EKONOMİ - 24 Ekim 2025 Cuma 15:13

Ticaret Bakanı Bolat: ‘‘Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz’’

A
A
A

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Gelişim Üniversitesi Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katıldı. Törende konuşan Bakan Bolat, "Küresel ticarette artan korumacılık ve belirsizlik dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Türkiye, 2002’den bu yana istikrarlı büyümesini sürdürdü. Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz" dedi.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yıl Açılış Töreni’ne katıldı. Üniversitenin Avcılar Yerleşkesi’nde düzenlenen törende, İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin ve Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli de hazır bulundu. Törende konuşan Bakan Bolat, eğitim ve yükseköğretim alanında yapılan yatırımlar, Türkiye’nin uluslararası öğrenci potansiyeli ve Filistin’e yönelik insani yardımlar hakkında açıklamalarda bulundu. Bakan Bolat, eğitime ayrılan payın ilk, orta, lise ve yükseköğretim dâhil olmak üzere 2,9 trilyon lira olduğunu belirterek, "Bu rakam toplam bütçenin yüzde 15,4’üne denk geliyor. Son 20 yıldır bu oran istikrarlı biçimde yüzde 15-16 civarında seyretmektedir" dedi. Bolat, konuşmasının devamında sağlık alanına ayrılan bütçeye de değindi. Eğitimin yanı sıra sağlık hizmetlerinde de Türkiye’nin dünyada örnek gösterilen bir konuma geldiğini vurguladı. Sağlık harcamaları için 3,3 trilyon lira kaynak ayrıldığını belirten Bolat, "Bu rakam, Sosyal Güvenlik Kurumu, üniversite hastaneleri, devlet ve şehir hastanelerinin harcamalarını da kapsıyor. Toplam bütçenin yüzde 17,5’ine denk gelen bu payla birlikte, bütçemizin yüzde 33’ü eğitim ve sağlık politikalarına ayrılmış durumda." ifadelerini kullandı.

Ticaret Bakanı Bolat: ‘‘Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz’’

‘‘Uluslararası öğrenci sayısı bugün 375 bine ulaştı’’

Eğitim ve sağlık alanlarında yapılan yatırımların karşılığının alındığını belirten Bolat, "Türkiye, uluslararası eğitimde bir merkez hâline gelmiştir. 2002 yılında 5 bin civarında olan uluslararası öğrenci sayısı bugün 375 bine yaklaşmıştır. Bu öğrenciler ülkemize yılda 3 milyar dolarlık ekonomik katkı sağlamaktadır. Ancak en önemli kazanım, bu gençlerin Türkiye’de aldıkları eğitimle Türkiye sevdalısı bireyler hâline gelmeleridir. Aralarında büyükelçi, politikacı, iş insanı, bürokrat, doktor, mühendis, hatta geleceğin başbakan ve bakanları olacak kişiler bulunmaktadır. Bu durum Türkiye’nin dünyadaki itibarına büyük katkı sağlamaktadır" diye konuştu. Türkiye’nin uluslararası öğrenci kabulünde dünyada ilk 10 arasında bulunduğunu ifade eden Bakan Bolat, "Bu durum ülkemizin eğitim alanında bir cazibe merkezi olduğunu göstermektedir. Üniversite sayımız 2002’de 76 iken bugün 208’e yükselmiştir. Bunların 79’u vakıf, 129’u devlet üniversitesidir. Her ilimizde bir üniversitemiz bulunmaktadır. Akademik kadro sayısı da son 20 yılda yaklaşık dört kat artmıştır" şeklinde konuştu.

