GÜNDEM - 06 Mart 2024 Çarşamba 16:15

Trafik kazasında ölen Oğuz Murat Acı’nın babasından Eylem Tok’a çağrı: “Bir önce gel, teslim ol”

A
A
A

Eyüpsultan’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden Oğuz Murat Acı’nın babası açıklamalarda bulundu. Yazar Eylem Tok ve oğlu için çağrıda bulunan baba Özer Acı, “Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzun adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” dedi.

Eyüpsultan’da 1 Mart 2024 günü meydana gelen trafik kazasında arkadaşları ile ATV ile gittiği esnada arızalanması sonrası yol kenarında bekleyen Oğuz Murat Acı’ya lüks bir araç çarptı. Çarpma sonrası lüks araç sürücüsü Timur C. olay yerine gelen annesi Yazar Eylem Tok ile birlikte Mısır’a kaçmıştı. Kaza sonrası oğlunu kaybeden baba Özer Acı kazadan sonra yaşadıklarını anlattı.

Olayı duyduktan sonra hastaneye koştuğunu ifade eden acılı baba Özer Acı, “ Gece oğlumun dayısının eşi beni aradı oğlun trafik kazası geçirdi diye. Ben Oğuz’u Seyrantepe’deki hastaneye götürmüşler. Öteki 2 yaralıyı Okmeydanı’ndaki hastaneye gönderiyorlar. Ben tabi fırlayarak hastaneye gittim. Oğlumun ölü olarak geldiklerini söylediler. Sonradan görgü tanığından öğrendiğime göre Oğuz abime yardım ettim. Ambulansa ben taşıdım. 112’yi benim arkadaş aradı. Görgü tanığının aracını 500 metre geride geçtiklerini ve kaza anına ilk ulaştığını söyledi. Görgü tanığının söylemesine göre Oğuz abim biraz aşağıdaydı.

Ben sadece araçta 7 ya 8 da çocuğun araca bindiğini gördüm. Orada bir bayan sesi duydum. Ama ben aşağıda olduğu için görmedim. Çocuklar 10 kişiymiş. 5’i bir arabada 5’i diğer arabada. Çocuğunu gelmiş almış oradan. Bizim çocuklarımızı orada bırakmış. Kendisi kamuoyuna bir duyuru yapmış işte biz yardım ettik ambulansı aradık şeklinde. Ama görgü tanığı arkadaş bizim yanımızda bir bayan olmadığını söyledi. İlk Oğuz abimi ambulansa koyduk.

Sonra diğer yaralıları ambulanslara sevk ettik. Sonra ben olay yerinden ayrıldım. Eğer yardım etmişse bu görgü tanığı o bayanı orada neden görmemiş. Bir feryadını, sızlamasını, bir ağlayışını. Sadece oğlunu aramış. 112’yi oğlum aradı gibi bir şey kullanıyor. Oğlunun 112’yi aradığını paylaşsın. Gerçekler gün yüzüne çıksın. Bizde bilelim, kendileri de bilsin” şeklinde konuştu.

Trafik kazasında ölen Oğuz Murat Acı’nın babasından Eylem Tok’a çağrı: “Bir önce gel, teslim ol”

Yazar Eylem Tok’a çağrıda bulunan acılı baba Özer Acı, “ Yaralı evlatlarımızın 2 telefonu kayıp. Bir tanesinin cebindeymiş. Benim oğlumun telefonu kaza yerinden 15 metre ötede bulunmuş. Zaten oğlumda 7-8 metre aşağıdaymış. Olay yerine ben gitmedim, bilmiyorum. Bu kayıp olan 2 telefonların bir tanesi güvenliğe bırakılıyor. 3-5 dakika sonra gelip alınıyor. Çocuğun teyzesi telefonla arayıp siz kimsiniz diyor. Ben teyzesiyim deyince telefon kapanıyor ve o telefondan da başka bir haber alamıyoruz. Gerçek bir anne evladını kaçırarak korumaya çalışmaz. Benim evladım ölünce demesi lazım ki, keşke benim evladımda ölseydi. Ben asla ölmesini istemem. Ama içgüdülerle hareket etmek değil, korkuyla evladımı döverler. Kim döver. Adalete güvenmiyor mu? Bizim kolluk kuvvetlerine güvenmiyor mu, güvensin. Ben nasıl güveniyorsam o da güvensin. Onlara güvenmiyorsa koruma tutsun, korutsun. Hani zengin ya. Onun yaptığı beyanların çoğu ben teslim olacağım diyor. Bugün yakalama kararı çıktı. Bu çıkmadan teslim olsaydı daha iyi değil miydi? O da bir yavrumuz, yavrumuzu adalete teslim olmasını istiyorum. Buradan sesleniyorum. Bir an önce gel, teslim ol. Şuan anne olarak hem kendine hem eski eşine hem de evladına zarar veriyor. Adaletten kaçılmaz. Muhakkak adalet tecelli edecektir” ifadelerine yer verdi.

