SPOR - 12 Mayıs 2026 Salı 12:25

Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

A
A
A
Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

Şifo Mehmet lakaplı Mehmet Özdilek, OYAK Pazarlama Organizasyonuyla 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri öncesinde Fair Play Söyleşisi’nde açıklamalarda bulundu.



OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen "Sporun Efsanesi Mehmet Özdilek ile Spor ve Centilmenlik Üzerine" başlıklı söyleşi, OYAK Dragos Plaza Gökçeada Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Türk futbolunda Fair Play ile özdeşleşen, "Şifo Mehmet" lakaplı Mehmet Özdilek’in konuk olduğu etkinliğe, OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ile OYAK çalışanları katıldı. Söyleşide spor kültürü, centilmenlik anlayışı ve futbol kariyerinden önemli deneyimler paylaşıldı.


Siyah-Beyazlı formayı 14 yıl terleten Mehmet Özdilek, kulübün en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncuları arasında yer aldı. Süleyman Seba döneminin "Altın Çağ" kadrosunda Metin, Ali, Feyyaz gibi efsanelerle birlikte siyah-beyazlı tarihine damga vuran Mehmet Özdilek, çıktığı yaklaşık 500 resmi maçta attığı 135 golle Türk futbolunun en skorer orta saha oyuncularından biri oldu. Ancak onu özel yapan sadece skor ve rakamlar olmadı. Sahadaki centilmenliği ve karakteriyle de Türk futbolunda ayrı bir yer edinen Mehmet Özdilek, kariyeri boyunca kırmızı kart görmeyerek Fair Play anlayışının simge isimlerinden biri haline geldi. Mehmet Özdilek, spor felsefesini ve günümüz futboluna dair OYAK İstanbul Merkezi’nde düzenlenen programda açıklamalarda bulundu.



Genel Müdür Yusuf Yenilmez: "Başarı kadar, başarının nasıl elde edildiği önemli"


Program OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez’in açılış konuşmasıyla başladı. Yenilmez, sporun yalnızca rekabetten ibaret olmadığını söyledi. OYAK bünyesinde başarı kadar, başarının hangi değerlerle elde edildiğinin de önemli olduğunu vurgulayan Yenilmez, etik anlayış, saygınlık ve centilmenliğin kurum kültüründe öncelikli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Yenilmez, "Hepimiz için spor önemli ama sadece rekabetten ibaret olmayan bir alan. OYAK’ta da bizim için sadece rekabete odaklı, başarı odaklı gitmek değil, başarı kadar da bunu nasıl kazandığınızın da çok önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. OYAK’ın 65’inci yıl etkinliklerinde takım ruhu, birlik ve beraberliği öne çıkaran spor organizasyonlarına ağırlık vereceklerini belirten Yenilmez, centilmenlik ve etik duruşun yalnızca sporda değil, hayatın her alanında başarıyı destekleyen temel değerler olduğuna inandıklarını söyledi. Yenilmez, "65’inci yıl etkinliklerimizde takım ruhunu, birliğimizi, beraberliğimizi daha ortaya ön plana çıkaracağımız etkinliklerimiz spor organizasyonlarımız olacak. Sporda olduğu gibi normal kendi hayatımızda da centilmenliğin, etik duruşun her zaman başarılı bir hayat geçireceğine inanıyorum" dedi.



"Sporda önemli olan sürdürülebilirlik"


Mehmet Özdilek, futbolculuk kariyeri boyunca sadece başarılı değil, örnek bir sporcu olmaya çalıştığını söyledi. Farklı takım taraftarlarından gördüğü sevgi ve saygının kendisi için çok değerli olduğunu belirten Özdilek, "Formayı çıkardıktan sonra geriye kişiliğiniz kalıyor. Önemli olan bunu sürdürülebilir hale getirebilmek" dedi.



