EKONOMİ - 07 Ocak 2026 Çarşamba 13:48

Renault otomotiv pazarının liderlerinden oldu

A
A
A
Renault otomotiv pazarının liderlerinden oldu

MAİS, otomotiv sektörünün rekora koştuğu 2025 yılını, kullanıcıların en çok tercih ettiği Renault markası ile zirvede tamamladı. Marka, toplamda 144 bin 331 satış adedi ile Türkiye tarihinde şimdiye kadarki en yüksek satış rakamına ulaştı.



Renault, Dacia ve Alpine markalarıyla yıl boyunca öne çıkan MAİS, otomotiv sektörünün rekora koştuğu 2025 yılını, kullanıcıların en çok tercih ettiği markalarıyla zirvede tamamladı. Sektör 2025 yılında toplam satışlarda 1 milyon 368 bin 400 adede ulaşarak tüm zamanların en çok satış yapılan yılı olarak rekor kırdı. Yapılan açıklamaya göre Renault, bu rekor yılda toplam pazarda ulaştığı 144 bin 331 satış adedi ve yüzde 10,5 pazar payının yanı sıra, otomobil pazarında ulaştığı 131 bin 764 satış adedi ve yüzde 12,1 pazar payı ile hem toplam pazarda hem de otomobil pazarında en çok satan marka olarak lider konumda yer aldı. Marka ayrıca, Türkiye tarihinde şimdiye kadarki en yüksek satış rakamına da ulaşmayı başardı.


Renault Clio ve Renault Megane Sedan ise 2025 yılında da kullanıcıların en çok tercih ettiği modeller oldu. Clio ulaştığı 51 bin 717 adetlik satış rakamı ile 2025 yılında Türkiye’nin en çok satan otomobili olarak zirveye yerleşti. Megane Sedan ise 48 bin 99 adetlik satış rakamı ile Clio’nun hemen arkasından ikinci sırada konumlandı. Markanın bu iki yerli modeli, otomobil pazarındaki satışlardan elde ettiği toplam yüzde 9,2 pay ile açık ara öne çıktı.


B-SUV segmentinin önemli modellerinden Dacia Sandero Stepway, 23 bin 699 satış adedine ulaşarak 2025 yılını B-SUV segmentinin zirvesinde kapattı. Sandero Stepway ayrıca elde ettiği bu satış rakamıyla toplam B segmentinde Clio’nun ardından ikinci sırada yer aldı.


Kasım ayında yeni versiyonlarıyla satışa sunulan ve yılın son 2 ayında yaklaşık 8 bin adetlik satışa ulaşan Duster, aralık ayında en çok satan SUV olarak son çeyrekte öne çıktı. Marka ayrıca güçlü SUV ürün gamıyla aralık ayında, Duster ve Austral modelleriyle C-SUV segmentinde en çok satan marka oldu.


Satış rakamlarını değerlendiren MAİS A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Bahaettin Tatoğlu, ’’MAİS olarak 2025 yılında elde ettiğimiz başarılarla gurur duyuyoruz. Bu yıl hem toplam pazarda hem de otomobil pazarında Renault markamızla elde ettiğimiz rekor satış rakamıyla lider konumda yer aldık. Biz yalnızca en çok satan marka olmadık, aynı zamanda bu satış rakamlarıyla otomotiv sektörüne de önemli katkı sağladık. Elde ettiğimiz bu başarı yalnızca bir satış başarısı değil, aynı zamanda marka ve ürün stratejilerimize, müşteri öncelikli yaklaşımımıza, güçlü satış sonrası ağımıza duyulan güvenin bir sonucu. Bu sonuç ise yalnızca yüksek adetlerden değil, dengeli ürün gamı, güçlü yetkili satıcı yapısı ve yerli üretim avantajından beslenen sürdürülebilir bir büyümenin de göstergesi. Her geçen gün hem ürün gamımızı güçlendiriyor hem de tüm süreçlerimizi müşteri odaklı olarak daha da geliştiriyoruz. 2026 yılında da büyüme odaklı bu yolculuğumuzu sürdürecek ve yine en çok tercih edilen marka olmak için çalışmaya devam edeceğiz’’ dedi.


