EKONOMİ - 05 Nisan 2024 Cuma 13:19

TGDF şubat ayı dış ticaret verilerini açıkladı

A
A
A
TGDF şubat ayı dış ticaret verilerini açıkladı

Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü yılın ilk iki ayında 4,75 milyar dolar ihracat, 3,15 milyar dolar ithalat yaptı. Dış Ticaret Dengesi, Ocak-Şubat döneminde 1,6 milyar dolar fazla verdi. Şubat ayında buğday ithalatı yüzde 37, ham ayçiçeği yağı yüzde 41,3 ve soya fasulyesi ithalatı yüzde 11,3 geriledi.



Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli’ne göre, bu yılın ilk 2 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü geçen yıl aynı döneme göre yüzde 16,49 artışla 4,75milyar dolar ihracat ve yüzde 15,99 düşüşle 3,15 milyar dolar ithalat yaptı. Ocak-Şubat döneminde Dış Ticaret Dengesi 1,6 milyar dolar fazla verdi.



Özel Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan Dış Ticaret Verileri’ne göre, yılın ilk 2 ayında ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 16,49 artarken, ithalat ise yüzde 15,99 azaldı.



Şubat 2024 itibarıyla aylık temelde ise ihracat geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 22,14 artışla 2,33 milyar dolar olurken, ithalat ise geçen yıl aynı döneme göre yüzde 15,17 azalarak 1,55 milyar dolar oldu.


Şubat ayında buğday ithalatı yüzde 37, ham ayçiçeği yağı yüzde 41,3 ve soya fasulyesi ithalatı yüzde 11,3 geriledi.



Yılın ilk 2 ayında dış ticaret dengesi fazla verdi


Yılın ilk 2 ayında tarım, gıda ve içecek sektöründe Dış Ticaret Dengesi geçen yıl aynı döneme yüzde 383.33 artışla 1,6 milyar dolar fazla verdi. Geçen yıl Ocak-Şubat döneminde Dış Ticaret Dengesi 33 milyon dolar fazla vermişti. Şubat ayı itibarıyla aylık bazda ise Dış Ticaret Dengesi 780 milyon dolar fazla verdi.



Yılın ilk 2 ayında birim ihracat değeri geçen yıl aynı döneme kıyasla yüzde 11,13 düşüşle 1189 dolar/ton oldu. İthalat birim değeri ise geçen yıl aynı dönemle karşılaştırıldığında yüzde 1,58 azalarak 644 dolar/ton oldu.



Dış ticarette öne çıkan ürünler


2024 yılının ilk 2 ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 259,4 milyon dolar ile un aldı. Bu ürünü 244 milyon dolar ile fındık içi ve 164,8 milyon dolar ile mandalina izledi. Bu ürünler, Ocak-Şubat dönemi itibarıyla toplam ihracatın yaklaşık yüzde 14,06’sını oluşturdu.



Aynı dönemde ithalatta ise en fazla ithal edilen ürün 389,8 milyon dolar ile buğday oldu. Buğdayı 272 milyon dolar ile soya fasulyesi ve 175,5 milyon dolar ile ham ayçiçeği yağı takip etti. Bu 3 ürün, Ocak-Şubat dönemi itibarıyla toplam ithalatın yüzde 26,58’ini oluşturdu.



Şubat ayı itibarıyla ihracat ve ithalatta durum


Aylık temelde değerlendirildiğinde, şubat ayında ihracatta öne çıkan ürünlerde ilk sırayı 123,4 milyon dolar ile buğday unu alırken, bu ürünü 112,2 milyon dolar ile fındık içi ve 79,3 milyon dolar ile rafine ayçiçeği yağı izledi.


Aynı ayda en fazla ithal edilen ürünler ise 202,9 milyon dolar ile buğday, 113,1 milyon dolar ile ham ayçiçeği ve 101,7 milyon dolar ile soya fasulyesi olarak sıralandı.



