EKONOMİ - 07 Eylül 2023 Perşembe 10:24

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

A
A
A

Little Caesars, Türkiye’de ‘Gel-Al’ servisi yaygınlaştıracak yüzde 40 indirim kampanyasını duyurdu. Pizza restoran zinciri, ‘Gel-Al’ siparişlerde dip fiyat politikası uygulamayı içeren yeni fiyat stratejisini düzenlenen basın toplantısında tanıttı. Çelebi Gıda ve Little Caesars Türkiye CEO’su Banu Arıduru, yeni fiyat stratejilerinin öncelikli amacının "Herkesin en lezzetli pizzayı hızlı ve en iyi fiyata yemesi’’ olduğunu söyledi.

"Gel-al servisin avantajını müşteriye yansıtacak’’

Markanın yeni dönemi ile ilgili açıklama yapan Çelebi Gıda ve Little Caesars Türkiye CEO’su Banu Arıduru, markanın Türkiye hikayesini yeniden yazmayı hedeflediklerine vurgu yaptı. Arıduru, “Tüketici alışkanlıklarına yönelik analizlerimiz bize, fiyat avantajlı Gel-Al servisin yükseliş sinyallerini bir süredir veriyordu, stratejik planlarımızı bu yönde yeniledik. ‘Gel-Al’da pizza tüketimine baktığımızda aile ile tüketimin yüzde 39 oranında gerçekleştiğini görüyoruz. Eve serviste bu oran yüzde 44. Her ailenin ayda bir veya iki defa pizza gecesi yapma eğiliminde olduğu görülüyor. Yeni stratejimizle tüm sosyo ekonomik gruplara bu imkânı oluşturmaya odaklandık. Müşterinin siparişini şubeden alması büyük bir maliyet avantajı getiriyor ve biz bu avantajın neredeyse tamamını müşterilerimize yansıtıyoruz. Eve sipariş pizzada da en lezzetli pizzayı, hızlı ve en uygun fiyata sunabileceğimiz bir fiyat yapısı belirledik ama Gel-Al’da hiç yapılmayanı yaparak yüzde 40 avantaj fırsatı oluşturduk. Müşterilerimizin haftanın her günü, günün her saati yararlanabileceği sürdürülebilir bir kampanya ile hem en iyi pizzayı en hızlı şekilde yemesini sağlayacak hem de bütçesine destek olacağız” dedi.

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

"Dünya pizza pazarının 2022’den 2027’ye yüzde 86 oranında büyümesi bekleniyor’’

Arıduru’nun verdiği bilgilere göre, dünya pizza pazarının 2022’den 2027’ye yüzde 86 oranında büyümesi bekleniyor. Bu büyümede yeni nesil müşterinin online alışkanlıkları, pizzanın paylaşımı kolay ve kalite standartlarının belli bir ürün olması, üretici ve farklı ürün seçenekleri sunması gibi faktörlerin etkisi var. 2022’de fast food pazarında yüzde 27 olan pizza payının 2027’de yüzde 42 olacağı tahmin ediliyor.

Arıduru, Türkiye’nin de bu büyüme ivmesini yakalayacağını belirterek, “Euromonitor ve Deloitte verilerine göre; Türkiye’de yeme içme pazarının 2021 yılında 130 milyar TL iken, neredeyse yüzde 100’e yakın bir artışla 2022 yılında 256 milyar TL’ye çıktığını görüyoruz. Restoranda yeme içme alışkanlıkları pandemi öncesi yüzde 70 iken, pandemide yüzde 43’e kadar indi ve bugün yüzde 55’e yükseldi. Gel-Al ve eve servis sektörünün payı pandemiden önce yüzde 30 iken şu anda 45 bandında gerçekleşiyor. Veriler gösteriyor ki restoranlarda geçirilen süre azalıyor, oluşan fark Gel-Al ve eve servise kayıyor” dedi.

