ASAYİŞ - 05 Aralık 2023 Salı 13:10

Pendik’te otel yangınında 3 kişi hayatını kaybetmişti, sanıklar hakim karşısına çıktı

A
A
A

Pendik’te 3 kişinin hayatını kaybettiği otel yangınıyla ilgili sanıklar hakim karşısına çıktı. Otel sahibi savunmasında, “İnsanın sevdiğini kaybetmesi nedir iyi bilirim. Herhangi bir sorumluluğum yoktur” dedi. Mahkeme eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Pendik Doğu Mahallesi’nde 24 Mart 2023 tarihinde 7 katlı bir otelde çıkan yangında 3 kişi hayatını kaybetti. Olayın ardından Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Anadolu 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Cihan Şah, Murat Şah cezaevinden getirilirken, tutuksuz sanık Ayşe Arslanşen ve taraf avukatları da salonunda hazır bulundu.

“İnsanın sevdiğini kaybetmesi nedir iyi bilirim”

Duruşmada savunma yapan otel sahibi Cihan Şah, “Resmi evraklarımız yangında yok oldu. Daha sonra belediyeye gidip resmi evrakları alıp dosyaya sunduk. İnsanın sevdiğini kaybetmesi nedir iyi bilirim. Her hangi bir sorumluluğum yoktur. Beraatime karar verilsin” dedi.

Otel müdürü Murat Şah ise, “Savcılık ifademi tekrar ederim. Yangın çıktığında ablamın evindeydim. Suçsuzum beraatime karar verilmesini talep ederim” dedi.

“Elimden geleni yaptım”

Resepsiyon görevlisi Ayşe Arslanşen, “Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Ben yangında elimden geleni yaptım” dedi. Mahkeme heyeti, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

İddianameden

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Cihan Şah, Murat Şah ve Ayşe Arslanşen hakkında “taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma” suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istendi.