İthalatta Rusya ve Ukrayna ilk sıradaki yerini korudu


Bu yılın ilk 2 ayında yapılan ithalatta ilk sırayı 389,8 milyon dolar ile buğday aldı. Rusya ve Ukrayna, buğdayın en fazla ithal edildiği ilk iki ülke olmayı sürdürdü. Bu dönemde, Rusya’dan 276,3 milyon dolar ve Ukrayna’dan 93,7 milyon dolar tutarında buğday ithalatı yapıldı. Bu iki ülkenin toplam buğday ithalatındaki payı yaklaşık yüzde 94,9 oldu. Aynı dönemde 7,6 milyon dolar buğday ithalatıyla Moldova üçüncü sırada yer aldı.



Aylık temelde bakıldığında ise şubat ayındaki 202,9 milyon dolarlık buğday ithalatının 130,8 milyon dolarlık kısmı Rusya’dan yapıldı. Rusya’nın ardından Ukrayna’dan 65,1 ve Moldova’dan 2,6 milyon dolarlık buğday ithalatı yapıldı.


Yılın ilk 2 ayında buğdaydan sonra 272 milyon dolar tutarında soya fasulyesi ve 175,5 milyon dolar tutarında ham ayçiçeği yağı ithal edildi. Soya fasulyesi ithalinde ilk sırayı 105 milyon dolar ile Ukrayna alırken, bu ülkeyi Brezilya (103,1 milyon dolar) ve ABD (41,7 milyon dolar) takip etti. Ayçiçeği yağı ithalatında ise sıralama 93,4 milyon dolar ile Ukrayna, 71,8 milyon dolar ile Rusya ve 5,9 milyon dolar ile Romanya oldu.



Türkiye’nin ithalatında ilk 3 sırada yer alan 3 üründe ithalatın büyük bölümünün Rusya ve Ukrayna’dan yapılmasına devam edildi.



En fazla ihracat ve ithalat yapan sektörler


Bu yılın ilk 2 aylık dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde; en fazla ihracatın 545 milyon dolar ile şeker ve şekerli mamuller sektöründe yapıldığı görüldü. Bu sektörü sırasıyla yaş meyve sektörü (470 milyon dolar), sert kabuklu meyveler sektörü (442 milyon dolar), balıkçılık ve su ürünleri sektörü (315 milyon dolar) ve bitkisel yağ sektörü (266 milyon dolar) takip etti.



Şeker ve şekerli mamuller sektörünün toplam ihracat içindeki payı yüzde 13,39, yaş meyve sektörünün yüzde 11,55, sert kabuklu meyveler sektörünün yüzde 10,87, balıkçılık ve su ürünleri sektörünün yüzde 7,74 ve bitkisel yağ sektörünün yüzde 6,53 oldu.



Yine aynı dönemde en fazla ithalat 856 milyon dolar ile hayvan yemi sektöründe yapıldı. Bu sektörün ardından en fazla ithalat yapan sektörler; bitkisel yağ (524 milyon dolar), un (442 milyon dolar), kakao ve çikolata (180 milyon dolar) ve canlı hayvan ticareti (134 milyon dolar) sektörleri olarak sıralandı.



Hayvan Yemi sektörünün toplam ithalat içindeki payı yüzde 33,6, bitkisel yağ sektörünün yüzde 20,58, un sektörünün yüzde 17,38, kakao ve çikolata sektörünün yüzde 7,09 ve canlı hayvan ticareti sektörünün 5,27 oldu.



İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler


Bu yılın ilk 2 ayında geçen yıl aynı döneme kıyasla ihracatı değer olarak en fazla artan sektörlerin başında 79 milyon dolar ile (yüzde 38,71 artış) ile şeker ve şekerli mamuller sektörü geldi. Bu sektörü 60 milyon dolar ile (yüzde 36,68 artış) yaş meyve sektörü, 54 milyon dolar ile (yüzde 33,87 artış) sert kabuklu meyveler sektörü, 41 milyon dolar ile (yüzde 39,41 artış) balıkçılık ve su ürünleri sektörü ve 41 milyon dolar ile (yüzde 47,54 artış) kuru meyve/sebze sektörü izledi.