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

"5 yıl sonunda 600 şube hedefi’’

Arıduru, “Marka, dünyanın üç büyük pizza zinciri arasında yer alıyor ve Gel-Al (Take Away) serviste ise dünyanın bir numaralı pizza zinciri unvanına sahibiz. Gel-Al servis, Little Caesars Global’in uzun süredir başarıyla uyguladığı bir sistem. Yeni hedefimiz Little Caesars Türkiye’nin ‘Gel-Al’ servisini yaygınlaştırırken müşterinin tercihen yürüyerek geldiği şube sayısını da artırmak. Türkiye’deki orta vade hedefimiz müşteriye her yerde yakın olmak, gelip almak için zaman ve enerji harcamamasını ve böylece eve teslimatı azaltarak değişim oluşturduğumuz karbon ayak izinin daha da küçülmesini sağlamak. Şu anda 120 olan şube sayımızı 2025 sonunda ise 300’e çıkarmayı, beş yıl içinde 600 şube olmayı hedefliyoruz” dedi.

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

"Yatırım hızını yönetebilecek hazırlık yapıldı’’

Yapılacak olan reklam yatırımının şube başı satış sayılarında yüzde 50’lik bir artış sağlayacağını tahmin ettiklerini söyleyen Arıduru, emlak ve inşaat departmanlarının bu talebi karşılayacak şekilde organize olduğunu ekledi. Arıduru, “Marka olarak yüzde 80 oranında franchise operasyonu yürütüyoruz. Hiçbir sektör bilgisi olmadan şirketimize başvuran franchiseelerimize; 24 günlük uygulamalı eğitimlerin yanı sıra; operasyon yönetimi, pazarlama, stok yönetimi ve takibi, satış geliştirme, müşteri memnuniyeti, işe alma ve insan kaynağı yönetimi gibi konularda sınıf eğitimleri veriyoruz. Şube yerinin bulunmasından, inşaata, açılış sürecindeki desteklerden, tüm çalışma süresi boyunca kendilerine atanan bölge müdürü ve operasyon müdürü aracılığı ile verilen yönetim danışmanlığına kadar pek çok destek veriyoruz” dedi.

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

Little Caesars Türkiye’nin her şey dahil şube açma yatırım maliyetinin; anahtar teslim 2 milyon 100 bin TL + KDV olduğunu ve işletmecilerin yatırımlarını yaklaşık iki buçuk yılda geri aldıklarını belirten Arıduru, yeni dönemde yoğun bir franchise talebi öngördüklerini söyledi.

"Biz lezzet rekabetini her zaman fiyatın önünde tuttuk’’

Banu Arıduru, markanın ABD’de 14 yıldır üst üste paranın karşılığını en iyi veren marka seçildiğini ve Türkiye hedefinin de bu olduğunu söyledi. Arıduru, Little Caesars Türkiye’nin kurulduğu ilk günden bu yana müşteri odaklı yeniliklerin peşinden ayrılmadığını vurgulayarak, “Mevsiminde toplanmış domates sosundan gerçek mozzarella peynirine ve her şubede günlük pizza hamuru uygulamasına kadar odağımızda hep en lezzetli pizza sunma hedefi oldu. Biz lezzet rekabetini her zaman fiyatın önünde tuttuk. Şimdi çıtayı yükseltiyoruz, herkes en lezzetli pizzayı yiyebilsin, buyurun bunlar da fiyatlarımız diyoruz” ifadelerini kullandı.

"Akıllı dijital dönüşüm tasarruf getirdi’’

Banu Arıduru, son iki senede dijital dönüşüm ve yeni satış kanallarına anlık entegrasyon sağlayan 2,5 milyon dolarlık bir teknoloji yatırımının gerçekleştiğini ve 2023 itibariyle satışların yüzde 75’inin dijitalden geldiğini söyledi. Arıduru, “Siparişten tedarik zincirine tüm süreçlerde başarıyla uygulanan dijital dönüşüm önemli bir verimlilik artışı oluşturdu. Verimlilik demek daha akıllı kazanç demektir ve elde edilen tasarrufu müşteriye yansıtmayı seçiyoruz. Şu anda odağımız en iyi müşteri deneyimini oluşturmak. Satış kanallarımızdaki müşteri değerlendirme puanları prim sistemlerimizin bir parçası. Buna göre şubelerimizi puanlayıp geliştiriyoruz. Diğer yandan her kanaldan gelen şikayetlere geri dönüş ve çözüm süremizi 4 dakikaya indirdik ve Şikayetvar.com fast food kategorisinde 2 yıldır üst üste en yüksek müşteri memnuniyeti sağlayan marka seçiliyoruz” dedi.