Şuana kadar aileye ya da bana ulaşan kimsenin olmadığını ve ilerleyen süreçte kırmızı bülten çıkacağını belirten Avukat Burak Erden, “Eylem hanım yazılı bir açıklama yapmış. İkisi hakkında da yakalama kararı çıkartıldı. Geleceklerini ümit ediyoruz. Açıklamayı da çok vicdansızca buluyoruz. Açıklamada bir anne olduğundan bahsediyor. Anne refleksi ile götürdüğünden bahsediyor. Bizim müvekkilimizin 1,5 yaşında bir çocuğu var. Götürmesinin dışında bir de telefonların alındığına dair iddialar var. Bunları Eylem hanımın alıp almadığı yargılama aşamasında belli olacak. Şuan iddianamede net değil. Şuan konu bu durumda. Hukuk süreci ile ilgili biz hem annesi hem de çocuk hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Annesinin delilleri karartmak suçunun olduğunu düşünüyoruz. Bunun yanında yardım ve yataklık. Çünkü çocuğunu alıyor 3-4 saat içerisinde yurt dışına kaçırıyor. Bu tabi ki ileri ki günlerde belli olacak. Yakalama kararının olduğuna dair savcılık bir açıklama yaptı. İlerde kırmızı bülten göreceğiz. Aile eğer samimiyse zaten gelecek ve yargılanacak” açıklamasında bulundu.

