SAĞLIK - 14 Kasım 2025 Cuma 18:01

Sokaktaki yiyeceklerden zehirlenmelere karşı uzmanlardan dikkat çeken uyarılar

A
A
A
Sokaktaki yiyeceklerden zehirlenmelere karşı uzmanlardan dikkat çeken uyarılar

Almanya’dan İstanbul’a tatil için gelen ve gıda zehirlenmesi iddiasıyla anne ve 2 çocuğunun hayatını kaybettiği, babanın ise yoğun bakımda tedavisinin sürdüğü olay sonrası uzmanlar, "Bahsi geçen ürünler sokak lezzetleri, her gün birkaç tane vaka acil servislere başvuruyor. Hijyeninden mümkün olduğunca emin olduğumuz yerleri tercih etmeye çalışmalıyız. 2-3 gün önce de 6 saat önce de aldığın bir gıda zehirleyebilir. Çok yoğun bulaş olan gıdaları tükettiğimizde daha ağır seyredecektir, ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir" diyerek uyardı.


Almanya’dan İstanbul’a tatil için gelen ve iddiaya göre Beşiktaş’ta midye gibi yiyecekler tüketen Servet ve Çiğdem Böcek çifti ile çocukları 6 yaşındaki Kadir ile 3 yaşındaki Masal, Fatih’te kaldıkları otelde gece saatlerinde rahatsızlanmaları sonrası hastaneye gitmişti. Anne ve çocukların hayatını kaybettiği olayda babanın tedavisi yoğun bakımda sürüyor.


Uzmanlar benzer olaylarla karşılaşmamak için gıda zehirlenmelerine karşı uyardı. Biruni Üniversite Hastanesi’nden Acil Tıp Uzmanı Dr. Gültekin Akyol, Dahiliye Uzmanı Dr. Zübeyde Yüce Alğan, gıda zehirlenmesi belirtilerine ilişkin bilgi vererek, önemli tavsiyelerde bulundu.



"Toksinler özellikle bu sokak lezzetlerinin içinde yer alabiliyor"


Ürünlerin tüketildiği noktaların güvenilir olması gerektiğinin altını çizen Uzm. Dr. Gültekin Akyol, "Öncelikle başsağlığı dileyelim, bahsi geçen ürünler sokak lezzetleri olarak geçen ürünler. Şu anda gündeme geldi ama her gün ortalama birkaç tane vaka acil servislere başvuruyor tabii ki çok basit şekillerde hastalar bulantı, kusma, ishal şikayetleriyle gelebiliyor. Toksinler özellikle bu sokak lezzetlerinin içinde yer alabiliyor. Midyeden örnek vermemiz gerekirse, temizlenme süreçleri çok önemli. Miktarı çok fazla tüketildiği için pilav da mevcut ve çok çabuk bozulabilen ürünler. Saklanma koşulları, tezgahta satılan ürünler takipleri, denetlenmeleri çok önemli. İsmi geçen ürünlerden kokoreçten bahsedecek olursak zaten bağırsaktan üretilen bir ürün olduğu için temizliğinin güzel yapılması gerekiyor. Köfte veya sokakta satılan diğer ürünlere baktığımız zaman soğuk sandviçler olsun eğer güzel alanlarda, doğru şekillerde muhafaza edilmezse bulaş riski çok fazla. Kumpirin içinde örneğin, salataları koyduğumuz zaman güzel yıkanıp yıkanmaması önemli. Yoğurt ve süt ürünleri de mevcut, bunlar çok hızlı bozulan ürünler. Düzgün şartlarda dolaplarda saklanmadıysa, üretim şartları sorunluysa çok hızlı bir şekilde bulantı, kusma, aşırı sıvı kaybı ve buna bağlı olarak zehirlenme tablolarına neden olabilir. Genelde zehirlenme hastalarına aynı şekilde yaklaşırız, semptomlarını gidermeye çalışırız, sıvı kaybını ortadan kaldırmaya çalışırız. Büyük olasılıkla öncelikle bu müdahaleler yapılmıştır. Bu kadar hızlı ilerlemesine bağlı olarak botulinum toksin olabileceğinden şüpheleniyorum ama bunu kan tahliliyle anlamak mümkün değil. Otopsi dönemlerinde ortaya çıkacaktır" diye konuştu.