Genişleyen ürün gamı


Açıklamaya göre marka, 2025 yılında ürün gamını genişletirken, SUV segmentinde de önemli başarılar elde etti. Yıl içerisinde satışa sunulan makyajlı Austral, Rafale Hyper Hybrid E-Tech 4X4 300 HP ve üç farklı versiyonu Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda üretilerek satışa sunulan Yeni Renault Duster ile hem SUV gamını güçlendirdi hem de önemli satış adetlerine ulaştı. MAİS ayrıca yeni hibrit modelleriyle elektrifikasyona geçiş sürecini sağlam adımlarla ilerletti. Yeni Renault Duster Full Hybrid E-Tech, özellikle bu geçişte en dikkat çekici modellerden birisi olarak konumlandı. Bunun yanı sıra Renault Grubu’nun yepyeni yüzde 100 elektrikli modelleri de 2025 yılında dikkatleri üzerine topladı. MAİS’in 2025 yılında ürün gamına kattığı ve satışa sunduğu yüzde 100 elektrikli Renault 5 ile Alpine A290 modelleri ise, kullanıcıların beğenisini toplayan ve öne çıkan modeller arasında yer aldı. Her ikisi de ‘Avrupa’da 2025 Yılının Otomobili’ olarak seçilen bu ikonik modeller, satışa sunulduğu ilk günden itibaren kullanıcılar tarafından yoğun bir ilgi gördü. Geçmişten günümüze gelerek yepyeni bir tarzda hayat bulan Renault 5, rengarenk ve ikonik dünyasıyla kullanıcılarla buluşurken; uzun yıllara dayanan motor sporları deneyimini ve ruhunu pistlerden caddelere taşıyan Alpine A290 ise kullanıcılara heyecan verici bir deneyim yaşatıyor.


MAİS’e 2025’te 20’den fazla ödül


Otomotiv Gazetecileri ve Mobilite Derneği (ODMD) tarafından düzenlenen ODMD Satış ve İletişim Ödülleri 2025 Gladyatörleri’nde Renault, "Yılın En Çok Satılan Otomobil Markası" ve "Yılın En Çok Satılan Otomobil ve Hafif Ticari Araç Markası" olarak ödüle layık görüldü. Şirket ayrıca 2025 yılında Yeni Duster için gerçekleştirdiği "Bırak Geride Kalsın" lansmanı ile Otomotiv Gazetecileri Derneği (OGD) tarafından üst üste 3. kez "Yılın Basın Lansmanı" seçilen marka oldu. Bunun yanı sıra şirket, 2025 yılı içerisinde gerçekleştirdiği birbirinden farklı iletişim çalışmalarıyla 20’den fazla ödüle layık görüldü. Renault 5 için gerçekleştirilen 360 derece iletişim çalışmalarının yanı sıra 2024 yılında yapılan Renault Rafale ve Renault Duster lansmanları, Renault X Haydarpaşa 3D Mapping Gösterisi ve Premiumization Plan ile 2025 yılında ödülleri toplamaya devam etti.


MAİS 2026 yılına hazır


Açıklamaya göre şirket, 2026 yılında satışa sunacağı yeni modellerle ürün gamını daha da güçlü hale getirerek yıla etkili bir giriş yapıyor. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nda yerli olarak üretilecek yeni modelleriyle yıl boyunca öne çıkacak olan şirket, 2026 yılının ilk çeyreğinde altıncı nesil Yeni Renault Clio ile iddialı bir başlangıç yapacak. Yine yerli olarak üretilecek olan Renault Boreal de, 2026 yılının en güçlü ve en önemli modelleri arasında yer alacak. Makyajlı Megane E-Tech ve Scenic de Renault’nun yeni elektrikli modelleri olarak Türkiye’de satışa sunulacak. Ayrıca Avrupa’da 2025 Yılının Van’ı seçilen Renault Master’ın minibüs versiyonu ile marka, uzun zaman sonra yeniden minibüs pazarına dönüş yapacak.


Dacia’nın ürün gamı da 2026’da yenilerek kullanıcılarla buluşacak. Sandero, Sandero Stepway ve Jogger modelleri, yılın ilk çeyreğinde tamamen yenilenmiş olarak kullanıcıların beğenisine sunulacak.


Alpine’in tamamen elektrikli Dream Garage serisinin ikinci modeli Alpine A390 da 2026 yılında MAİS’in kullanıcılarla buluşturacağı modellerden birisi olacak. Alpine’in yeni sportif fastback modeli A390, Alpine ruhunu ve deneyimini daha fazla kullanıcıya ulaştıracak.