Pizza restoran zinciri ‘Gel-Al’ serviste indirim politikasını müşterilerine duyurdu

"Reklam yatırımlarımızı büyütüyoruz’’

Little Caesars Türkiye CMO’su Pelin Çiftçioğlu ise “6 yıldır süren dijital dönüşüm sürecimiz başarıyla bir noktaya geldi. Günümüzde dijital dönüşüm, tamamlanan bir kavram değil, yenilikler inanılmaz bir hızla hayata geçiyor ve biz bu yeniliklerin hem şubelerimize hem de müşterilerimize yönelik en iyi yanlarını hızla uyguluyoruz. Analitiğe dayalı pazarlama uygulamalarıyla doğru hedefleme yapıyor, doğru kararlar alıyoruz. Bu da verimlilik artışı anlamına geliyor. Reklam yatırımlarımızı büyütüyoruz” ifadelerini kullandı.

Çiftçioğlu, markanın yeni dönemiyle ilgili stratejiyi müşteriye en iyi şekilde anlatmasının stratejinin kendisi kadar önemli olduğunu belirterek, “Marka hikayemizi yeniden yazdığımız bu süreci üç reklam filmi ve filmi çok yönlü destekleyen kampanya bileşenleri ile hazırladık. Bir yıla yakın bir süredir üzerinde çalıştığımız bu kampanya ile ‘Gel-Al’ servisi sadece kendi markamız için değil tüm sektör için yaygınlaştıracağız. Biz öncü olmayı severiz, nefis kenarla sektöre attığımız imza gibi bu kampanyayla da alışkanlıkları değiştireceğiz” dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Araç sahiplerine kaza sonrası değer kaybı uyarısı: "Telefonla arayanlara itimat etmeyin" Trafik kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulunan uzmanlar, sürücülerin süreci bilinçli yönetmesi gerektiğini belirterek, özellikle kazadan sonra telefonla ulaşan kişilere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Her gün binlerce aracın karıştığı kazalardan sonra meydana gelen değer kayıplarının önüne geçmek adına yeni düzenlemelerle birlikte değer kaybı birçok kritere göre belirlenecek. Oto Ekspertiz Uzmanı Şenol Uysal, kazalarının ardından araçlarda oluşan değer kaybına ilişkin uyarılarda bulundu. Uysal, "Araçların karışmış olduğu kazalarda önce trafik raporu tutulur. Kimin suçlu, kimin suçsuz olduğu trafik bilirkişi raporları hazırlanır. Daha sonra araçların değer kaybını öğrenmek için daha önce araçlarda boya var mı, yok mu, önceden bir hasarı var mıydı, yok muydu gibi noktalara göre değerlendirilir. Mesela boyasız, hatasız, boyasız bir arabada kaza yaptığında iki parçası değiştiğinde, şaselerinde herhangi bir işlem olduğunda, hava yastığının açmış olmasıyla değer kaybının niteliği fiyatı değişir. İki değişenin arabada mesela 1 milyonluk bir araçta, 100 bin ile 150 bin lira değer kaybı olursa hava yastığının açmasında bu değer kaybı 200-250 bine çıkar. Şaselerin de işlem olmasıyla birlikte 300 bini bile bulur. Bu şekilde mesela 300 bin lira zarar ediyorsa, aracını 700 bin liraya satmak zorunda kalır. Ama bu aracı yaptıracak kişi, hava yastığını, şaselerini değişen parçalarını yaptırmak için bir 200 bin liraya kadar harcayabilir. Toplam değer kaybı ise 500 bin lira olacak. Yani 1 milyonluk bir aracı yaklaşık 500 bin liraya düşecek. Küçük bir kazada bile hava yastığını açmasında, şaselerin, airbaglerin işlemli olmasında zarar büyür. Bu zararı sürücülerden sigorta şirketlerinden veya belli yerlerden tahsil edilecek" dedi. "Araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini kontrol edebiliriz" Kazaya karışan aracın daha önceki