Elyesa Karatepe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın İncirliova’nın ulaşım hattı güçleniyor İncirliova Belediye Başkanı Aytekin Kaya, Aydın-İzmir Karayolu üzerinde yürütülen anayol asfalt çalışmaları kapsamında yenilenecek köprüde incelemelerde bulundu. Başkan Kaya’nın girişimleriyle ilçeye kazandırılan ve yatırım değeri 300 milyon TL’yi bulan anayol asfalt çalışmaları tüm hızıyla sürüyor. Proje kapsamında Okullar Kampüsü ve TOKİ Konutları bölgesinde yer alan köprü de yenileniyor. Aydın-İzmir Karayolu üzerinde devam eden çalışma doğrultusunda, kullanım ömrünü tamamlayan mevcut köprünün yerine modern, güvenli ve uzun ömürlü yeni bir köprü inşa edilecek. Karayolları Genel Müdürlüğü ile iş birliği içerisinde yürütülen proje kapsamında bölgede zemin güçlendirme çalışmaları ve fore kazık uygulamaları başlatıldı. Çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Kaya, yapılan yatırımın önemine dikkat çekerek, "Anayolumuzun İzmir istikameti üzerinde bulunan köprümüz hem eski hem de yetersiz durumdaydı. Anayol asfalt çalışmaları kapsamında bu köprünün de yenilenmesine karar vermiştik. Yeni köprü için çalışmalar başladı. Öncelikle fore kazık uygulaması ile zemin güçlendirme işlemleri gerçekleştirilecek, ardından köprü inşaatına geçilecek. Yeni projede en önemli farklılıklardan biri de yaya yolu olacak. Eski köprüde yaya yolu bulunmuyordu. Ayrıca yoğun yağışlarda yaşanan taşkın riski de yeni köprü ile önemli ölçüde ortadan kaldırılmış olacak. İncirliovamızın geleceğine değer katan bu önemli yatırımın en kısa sürede tamamlanması için özveriyle çalışan Karayolları Genel Müdürlüğü ekiplerimize ve belediye personelimize teşekkür ediyorum" dedi.
Eskişehir Anadolu’da "16. Uluslararası Yeni Dünya İletişim Kongresi" Anadolu Üniversitesi, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi ve Harran Üniversitesi paydaşlığında düzenlenen "16. Uluslararası Yeni Dünya İletişim Kongresi"nin açılış töreni, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonunda gerçekleştirildi. Törene; Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Çiftçi, Anadolu Üniversitesi Rektör Danışmanı ve İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ile öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım gösterdi. "Teknolojik değişim iletişimi dönüştürüyor" Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak ise konuşmasında, yapay zekâ ve teknolojik gelişmelerin iletişimi yeniden şekillendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Teknolojik değişimler, ilişkilerimizi ve düşünme biçimlerimizi dönüştüren bir güç hâline gelmiştir. Artık iletişim kurmuyor, iletişimin içinde yaşıyoruz. Bu noktada üniversiteler; bilgi üreten ve iletişime yön veren bireyler yetiştirmede önemli bir role sahiptir." "Etkili iletişim, medeni toplumun göstergesidir" Kongrenin açılış konuşmasını yapan Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Köksal Büyük, iletişimin hayatın her alanında belirleyici olduğunu vurgulayarak, "İletişim; iş, aile ve sosyal yaşamda son derece önemli bir kavramdır. Etkili kullanıldığında toplumların medeniyet düzeyinin de bir göstergesidir. Dijital ortamlarda ise duygu ve ton eksikliği, iletişim kopukluklarına yol açabilmektedir. Bu nedenle etkili iletişim hem ulusal hem uluslararası düzeyde büyük önem taşımaktadır." dedi. "Kongre, güçlü bir düşünce platformuna dönüştü" Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Çiftçi ise, kongrenin yıllar içinde büyüyerek uluslararası bir platform hâline geldiğini ifade etti. Çiftçi "2018’de başlayan bu akademik yolculuk, bugün farklı kültürleri ve bakış açılarını bir araya getiren güçlü bir platforma dönüştü. Yıllar içerisinde kongrede yüzlerce akademisyenin katılımıyla 260 bildiri sunuldu. Bu çeşitlilik, iletişimin evrensel niteliğini ortaya koydu." diye konuştu. "Dünya bir dönüşüm içinde" Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Kılınç ise iletişim alanındaki değişime dikkat çekerek şunları söyledi: "Dünyanın içinden geçtiği dönüşümü, iletişim disiplinini dikkate almadan anlamak mümkün değil. Bu kapsamda bu tür akademik etkinlikler, söz konusu dönüşümü anlamak açısından önemli katkılar sunuyor. Bu nedenle bugün 16’ıncısı düzenlenen bu kongrenin fakültemizde düzenlenmesi bizim için çok önemli. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim" Kongrenin açılış töreni, konuşmacılara plaket takdiminin ardından sona erdi. İki gün sürecek kongrede, 15 oturumda 21 araştırmacı çalışmalarını katılımcılarla paylaşacak.
Ankara İletişim Başkanlığından okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarına yalanlama İletişim Başkanlığı, okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içerdiğini açıkladı. İletişim Başkanlığı, resmi sosyal medya hesabından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ iddialarının kamuoyunu manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içerdiğini bildirdi. Başkanlık, Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşın sağlık kuruluşlarında tedavilerinin kesintisiz bir şekilde devam ettiğini açıkladı. "Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşımızın sağlık kuruluşlarımızda tedavileri kesintisiz şekilde devam etmektedir" Başkanlık tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizdeki okullarda yaşanan elim hadiselerde ‘yaralılara dair bilgi bulunmadığı’ yönündeki iddialar kamuoyunu manipüle etmeye yönelik dezenformasyon içermektedir. Mevcut durumda, Şanlıurfa’da 3, Kahramanmaraş’ta ise 5 vatandaşımızın sağlık kuruluşlarımızda tedavileri kesintisiz şekilde devam etmektedir. Yaralı vatandaşlarımızın tedavi süreçleri, ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşları ile sağlık personelimiz tarafından gerekli hassasiyet ve özen gösterilerek anlık olarak takip edilmektedir. Toplumsal huzuru olumsuz etkileyebilecek nitelikteki asılsız iddialara itibar edilmemesi, kamuoyunun yalnızca resmî makamlar tarafından yapılan açıklamaları esas alması önem arz etmektedir."