Renault otomotiv pazarının liderlerinden oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da BUTEKOM üretimin geleceğine yön veriyor Küresel rekabetin giderek teknoloji, Ar-Ge ve yüksek katma değer ekseninde şekillendiği günümüzde, sanayinin dönüşümünü destekleyen yapılar stratejik önem taşıyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM), sanayi ile teknolojiyi aynı zeminde buluşturan bütüncül yaklaşımıyla Bursa ve Türkiye sanayisinin dönüşüm yolculuğunda kritik bir rol üstleniyor. BUTEKOM, sanayicinin ihtiyaçlarını sahada analiz eden, bu ihtiyaçlara yönelik somut ve uygulanabilir çözümler geliştiren, firmaların rekabet gücünü artıracak yol haritaları oluşturan entegre bir merkez olarak konumlanıyor. Ar-Ge, test-analiz, prototipleme, ileri mühendislik ve ticarileşme süreçlerini tek çatı altında toplayan yapı, sanayinin dönüşümünü hızlandıran önemli bir ekosistem sunuyor. Sektörel analizlerle stratejik yol haritaları 2025 yılı itibarıyla BUTEKOM tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, farklı üretim disiplinlerini temsil eden 10 ayrı sektörde 400’ün üzerinde firma detaylı biçimde analiz edildi. Firmaların üretim kabiliyetleri, teknolojik olgunluk düzeyleri, ihracat potansiyelleri, rekabet güçleri ve proje yönetim yetkinlikleri değerlendirilerek sektör bazlı ihtiyaç analizleri gerçekleştirildi. Elde edilen veriler doğrultusunda her sektör için ihtiyaç odaklı gelişim ve dönüşüm yol haritaları oluşturuldu. Bu çalışmalar, sanayinin mevcut durumunu ortaya koymakla kalmayarak; firmaların sürdürülebilir büyüme, katma değerli üretim ve küresel rekabet hedeflerine ulaşmalarına yönelik somut yönlendirmeler sundu. Ortaya konulan yol haritaları, Türkiye’nin sanayi ve dış ticaret hedefleriyle uyumlu bir çerçeve oluşturdu. Mükemmeliyet merkezleriyle derinleşen uzmanlık BUTEKOM’un en ayırt edici unsurlarından biri, farklı alanlarda uzmanlaşmış mükemmeliyet merkezleri ile sanayiye sunduğu derin teknik yetkinlik tecrübesi. Bu merkezler; teknik tekstil, kompozit malzemeler, ileri mühendislik, polimer ve kauçuk teknolojileri gibi stratejik alanlarda faaliyet gösteren firmalara Ar-Ge, test, doğrulama ve prototipleme desteği sağlanıyor. Mükemmeliyet merkezleri bünyesinde yürütülen çalışmalar; firmaların ürün geliştirme süreçlerini hızlandırırken, ulusal ve uluslararası standartlara uygunluk, performans iyileştirme ve yenilikçi ürün tasarımı konularında da önemli katkılar sunuyor. Böylece BUTEKOM, yalnızca analiz yapan değil, sanayinin doğrudan üretim ve ticarileşme süreçlerine dokunan bir yapı olarak öne çıkıyor. Kümelenme modelleriyle güçlü iş birliği kültürü BUTEKOM’un öncelikli çalışma alanlarından biri de kümelenme modelleri oldu. Sektörler arası iş birliğini artırmayı, ortak kaynak kullanımını teşvik etmeyi ve yenilikçi projelerin önünü açmayı hedefleyen bu yaklaşım, Bursa sanayisinde önemli bir sinerji oluşturuyor. Bu kapsamda hayata geçirilen BUTEXCOMP - Bursa Teknik Tekstil ve Kompozit Malzeme Kümelenmesi, teknik tekstil ve kompozit alanlarında faaliyet gösteren 32 firmayı aynı çatı altında buluşturuyor. Tasarım, modelleme, prototipleme, test-analiz ve tedarik zinciri eşleştirme gibi alanlarda yürütülen çalışmalar, firmaların rekabet gücünü artırıyor. SETEK - Sürdürülebilir Ev Tekstili ve Teknik Tekstil Kümelenmesi ise 31 üye firma ve 7 destek kuruluşuyla sürdürülebilir üretim kültürünün yaygınlaştırılmasını hedeflerken, her iki kümelenme de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın Kümelenme Destek Programı kapsamında desteklenerek kurumsal bir yapıya sahip. Uluslararası projeler ve ileri mühendislik altyapısı BUTEKOM’un çalışmaları uluslararası platformlarda da karşılık buluyor. Euroclusters çağrısı kapsamında desteklenen FutureProof Textiles Projesi, tekstil