Özel hayatı hakkında açıklamaları


Mehmet Özdilek, özel hayatını göz önünde yaşamayı tercih etmediğini söyledi. Hayatı boyunca aynı yaşam tarzını korumaya çalıştığını belirten Özdilek, "Özel hayatımı çok toplumla paylaşmamaya çalıştım. Çünkü bu benim özelim" dedi. Özdilek, yıllardır gördüğü sevgi ve saygının arkasında da bu duruşun olduğunu düşündüğünü belirterek, "Bu zamana kadar çizdiğim yolun, insanların sevgisini ve saygısını devam ettirmesindeki en önemli unsur olduğunu düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



"Her gün 15 kilometre yürüyordum"


Hayatında yaşadığı zorluklardan da bahseden Özdilek "Okul takımında oynuyor, ardından kulüp antrenmanına gitmek için 5 kilometre yürüyordum. Sonrasında 10 kilometre yürüyerek eve dönüyor, ertesi gün yeniden okula gidiyordum. Ben tüm zorluklara rağmen ‘sporcu olacağım’ diyordum. Dikkat edin, ‘futbolcu olacağım’ değil, ‘sporcu olacağım’ diyordum. Ve bunun en iyilerinden biri olmak için mücadele edeceğime inanıyordum. Ki annemin benim çok güzel bir lafı vardı. Dedi ki, bizde aile kültürü çok önemlidir."



Beşiktaş’ı neden tercih etti?


Mehmet Özdilek, kariyerinde Beşiktaş’ı tercih etme nedenini anlatırken, dönemin kulüp yapısının ve oyuncu grubunun kararında büyük etkisi olduğunu söyledi. Özdilek, "Niye tercih ettim? 87-88 sezonunda şampiyon olduğumuzda Türkiye’de bütün takımlar şahsımla kontrat yapmak istiyordu. Tercih sebebim şuydu; Süleyman Seba, yönetim kurulu ve oyuncu profili. Oyuncular; Metinler, Aliler, Feyyazlar, Rızalar, Gökhanlar. Onların birbirine olan duygusu, saha içindeki birlikteliği, toplumda Beşiktaş camiasının saygınlığı ve Süleyman Seba ile yönetim kurulunun duruşu, tercih etmemdeki en önemli unsurdu" ifadelerini kullandı.



Süleyman Seba yorumu


Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba dönemine dair değerlendirmelerde bulundu. Özdilek. "O dönem gerçekten Beşiktaş tarihinin ve spor tarihinin çok önemli bir süreciydi. Beşiktaş’ın 10-15 yıl boyunca zirvede olduğu, en büyük çıkışını yaptığı dönemdi. O takımda hizmet eden, kaptanlık yapan, en fazla forma giyen ve en fazla gol atan oyuncu olarak tarihe geçmek benim için çok büyük bir onur" diyen Özdilek, Süleyman Seba ile çalışma disiplinine dair dikkat çeken anılar da paylaştı. Özdilek, "Ben 13 yıl Süleyman Seba’yla çalıştım. Bu süreçte Süleyman ağabeyi kaç kere gördünüz derseniz, belki 3-4 kere. Kendisiyle görüşmek için önce Nur Hanım’dan randevu alırdık. Gün verilirdi, biz de o gün gider görüşürdük" ifadelerini kullandı.



"Babam gibiydi"


Mehmet Özdilek, Süleyman Seba hakkında duyduğu büyük saygıyı dile getirerek, "Çok sevdiğim, çok takdir ettiğim, çok örnek aldığım. Babamdan sonra baba olarak gördüğüm çok kıymetli bir bireydi. Maça giderken rakip takım başkanını arayıp başarılar dileyen, sonucunda bu bir rekabet olduğunu ifade eden, sonuç ne olursa olsun bunun çok bağlayıcı olmadığını söyleyebilecek kadar erdemli bir adamdı. Öyle insanlar gelir mi çok zor diye düşünüyorum. Çünkü günümüz öyle bir yere gitti ki rekabette ben kazanayım da nasıl olursa olsun kazanayım duygusunu ön plana çıkaran insanlar çok daha revaçta" dedi.



