Arnavutköy, Hacımaşlı ve Çatalca çevresinin önemli yaşam alanları arasında yer aldığını belirten Can, bu bölgelerdeki yuva sayısını takip ettiklerini ifade etti.