Söz konusu dönemde ihracatı değer olarak en fazla düşen sektör 43 milyon dolar ile (yüzde 28,37 düşüş) Sebze sektörü oldu. Ayrıca bitkisel yağ sektörü 32 milyon dolar (yüzde 18,84 düşüş), bakliyat sektörü 20 milyon dolar (yüzde 36,04 düşüş) ve canlı hayvan ticareti sektörü 1 milyon dolar (yüzde 21,54 düşüş) geriledi.



Bu yılın ilk 2 ayında geçen yıl aynı döneme göre, ithalatı değer olarak en fazla artan sektör 18 milyon dolar ile (yüzde 61,7) tohumculuk sektörü oldu. Bu sektörün ardından kakao ve çikolata sektörü 17 milyon dolar (yüzde 25,8 artış), sert kabuklu meyveler sektörü 8 milyon dolar (yüzde 33,1 artış), balıkçılık ve su ürünleri sektörü 8 milyon dolar (yüzde 52,3 artış) ile kahve, çay ve baharat sektörü 7 milyon dolar (yüzde 15,8 artış) ile ithalatı değer olarak en fazla artan sektörler olarak sıralandı.



Bu dönemde ithalatı en çok düşen sektörler ise 71 milyon dolar ile (yüzde 73,1 düşüş) Bakliyat sektörü, 70 milyon dolar ile (yüzde 23,6 düşüş) un sektörü, 41 milyon dolar ile (yüzde 9 düşüş) hayvan yemi sektörü, 31 milyon dolar ile (yüzde 54,1 düşüş) şeker ve şekerli mamuller sektörü ve 28 milyon dolar ile (yüzde 85,7 düşüş) pirinç değirmenciliği sektörü oldu.



Dış ticarette öne çıkan ülkeler


Bu yılın ilk 2 ayında dış ticaret verileri ülke bazında değerlendirildiğinde; en fazla ihracat yapılan ülke 607 milyon dolar ile Irak oldu. Irak’tan sonra en fazla ihracat, 338 milyon dolar ile Almanya’ya, 269 milyon dolar ile Rusya’ya, 256 milyon dolar ile ABD’ye ve 184 milyon dolar ile İtalya’ya yapıldı. Yılın ilk 2 ayında, bu 5 ülkeye yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 34,82’sini oluşturdu.



Aynı dönemde ülke bazında ithalat en fazla 616 milyon dolar ile Rusya’dan yapıldı. Bu ülkeyi, 386 milyon dolar ile Ukrayna, 215 milyon dolar ile ABD, 191 milyon dolar ile Brezilya ve 126 milyon dolar ile Malezya izledi. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 48,69’unu oluşturdu.



Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı ilk 2 ülke sıralamasında Rusya ve Ukrayna yerlerini korudu. Bu iki ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 31,80’ine denk düştü.



Türkiye, yılın ilk 2 ayında en fazla ihracat yaptığı ülkelerden Irak’a un, dondurulmuş tavuk eti, gofret ve waffle, Almanya’ya fındık içi, ambalajlı fındık ve konserve zeytin ve Rusya’ya ise mandalina, alabalık ve limon ihraç etti.


Türkiye aynı dönemde en fazla ithalat yaptığı Rusya’dan buğday, ham ayçiçeği, ayçiçeği küspesi, Ukrayna’dan soya fasulyesi, buğday, ham ayçiçeği yağı ve ABD’den etilen glikol, soya fasulyesi ile hayvanlar için yem hammaddesi olan DDGS ithal etti.