Ticaret Bakanı Bolat, bu yıl Gelişim Üniversitesinde düzenlenen ilk dersin konusunun "Gazze ve İsrail soykırımı" olduğunu belirtti. Osmanlı Devleti’nin Filistin’de hüküm sürdüğü dönem ve sonrasında yaşananlara ilişkin bilgiler paylaşan Bolat, Filistin’in tarihi süreçlerinden bahsetti. Bolat, 1993 Oslo Barış Anlaşması’yla Ramallah’ta hükümet merkezi bulunan bir Filistin devletinin ortaya çıktığını ve bu devletin Türkiye’nin de katkılarıyla 150’nin üzerinde ülke tarafından resmen tanındığını ifade etti. Ancak her ülkenin orada büyükelçiliği bulunmadığını belirten Bolat, Türkiye’nin tarihsel sorumluluk bilinciyle, Kudüs, Mescid-i Aksa ve Filistin topraklarındaki kutsal mekanlar ile Filistin halkı için büyük çabalar gösterdiğini, bu çabaların ve himayenin sürdürüleceğini söyledi.

Ticaret Bakanı Bolat: ‘‘Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz’’

Küresel ticaretteki gelişmelerden de bahseden Ömer Bolat, küresel ticarette korumacılık ve belirsizliğin son yıllarda ciddi şekilde arttığını belirtti. Bolat, "Ülkeler arasında zaman zaman görünmez, bazen de açıkça yürütülen büyük ticaret savaşları yaşanıyor. Bu durum dünya ekonomisinin büyümesini olumsuz etkiliyor" dedi. Bolat, 1990’lı ve 2000’li yıllarda dünya ekonomisinin ortalama yüzde 4-5 oranında büyüme gösterdiğini, bu dönemde küresel ticaretin büyümenin lokomotifi olduğunu ifade ederek, "Dünya ticareti her yıl ortalama yüzde 6-7 oranında artabiliyordu. Ancak ABD’nin ortalama yüzde 3 olan gümrük vergisi oranı yüzde 16,5’a yükseldi ve bu durum küresel ticarette büyük bir sarsıntı oluşturdu" değerlendirmesinde bulundu.

‘‘Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz’’

Türkiye’nin bu küresel belirsizlik ortamında dahi istikrarlı bir büyüme gösterdiğini vurgulayan Bolat, "2002’de 238 milyar dolar olan nominal milli gelirimiz, 2023 sonunda 1 trilyon 358 milyar dolara, 2024 Temmuz itibarıyla ise 1 trilyon 474 milyar dolara yükseldi. Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

Mütevelli Heyeti Başkanı Gayretli: "Üniversitemiz, dünyada olmayan yeniliklerle hayallerini hep büyük tutan bir üniversite"

İstanbul Gelişim Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdülkadir Gayretli ise üniversitenin kuruluş hikayesinin bir hayalle başladığını belirterek, "İstanbul Gelişim Üniversitesi, liseli bir öğrencinin hayaliyle başlayan bir serüvenin ürünüdür. Vatanına, istikbaline, bayrağına ve Kur’an’ına sahip çıkan nesiller yetiştirme idealleriyle hareket eden bir üniversiteyiz. Bu doğrultuda hem akademisyen camiasında hem de öğrenci camiasında Türkiye’de ilk üçte yer alıyoruz. Ülkemize katma değer kazandıran ve geleceğimize rehberlik eden bir üniversite olarak yolumuza devam ediyoruz" dedi. Gayretli, 2012 yılında dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Var mı bir tane babayiğit? Yerli arabayı üretecek." sözlerinden ilham aldıklarını belirterek, "Bu haberi duyduğum akşam, ertesi sabah hocalarımı topladım ve ‘Bu babayiğit biz olmalıyız’ dedim. Sekiz ay gibi kısa bir sürede tamamen yüzde 100 elektrikli ve kinetik enerjiyle tekerlek döndükçe bataryasını dolduran bir araba üretmeyi başardık" ifadelerini kullandı. Türkiye’de sıkça dile getirilen "Yapamazsın, edemezsin, beceremezsin" anlayışına karşı durduklarını vurgulayan Gayretli, "Biz üniversite olarak bu algıyı yıkmak için ne pahasına olursa olsun, kinetik enerjiyle bataryasını dolduran elektrikli bir araba ürettik. Çocukluğumuzda izlediğimiz Jetgiller’deki uçan arabayı hatırlarsınız; artık hedefimiz onu yapmak. Dünyada olmayan yeniliklerin peşindeyiz" dedi. Gayretli, İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin hayalleri büyük tutan, yenilikçi ve üretken bir vizyonla yoluna devam ettiğini vurgulayarak, "Üniversitemiz dünyada olmayan yeniliklere öncülük etmeyi hedefleyen bir kurum olarak büyümeye devam ediyor" ifadelerini kullandı.