sektöründeki KOBİ’lerin yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerini desteklerken, BUTEXCOMP’un bu projede küme olarak yer alması Bursa sanayisinin Avrupa ölçeğinde görünürlüğünü artırıyor. Öte yandan BEBKA Teknik Destek Programı kapsamında yürütülen projelerle BUTEKOM bünyesinde ANSYS ve LS-DYNA gibi ileri mühendislik yazılımlarına yönelik uzmanlık geliştirdi. Uzay ve havacılık sektörlerine yönelik projelerde ise BUTEKOM, hizmet sağlayıcı ve çözüm ortağı olarak kritik roller üstleniyor. Güçlü laboratuvar ve prototipleme altyapısı BUTEKOM’un sanayiye sunduğu en önemli katkılardan biri de Ar-Ge çalışmalarını uygulamayla buluşturan çok disiplinli laboratuvar altyapısı. Analitik, yanma, yaşlandırma, kondisyonlama ve yaş kimyasal laboratuvarları; tekstil, teknik tekstil, polimer, plastik, kompozit ve kauçuk numunelere yönelik geniş kapsamlı test ve analiz hizmetleri sunuyor. Test ve analiz altyapısı; Radial Braiding, TFP, RTM, kür fırını, bant dokuma, filament sarma ve SLS 3D yazıcı gibi ileri üretim ve prototipleme sistemleriyle entegre bir yapıda çalışıyor. Bu sayede firmalar, testten prototiplemeye ve üretime uzanan tüm süreçleri tek merkezden yürütebilme imkânına sahip. Bilimsel üretimden ticarileşmeye BUTEKOM, Bursa Uludağ Üniversitesi başta olmak üzere akademik paydaşlarla yürüttüğü iş birlikleriyle bilimsel bilgi üretimini sanayi uygulamalarıyla entegre ediyor. Bugüne kadar üretilen 39 akademik yayın ve yapılan patent başvuruları, merkezin Ar-Ge çıktılarının ticarileşmesini hedefleyen yaklaşımını ortaya koyuyor. "Sanayimizin dönüşüm yolculuğunun merkezinde yer alıyor" BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BUTEKOM’un Bursa ve Türkiye sanayisinin teknoloji odaklı dönüşümünde üstlendiği stratejik role dikkat çekti. BUTEKOM’un sanayinin ihtiyaçlarına sahada çözüm üreten bütüncül bir yapıda olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, küresel rekabetin artık üretim hacminden çok bilgi, teknoloji ve yenilikle şekillendiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: "Küresel rekabetin teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon ekseninde şekillendiği bir dönemde, sanayimizin bu dönüşüme ayak uydurması hayati önem taşıyor. BUTEKOM, sanayicimizin ihtiyaçlarını masa başında değil, sahada analiz eden; bu ihtiyaçlara karşılık somut, uygulanabilir ve ölçülebilir çözümler geliştiren stratejik bir merkezdir. Bugüne kadar bin 600’den fazla firmamız BUTEKOM’un sunduğu altyapı ve hizmetlerden faydalandı. Merkezimiz yaklaşık 48 bin test ve 800’e yakın muayene işlemi gerçekleştirerek sanayimizin Ar-Ge, ürün doğrulama ve kalite geliştirme süreçlerine doğrudan katkı sağladı. Firmalarımızın rekabet gücünü artıracak yol haritalarını birlikte oluşturuyor, Ar-Ge’den ticarileşmeye uzanan tüm süreçlerde sanayicimizin yanında yer alıyoruz." "Türkiye’nin kalkınma hedeflerine güçlü katkı" BUTEKOM’un sahip olduğu altyapı, mükemmeliyet merkezleri ve uzmanlık alanlarının sanayiye önemli avantajlar sunduğunu ifade eden Başkan Burkay, merkezin uzun vadeli vizyonuna da dikkat çekti. İbrahim Burkay, sözlerini şöyle tamamladı: "Bursa’mızın teknoloji geliştiren, yüksek katma değerli ürünler ortaya koyan ve küresel ölçekte rekabet edebilen sanayi merkezi kimliğini daha da geliştirmek istiyoruz. Mükemmeliyet merkezleri, ileri mühendislik ve test altyapısı, kapsamlı laboratuvar imkânları ve uluslararası iş birlikleriyle BUTEKOM, bu vizyonun en önemli yapı taşlarından biridir. Kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğiyle ülkemizin kalkınma hedeflerine güçlü katkılar sunmaya devam edeceğiz."