TÜİK’in açıkladığı Dış Ticaret Verileri temel alınarak hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ndeki hesaplamalara 01 ve 24 fasılları arasındaki tüm Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (GTIP) kalemleri ile 29’uncu fasıl ve 35’inci fasıldan seçili ürünler dâhil edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Narin Güran cinayetinde Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı Diyarbakır’da 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine ilişkin davada yeniden yargılanan Nevzat Bahtiyar’a "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan verilen 17 yıl hapis cezasına ilişkin gerekçeli karar açıklandı. Kararda, "Sanık Nevzat Bahtiyar’ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran’ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır" denildi. Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 16 Nisan’daki karar duruşmasında Nevzat Bahtiyar hakkında verilen hapis cezasına ilişkin 49 sayfadan oluşan gerekçeli karar yazıldı. Kararda, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılandığı hatırlatıldı. Kararda, Narin Güran’ın cansız bedenini Eğertutmaz Deresi’ne sakladığını itiraf eden tutuklu sanık Bahtiyar ile Narin’in babası Arif Güran, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ve taraf avukatlarının beyanları yer aldı. Amca Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar’ın eskiden beri samimi ve yakın arkadaş oldukları ifade edilen kararda, sanık Güran’ın yeğeninin düğün merasimi hazırlıkları kapsamında kırsal mahalledeki bazı kişilerin alışveriş ve davetiye dağıtımı nedeniyle köyde bulunmadığı ifade edildi. "Sanıklar Salim, Yüksel ve Enes tarafından Narin’in öldürüldüğü anlaşılmıştır" Eylem saatinden önce sanıklar amca Salim, ağabey Enes, anne Yüksel Güran ile komşu Nevzat Bahtiyar’ın köyde olduklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, "Sanıkların olay saatinden önceki zaman diliminde görüşmeye başladıkları anlaşılmıştır. Olaydan önce Nevzat Bahtiyar, Salim Güran’ı 15.08’de arayarak onunla irtibata geçmiştir. Kur’an kursundan çıkan maktul, her zaman kullandığı yol yerine daha kısa olduğu anlaşılan patika yolu kullanarak evine gitmiştir. Olay öncesinde sanıklar Salim ve Nevzat, birbirlerine yakın olarak maktulün her zaman kullandığı yol bölgesinde ve maktulün evi yakınında bulunmuştur. Maktulün ise patika yoldan çıkarak evi ve müştemilatının bulunduğu yere gelmesi üzerine buraya geçen sanık Salim ile evde bulunan diğer sanıklar Yüksel ve Enes tarafından maktul Narin’in öldürüldüğü anlaşılmıştır. Sanık Salim, maktulün cesedini olay öncesinde birlikte olduğu ve evin dışında bekleyen arkadaşı sanık Nevzat’a gizlemesi veya yok etmesi amacıyla teslim etmiştir. Bu hususu, sanık Nevzat ile sanık Salim’in saat 15.25 ile 15.46 sıralarında artan ortak baz kullanma durumu desteklemiştir" denildi. Kararda sanık Bahtiyar’ın maktulün cesedini yapılan aramalar sonucu cansız bedeninin bulunduğu derenin toprak ile birleşen kısmına çuval içinde götürerek bıraktığı ve üzerini taşla örttüğünün anlaşıldığı kaydedildi. Kararda, "Sanık Nevzat’ın sanık Salim’in ev içerisinde bulunan bir odaya kendisini götürerek Narin’in yerde yatan cansız bedenini gösterdiği, bu surette sanığın olay yerinde olmadığı şeklindeki beyan ve savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiştir. Sanık Nevzat