İstanbul Gelişim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bahri Şahin, üniversitenin 2008 yılında bir meslek yüksekokulu ile eğitim-öğretim faaliyetlerine başladığını, ancak 2025 yılı itibarıyla 39 bin öğrenciye ulaştıklarını belirtti. Şahin, bu öğrencilerden 11 bininin uluslararası öğrenci olduğunu vurgulayarak, "Ülkemizin koyduğu uluslararasılaşma hedefine en fazla katkı sağlayan üniversiteyiz ve bu alanda Türkiye’de birinci sıradayız. 11 bin uluslararası öğrenci sayısının bu yıl kayıtların tamamlanmasıyla daha da artmasını bekliyoruz" dedi.

Ticaret Bakanı Bolat: ‘‘Bu yılı 1,5 trilyon doların üzerinde bir milli gelirle tamamlamayı hedefliyoruz’’

Rektör Şahin: "375 bin uluslararası öğrencinin 40’ta biri İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde"

Türkiye’de toplam 375 bin uluslararası öğrenci bulunduğunu hatırlatan Şahin, "Bu öğrencilerin 40’ta biri İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde. Dolayısıyla hem ülkemizin hem de Yükseköğretim Kurulu’nun uluslararasılaşma hedeflerine eğitimde maksimum katkıyı sunuyoruz" ifadelerini kullandı.

Üniversitenin mevcut yapısına da değinen Şahin, bünyelerinde iki meslek yüksekokulu, bir yüksekokul, bir lisansüstü enstitüsü ve yedi fakültenin bulunduğunu belirtti. Şahin, "Ön lisans programlarında 14 bin, lisans düzeyinde 24 bin, lisansüstü programlarda ise 2 bin 500 civarında öğrencimiz var. Bunların 300’ü doktora öğrencisi. 860 akademisyenimiz ve 550 civarında idari personelimizle ülkemizin eğitim yükünü omuzluyoruz" diye konuştu.