İstanbul 2024 yılında kaybolan Nuriye Dilmaç’ı eski eşinin öldürüp gömdüğü belirlendi: 5 şüpheli tutuklandı Mart 2024 tarihinde kaybolması üzerine babası ve kız kardeşi tarafından kayıp başvurusu yapılan Nuriye Dilmaç’ı eski eşinin öldürdüğü ve Şile’de hafriyat alanına gömdükleri tespit edildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında 5 şüpheli tutuklandı. 20 Mart 2024 yılında Nuriye Dilmaç’ın kaybolması üzerine Dilmaç’ın babası ve kız kardeşi tarafından emniyet ekiplerine kayıp başvurusu yapıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında, Nuriye Dilmaç’ın eski eşi D.D., eski eşin kardeşleri E.D., Z.D. ve C.D. ile müşterek çocukları E.D. şüpheli olarak dosyaya eklendi. Şüpheliler ile maktulün HTS kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde soruşturma genişletildi. Dilmaç’ın, eski eşi D.D.’den olan çocuğu, E.D. şüpheli olarak bulunduğu dosyada itirafçı oldu. İlerleyen aşamada, şüpheli E.D. ile yapılan görüşmede, Nuriye Dilmaç’ın, D.D. tarafından boğularak öldürüldüğü ve cesedin Şile’deki bir hafriyat döküm alanına çuval içerisinde gömüldüğü yönünde beyanda bulundu. Bu beyan üzerine şüpheliye yer gösterme işlemi yaptırıldı. Yer gösterme işlemlerinin ardından hafriyat alanında kadavra köpekleri eşliğinde arama yapılmaya başlandı. Savcılıkça ifadesi alınan şüphelilerden 6’sı tutuklama istemiyle 2’si ise adli kontrol talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği, maktulün eski eşi D.D.’nin de aralarında bulunduğu 5 şüphelinin tutuklanmasına, 3 şüphelinin ise adli kontrol şartı uygulanarak serbest bırakılmasına hükmetti. Nuriye Dilmaç’ın cenazesini bulmak için başlatılan kazı ve arama çalışmalarının devam ettiği öğrenildi.
Ankara ÜNİPERSEN Başkanı Güzel: "Memur maaşlarına ek zam yapılmalıdır" Üniversite İdari Personel Sendikası (ÜNİPERSEN) Genel Başkanı İbrahim Güzel, "Maaş artış sisteminin köklü biçimde sorgulaması ve kalıcı çözümler üretmesi zorunludur. Memur maaşlarına ek zam yapılmalıdır" dedi. ÜNİERSEN tarafından, Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Burada bir konuşma gerçekleştiren ÜNİPERSEN Genel Başkanı İbrahim Güzel, açıklanan oranların memurların geçinmesi için yeterli olmadığını ve ilave zam yapılması gerektiğini savundu. Güzel, geçim şartlarının her geçen gün ağırlaştığını ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, "Bir memur; kirasını ödeyemiyorsa, faturalarını ödeyemiyorsa, gıda alışverişine çok cüzi bir bütçe ayırmak zorunda kalıyorsa, ve tüm bunlar olurken, sözde yetkili sendikalar tarafından hakkı aranmayacak seviyeye getiriliyorsa, sanki güllük gülistanlıkmış gibi salon sendikacılığı yapılıyorsa bu memur ne yapsın. Nereye gitsin, kime derdini anlatsın. Bugün eylemlerimizin 4. Haftasında, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde, Türkiye Büyük Millet Meclisine yönümüzü dönmüş bulunuyoruz. Ayrıca, Üretimden gelen gücümüzü kullanarak bugün iş bıraktık. Eylemlerimizin ne kadar haklı olduğu Pazartesi günü açıklanan enflasyon oranı ile de bir kez daha ortaya çıkmıştır" açıklamasında bulundu. "Memur maaşlarına ek zam yapılmalıdır" Memurun yaşadığı ekonomik sorunların toplumsal adalet meselesine dönüştüğünü aktaran Güzel, "Devlet bütçesinin belirlendiği yasama organının, yürütmeden bağımsız olarak bu tabloyu ele alması, maaş artış sistemini köklü biçimde sorgulaması ve kalıcı çözümler üretmesi zorunludur. Memur maaşlarına ek zam yapılmalıdır. Enflasyon farkı sistemi, memuru oyalayan bir uygulama olmaktan çıkarılmalıdır. Alım gücünü koruyan, aylık enflasyonun maaşlara doğrudan yansıtıldığı adil bir modele geçilmelidir. Kamu çalışanları, toplu sözleşme süreçlerinde gerçek anlamda korunmalıdır" ifadelerine yer verdi. Basın açıklaması esnasında ise üzerinde ‘TÜİK görevlisi’ yazan bir sendika üyesi, diğer sendika üyelerinin ağzını siyah bantla kapattı. Açıklama, diğer sendika üyelerinin ağzındaki bantları çıkarıp taleplerini açıklamasıyla sona erdi.