SAĞLIK - 02 Ocak 2026 Cuma 10:24

"Polikistik Over Sendromu her 10 kadından birinin sorunu"

A
A
A
"Polikistik Over Sendromu her 10 kadından birinin sorunu"

Üreme çağındaki kadınların en büyük sağlık sorunlarından biri olan Polikistik Over Sendromu (PCOS), Türkiye’de milyonlarca kadının yaşam kalitesini ve anne olma hayallerini riske attığını belirten Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, "PCOS, sadece bir kadın hastalığı değil; diyabetten kalp hastalıklarına kadar uzanan sistemik bir endokrin bozukluktur" dedi.



Kadınlarda en sık görülen hormonal bozuklukların başında gelen Polikistik Over Sendromu (PCOS), üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 8 ile yüzde 13’ünü etkileyen küresel bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Türkiye’de ise her 10 kadından birinde görülen bu tablo, adet düzensizliğinden kilo artışına, tüylenmeden kısırlığa kadar pek çok şikâyetle kendini gösterebiliyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Şefik Gökçe, sendromun tanı ve tedavi süreçlerine dair uyarılarda bulundu.



"İnsülin direnci kilo alımını tetikliyor"


PCOS’un sadece yumurtalıklarla sınırlı kalmadığını belirten Doç. Dr. Şefik Gökçe, hastalığın metabolik sistem üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "PCOS’lu hastaların büyük kısmında insülin direnci gelişir. Yüksek insülin düzeyleri, yumurtalıklardan androjen (erkeklik hormonu) üretimini tetikleyerek adet düzensizliği, tüylenme ve akne gibi semptomları şiddetlendirir. Burada çift yönlü bir ilişki söz konusudur; insülin direnci kilo alımını kolaylaştırırken, özellikle karın çevresindeki yağlanma hormonal bozukluğu daha da derinleştirir. Bu nedenle PCOS yönetiminde insülin direncinin kontrol altına alınması kritik öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.



"Tanı için üç bulgudan en az ikisinin olması şart"


Tanı sürecinde kapsamlı bir değerlendirmenin şart olduğunu ifade eden Doç. Dr. Şefik Gökçe, kullanılan kriterleri şöyle özetledi: "Düzensiz adet döngüleri, kanda androjen yüksekliği (veya buna bağlı tüylenme, saç dökülmesi) ve ultrasonda çok sayıda küçük folikül görülmesi ana kriterlerimizdir. Bu üç bulgudan en az ikisinin bulunması tanı koymak için yeterlidir. Ancak özellikle ergenlik dönemindeki genç kızlarda tanı koyarken çok dikkatli olunmalıdır; geçici hormonal dalgalanmalar PCOS ile karıştırılmamalı, aceleci davranmak yerine hasta takip edilmelidir."



"Anne olmak imkânsız değil"


Toplumda PCOS’lu kadınların anne olamayacağına dair yanlış bir algı bulunduğunu belirten Doç. Dr. Şefik Gökçe, "Yumurtlamanın düzenli gerçekleşmemesi nedeniyle gebe kalmak güçleşebilir, ancak bu durum her kadının infertil (kısır) olacağı anlamına gelmez. Uygun yaşam tarzı değişiklikleri, kilo kontrolü ve gerekirse yumurtlamayı destekleyen medikal tedavilerle pek çok hastamız doğal yollarla gebe kalabilmektedir. İhtiyaç halinde ise aşılama ve tüp bebek yöntemleri ile oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz" dedi.



"Tedavinin temeli yaşam tarzı değişikliği"


PCOS’un tamamen ortadan kaldırılamayan ancak doğru yönetimle belirtileri kontrol altına alınabilen kronik bir durum olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Şefik Gökçe, tedavi yol haritasını şu sözlerle açıkladı: "Tedavinin ilk adımı ilaç değil, yaşam tarzıdır. Düşük glisemik indeksli beslenme ve haftada en az üç gün yapılan düzenli egzersiz, hem insülin direncini kırar hem de hormonal dengeyi sağlar. Medikal tarafta ise adet düzeni için doğum kontrol hapları, insülin direnci için ise metformin gibi destekler kullanılabilir. Doğum kontrol hapları burada sadece adet düzenleyici değil, aynı zamanda erkeklik hormonunu baskılayarak tüylenme ve sivilce şikâyetlerini azaltan, rahim kanseri riskini düşüren önemli bir araçtır."