Eğitim kalitesinin yanı sıra araştırma ve geliştirme faaliyetlerine de önem verdiklerini belirten Şahin, "Teknoloji Transfer Ofisimiz aktif şekilde çalışıyor, Üniversite-sanayi iş birliği konusunda yoğun çaba sarf ediyoruz. Bu başarılarımız ulusal ve uluslararası sıralama kuruluşları tarafından da ödüllendiriliyor" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Sanayideki nitelikli çalışan sıkıntısına Asya çözümü Türkiye genelinde sanayi sektöründe yaşanan nitelikli personel sıkıntısı büyürken, iş gücü göçü de çözüm olarak konuşulmaya başlandı. Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, "Nitelikli göç ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ancak bu göç; dilimize, dinimize ve geleneklerimize yakın olan Asya’dan olmalı" dedi. Mesleki eğitimin sektördeki karşılığına da değinen Öztürk, "Meslek lisesinden mezun olup kendi işini yapan hiçbir genç asgari ücretle çalışmaz" diyerek meslek liselerinin öneminin altını çizdi. Fabrika çarkları hızla dönmeye, işletmeler kapasitelerini artırmaya devam ederken, sanayicinin önündeki en büyük bariyer olan ’nitelikli personel eksikliği’ her geçen gün daha derinden hissediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Körfez Ticaret Odası Başkanı Recep Öztürk, küresel ölçekte yaşanan kalifiye çalışan bulma sıkıntısının yerel firmaları da etkilediğine vurguladı. Öztürk, "Şuanda piyasa şartlarına göre, büyüme içerisine giren firmalarımızın yetişmiş çalışma arkadaşı bulma imkanı gittikçe zayıflıyor. Tabii ki tüm dünyada aynı konu geçerli ama firmalarımızın da büyümesi için insan kaynağının yetiştirilmesi lazım" dedi. Bu noktada, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) nezdinde hayata geçirilen protokol okulu ile öğrencilerin eğitim kalitesini en üst seviyeye çıkararak sahada iş bulmalarını hedeflediklerini kaydeden Öztürk, "Bunun için en üst seviyede hem maddi olarak hem de tüm bilgi birikimlerimizle, okul yönetimiyle birlikte buradaki öğrencilerimizin en iyi şekilde yetişmesini ve sahada iş bulmasını sağlamaya çalışıyoruz ama esas olan şu; okulumuza gelecek öğrenci kalitesinin en üst seviyeye çıkarılması. İşletmeler büyüdü. Meslek liselerinin sayısının artırılması gerekiyor" diye konuştu. "Nitelikli göç Asya’dan olmalı" Büyüyen işletmelerin ihtiyaçlarına ve meslek liselerinin sayısının artırılması gerektiğine dikkat çeken Öztürk, iş gücü göçü hakkında da şu değerlendirmelerde bulundu: "Nitelikli göç bence ülkemiz için getirilmeli, çalışma şartları kolaylaştırılmalı ama bu nitelikli göç dilimizin ve dinimizin, gelenek göreneklerimizin yakın olduğu Asya’dan olmalı. Böyle girişim şu şekilde var; Türk devletlerle yapılan anlaşma neticesinde, Türkiye’ye geleceklerin çalışma imkanları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarıyla eş değer bir hale getirilmeye çalışılıyor. Böyle bir yasa çıktığını biliyorum." "Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı" Mesleki eğitimin öneminin sanayi için giderek arttığının altını çizen Başkan Öztürk, Körfez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden her yıl mezun olan 90 öğrencinin 70’inin doğrudan staj yaptığı yerlerde veya kendi iş kolunda istihdam edildiğini söyledi. Öztürk, "Bu öğrencilerimizden 15’i yüksek öğrenim kurumlarına gidiyor, 5’i de kariyer planlamasını mezun olduğu meslekte değil, diğer meslek kolunda yapıyor. Aslında çok ciddi manada kendi mesleğini yapan insan sayısı artmaya başladı. Meslek liselerimiz önem kazanmaya başladı. Bizde bunun yaygınlaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Ayrıca yine Oda olarak çalışma arkadaşlarımızla birlikte 60 öğrencimize niteliğini artırmak için burs veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz" Öztürk, meslek