Bahtiyar’ın maktulün öldürülmesine ilişkin eyleme, sanık Salim Güran’ın yanında bulunarak suçun işlenmesinden önce ve eylem sırasında suç işleme kararını kuvvetlendirme, fiilin işlenmesi sonrasında yardımda bulunmak suretiyle öldürme eylemine yardım eden sıfatı ile katıldığı kanaatine varılmıştır. Sanık hakkında maktule yönelik eylemi nedeniyle Yargıtay ilamı doğrultusunda ’nitelikli kasten öldürme’ suçuna yardım etme suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur" ifadelerine yer verildi. Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar Yüksel, Enes ve Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi için bozmuştu. Mahkeme heyeti, 16 Nisan’da yeniden yargılanan komşu Nevzat Bahtiyar’ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermişti.
Antalya AK Partili Çavuşoğlu’ndan Büyükşehir’e çağrı: "Antalya’nın imajını bozmaya hakkınız yok" Antalya’da CHP’den AK Parti’ye geçen Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul ve 5 meclis üyesine törenle rozet takıldı. Törende konuşan önceki dönem Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu, "Antalya’nın imajını bozmaya hakkınız yok. Bir an önce arıtmalardaki eksiklikler giderilsin, yapılması gereken yeni yatırımlar yapılsın. Eğer hiç yapamıyorlarsa da yazıyla Turizm Bakanlığı’na başvursunlar, ‘Biz yapamıyoruz, siz yapın’ desinler" diyerek Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’den AK Parti’ye geçen Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’a parti rozetini takmasının ardından Kumbul ve beraberindeki meclis üyeleri Halil Demir, Ahmet Anıl, Mehmet Küçükkurt, Ata Ünal ve İbrahim Akın için AK Parti Antalya İl Başkanlığı’nda rozet takma töreni düzenlendi. Açılış konuşmasını yapan AK Parti Antalya İl Başkanı Ali Çetin, belediye başkanları ve meclis üyelerine kapılarının açık olduğunu belirterek, "Belediye başkanlarımızla, meclis üyelerimizle kapımız, Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi sonuna kadar açık. Biz hizmet aşkıyla, hizmet sevdasıyla Antalya’mıza vekillerimizle, MKYK üyemizle, bakanımızın nezaretinde teşkilatımızla, ilçe başkanlarımızla uyumlu bir şekilde çalışan, amacı ve gayesi sadece hizmet olan bir partiyiz. Liderimizin izinde, Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımızın yolunda Antalya için, 19 ilçemiz için gece gündüz çalışmaya devam ediyoruz. Bu kararlılıkla çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diye konuştu. "Kadir başkan olmasaydı o seçim alınamazdı" AK Parti Antalya Milletvekili Kemal Çelik ise, Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’un uzun yıllar belediyede görev yaptığını belirterek, "AK Parti’de hizmet bilgisi var, tecrübe var. Kadir başkan da bizim 12 yıl bürokratımız olarak çalıştı. 12 yıl belediye başkan yardımcılığı yaptı. Serik’te uzun yıllar sonra seçimi özellikle aldı. Kadir başkan olmasaydı o seçim alınamazdı. Bunu açıkça ifade ediyorum" dedi. "AK Parti’ye gelmek istedi" Kumbul’un AK Parti’ye katılım sürecine değinen Çelik, "Kadir başkan bir dönem Serik’te ilçe başkanının bir videosunu izlemiş. O süreçte bazı konular gündeme geldi. Sonrasında AK Parti’ye gelmek istedi. Sürekli gelmek istediğini ve bu yönde arzusunu ifade etti. Bizim de bazı önemli konularımız vardı. Ben de başkanımızı davet ettim, il başkanımızla da konuştum. ‘Biz başkanla çalışacağız’ dedim. O dönem bazı kararlar