işlemlerinin ekspertiz tarafından tespit edilebileceğine değinen Şenol Uysal, "Kazaya karışan araç üzerindeki parçalardan parçalar önce mi sonra mı etkilendiğini önce boya olup olmadığını biz o kazalı parçaların üzerinde kontrol edebiliriz. Mesela çamurluk ezildi ama daha önce boyanmış mı, boyanmamış mı, değişmiş mi, değişmemiş mi kontrol edebiliriz. Şasenin kazadan etkilendiğini yeni mi veya daha önce olduğunu da söyleyebiliriz. Bu şekilde durum değer tespiti yapılır. Böylelikle en uygun şekilde işlemler yapılır" şeklinde konuştu. "Tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım" Kaza sonrası dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uysal, "Kazadan sonra bir sürü bilinmeyen kişi, telefonla arıyor kazaya karıştığında ‘biz yardımcı olalım, biz size işte değer kaybınızı alırız’ gibi, kesinlikle onlara itimat etmesinler. Kendi avukatlarıyla görüşsünler. Herhangi bir özel avukatla görüşsünler. Avukat onlara ne yapacağını, ne yapması gerektiğini söyleyecek. Vatandaşın düzgün ekspertizlere gitmesi lazım. O ekspertizlerde aracın önceki durumu ve şu andaki durumunu tespit ettirmeleri lazım. Bunlar tespit edildikten sonra da avukat yoluyla dava açılması lazım bunlara da bu şekilde zararını tazmin edebilir. Yani aracın hasar kaydı oluşuyor, hasar kaydı girilecek, bunlar büyük değer kayıpları. Parça değişimi, şase işlemi, hava yastığındaki patlamalar ve değişimi, arabanın boyasız bir arabanın değişen parçalarının olması bunlar hepsi değer kaybına ekleniyor. Bunlar tek tek takip edilmeli" diye konuştu.
İstanbul Kumar bağımlılığı ‘teknoloji pandemisi’ne dönüştü İstanbul Arel Üniversitesi ve Yeşilay iş birliğiyle düzenlenen "Bağımlılık Sempozyumu", geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Dijitalleşen dünyada kumar, teknoloji ve madde bağımlılığını ele alan uzmanlar, ‘toplumsal farkındalık’ çağrısında bulundu. Tepekent Kemal Gözükara Yerleşkesi’nde düzenlenen sempozyumun açış konuşmasını yapan İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Muzaffer Şahin, bağımlılığın gelişim sürecine dikkat çekerek, empati vurgusu yaptı. Şahin, "Hiç kimse bir sabah uyandığında bağımlı olmayı seçmez. Bu bir süreçtir" diyerek, doğru dinleme ve empatinin iyileştirici gücüne değindi. Geleceğin psikologlarına seslenen Şahin, beklenen toplumsal değişimin bizzat onların ellerinde yükseleceğini belirtti. "Bağımlılığa kaptırdığımız her genç, kaybedilmiş bir vatan toprağıdır" Yeşilay Büyükçekmece Şube Başkanı Recep Çalışkan, bağımlılıkla mücadeleyi bir vatan savunması olarak nitelendirdi. Çalışkan, Yeşilay’ın sağlıklı nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda bilimsel temelli bir strateji yürüttüklerini ifade ederek, uzman psikolog kadroları ve modern rehabilitasyon alanlarıyla her türlü bağımlılığa karşı mücadeleye hazır olduklarını vurguladı. "Neredeyse kazandım" illüzyonu tuzağa çekiyor Sempozyumun ilk oturumunda kumar bağımlılığının nörolojik boyutlarını mercek altına alan Dr. Öğretim Üyesi Eren Murat Dinçer, kumarın beyindeki dopamin yollarını madde bağımlılığıyla aynı mekanizma üzerinden uyardığını vurguladı. Kumarı "beyindeki haz merkezi ile karar verme mekanizması arasındaki dengenin bozulması" olarak tanımlayan Dinçer, bireyleri bu tehlikeli döngüde hapseden