lisesi mezunlarının avantajlarına da değinerek, "Piyasayı gezin. Meslek lisesinden mezun olmuş, mesleğini yapan hiçbir öğrenci asgari ücretle çalışmaz. Bu çok önemli bir etkendir. Dünyanın neresine giderse gitsin, meslek sahibi insan ailenin geçimini en iyi şekilde sağlar. Ayrıca, şu çerçeveden de bakılması gerekiyor; meslek lisesinden mezun olan bir öğrencinin ekonomik sermayeye ihtiyacı yoktur. Serbest meslek yapabilmesi için birkaç arkadaşın bir araya gelmesiyle, hiçbir sermayeye tabii olmadan sadece bir vergi levhasıyla çıkıp serbest mesleği yapabilirler ama bir üniversite mezunu bunu yapamaz. Bu çerçeveden baktığımız zaman son yıllarda meslek liselerine öğrencilerimizin katılım oranı artmaya başladı. İnsanlarımız da bunun farkına varmaya başladı" dedi.
Trabzon 37 yıl sonra açtığı okulda öğrencilerle buluştu Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız, 1989-2004 yılları arasında Maçka Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde ilçeye kazandırdığı önemli eğitim yatırımlarından biri olan, bugünkü adıyla Maçka Kayalar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ni (dönemin Hemşire Okulu) 37 yıl sonra ziyaret ederek öğrencilerle bir araya geldi. Okul Müdürü Ayhan Demirbaş’ın daveti üzerine okulun çok amaçlı salonunda "Bir İlkin Hikayesi" başlıklı bir söyleşi organize edildi. Söyleşiye okulun öğrenci ve öğretmenlerinin yanı sıra ilk mezunlarından hemşireler de katıldı. Yıldız’ın söyleşisini Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yavuz Özoran, Genel Sekreter Gülay Yeniçeri, SHMYO Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Eren Urtekin ve iş camiasından isimler de yerinde takip etti. Yıldız’dan konferans salonunu yenileme sözü Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Yıldız konuşmasında, "1989 yılında belediye başkanı seçildim ve Maçka’da göreve başladığımda ilçemiz adeta bir köy görünümündeydi. İlçede güzel görünen hiçbir şey yoktu. O zamanlar Trabzon’da sanayiciydim. Alüminyum fabrikamda 23 yaşımda iken 100’e yakın işçi çalışıyordu. Aynı dönemde Suudi Arabistan’a alüminyum ihraç ediyordum. 14 yaşında gurbete gitmiş bir insanım. 18 yaşında nüfus müdürlüğünün yanması ve nüfus kayıtlarının yok olması sonucu yaşımı büyüterek askere gittim. Daha sonra 20 yaşında işyeri açtım, 23 yaşında ise sanayici oldum. 1989 yılında da kendimi Maçka’mızda belediye başkanı olarak buldum. Dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’a mektup yazarak istifamı sundum. Özal, 21 Haziran’da Bayburt’un il oluşunu ilan etmek için Bayburt’a gelecekti. Programına Maçka mitingini de ekledi ve burada beni ikna etmeye çalıştı. Ayrılırken, şimdiki Fizik Tedavi Hastanesinin önünde otobüsünde bana ‘Bayburt’a gelecek misin?’ dedi. Ben de ‘Bir emriniz yoksa gelmeyeyim’ dedim. Ardından ‘Benden bir şey istiyor musun?’ diye sordu. Ben yine istifa mektubunu kendisine sundum. Bunun üzerine bana, ‘Ben senin ayağına geldim, ne istifasından bahsediyorsun? Benden istediğin bir şey var mı?’ dedi. Benim de cebimde bir istek listesi vardı ve birinci sırada Hemşire Okulu yazıyordu. O zamanlar Sağlık Meslek Liselerini hemşire okulu olarak adlandırıyorduk. 18 maddelik istek listemi kendilerine sundum. Bunun üzerine dönemin Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’a dönerek, ‘Başkanı alın gidin Ankara’ya ve Sağlık Meslek Lisesini kurun’ dedi. Biz de eve bile gitmeden havalimanına geçtik ve geldikleri özel uçakla Ankara’ya gittik. Üç gün bekledim ve sonunda beni aradılar, ‘Gel yazını al’ dediler. Kağıdı elime aldığımda ‘Maçka Sağlık Meslek Lisesi kurulmuştur’ yazıyordu. O kağıt elimde Gençlik Parkı’nda ağaçların arkasına gizlenerek yarım saat ağladım. Daha sonra o yazıyla Trabzon’a geldim. O dönem Trabzon’da Enver Hızlan valimiz vardı. Biraz aksi bir adamdı. Geçen hafta da kendisiyle telefonla konuştum. Kendilerine yazıyı uzatarak, ‘Sayın Valim, Maçka’da bir okul açtık, bu yazıyı Maçka’ya havale etmeniz gerekir’ dedim. Yazıya baktıktan sonra bana, ‘Ne yaptın, sen vali misin? Nasıl okul açıyorsun benim haberim olmadan?’ dedi ve yazıyı koridorun ortasına doğru fırlattı. Ancak okulun açılışına o kadar sevinmiştim ki söyledikleri çok da umurumda değildi. Ardından dönemin Sağlık İl Müdürü Abdullah Uraloğlu’na gittim. ‘Abdullah Bey, Vali Beyin çok işi vardı, işlemi sizin yapmanızı istedi’ dedim. O da kabul etti ve yazıyı Maçka’ya havale etti. Ancak okulu kurduk fakat açacak yer yoktu. Çok sevdiğimiz bir kaymakamımız vardı, onunla birlikte Maçka’yı dolaştık. Lise binasının yanında eski bir bina vardı. Yıllardır girilmemiş bir binaydı. Aylarca orada çalıştık, binayı restore ettik ve okulumuzu açtık. Dönem başladı ancak kontenjan için tekrar Bakan Beye gittik. Bana ‘Zaman geçti’ dedi. Ben de ‘Sayın Bakanım çok emek harcadık, bu öğrencilerimizi almamız gerekir’ dedim, resmen yalvardım. Sonrasında bir karar aldırarak kırk öğrenci kontenjanı verdi, kırk öğrenciyi de yedek olarak açtı. Daha sonra aldırdığımız başka bir kararla yedek öğrencileri de kayıt ettirdik ve böylece okulumuz 80 öğrenci ile eğitim öğretime başladı. Bugün burada ilk mezunlarımızdan hemşirelerimizi görmek çok güzel. Aralarında emekli olanlar da var, bu duygu bize yeter. Güzel dilekleriniz için teşekkür ediyorum. O dönem bu okul ilçemizi çok önemli bir noktaya taşıdı. Akabinde yeni liseler, ilkokullar ve hastaneler derken ilçemizi yaşanılabilir, marka bir ilçe haline getirmiştik" dedi. Yıldız, ziyaretinde konferans salonunun eksiklerine de değinerek, "Bu kadar köklü, ülkenin bir ilçesinde kurulmuş ilk sağlık meslek lisesine bu görüntü yakışmaz. En kısa sürede restorasyonuna başlayacağız" dedi. Öğrencilerin sorularını da tek tek yanıtlayan Yıldız, söyleşi sonunda öğrencilerin isteği üzerine fotoğraf çektirmeyi de unutmadı.
İstanbul Beykoz sokaklarında annelerin izleri yaşatıldı Beykoz Belediyesi, Anneler Günü kapsamında ilçe genelinde dikkat çeken bir farkındalık çalışması gerçekleştirdi. İlçenin farklı noktalarında bulunan durak, park ve oturma alanlarına annelerin günlük hayatta sıkça kullandığı ifadelerin yer aldığı stickerlar yerleştirildi. "Hırkanı aldın mı? Burası esiyor", "Otobüse binince bana yaz" ve "Terli terli su içme" gibi sözlerin yer aldığı çalışma vatandaşların ilgisini çekti. Beykoz’un sahil kesimi ile mahalle aralarında uygulanan çalışma, sokaklarda renkli görüntüler oluşturd Beykoz Belediyesi tarafından Anneler Günü’ne özel hazırlanan uygulama ile annelerin hayatın içindeki sıcak ve koruyucu yaklaşımına dikkat çekild Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel, başta şehit anneleri olmak üzere tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladı. Güzel, "Biz annelerimizin o bize çok söylediği uyarı cümlelerini sticker haline getirip, sahildeki parkımızda banklarımıza otobüs duraklarımıza, elektrik direklerimize yapıştırdık. Çünkü otobüsünü bekleyen bir gencin otobüsten inince bana mesaj at ya da bindiğinde beni ara gibi anne endişesi taşıyan cümleleri okuması içini ısıtacaktır diye düşündük, ya da sahilde bankta oturan bir gencin Üzerine hırkanı al, ceyranda kalma gibi cümleleri okuduğu zaman yanında annesini hissedeceğini düşündük. Dolayısıyla biz Beykoz’u bir anne şefkatiyle sardık sarmaladık" dedi.