aldık. Kendisine doğrudan ‘AK Parti’ye gel’ demedik ama bizim gördüğümüz kadarıyla iki yıl dayanabildi. Sonrasında milletin ve değerlerinin partisine katılma kararı aldı" diye konuştu. "Kadir başkanın neden AK Parti’ye geçtiğini merak edenleri iyi anlıyorum" Önceki dönem Dışişleri Bakanı ve AK Parti Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu ise, "Kadir başkan evet istedi ama biz de istiyorduk. Bir partide belediye başkanıyken, özellikle de Serik gibi hassas bir bölgede, devletin de çok destek olduğu bir yerde sevdiğiniz bir insanın aranıza katılmasını istersiniz. Ancak verdiğiniz desteklerin karşılığında ‘bize geçsin’ gibi bir anlam çıkmaması ve bunun yanlış yorumlanmaması için biz zamanı bekledik. Kadir başkanımızın neden AK Parti’ye geçtiğini merak edenleri de çok iyi anlıyorum. Çünkü haksız saldırılara uğradı. Saldıran kişilerin ve partisinin anlayışı şu: Bizdeyken çok iyi, bizde yokken çok kötü. Böyle bir yaklaşım doğru değil" ifadelerini kullandı. "Siyasette herkesin diline biraz hakim olması lazım" Kadir Kumbul ile geçmişte birlikte çalıştıklarını anlatan Çavuşoğlu, "Biz 9 yıl yakın çalıştık. Başhekim olarak Serik Devlet Hastanemizin yönetimini kendisine teslim ettik. Hem iyi bir hekim hem de iyi bir insan. Hizmette liyakat önemli, iyi insan olmak önemli. Bu görevi de çok başarılı bir şekilde yürüttü. Serik halkı da kendisini çok sevdi. Bize karşı seçimi kazandı. Biz ne Serik halkını suçladık ne de Kadir Bey’i suçladık. Sonuçta daha önce iyi dediğiniz bir insan, farklı gerekçelerle ya da kendi gerekçeleriyle medeni bir şekilde ayrılıyorsa veya hizmet yolunda daha iyi hizmet edeceğine inandığı yere gidiyorsa ‘Üzüldüm’ diyebilirsiniz, ‘Doğru bulmadım’ diyebilirsiniz. Ama bu kadar ağır eleştirilerde ve hakaretlerde bulunmak bana göre doğru değil. O nedenle siyasette herkesin diline biraz hakim olması lazım" dedi. "Hiçbir AK Partili belediye başkanını zorda bırakacak talepte bulunmaz" AK Parti teşkilatlarının belediye başkanlarından hizmet dışında talepte bulunmayacağını dile getiren Çavuşoğlu, "Hiçbir AK Partili arkadaşımız; ne bizler, ne ilçe yönetimimiz, ne belediye meclis üyelerimiz ne de teşkilatlarımız bir belediye başkanımızdan onu zorda bırakacak bir talepte bulunmaz. Ancak halktan gelen talepler iletilir, birlikte çözüm nasıl bulunur buna kafa yorulur ve birlik beraberlik içinde hizmet edilir" diye konuştu. "Antalya yerel yönetim alanında hak ettiği hizmeti alamadı" Antalya’nın yerel yönetim hizmetleri konusunda hak ettiği noktada olmadığını savunan Çavuşoğlu, şöyle konuştu: "Sayın Cumhurbaşkanımızın Antalya’ya, Serik’e, merkez ilçelere ve tüm ilçelere bakışı ortada. Antalyalıların beklentileri de ortada. Maalesef şu anda Antalya, yerel yönetim alanında hak ettiği hizmeti alamadı. Tasarruf dönemine rağmen biz Antalya’ya çok güzel hizmetler getiriyoruz. Yerel yönetimin, özellikle de Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken hizmetleri kimi zaman Ulaştırma Bakanlığı, kimi zaman Turizm Bakanlığı, kimi zaman Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, yani devletin kurumları yapmak zorunda kalıyor. Çünkü Antalya ihmale gelmez. Biz ilçe olarak, turizm bölgesi olan sahil bandına, Belek bölgesine, Kadriye’ye, Boğazkent’e hizmetlerimizi yapacağız. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin de yapması gereken hizmetler var. Bu mesajı da buradan göndermek isterim. Bu söylediklerimiz siyaset değil, Antalya’ya hizmet çağrısıdır." "Sivrisinek Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda" Çavuşoğlu, turizm sezonu öncesi sivrisinek ve arıtma konularına dikkat çekerek, "Daha havalar tam ısınmadan turistlerin en çok şikayet ettiği konulardan biri sivrisinek. Mart ayında ilaçlamanın başlaması gerekiyor. Son 5 yıldır Antalya’ya gelen turistlerin en çok şikayet ettiği konulardan biri sivrisinek. Bu kimin sorumluluğunda? Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda. Bir diğer konu da arıtma meselesi. Belek bölgesinin ve Kemer bölgesinin arıtmalarını Büyükşehir Belediyesi yapamadığı için Turizm Bakanlığımız yaptı. Bu konuda fedakarlık yapıldı. Bundan rahatsız olmak mümkün değil. Biz neyden para kazanacağız? Suyumuz temiz olacak, daha fazla turist gelecek, daha fazla yatırım olacak. Ancak maalesef şu anda arıtmalar yetersiz" ifadelerini kullandı. "Operasyon yapılıyor, paramız yok denilemez" Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonlara da değinen Çavuşoğlu, hizmetlerin aksatılmaması gerektiğini belirterek, "Büyükşehir Belediyesi şu anda devam eden yolsuzluk operasyonlarını bahane etmemeli. Yolsuzluk operasyonları niye yapılıyor? Hizmete gitmesi gereken paraları birileri cebine indirmişse bunun için operasyon yapılıyor. Milletin verdiği vergilerin, su parasının, diğer kaynakların ve devletin Ankara’dan gönderdiği paraların hizmete gitmesi için bu süreçler yürütülüyor. Şimdi ’Operasyon yapılıyor, paramız yok’ denilemez. Çünkü devlet ödeme yapmaya devam ediyor. Milletimiz de Büyükşehir Belediyesi’ne vermesi gereken Emlak Vergisi dahil, su parası dahil diğer katkıları ödemeye devam ediyor. Bunlar bahane olmamalı" diye konuştu. "Antalya’nın bekleyecek sabrı yok" COP31 Zirvesi kapsamında Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken yol ve diğer hizmetlere destek vermeye hazır olduklarını dile getiren Çavuşoğlu, şöyle devam etti: "Biz özellikle COP31 Zirvesi için Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken yol ve diğer hizmetler konusunda gerekli desteği vereceğimizi, Murat Kurum Bakanımız geldiği zaman söyledi. Projeler üretilsin, biz destek verelim dedik. Bunu yaptığımız toplantılarda Büyükşehir Belediye Başkanvekili’ne de açık şekilde söyledik. Buradan bir kez daha söylüyoruz; Antalya’nın bekleyecek sabrı yok. Antalya’nın imajını bozmaya hakkınız yok. Bunu söylediğimiz zaman ‘Yurt dışında kötü reklam yapıyorsunuz’ diye biz suçlanıyoruz. Antalya’nın kötü reklamı bizim bu uyarılarımız değil. Turist geldiği zaman sivrisinekten, hijyen sorunlarından, denizde gördüğü kirlilikten şikayet ediyorsa, bunu zaten anlatıyor ve konuşuyor." "Yapamıyorlarsa Turizm Bakanlığı’na başvursunlar" Konuşmasını Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunarak tamamlayan Çavuşoğlu, "O yüzden burada hiç siyaset yapmadan Büyükşehir Belediyesi’ne çağrımız şudur: Bir an önce arıtmalardaki eksiklikler giderilsin, yapılması gereken yeni yatırımlar yapılsın. Eğer hiç yapamıyorlarsa da yazıyla Turizm Bakanlığı’na başvursunlar, ‘Biz yapamıyoruz, siz yapın’ desinler. Çünkü daha önce Turizm Bakanlığı iki arıtma yaptığı için yerel yönetimler tarafından hedef alındı. Oysa bunlar 40-50 yılda geri dönüşü olan yatırımlar. Sonuçta Antalya’nın ve turizmin geleceği için bu yatırımların yapılması gerekiyor" dedi.