üç temel bilişsel yanılgıya dikkat çekti. Belirsizliğin oluşturduğu adrenalinle kontrolün kaybedilmesine neden olan "neredeyse kazandım" illüzyonu, geçmişteki kayıpların gelecekteki şansı artıracağına dair bilimsel temeli olmayan "kumarbaz yanılgısı" ve kaybedileni geri alma umuduyla kontrolsüz risklerin alındığı "telafi tuzağı", bağımlılık sürecini tetikleyen en kritik risk faktörleri olarak açıklandı. ‘Kaybettikçe kazanma sıram geliyor’ düşüncesi yaygın Klinik Psikolog Fatihcan Öncü, kumarın tarihsel serüveninden günümüzün dijital dünyasına uzanan bir köprü kurdu. 17’nci yüzyılda resmileşen kumarın bugün bir "teknoloji pandemisi" halini aldığını belirten Öncü, "Kaybettikçe kazanma sıram geliyor" düşüncesinin bilimsel hiçbir karşılığı olmayan bir safsata olduğunu hatırlattı. "Madde kullanımı yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" İkinci oturumda söz alan Psikiyatrist Prof. Dr. Defne Tamar Görol ise, madde bağımlılığının psikolojik arka planına dair sarsıcı bir tespitte bulunarak, "Madde kullanımı zamana yayılmış bir intihardır" dedi. Klinik gözlemlerin madde kullanımını "yumuşatılmış bir öz kıyım eşdeğeri" olarak tanımladığını belirten Görol, tedavi sürecinde bireyin kendine zarar verme ve kendini cezalandırma mekanizmalarının mutlaka analiz edilmesi gerektiğini vurguladı. Kurtuluşun anahtarı ‘Hayır’ demeyi öğrenmek Bağımlılıkla mücadelede önleyici iradenin önemine değinen Prof. Dr. Duran Çakmak, toplumsal bilincin en temel adımının bireylerin "hayır" demeyi öğrenmesi olduğunu ifade etti. Çakmak, tedaviden önce bağımlılık geliştiren davranışın oluşmasını engellemenin kritik olduğunu belirtti. Sempozyumda farklı bağımlılıklar da ele alındı Sempozyumun son oturumunda bağımlılığın farklı yüzleri ele alındı. Klinik Psikolog Özge Dayıoğlu, romantik ilişkilerde sıkça rastlanan "eş bağımlılık" kavramına değinerek, partnerine aşırı odaklanma ve ayrılık korkusuyla şekillenen bu durumun kişiyi bir duygusal hapse sürüklediğini, sağlıklı bir ilişkinin ancak özsaygı ve bireyselliğin korunmasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Davranışsal bağımlılıkların nörolojik etkilerine dikkat çeken Doç. Dr. Özlem Kızılkurt, pornografinin beynin ödül sistemini sürekli uyardığını ve tıpkı madde bağımlılığında olduğu gibi zamanla bir "tolerans" ve "aşerme" süreci oluşturduğu konusunda kritik uyarılarda bulundu. Kumar bağımlılığının psikolojik döngüsünü özetleyen Klinik Psikolog Ahmet Yılmaz ise, oluşturulan heyecan ve risk alma güdüsünün bireyi kayıplarını görmezden gelmeye iterek sistemin içinde tutsak ettiğini ifade etti. Uzmanların ortak vurgusu, bu sinsi döngülerin fark edilmesinin iyileşme sürecindeki hayati önemi oldu. Sempozyum, modern çağın getirdiği bu yeni nesil bağımlılıklara karşı akademik iş birliği ve toplumsal farkındalığın artırılması gerektiği mesajıyla sona erdi.