Enis Derdimentoğlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Afyon Şehit mezarı 49 yıl sonra yeniden yapıldı Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesine bağlı Susuz Köyü’nde bulunan Şehit Piyade Er Hüseyin Coşkun’un kabri 49 yıl sonra şehit mezarı olarak yeniden düzenlendi. 6 Haziran 1977 tarihinde askerlik görevini Ağrı Doğubayazıt Telçeker Hudut Karakol Komutanlığı emrinde 1956/2 tertip piyade er olarak yapan Hüseyin Coşkun, görev başındayken askeri aracın trafik kazası yapması sonucu hayatını kaybetti. O dönem ailesine ilgili kanunlar çerçevesinde emekli sandığı tarafından şehit, vazife malullüğü hakları verildi. Ancak anne ve babasının vefat etmesi ve SGK kayıtlarında dosyanın pasif duruma düşmesi nedeniyle Şehit Hüseyin Coşkun’un ismi yıllarca Afyonkarahisar’daki resmi şehit kayıtlarında yer almadı. Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni olan Sandıklı Cumhuriyet Ortaokulu Müdürü Alaaddin Coşkun’un durumu derneğe bildirmesi üzerine gerekli araştırmaların yapıldığını belirtti. Şehit mezarına ilk ziyaret yapıldı Yapılan girişimlerin ardından Afyonkarahisar Valiliği’ne başvuruda bulunularak, şehidin kabrinin yönetmelikte belirtilen tek tip şehit mezarı şeklinde yapılması talep edildi. Afyonkarahisar Valiliği ekipleri tarafından gerçekleştirilen çalışmayla şehit Hüseyin Coşkun’un Susuz Köyü Mezarlığı’nda bulunan kabri 49 yıl sonra yeniden düzenlenerek şehit mezarı haline getirildi. Yeni yapılan şehitlik kabri, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Afyonkarahisar Şube Başkanı İsmail Kumartaşlı, şehidin yeğeni Alaaddin Coşkun, şehit babası Fuat Saraç ile gaziler Cihan İlhan ve Muharrem Korkusuz tarafından ziyaret edildi.
Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Ataç’tan operasyonla ilgili açıklama Eskişehir Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, bu sabah başlatılan operasyonla ilgili yaptığı açıklamada, "Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz" dedi. Belediye binası önünde basın mensuplarına açıklamada bulunan Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, "Gördüğünüz gibi görevimin başındayım. Sabah belediyemize bir operasyon yapıldı ama gelen polis arkadaşlarımız büyük bir nezaket içinde oldular; kendilerine buradan teşekkür ediyorum. Süreç belli, bir soruşturma süreci olacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın gözaltına alınması dahil bütün haklarını düzgün olarak takip edeceğiz ve bu hakların verilmesini talep ediyoruz. Bu kent huzur kentidir; bu operasyonun da huzur içinde yapılması en büyük dileğimiz. Ben bundan sonraki süreçte, 25 yıl olduğu gibi belediyemin başında tarafsız, adil ve eşitlikçi olarak belediye yönetimini devam ettireceğim; bundan kimsenin endişesi olmasın. Bunu siyasi anlamda kullanmaya da kimse kalkmasın; Tepebaşı Belediyesi her zaman olduğu gibi yoluna devam edecektir" ifadelerini kullandı. "Eskişehir ve Türkiye kamuoyu bir şafak operasyonuyla uyanmıştır" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir İl Başkanı Av. Talat Yalaz ise "Şafak operasyonları normal rutin yargılama sistemi içinde var olan şeyler değildir. Bu soruşturmanın yeni başlamış bir soruşturma olmadığını, dosyada herhangi bir gizlilik kararının bulunmadığını, uzun süredir dosyanın soruşturması itibarıyla mevcut haliyle sürmekte olduğunu belirtmek isteriz. Bugün şafak operasyonuyla gözaltına alınan arkadaşlarımız, daha önce de bu dosya kapsamında çağrılmak suretiyle ifade vermiş kişilerdir. Bu nedenle bugün şafak operasyonu yapılmış olmasının hukuki düzlemde karşılığı yoktur. Bunun yanı sıra sürecin hukuki şekilde sonuna kadar takipçisi olduğumuzu; bugün gözaltında olan arkadaşlarımızla ve aileleriyle irtibat halinde hukuki süreci avukatlarımızla birlikte takip ettiğimizi; hukuki sürece saygılı olduğumuzu ve herkesin de hukuki sürece saygılı olması gerektiğini ifade etmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Süreç içeriği ile ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz" Başkan Yalaz, gazetecilerin şüpheli sayısı ile ilgili olarak yönelttiği soruya, "Bizim sabah saatlerinde baktığımız şüpheli olarak ifade edilen kişilerle Başsavcılığın açıkladığı kişi sayısı arasında bir farklılık söz konusudur. Bu 60 sayısına nasıl ulaştırılmıştır bilgi sahibi değiliz. Biz hukuka saygılı kişiler olarak hukuki süreç içeriğiyle ilgili açıklama yaparken dikkatli oluyoruz. Herkesi de bu hususta dikkatli olmaya, masumiyet karinesi çerçevesinde, henüz soruşturması devam eden kişileri suçlu ilan ederek farklı bir algı yürütme çabasına girmemeye davet ediyoruz. Başsavcılığın açıklamasını izledik; sürecin hukuki takipçisiyiz" diye cevap verdi.
Antalya Korkuteli Devlet Hastanesinde yangın ve tahliye eğitimi Korkuteli Devlet hastanesinde Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekiplerince muhtemel yangın durumlarına karşı "Yangın, Yangında Tahliye, Afet Durumu ve İtfaiyecilik Mesleği, Uygulamalı Yangın Söndürücü Kullanımı" konularında eğitim verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi Korkuteli İtfaiye İtfaiye Amirliği tarafından düzenlenen eğitim kapsamında, yangın anında doğru tahliye yöntemleri, yangın söndürücülerin kullanımı ve acil durum planlaması gibi konular uygulamalı olarak anlatıldı. Özellikle hastane gibi kritik kurumlarda meydana gelebilecek elektrik kaçağı ve oksijen yoğunluğu kaynaklı risklere dikkat çekilerek, personelin panik yapmadan doğru müdahalede bulunmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Eğitimin ikinci bölümünde ise hastane bahçesinde uygulamalı yangın söndürme tatbikatı gerçekleştirildi. İtfaiye ekipleri önce yangın söndürme tüplerinin kullanımını anlattı, ardından doğru müdahale tekniklerini uygulamalı olarak gösterdi. Katılımcılar yangına güvenli mesafeden yaklaşma, rüzgar yönünü hesaplama, alevin tabanına müdahale etme ve soğutma işlemini sürdürme gibi kritik uygulamaları birebir tatbik etti. Tatbikat sırasında hastane personeli sırayla yangın tüpü kullanarak kontrollü şekilde oluşturulan temsili yangına müdahale etti. İtfaiye ekipleri de uygulama boyunca doğru tekniklerin yerleşmesi için yönlendirmelerde bulundu. Eğitimin ardından, katılımcılara yangın güvenliği konusunda bilinçlendirilerek, olası afet durumlarında doğru müdahale yöntemleri üzerine bilgilendirme gerçekleştirildi.