Beşiktaş kültürü ve özlemi


Mehmet Özdilek, konuşmasında Süleyman Seba döneminde oluşan Beşiktaş kültürünün kendisi için taşıdığı anlamı anlattı. Özdilek, "Toplumun her kesiminden ciddi bir saygınlık ve sevgi gören, küçüğünden büyüğüne hangi takımın taraftarı olursa olsun karşısında önünü iliklediği, onun da aynı saygıyı gösterdiği bir kültürden geliyorum ben" dedi. Mehmet Özdilek, kaybolan Beşiktaş kültürünü yeniden yaşatmak için çalıştıklarını söyledi. Kültürün kendileri için büyük önem taşıdığını ve bu değerleri korumak adına mücadele edeceklerini belirten Özdilek, "Şu anda kaybettiğimiz o kültürü aramaya çalışıyoruz" dedi.



"Çarşı’yla büyüdük; 40 bin kişinin sesini duyuyorduk"


Mehmet Özdilek, eski ve yeni dönem futbolunu karşılaştırdı. "Şifo Mehmet" lakaplı futbolcu Özdilek, "‘Çarşı’yla büyüdük. 40 bin kişinin sesini duyuyorduk. Ben o dönemin futbol anlamında daha zor olduğunu düşünüyorum. Biz de Çarşı’yla büyüdük aslında. Takım bazen performans olarak aşağı düşerdi. Ben topu alırdım. Öndeki forvet arkadaşlarıma bakardım. Arkadaş göremezdim. Hepsi rakip savunmalara saklanırdı. İşler doğru gitmediği zaman dışarı çıkma şansımız yoktu. Bizim zamanımızı aldığımız zaman oradan 40 bin kişinin sesini o kadar net hissediyorduk ki" dedi.



135 gol


Mehmet Özdilek açıklamasında, orta saha oyuncusu olarak ulaşılan gol sayısının dikkat çekici seviyesine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "135 gol gerçekten bir orta saha oyuncusu için çok yüksek bir oran. Bu sadece lig performansı. Avrupa kupaları ve Türkiye Kupası da eklendiğinde 160-170 gollere ulaşılıyor. Bu da oldukça yüksek bir rakam ve geçilmesi zor görünüyor."



Lakabını aldığı Şifo ile karşılaşması


Mehmet Özdilek, "Şifo" lakabının hikâyesini anlatırken, lakabı aldığı Belçikalı futbolcuyla yıllar sonra tanışma fırsatı bulduğunu söyledi. Kendisinin Kahramanmaraş’ta toprak sahada oynadığı dönemde, Şifo’nun Belçika Milli Takımı’nda forma giydiğini belirten Özdilek, saha içindeki liderlikleri ve oyun tarzlarının benzerliği nedeniyle bu lakabın kendisine verildiğini ifade etti.


2001 yılında Antalya’daki bir kamp sırasında Şifo ile bir araya geldiklerini anlatan Özdilek, basının iki ismi aynı masada buluşturduğunu söyledi. Toplantının sonunda yöneltilen "Hanginiz daha iyisiniz?" sorusuna Belçikalı yıldızın verdiği cevabı aktaran Özdilek, "Ben bıraktım Mehmet oynadığına göre. Mehmet benden daha iyi bir sporcu" sözleriyle büyük incelik gösterdiğini belirtti.



"Arda Güler büyük yetenek"


Arda Güler hakkında değerlendirme yapar mısınız? Sorusunu yanıtlayan Özdilek, genç yıldızın Türkiye’nin yetiştirdiği en değerli oyunculardan biri olduğunu ifade etti. Dünyanın en büyük kulüplerinden birinde forma giymesinin önemli olduğunu belirten Özdilek, "Sorumluluğu çok ağır ama genç yaşta bunu kaldırabilecek tecrübesi var. Gurur duyuyoruz bundan" dedi.