Tunceli Tunceli’de polis dakikalarla yarıştı, vatandaşın yüz binlerce lirası kurtarıldı Tunceli’de "sazan sarmalı" yöntemiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık girişimi, polis ekiplerinin zamanla yarışan müdahalesiyle önlendi. Vatandaşın dolandırıcılara gönderdiği 940 bin TL’nin 895 bin TL’si kurtarıldı. Tunceli’de sosyal medya üzerinden araç almak isteyen bir vatandaş, "sazan sarmalı" olarak bilinen dolandırıcılık yöntemiyle kurulan planın hedefi oldu. Piyasa değerinin altında verilen ilan üzerine satıcı ile iletişime geçen M.S., dolandırıcıların yönlendirmesiyle alıcı ve gerçek satıcının birbirinden habersiz şekilde ilerleyen bir sürecin içine girdi. Bursa’da yürütülen noter işlemleri sırasında taraflar aynı araç üzerinde işlem yaptığını düşünürken, dolandırıcı parayı yaklaşık 5 farklı hesaba aktardı. 940 bin TL’nin gönderilmesinin ardından durumun fark edilmesiyle birlikte M.S., vakit kaybetmeden emniyete başvurdu. Tunceli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri anında harekete geçerek, bankalarla eş zamanlı iletişim kurup, paranın dağıtıldığı hesapları tek tek tespit etti. Polisin hızlı müdahaleyle 895 bin TL bloke konularak kurtarılırken, kalan 45 bin TL’nin ise ATM’den çekildiği tespit edildi. "Telefonu kontrol ettiğimde mesajların silinmiş olduğunu gördüm" Parayı gönderdikten kısa süre sonra dolandırıldığını anlayıp Tunceli Emniyet Müdürlüğüne başvuran mağdur muhasebeci M.S., "Uzun süredir bir araç almak için uğraşıyorum. Facebook’ta bir ilanda aradığım aracın muadillerine göre daha uygun fiyatlı olanını buldum. Hemen ilandaki numarayla irtibata geçtim. Satıcı ev alacağı için bu kadar uygun fiyata satacağını söyledi. Konuştuğumuzun ertesi günü işlemleri halletmemiz gerektiğini, ev aldığı için paraya acil ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de Bursa’da arkadaşım olduğunu, kendisiyle irtibata geçip işlemleri hızlandırabileceğimi söyledim. Bu şekilde anlaştık. Ertesi gün arkadaşımla araç sahibi buluştular. Beraber ekspere gittiler, eksper raporunda araçta herhangi bir problem çıkmadığını görünce notere doğru geçtiler. Onlar noterdeyken biz hala dolandırıcıyla irtibat halindeydik. Bana sürekli ‘Parayı gönderebilirsin, arkadaşlar notere geçti. Herhangi bir problem çıkmaz’ demesine rağmen ben ısrarla parayı göndermedim. Noterdeki işlemler sürerken arkadaşım aradı, sadece bir imza işinin kaldığını söyledi. Ben de dolandırıcıyla tekrar irtibata geçtim ‘Parayı atayım’ dedim. Bana bir hesap numarası gönderdi. Gönderdiği hesap numarasına belli bir miktar gönderdim. Bankadan kaynaklı olarak paranın hesaba geçmesinin uzun süreceğini söyledi. Biz burada beklerken arkadaşım da noterdeydi. 2 dakika sonra telefonu kontrol ettiğimde mesajların silinmiş olduğunu gördüm. Aradım, telefonu da kapalıydı. Dolandırıldığımı anlayıp Tunceli Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Şubesine geldim. Sağ olsun buradaki memur arkadaşlar bayağı ilgilendiler. Hızlı bir şekilde paranın gönderildiği banka hesabını kontrol ettik. Hesaptaki paranın başka hesaplara dağıtıldığını gördük. Sağ olsun memur arkadaşın dikkati sayesinde diğer bankalarla irtibata geçip, paranın geçtiği hesaplara bloke koydurduk. Gönderdiğim paranın büyük bir kısmını memur arkadaşlar sayesinde geri aldık. Kendilerine teşekkür ederim" dedi. "Kimseye güven olmuyor" M.S., "Hızlı reaksiyon gösterilmesi süreç açısından çok önemli oldu. Biraz daha gecikme olsaydı paranın tamamını kaybetmiş olabilirdik. Dolandırıcılık Şubedeki memur arkadaşların hızlıca müdahale etmesi benim için gayet iyi oldu, çünkü paranın yüzde 90’dan fazlasını geri aldım. Emniyet Müdürlüğü’ndeki