Bilecik Osmaneli’nin tarihi yapısı restorasyon bekliyor Bilecik’in 18 medeniyete ev sahipliği yapmış Osmaneli ilçesinde yapım tarihi bilinmeyen ve 1874 yılında çıkan yangından sonra yeniden inşa edilen Aya Yorgi Kilisesi restorasyon bekliyor. Döneminde Gemlik Metropolitliğine bağlı Rum Ortodoks Kilisesi olan Hagios Georgios (Aya Yorgi) Üç nefli, haç planlı ve kubbeli bir bazilika olan yapısı, 1874 yılında çıkan yangından sonra Lefke’yi imara gelen Macar mühendis tarafından 1876-1878 yıllarında inşa edildi. Aradan 9 yıl geçti Aya Yorgi Kilisesi 2017 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Osmaneli Belediyesi işbirliğinde, kültür merkezi ve müze olarak restore edileceği duyurulmuştu. 13 Ekim 2017 tarihinde ihaleye çıkacak olan kilisenin, Bursa Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürlüğü tarafından yapılacak olan restorasyonun maliyetinin tamamı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından karşılanacağı söylenmişti. Dönemin Belediye Başkanı Münür Şahin, "Mülkiyeti belediyemize ait olan Aya Yorgi Kilisesi, kültür merkezi ve müze olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na restore ettiriyoruz. 13 Ekim 2017 tarihinde ihalesi yapılacak yatırımın tamamlanma suresi 365 gün olacak" demişti. "Çıkan yangından Aya Yorgi Kilisesi dâhil Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor" Kilise hakkında bilgi veren Osmaneli Belediyesi çalışanı İlayda Özkök, "Eskiden burada Rumlar ve Türkler beraber yaşıyorlardı. Şu anda bulunduğumuz bölge aslında eskiden beri günümüze kadar hep tapınaklar bölgesi olarak kullanılmış. Osmaneli yani eski adıyla ’Lefke’ tam 18 tane medeniyete ev sahipliği yaptığını biliyoruz. Biz buranın Rumlar, Türkler, Bizans İmparatorluğu ve birçok medeniyet burada yaşamlarını sürdürmüş ve buradan göç etmişler. Bununla birlikte aslında şu an burada görmüş olduğunuz kilise, ahşap kilise vardı ama Osmaneli’nde çok büyük bir yangın çıktı. Bu yangının bu kadar büyük olmasının nedeni bizim eski evlerimiz, eski konaklarımız ’Atıl atma’ denilen bir sistemle yapılıyordu. 5-6 santimetre büyüklüğündeki çiviler birbirlerine dövülerek yapılıyordu ki deprem anında tekrardan çıkıp yerine oturabilsin diye. Bununla beraber bir tane evde, konağımızda çıkan yangın erken müdahale edilemediği için çiviler orman yangınlarındaki kozalaklar gibi genleşerek diğer evlere sıçrıyor ve yaklaşık Osmaneli’nin yüzde 80’i yanarak kül oluyor. Bu yanan yapılara burada bulunan eski ahşap kilise de dahil" dedi. "Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise" İlayda Özkök, açıklamasının devamında, yangın sonrasında Bursa valisinin buraya bir tane Macar mühendis gönderdiğini anlatarak, "Macar mühendis şehri tekrardan restore etmiş. Camikebir ve Cami Cedit bizim Osmaneli’mizin en eski iki tane mahallesi. Aynı zamanda kilisemizin bulunduğu mahalle de Camikebir Mahallesi. Bu mahalleleri gelen Macar mühendis restore ediyor ve şehrin planlamasını aslında kendi örf ve adetlerini katarak yapıyor. Görmüş olduğumuz kilise 18. yüzyılın başlarında yapılmış, günümüze kadar uzanan bir kilise. Aslında arkamda görmüş olduğunuz alan kilisemizin ana giriş yeri. Kiliseye Rum halkı buradan giriş yapıyor. İki tane çan kulesinden oluşuyor. Görmüş olduğumuz kuleler aslında çan kulesi ve yerel halk ibadetini şu anda bizim durduğumuz yerde tamamlıyorlar" dedi. "Rumlar ve Türkler kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş" İlayda Özkök, kilisenin Marmara Bölgesi’nde bulunan en büyük kiliselerden bir tanesi olduğunu söyleyerek, "İlçenin nüfusuna, Rum halkının da nüfusuna bakarsak en büyük kilise aslında şu anda bizim olduğumuz Aya Yorgi Kilisesi. Burada Rumlar ve Türkler çok güzel bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler, kimse kimseye karışmadan burada ibadetlerini gerçekleştirmiş. En bilinen en önemli eserlerimizden bir tanesi Rüstem Paşa Ulu Camii. Müslüman halkımız da orada ibadetlerini gerçekleştirmiş. Aslında 18. yüzyılın başlarında burada çok kardeşçe yaşamışlar. Rum halkı şu anda dediğim gibi bulunduğumuz yerde ibadetlerini gerçekleştiriyordu. Burası da aslında bir Rum Ortodoks kilisesi. Şuraya baktığımızda aslında çiniden mozaikler olduğu bilinmekte, eski bulduğumuz yazışmalarda. Ama Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber buradaki Rum halkı göçünce kilise bakımsız bir yer haline geliyor ve Osmaneli’nin ileri gelen zengin ailesine burayı satıyorlar ki yerel halk buraya sahip çıksın, ayakta tutabilsin diye. Zamanın çeteleri burayı yağmalıyorlar. Kurtuluş Savaşı’nın başlamasıyla beraber azınlık çeteler tarafından burası yağmalanıyor. Şunu da belirtmek isterim ki Osmaneli halkı asla buraya zarar vermiyor. O yüzden ileri gelenler burayı satın alıyor ki bizim kültürümüz hala burada ayakta durabilsin, geleceğimize bir yatırım olarak kalabilsin diye ileri gelen halk burayı satın alıyor" dedi. "2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor" İlayda Özkök, son olarak, "Kilise Kurtuluş Savaşı sırasında halk da buradan göçüp gidince aslında bakımsız bir yer haline geliyor. 2000’li yılların başlarında tekrardan burası devlet hazinesine kazandırılıyor. Kilise gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Yazın, sonbaharda, ilkbaharda, kışın demeden birçok turist bu güzel zenginliklerimizi görmeye geliyor. Bizim açımızdan da çok güzel bir şey oluyor, yöremizi halka duyurmak, topluma katmak, Osmaneli’ne insanlara duyurmakta çok mutlu oluyoruz. Bu yönde de aslında başkanımız Bekir Torun’un çok güzel çalışmaları var, turizmde öne çıkmak için yaptığı güzel adımlar var" dedi.