"Gordon Milne hala yaşıyor ve sağlıklı"


Mehmet Özdilek, eski Beşiktaş teknik direktörü Gordon Milne ile hâlâ görüştüklerini belirterek, deneyimli çalıştırıcının her yıl Bodrum’a tatile geldiğini söyledi. Milne’in Türkiye’yi ve Türk insanını çok sevdiğini ifade eden Özdilek, "Sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor" dedi. İngiliz teknik adamın dışarıdan sert görünse de insani yönünün çok güçlü olduğunu vurgulayan Özdilek, Beşiktaş tarihinin en önemli teknik direktörlerinden biri olduğunu dile getirdi.



"Kendim gibi 10 numara yok"


Kendi futbol tarzına yakın bir "10 numara" görüp görmediği sorusuna ise net bir şekilde "Yok" yanıtını veren Özdilek, günümüz futbolunda benzer bir oyuncu profiline rastlamadığını söyledi. Özdilek, teknik direktörlük mü futbolculuk mu? sorusuna ise kısa ve net bir şekilde "Futbolculuk" yanıtını verdi. Kariyerindeki en zor deplasmanın sorulması üzerine Özdilek, kendi döneminde Trabzon deplasmanının ayrı bir zorluk taşıdığını ifade etti. Yeniden futbolcu olma şansı verilse aynı yolu seçip seçmeyeceği sorusuna "Tartışmasız" cevabını veren Özdilek, futbola olan bağlılığını vurguladı.



Başarı eşittir Şifo yanıtı


Başarıyı tek kelimeyle tanımlaması istenen Özdilek, salondan gelen "Şifo" önerisine gülümseyerek karşılık verdi ve "Herhalde kendim olur" dedi. Unutamadığı maçlar arasında Galatasaray’a attığı röveşata golünü, Fenerbahçe maçını ve Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’ne ilk katıldığı Maribor karşılaşmasını sayan Özdilek, bu maçların kariyerinde özel bir yere sahip olduğunu söyledi.


Takım arkadaşlığıyla ilgili konuşan Özdilek, eski Beşiktaş kadrosundaki birlikteliğin en büyük güçleri olduğunu belirterek, "Hakikaten hepimiz kardeş gibiydik" ifadelerini kullandı. VAR sistemiyle ilgili değerlendirmede bulunan Özdilek ise uygulamanın Anadolu kulüpleri için faydalı olduğunu ancak büyük takımlar açısından tartışmaların sürdüğünü söyledi.



Program forma imzalanmasıyla son buldu


Program kapsamında, deneyimli sporcu 2001 yılındaki jübile maçında AC Milan takımıyla karşılaştığı anların son bölümü LCD ekrandan izletildi. Özdilek duygusal anlar yaşadı. Etkinlik sonrasında OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez tarafından, OYAK’ın 65’inci Yıl Spor Etkinlikleri’nde kullanılmak üzere hazırlanan özel forma Özdilek’e takdim edildi. Program, katılımcıların formalarını imzalatması ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.