polis memuru arkadaşlara ilgi ve alakalarından dolayı teşekkür ederim. Umarım bu konuda başka insanların canı yanmaz. Vatandaşların daha dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum. Kim olursa olsun güvenli ödeme noktalarını kullanmalarını tavsiye ediyorum. Kimseye güven olmuyor şu durumda" diye konuştu. Tunceli Emniyet Müdürlüğü tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, "Vatandaşlarımızın ’sazan sarmalı’ yöntemi ile dolandırılmaması için sosyal medya üzerinden araç alırken ruhsat sahibi ile ödeme yapılacak hesap sahibinin aynı kişi olduğundan emin olması gerekmektedir. Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği konuyla ilgili kimliği tespit edilen şüphelilerin yakalanması için geniş çaplı soruşturması sürdürüyor. Tunceli Emniyet Müdürlüğü olarak ilimiz genelinde suçun önlenmesi ve faillerinin yakalanmasına yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürdürülecektir" ifadelerine yer verildi.
Samsun Atık deriler yeniden ekonomiye kazandırılıyor Samsun’da sıfır atık kapsamında, çöpe gitme aşamasındaki deri ürünler değerlendirilerek çanta, giysi ve aksesuara dönüştürülüyor. İlkadım Belediyesi öncülüğünde yürütülen Sıfır Atık Projesi kapsamında, İlkadım Halk Eğitim Merkezi usta öğreticisi Çiğdem Erdoğan, kursiyerleri ile birlikte eskimiş ve atık duruma gelmiş deri ürünlere yeniden değer kazandırıyor. Mont ve giysilerden elde edilen deriler, kurtarılabilecek durumdaysa yeniden giysiye; değilse çanta, kadın aksesuarı ya da süs eşyasına dönüştürülüyor. Deri ile diğer atık malzemelerin birleştirilmesiyle ortaya çıkan ürünler, hem şıklığı hem de kaliteyi yansıtırken israfın da önüne geçiyor. Atık durumdaki deri malzemeleri değerlendirerek yeniden kullanıma sunduklarını belirten Çiğdem Erdoğan, "Ölmeye yüz tutmuş mesleklerden biri olan deri işlemeciliği, ilk çağlardan itibaren hayatımızda var. Sıfır Atık Projesi kapsamında biz de deri alanına katkı sunmak istedik. Kursiyerlerimizle birlikte parça derilerden günlük hayata uygun takılar, tokalar, giysiler, çantalar ve evde kullanılabilecek aksesuarlar ile tablolar ürettik. Deriyi, toz halinden ince ip formuna kadar farklı şekillerde değerlendirebiliyoruz. Dergi sayfalarından yararlanarak kalıplar oluşturduğumuz çantalar yaptık ve bu sayfaları deriyle bütünleştirdik. Eski deri ceketleri değerlendirdik. Kadınların giyim ve aksesuarda önem verdiği deri ürünlerle biz de katkı sunmak istedik" dedi. "Deri nemden etkilenip tamamen dökülmediyse geri dönüştürülebilir" Deri ürünlerin nemden etkilenmediği sürece geri dönüştürülebileceğini vurgulayan Erdoğan, "Geri dönüşümle yaptığımız çantaları daha önce bakanlıklara gönderdik ve çok beğenildi. Millet olarak el işçiliğine önem veriyoruz. Gönderdiğimiz kişilerden de olumlu geri dönüşler aldık. Önceden anneannelerimizin yaptığı ‘kırk yama’, günümüzde patchwork olarak bilinen teknikleri deride de uyguluyoruz. Yakaları çevirerek veya farklı aksesuarlarla değiştirerek yeni ürünler ortaya çıkarabiliyoruz. Mutlaka bir dönüşümü oluyor. Eğer deri nemden etkilenip tamamen dökülmemişse, bunu farklı aksesuarlara ya da tekrar giyilebilir ürünlere dönüştürebiliyoruz" diye konuştu. Atık derilerden üretilen ürünler, vatandaşlar tarafından da ilgi ve beğeniyle karşılanıyor.