"Psikolojik etkiler göz ardı edilmemeli"


Hastalığın fiziksel olduğu kadar ruhsal sağlığı da etkilediğini vurgulayan Doç. Dr. Gökçe, "Kilo artışı, akne ve tüylenme gibi estetik kaygılar hastaların özgüvenini zedeleyebilir; anksiyete ve depresyona yol açabilir. Bu yüzden PCOS tedavisini sadece hormonal bir düzenleme olarak değil, psikolojik destekle güçlendirilmiş bütüncül bir yaklaşım olarak ele alıyoruz" dedi.



"Tedavi edilmezse uzun vadeli riskler kapıda"


PCOS’un sadece dönemsel bir sorun olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Şefik Gökçe, "Erken dönemde yönetilmeyen PCOS; ilerleyen yıllarda Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve rahim kanseri gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle belirtiler fark edildiği andan itibaren bir uzmana başvurmak ve düzenli takip sürecine girmek hayat kurtarıcıdır" açıklamasında bulundu.



PCOS kronik bir endokrin bozukluk olduğundan tedavinin kişiye özel olarak planlanması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Şefik Gökçe, uyarılarını şu sözlerle tamamladı: "Her hastanın şikayetleri ve çocuk sahibi olma planı farklı olduğu için tek bir standart tedavi protokolü yoktur. Ancak ilk aşamada yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temelini oluşturur. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve ideal kilonun korunması hem hormonal dengeyi sağlamada hem de insülin direncini azaltmada etkilidir. Kilo kaybı çoğu zaman adet düzeninde belirgin iyileşme sağlar. Hormonal dengenin sağlanması için doğum kontrol hapları sıklıkla kullanılır. Bu ilaçlar, yumurtalıkların androjen üretimini baskılar ve düzenli adet görmeyi sağlar. İnsülin direnci olan hastalarda metformin gibi insülin duyarlılığını artıran ilaçlar tercih edilebilir. Çocuk sahibi olmak isteyen hastalar için yumurtlamayı destekleyen tedaviler, örneğin klomifen sitrat, letrozol veya gerekirse tüp bebek yöntemleri gündeme gelir. Aşılama ve tüp bebek uygulamaları da bu kapsamda değerlendirilebilir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Uzmanından uyarı: "Egzersizde görülen nefes darlığı, kalp krizi habercisi olabilir" Genç yaşta kalp krizi vakalarında göreceli bir artış olduğuna dikkati çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mert Aker "Egzersizle ortaya çıkan nefes darlığı, eforla artan sırt ya da çene ağrısı, açlık, uzun süre ayakta kalma veya stresle açıklanamayan bayılma ataklarıyla istirahat halindeyken görülen çarpıntı ve soğuk terleme, kalp krizi açısından uyarıcı olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi. Son yıllarda kalp krizi vakalarının yalnızca ileri yaş grubuyla sınırlı olmadığını belirten Medical Park Ankara Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mert Aker, yaşam tarzındaki bozulmanın gençleri de ciddi risk altına soktuğunu vurguladı. "Risk faktörleri genç yaşlara kaydı" Gençlerde kalp krizi görülme sıklığındaki artışın, her gencin yüksek risk altında olduğu anlamına gelmediğini belirten Uzm. Dr. Aker, "Buradaki artışın ardındaki esas sebep sigara, obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenme gibi risk faktörlerinin erken yaşlarda başlamasıdır" diye konuştu. "Sigara ve e-sigara masum değil" Sigara ve e-sigara kullanımının genç yaşta kalp krizi riskini 2 ila 4 kat artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Aker, "E-sigara damar yapısını bozar ve pıhtılaşma eğilimini arttırr. Kalp-damar sistemi açısından güvenli bir alternatif değildir" şeklinde konuştu. "Hareketsiz yaşam kalbi sessizce yoruyor" Uzun süre masa başında çalışmanın ciddi bir risk oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Aker, "Günde 8 saatten fazla oturmak iyi kolesterolü düşürür, insülin direncini artırır. Haftada birkaç gün spor yapmak, gün boyu hareketsizliği telafi etmeye yetmez" ifadelerini kullandı. "İşlenmiş gıdalar damar sertliğini hızlandırıyor" Ultra işlenmiş gıdaların gençlerde erken damar sertliğine