Şifo Mehmet’ten Süleyman Seba özlemi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sabri Ülker Vakfı’nın beslenme ve sağlık iletişimi programı kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı Sabri Ülker Vakfı’nın sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" kapsamında binlerce hekim ve eczacıya ulaşıldı. Program çıktıları, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir beslenme bilgisini topluma aktarmada kritik bir rol üstlendiğini ortaya koydu. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörleri Araştırması’na göre Türkiye’deki nüfusun yarıdan fazlası sağlık okuryazarlığı açısından "yetersiz" veya "sorunlu-sınırlı" seviyede bulunuyor. Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin arttığı günümüzde bu tablo, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Bu ihtiyaçtan hareketle Sabri Ülker Vakfı, 2022 yılında başlattığı "Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı" ile hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimini güçlendirerek toplum sağlığına katkı sunuyor. Bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriği 90 bin kez izlendi. Programın çıktıları, Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş’un ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda paylaşıldı. Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ile Ankara Aile Hekimliği Derneği (ANKAHED), Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD), Ankara Eczacılık Odası) ve Pediatri Dünyası Derneği’nden akademisyenler ve uzman isimlerin katıldığı toplantıda açıklanan veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel bilgiyi doğru ve anlaşılır biçimde aktarmasının toplum sağlığında önemli bir etki oluşturdu. "Sağlık profesyonellerine yatırım toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlıyor" Toplantıda konuşan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, Türkiye’de sağlık okuryazarlığının geliştirilmesinde sağlık profesyonellerinin kritik rolüne dikkat çekerek, " Sağlık alanında doğru bilgiye erişim bugün toplum sağlığı açısından en önemli konulardan biri haline geldi. Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında ise sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz. 2022 yılında başlattığımız Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı ile aile hekimlerinden iç hastalıkları uzmanlarına, pediatristlerden eczacılara kadar geniş bir sağlık profesyoneli kitlesine ulaştık. Programı yalnızca bir eğitim çalışması değil, sağlık alanındaki bilgi kirliliğiyle mücadele eden, bilimsel bilgiyi yaygınlaştıran ve toplumda sağlık okuryazarlığını destekleyen uzun vadeli bir sosyal etki modeli olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de Sabri Ülker Vakfı olarak sağlık okuryazarlığını destekleyen öncü çalışmalar geliştirmeye, bilimsel bilginin toplumla güvenilir kanallar üzerinden buluşmasına katkı sunmaya ve toplum sağlığı için uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz" dedi. "Bilimsel bilgiyle güçlenen sağlık profesyonelleri toplum sağlığı üzerinde katlanarak etki oluşturuyor" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise programın sağlık profesyonelleri üzerindeki etkilerine ilişkin verileri paylaştı. Aksakal, "Program kapsamında sunulan eğitimlerin sağlık profesyonellerinin günlük pratiklerine doğrudan katkı sağladığını görüyoruz. Eğitimlere katılan aile hekimlerinin yüzde 88,4’ü, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 99,3’ü programın, hastalarına beslenme konusunda daha iyi hizmet sunmalarına katkı sağladığını belirtiyor. Katılımcıların önemli bölümü, edindikleri bilgileri klinik uygulamalarına dahil ettiklerini belirtirken; aile hekimlerinin yüzde 90’ı, iç hastalıkları uzmanlarının ise yüzde 96’sı bu eğitimlerin tıp fakültesi müfredatında yer alması gerektiğini düşünüyor. Beslenme bilgi düzeyinin artırılmasının kronik hastalık yönetimine katkı sağlayacağı görüşü aile hekimlerinde yüzde 96’ya, iç hastalıkları uzmanlarında ise yüzde 99’a ulaşıyor. Tüm bu