"Şu dönemde en sık tavukla karşılaşıyoruz"


Bu tür zehirlenmelerin ilk 6-12 saat içinde çok hızlı ishal ve sıvı kaybına neden olduğunu belirten Uzm. Dr. Akyol, "Zehirlenme ne yazık ki tavuk sonrasında çok fazla gözüküyor. Burada hijyen koşulları ön plana çıkıyor, ‘Eldiven taktık, hijyen sağladık’ gibi bir düşünce oluyor. Aynı eldivenle herkese servis yapılıyor, eldiven değiştirilmiyor, para alınıp veriliyor, bunlar bulaş riskini artırıyor. Salata ile çiğ tavuğun aynı tahtada kesilmesi bunlar hızlı bulaşlara neden oluyor. İlk 6-12 saat içinde çok hızlı bir şekilde ishal şikayetleri, sıvı kaybı ilerleyen dönemlerde tansiyon düşüklüğü ve kalp durmasına bile neden oluyor. Şu dönemde en sık tavukla karşılaşıyoruz diyebilirim. Kumpir veya midyede farklı süreçlerde başlayabilir, Kusmanın artması ve kusmanın özellikle fışkırır dediğimiz tarzda olması hemen acile gelmemiz gerektiğini gösteriyor. Midye, içinde pilav da olduğu için bu da doğru şartlarda eğer korunmazsa hızlı bir şekilde toksinlere neden olabilir bu yüzden midye tüketmek aslında biraz tehlikeli. Bir tane değil çok fazla yediğimiz için bu seferde etkilerini çok daha fazla artırıyoruz ne yazık ki. Hijyeninden mümkün olduğunca emin olduğumuz yerleri tercih etmeye çalışmalıyız. Botulinum toksin tarzında bir toksinse tek bir tane midye yemek bile bu şikayetleri ortaya çıkartabilir. Özellikle tavuk zehirlenmelerinde hızlı müdahale edilmezse çok fazla, hızlı bir şekilde sıvı kaybı hem kusma hem ishalle ölümcül noktalara getirebiliyor. Güzel temizlenmiş, iyi hazırlanmış bir midyede böyle bir tablo oluşmasını beklemiyoruz" dedi.



"Ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir"


Gıdayı aldıktan sonra 6 ila 72 saat arasında geçen sürenin önemli olduğunu söyleyen Dahiliye Uzmanı Dr. Zübeyde Yüce Alğan, "2-3 gün önce yediğin bir gıda da zehirleyebilir, 6 saat önce aldığın bir gıda da zehirleyebilir. Eğer sıvı kaybı çok fazla olursa bu diğer organlara da yansıyacaktır. Yaşı daha küçük olanların ve yaşlı olanların bağışıklık sistemleri daha zayıf oldukları için daha çok etkilenirler. Genelde çocukluk ve ileri yaş çağında gıda zehirlenmesini daha ağır olarak görürüz. Genelde yatışları daha uzun süreli yatışlar olur. Hangi ısıda pişirildi bu gıdalar? Kısa süreli ve daha düşük ısılarda bir pişirme varsa zararlı olan toksin, bakteri ve virüsler gıdanın içinde var olmaya devam edecektir. Miktarı önemli, çok az bir miktarda bulaş olan gıdayı tükettiğimizde daha kısa sürede iyileşirken çok yoğun bulaş olan gıdaları tükettiğimizde daha ağır seyredecektir. Ayrıca bazı virüsler toksin üretirler. Botulinum diye bir toksin vardır ve çok ağır seyreder. Kişinin nörolojik sistemini, beynini etkiler. Vücutta hastanın kaybına kadar gidebilecek sıvı kaybına ve zehirlenmeye neden olabilir. Bunlar genelde et ve et ürünleri, süt ve süt ürünlerinde ortaya çıkar. Balık mesela midyede ortaya çıkan bir çeşidi vardır. Doğru ısılarda pişirdik ve beklettik, uzun süre dışarıda, oda ısısında beklediği zaman yine kontaminasyon olacaktır. Bu bakteriler ve toksinler karaciğer yetersizliğine neden olabilir, ölümcül olabilecek sonuçlara neden olabilir. 48 saati geçmiş, son 5 saattir idrar çıkışı yoksa bilinç bulanıklığı, çift görme, bulanık görme gibi şikayetleri varsa ateşi çok yüksekse bu hastanın bir an önce hastaneye alınıp sıvı dengesinin, elektrolit bozukluğunun tedavi edilmesi gerekir. Hava alan bir konserve kavanozu varsa ondan da olabilir ve çok ağır gıda zehirlenmesi olabilir" şeklinde konuştu.



Sokaktaki yiyeceklerden zehirlenmelere karşı uzmanlardan dikkat çeken uyarılar

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.