yol açtığını söyleyen Uzm. Dr. Aker, "Trans yağ, aşırı tuz ve yüksek fruktoz içeren beslenme tarzı metabolik sendrom, karaciğer yağlanması ve sessiz plak oluşumunu hızlandırır. Kronik stres ve yetersiz uyku da kalp krizi riskini ciddi şekilde artırabilir. Günde 6 saatin altında uyku, kalp krizi riskini yüzde 20-40 oranında yükseltebilir. ‘Yoğun ama sağlıklıyım’ algısı gerçeği yansıtmamaktadır" açıklamasında bulundu. "Belirtiler gençlerde farklı seyredebilir" Kalp krizinin her zaman göğüs ağrısıyla ortaya çıkmadığına değinen Uzm. Dr. Aker, özellikle gençlerde farklı belirtilerin de dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: "Egzersizle ortaya çıkan nefes darlığı, eforla artan sırt ya da çene ağrısı, açlık, uzun süre ayakta kalma veya stresle açıklanamayan bayılma atakları ile istirahat halindeyken görülen çarpıntı ve soğuk terleme kalp krizi açısından uyarıcı olabilir. Bu belirtiler hafife alınmamalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır." "Genetik yatkınlık riski artırıyor" Birinci derece akrabada erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunmasının riski 2-3 kat artırdığını belirten Uzm. Dr. Aker, "Genetiği silah olarak düşünürsek, sağlıksız yaşam tarzı da tetiği çeken faktördür" dedi. Gençler hangi kontrolleri yaptırmalı 20’li yaşlardan itibaren düzenli tansiyon ölçümü ve kolesterol takibinin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Aker, "Risk faktörü olan bireyler EKG ve ileri tetkikleri ihmal etmemelidir. Genç yaşta alınacak önlemler hayati önem taşır. Kalp krizi yaşlıların değil, birikimin hastalığıdır. Bu birikim artık genç yaşta başlıyor. Erken önlem ve düzenli kontrol hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.
Samsun Başkan Şenol Kul: "Karın bereketini yaşıyoruz, Terme Belediyesi 7/24 sahada" Samsun Terme Belediye Başkanı, "İlçemizde karın bereketini yaşıyoruz. Terme Belediyesi ekipleri 7/24 sahada" dedi. Terme’de dün başlayan ve ilçeyi etkisi altına alan yoğun kar yağışının ardından, Terme Belediyesi hayatın günlük akışının olumsuz etkilenmemesi için teyakkuza geçti. Belediye Başkanı Şenol Kul’un koordinesinde yürütülen çalışmalarda, 82 mahalle yolunun açık tutulması ve kamu hizmetlerinin aksamaması için ekipler aralıksız mesai harcıyor. Terme Belediyesi Fen İşleri ve Temizlik İşleri Müdürlüklerine bağlı ekipler, kar yağışının başladığı ilk anlardan itibaren sahaya inerek kar küreme ve tuzlama çalışmalarına başladı. Kar kalınlığının yer yer yüksek seviyelere ulaştığı üst kesimlerde, özellikle 112 Acil servis ambulanslarının hastalara ulaşabilmesi için iş makineleriyle yol açma seferberliği ilan edildi. "Özlediğimiz tablo bereketiyle geldi" Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, kar yağışını büyük bir sevinçle karşıladıklarını belirterek "Özlediğimiz kar çok da güzel şekilde, dolu dolu geldi. Yurdumuz adeta cennete döndü. Başta çocuklarımız olmak üzere hepimiz bu manzaraya çok sevindik. Elbette bu güzelliklerin getirdiği bazı zorluklar da olacaktır. Kaymakamlığımız, Büyükşehir Belediyemiz ve mahalle muhtarlarımızla iş birliği içerisinde tüm olumsuzlukları gideriyoruz" dedi. "Öncelik hastane ve kamu alanlarında" Belediye ekipleri; hastane, sağlık ocakları, kamu binaları, camiler ve pazar yerleri gibi vatandaşların yoğun olarak kullandığı alanlarda temizlik çalışmalarını yoğunlaştırdı. Ayrıca hasta nakil ve cenaze hizmetlerinin aksamaması için özel ekipler görevlendirildi. Vatandaşların olası mağduriyetlerine karşı çözüm merkeziyle entegre çalıştıklarını vurgulayan Başkan Kul, "Hemşehrilerimiz her türlü sorun ve talepleri için 444 82 55 numaralı hattımızdan bizlere 24 saat ulaşabilirler. Ekiplerimiz günün ilk ışıklarıyla birlikte yeniden tam kadro sahada. Hemşehrilerimizin güvenliği ve huzuru için biz görev başındayız" ifadelerini kullandı. Terme Belediyesi, karla mücadele çalışmalarını yağışın etkisini kaybedeceği sürece kadar aynı titizlikle sürdüreceğini bildirdi.