veriler, sağlık profesyonellerinin bilimsel ve güvenilir bilgiyle güçlendirilmesinin toplum sağlığı açısından güçlü bir etki ortaya koyuyor" diye konuştu. "Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık" Programın ardından açıklamalarda bulunan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri ve İcradan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Mutuş, sağlık profesyonelleri ile güç birliği yaptıklarını belirterek, "Özellikle bilgi kirliliğine bu dönem oldukça yoğun kaldığımız, maruz kaldığımız bir süreçten de geçiyoruz ve Türk toplumunun Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre neredeyse yarısının sağlık okuryazarlığı seviyesi de oldukça düşük ya da sınırlı seviyede. Bu da bilgi kirliliğinin ne kadar sağlıklı yaşamı tehdit edebileceğinin en önemli kanıtlarından bir tanesi. Özellikle hekimlerin, eczacıların ve sağlık profesyonellerinin en güvenilir bilgi kaynakları arasında yer alması ve onların bu donanımlarının arttırılması ve referans kaynak olarak da sağlık profesyonellerine danışılması bizim için çok değerli kaynaklardan bir tanesi. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak biz sağlık profesyonelleriyle bir güç birliği yaptık. Aile hekimlerimiz, pediatristler, iç hastalıkları uzmanları ve eczacılardan oluşan dev bir toplulukla bugün sağlık ve beslenme konusundaki iletişim kaslarını güçlendirmek üzere eğitim projemizi yürüttük" ifadelerini kullandı. "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız" Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Program Koordinatörü Prof. Dr. F. Nur Baran Aksakal ise doğru beslenmenin öğrenilmesi gerektiği değinerek, "Beslenme hayatın vazgeçilmez bir ögesi ve doğru beslenmeyi hepimiz bilmek, öğrenmek durumundayız. Ancak çok fazla bilgi kirliliği olduğu zaman özellikle sağlık personelimize soruyoruz, hekimlerimize soruyoruz. Bu konuda da hekimlerimizin bilgisini arttırıyoruz. Hekimlere danışılmaksızın güncel diyetler, popüler takviyeler veya ilaçlarla etkileşimde bulunabilecek birtakım vitamin, mineral kullanımları çok yaygın. O nedenle hekimlerimizi bu tip başlıklarda biraz daha bilgilendirmek ve kendilerine başvuran hastalarla ve danışanlara daha doğru bilgiyi sunmalarını sağlamak üzere bir eğitim programı geliştirdik. Sadece hekimlerimiz değil aslında aile hekimlerimiz, iç hastalıkları uzmanlarımız ve pediatristlerimizin yanında eczacılarımıza da ilk başvuru yeri olması nedeniyle eğitimler planladık ve gerçekleştirdik. Bugün burada bu eğitimlerle ilgili hem toplumu bilgilendirmek genel olarak hem de hekimlerimizin ve eczacılarımızın bu eğitimle ilgili geri bildirimlerini, memnuniyetlerini paylaşmak için toplandık. Genel itibariyle iki senedir devam eden bir eğitim programının sonunda hem aile hekimlerimize hem iç hastalıkları uzmanlarımıza hem eczacılarımıza ve şimdi de pediatristlerimize, çocuk sağlığı hastalıkları uzmanlarımıza bilgi sunduk. Bu bilgilerden de hem pratiklerinde hem de hastaların sorularına cevap verirken ve kendi yaşamlarında da olmak üzere çok faydalandıklarını gördük. Neredeyse eğitime katılanların tamamı diyebileceğimiz yüzde 96’nın üzerinde bir geri bildirimle hem faydalandıkları hem pratikte kullandıkları hem de soruları daha rahat cevaplayabildikleri bir bilgi düzeyine ulaştıkları bir eğitim gerçekleştirdik" dedi.
İstanbul Kurban Bayramı’na sayılı günler kala hayvan pazarları kurulmaya başladı Kurban Bayramı’na sayılı günler kala İstanbul’da kurban kesim ve satış alanları kurulmaya başladı. Avcılar’da kurulan pazar alanında gece yarısından itibaren küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere binlerce hayvan çadırlarda yerini alırken, vatandaşlar dini görevlerini yerine getirmek üzere ilk günden alanı gezmeye başladı. Kurban Bayramı’na sayılı günler kala tüm yurtta kurban hareketliliği başladı. İstanbul’a girişlerin açılmasıyla birlikte çeşitli ilçelere kesim ve satış alanları kurulurken, binlerce küçükbaş ve büyükbaş hayvan çadırlarda yerlerini aldı. Avcılar’da kurulan