ASAYİŞ - 06 Aralık 2024 Cuma 16:51

Sarıyer’de 1 kişinin öldüğü silahlı kavgada yürütülen soruşturma tamamlandı

A
A
A
Sarıyer’de 1 kişinin öldüğü silahlı kavgada yürütülen soruşturma tamamlandı

Sarıyer’de 1 kişinin öldüğü silahlı kavga sonrası olay yerinden kaçan ve daha sonra Gürcistan’a giriş yaptıkları sırada yakalanarak tutuklanan Güneş kardeşlere yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede, şüpheli 2 kardeşin müebbet hapis ile 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.


Sarıyer’de 2024 Mart ayında bir kafede çıkan tartışmanın silahlı kavgaya dönüşmesi sonucu Mazlum Ayrancı hayatını kaybetmiş, Umut Koyuncu ise yaralanmıştı. Olayın ardından aralarında Robin Ömer Güneş ve Roni Baran Güneş’in de bulunduğu bazı şüpheliler olay yerinden kaçmış, birkaç ay sonra Güneş kardeşler kaçmaya çalıştıkları Gürcistan’a TIR ile giriş yaptıkları sırada yakalanmıştı. Güneş kardeşler 30 Ekim tarihinde ise çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklanmıştı. Olaya yönelik yürütülen soruşturma tamamlandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede Umut Koyuncu ‘mağdur’, Mazlum Ayrancı ‘maktul’, Tuncay Ayrancı ‘müşteki’, Erhan İnalhan, Mustafa Gümüş, Robin Ömer Güneş, Roni Baran Güneş ve Serhat Irklı ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.


Tartışma sırasında birbirlerine silah çektiler


Hazırlanan iddianamede, olay günü şüpheli Robin Ömer Güneş’in diğer şüphelilerle birlikte Mazlum Ayrancı ve Umut Koyuncu’nun bulunduğu kafeye giderek konuşmak için işletmeden dışarı çıktıkları, çıkan tartışma sonucunda Mazlum Ayrancı ile birbirlerine yasak niteliğinde bulunan silah çekerek ateş ettikleri, Mazlum Ayrancı’nın almış olduğu yaralardan dolayı olay yerinde vefat ettiği, Umut Koyuncu’nun ise yaralandığı aktarıldı.


Diğer şüphelilerin yakalanmadan kurtulmaları için imkan sağladıkları belirtildi


Şüpheli Serhat Irklı’nın olay sonrası diğer şüphelilerin olay yerinden ve İstanbul’dan kaçmasına yardım ettiğinin anlatıldığı iddianamede, şüphelinin ayrıca Robin Ömer Güneş’in Bodrum’da bulunduğu sırada kendi telefonunu kullandırarak yardım ettiği, ayrıca 2 şüphelinin de diğer şüphelilerin yakalanmadan kurtulmaları için imkan sağladıkları kaydedildi.


Şüpheli Robin Ömer Güneş’in ifadesine yer verilen iddianamede, olay günü Mazlum Ayrancı ile buluşmaya ağabeyi Roni Baran Güneş ve Mustafa Gümüş ile gittiklerini, Mazlum Ayrancı’nın talebi üzerine dışarı çıktıklarını, Mazlum Ayrancı’nın kendisine hakaret ve tehdit etmesi üzerine ağabeyinin araya girdiğini, şüpheli Ayrancı’nın Roni Baran Güneş’e yumruk attığını ve silah çekmesinin üzerine silahla karşılık verdiğini söylediği aktarıldı.


Gürcistan’a kaçacaklarını söylemiş


İddianamede ifadesi yer alan şüpheli Mustafa Gümüş ise silah sesleri kesilince Ömer ve Baran ile olay yerinden ayrıldığını, daha sonra Robin Ömer’in kurye durdurarak yanlarından ayrıldığını, Serhat’ı arayarak Anadolu yakasına geçtiklerini, Bodrum’a geldiklerinde ise Roni Baran’in kendilerine Robin Ömer’in Gürcistan’a kaçacağını söylediğini, sonra da İstanbul’a gelerek teslim olduğunu söylediği kaydedildi.


Müebbet hapis ile 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis talebi


Hazırlanan iddianamede şüpheliler Robin Ömer Güneş, Roni Baran Güneş ve Mustafa Gümüş’ün ‘kasten öldürme’ ve ‘silahla kasten yaralama’ suçlarından ayrı ayrı müebbet hapis ile 1’er yıl 6’şar aydan 4’er yıl 6’şar aya kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.


Diğer şüpheliler Erhan İnalhan ve Serhat Irklı’nın ise ‘suçluyu kayırma’ suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Şüphelilerin yargılanmasına 4 Şubat tarihinde İstanbul 38.Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.


(SD-SB-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.