Antalya Özel bireylerden Anneler Günü’ne anlamlı sürpriz Antalya Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Demirgül Mola Evi’nde eğitim alan özel bireyler, Anneler Günü dolayısıyla hazırladıkları hediyelerle ailelerine duygu dolu anlar yaşattı. Öğretmenleri eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte özel bireyler, kendi el emekleriyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim etti. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesine bağlı Demirgül Mola Evi Anneler Günü’ne özel anlamlı bir çalışmaya imza attı. Düzenlenen atölye çalışmasında özel bireyler; boyama, süsleme ve çeşitli el işi etkinlikleriyle kendi hediyelerini hazırladı. Etkinlik boyunca hem keyifli vakit geçiren hem de üretmenin mutluluğunu yaşayan bireyler, ortaya çıkardıkları çalışmalarla annelerini mutlu etti. Özel bireyler, el emeğiyle hazırladıkları hediyeleri annelerine takdim ederken, aileler duygu dolu anlar yaşadı. Özel bireyler annelerini unutmadı Demirgül Mola Evi birim sorumlusu Saime Sümeyra Güngör, Mola Evleri’nde özel bireyler için düzenlenen etkinliklerle onların kendilerini ifade etmelerine, üretken bireyler olarak sosyal yaşamda yer almalarına katkı sağlamayı amaçladıklarını söyledi. Güngör, "Özel bireylerimiz, kendi emekleriyle anneleri için hediyeler hazırladı. Bu süreçte hem duygularını ifade etme fırsatı buldular hem de üretmenin mutluluğunu yaşadı. Bu tür etkinlikler onların sosyal gelişime de katkı sunmasının yanı sıra paylaşma, iletişim kurma ve birlikte hareket etme gibi sosyal yaşam becerilerinin gelişmesine önemli katkı sağlıyor" dedi. "Oğlumun gözünde melek olmak ayrı bir mutluluk" Velilerden Döne Sarıkula, hazırlanan hediye karşısında büyük mutluluk yaşadığını belirterek, "Çok büyük bir onur ve gurur duydum. Bir anne için gerçekten tarif edilmesi zor, çok güzel bir duygu. Hediyeyi çok beğendim. Bir insanın evladından aldığı en değerli hediyelerden biri diyebilirim. Oğlumun gözünde bir melek olmak ise benim için apayrı bir mutluluk oldu" diye konuştu. Özel bireyler annelerini duygulandırdı Velilerden Fatma Gökgöz ise öğretmenleri eşliğinde hazırlanan sürprizin kendisini duygulandırdığını ifade ederek, "Oğlum bana öğretmenleriyle birlikte çok anlamlı bir hediye hazırlamış. Çok beğendim ve gerçekten duygulandım. Ben hem anne hem baba olarak çocuğumu büyütüyorum. İyi ki oğlum var ve iyi ki benim evladım olmuş" dedi.
Mersin Mersin Kültür Yolu Festivalinde coşkulu başlangıç Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl ilk kez Mersin’de sanatseverlerle buluştu. Festivalin ilk gününde sergiler, konserler, söyleşiler, atölyeler ve çocuk etkinlikleri yoğun ilgi gördü. Mersin Arkeoloji Müzesinde açılan ’Hane’, ’Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri’ ve ’Yaşayan miras: Mersin’ sergileri ziyaretçilerden ilgi görürken, KKTC kültürünü yansıtan ’Ada Kıbrıs’ fotoğraf sergisi ile ’Genablaların Marifeti’ sergisi de sanatseverlerle buluştu. Festival kapsamında Mersin Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen ’Carmina Burana’ gösterisi geceye damga vurdu. Carl Orff’un eserinin sahnelendiği performans, güçlü koro ve orkestra bölümleriyle izleyicilerden büyük beğeni aldı. Mersin Kültür Merkezinde düzenlenen ’FotoMaraton Mersin’ etkinliğinde profesyonel ve amatör fotoğrafçılar kentin tarihi ve kültürel dokusunu objektiflerine yansıttı. Festival kapsamında gerçekleştirilen söyleşi ve atölyelerde ise Mersin’in kültürel mirası ele alındı. ’Kültürün Mersin Rotası’ söyleşisi ile ’Yaylacılık’ konulu program katılımcılardan ilgi görürken, geleneksel el sanatlarına yönelik atölyelerde katılımcılar uygulamalı eğitim aldı. Mersin İdman Yurdu Meydanında kurulan ’Çocuk Köyü’ ise minik ziyaretçilerin buluşma noktası oldu. Oyun alanları, atölyeler ve interaktif etkinliklerle çocuklar festivalin renkli atmosferine ortak oldu.