hayvan pazarına da gece yarısından itibaren hayvanların girişi yapılırken, toplamda bin 500 ila 2 bin büyükbaş, 2 bin ila 3 bin arasında küçükbaş hayvan geleceği alan yetkilileri tarafından belirtildi. Türkiye’nin farklı bölgelerinden olmak üzere onlarca ilden satıcılar ve hayvanların geldiği pazar alanlarında ise ilk günden itibaren vatandaşlar dini görevlerini yerine getirmek üzere alanda gezmeye başladı. Pazar alanının kurulduğunu duyarak hayvanlara bakmaya gelen Ömer Türk, "Durumlar iyi, hayvanlar gelmeye başlamış. Küçükbaş hayvan bakmak için geldim, her sene memlekette kesiyordum, bu sene burada kesmeye karar verdim. Fiyatlarda geçen yıla göre çok fazla değişmemiş, bu beni memnun etti. Baktığım çadırlarda küçükbaş için 25-35 bin arasında fiyat verdiler" dedi. Tokat Erbaa’dan küçükbaş ve büyükbaş olmak üzere yaklaşık 200 hayvan getiren besici Hüseyin Köse, "Dün sabah hayvanlarımızı yükledik, gece İstanbul’a girdik, sabaha karşı ise Avcılar’da bulunan kurban alanındaki çadırımızdaki yerimizi aldık. Büyükbaş 54 hayvan getirdik. Yaz döneminde yaylalarda, kış döneminde ise ahırlarımızda besleyerek kurbana hazır ettik. Küçükbaş hayvanlarımızı da getirdik, yerli ırk, Karayaka ırkı koyunlarımızda. Düveler ve tosunlarımız olmak üzere büyükbaşlarda 2 grup hayvanımız var. Düveler 150-160 bin TL aralığından başlayarak 250-260 bin TL’ye kadar gidiyor. Tosunlarımızda 200 bin TL’den başlıyor 400 bin TL’ye kadar gidiyor. Küçükbaş hayvanlarda ise 20-25 bin aralığından başlayarak 40 bin TL’ye kadar gidiyor. Fiyatlarda ise geçen seneye göre bu yıl yüzde 20-30 arasında bir artış var hayvanların satışlarında" dedi.
İstanbul Fatih’te Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği’nin 10’uncusu coşkuyla karşılandı Fatih Belediyesi tarafından bu yıl 10’uncusu düzenlenen Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği coşkuyla karşılandı. Şenlikte engelli çocuklar ve öğrenciler aileleriyle birlikte eğlenerek, spor ve eğlencenin tadını çıkardı. Fatih Belediyesi, İstanbul Gençlik ve Spor Müdürlüğü ve Fatih İlçe Spor Müdürlüğü iş birliğiyle 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası’na özel 10’uncu Geleneksel Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliği düzenlendi. Fatih Belediyesi Kano ve Kürek Merkezi’nde gerçekleştirilen programa İstanbul Vali Yardımcısı Okan Leblebiciler, Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan ve çok sayıda Engelli vatandaşlar, öğretmenler ve aileler katıldı. Programda engelli çocuklar ve öğrenciler için, sportif ve sanatsal etkinlikler, şişme oyun alanları, yüz boyama etkinlikleri ile engelli vatandaşlar doyasıya eğlenerek renkli görüntüler oluşturdu. "Şenlik havasında Engelsiz Spor ve Eğlence Festivali düzenliyoruz" Programda konuşan Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Baharın gelmesiyle her yıl yapılan bir faaliyet oldu. Baharın ilk faaliyetini özel çocuklarımızla birlikte şenlik havasında engelsiz spor ve eğlence festivali olarak düzenliyoruz. Bizde Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hem hükümetimizin toplumdaki dezavantajlarını bir nebze de olsa hafifletecek sosyal belediyecilik yapmaya davet ediyoruz. Bizi en çok sevince boğan durum yılda bir kerede olsa düzenlenen Engelsiz Spor ve Eğlence Şenliğidir. Bu çocuklara kendilerini feda eden değerli hocalarımıza teşekkür ediyorum, saygılarımı sunuyorum. Özel çocuklarımızın ailelerine hürmet ediyorum ellerinden öpüyorum günün sonunda onların hayatında yıldan yıla biriktirdiği bir anı oluşturmaktır. Bütün paydaşlarımızı tebrik ediyorum" dedi. "Belediyemizin her ay özel öğrencilere yönelik etkinlikleri oluyor" Özel Eğitim Öğretmeni Ümit Gazioğlu, "Fatih belediyesinin düzenlediği bu etkinliğe Mevlana Kapı Özel Öğretim öğretmenleri ve öğrencileri ile katıldık. Belediyemizin her ay özel öğrencilere yönelik etkinlikleri oluyor, mutluyuz, teşekkür ederiz" diye konuştu. Özel Eğitim öğrencisi Bilal Duran, "Burada yaptığımız etkinlik çok güzel. Belediye Başkanına teşekkür ederim" dedi.