EKONOMİ - 06 Kasım 2025 Perşembe 18:20

Türkiye’de altın rekor kırarken, gümüş yeni yatırım aracı haline geldi

A
A
A
Türkiye’de altın rekor kırarken, gümüş yeni yatırım aracı haline geldi

Küresel piyasalarda son altı ay, altın ve gümüş için tarihi bir dönem olarak kayıtlara geçti. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimine rağmen enflasyonun kalıcı hale gelmesi, Orta Doğu’daki savaş atmosferi ve Asya ekonomilerinin rezerv tercihlerinde altına yönelmesi, yatırımcıları yeniden değerli metallere yöneltti.


Küresel ölçekte ons altın fiyatı altı ayda yaklaşık yüzde 26 artarken, gümüşteki yükseliş yüzde 30’a yaklaştı. Özellikle sanayi üretiminde kullanılan gümüş, yeşil enerji yatırımlarının hızlanmasıyla birlikte yalnızca bir değer saklama aracı değil, aynı zamanda ‘geleceğin metali’ olarak görülmeye başlandı. Jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte yatırımcı psikolojisinde güvenli liman arayışı yeniden güç kazandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEMAŞ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cumhur Kitiş, altın ve gümüşün farklı alanlarda ama aynı gerekçeyle öne çıktığını vurguladı.



"Altın geçmişi, gümüş geleceği temsil eder"


Son dönemdeki yükselişin yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret olmadığına değinen Kitiş, "Altın insanın duygusal hafızasında bir güven sembolü, gümüş ise geleceğe dair bir umut göstergesidir. Altın, geçmişi temsil eder; gümüş, geleceği. Son dönemdeki yükseliş yalnızca kısa vadeli fiyat hareketlerinden ibaret değil, aynı zamanda küresel ekonomik sistemin yeniden yapılanma sinyali. Bugün hem altın hem gümüş, mali sistemin sorgulandığı bir dönemde alternatif bir güven ölçüsü haline geldi. Bu, geçici bir trend değil, paradigmanın değişimidir" dedi.



"Gümüş yükselen değer haline geliyor"


Türkiye’de yıllık enflasyonun yüzde 33-35 seviyelerinde seyretmesi, Türk Lirası’nın yıl genelinde yüzde 22 değer kaybetmesi ve mevduat faizlerinin reel getiride zayıf kalması, yatırımcıları yeniden değerli metallere yönlendirdi. Gram altın fiyatları son altı ayda tarihi seviyelere ulaşırken, gümüşe yönelik bireysel talep de dikkat çekici ölçüde arttı. Özellikle 100 gram altı yatırım gümüşleri ve 1 kilogramlık külçeler, bireysel yatırımcı portföylerinde ilk kez bu kadar yaygın hale geldi. Türk yatırımcısının gümüşe yöneliminin ‘rasyonel bir çeşitlendirme davranışı’ olduğunu belirten Ahmet Cumhur Kitiş, önümüzdeki dönemde özellikle gümüş fiyatlarının sanayi talebiyle destekleneceğini öngördüğünü açıkladı. Kitiş, "Altın Türk kültüründe bir gelenek; gümüş ise yeni bir bilinç. Artık insanlar sadece tasarruflarını korumak değil, aynı zamanda enerji ve teknoloji çağına uygun yatırım araçlarını da keşfetmek istiyor. Gümüş, güneş panelleri, batarya sistemleri ve tıbbi cihazlarda vazgeçilmez bir hammadde. Bu nedenle, önümüzdeki beş yılda arz-talep dengesi altından daha dinamik olabilir" diye konuştu.



"Belirsizlikler yatırım davranışını yeniden şekillendiriyor"


ABD’de seçim sürecinin başlaması, Orta Doğu’daki ateşkes ihlalleri ve Rusya-Ukrayna hattındaki çözümsüzlük, küresel piyasalarda güven endekslerini aşağı çekti. Bu tablo yatırımcıların riskten kaçış refleksini güçlendiriyor. Artık piyasalarda ‘sayısal veriler’ kadar ‘duygusal göstergelerin de’ etkili olduğunu söyleyen Kitiş, "Ekonomi kadar psikoloji de yön veriyor. Belirsizlik arttıkça insanlar güvene sığınıyor. Altın o güvenin adı; gümüş ise onun gölgesindeki fırsat. Altın ve gümüş, son altı ayda yalnızca yatırım aracı değil, aynı zamanda güvenin iki yüzü haline geldi. Altın, kriz anlarında geçmişin istikrarını temsil ederken; gümüş, teknolojik dönüşüm çağında geleceğin güvenli limanı olarak konumlanıyor. Altın ve gümüş, yalnızca yatırım araçları değil; insanlığın binlerce yıldır değişmeyen güven sembolleri. Bugün para biçim değiştiriyor, piyasalar yön arıyor ama insanın güvenden vazgeçmediği bir gerçek. Altın bu güvenin kalbi, gümüş onun yansıması. Ekonomik dalgalanmaların ortasında, yatırımcının aradığı şey artık kısa vadeli kazanç değil, uzun vadeli denge. Ve o denge, halâ bu iki değerli metalin sessiz ama sağlam varlığında saklı" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."
Isparta Tipi vurdu heyelan yolu kapattı, 2 çoban ve yaklaşık 650 küçükbaş hayvan yaylada mahsur kaldı Isparta’nın Yalvaç ilçesine bağlı Yarıkkaya köyünde, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanı ile yaylaya çıkan 2 çoban yoğun kar ve tipi ile birlikte meydana gelen toprak kayması nedeniyle geri dönemedi. Bulundukları yerde mahsur kalan çobanların sağlık durumlarının iyi olduğu, ekipler tarafından gerekli yaşam şartlarının sağlandığı ve sürüyü yalnız bırakmamak için yol yapım çalışmalarının tamamlanmasının ardından sürüleriyle birlikte bölgeden ayrılacakları bildirildi. Olay, sabah saatlerinde Yarıkkaya köyü sınırlarında bulunan Sultan Dağları yaylasında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, sürülerini otlatmak için yaylaya çıkan çobanlar Bilal Akpınar ve Ömer Şahin, yaklaşık 650 küçükbaş hayvanla birlikte yoğun kar yağışı ve tipi nedeniyle bulundukları yerde mahsur kaldı. Isparta Damızlık Koyun, Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hüseyin Sarıdaş’ın ihbarı üzerine bölgeye AFAD ve İl Özel İdaresi ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemelerde, çobanların ve koyunların geçtiği güzergâhta zemin yapısının zayıfladığı, yağışların da etkisiyle yaklaşık 300 metrelik alanda meydana gelen toprak kayması sonucu yolun çöktüğü ve bu nedenle yaylaya ulaşımın sağlanamadığı ve bu yüzden geri dönemedikleri belirlendi. Bunun üzerine Yarıkkaya köyünden 3 traktörle yola çıkan 15 kişilik köy halkı ve bölgede bulunan ekipler, zorlu arazi şartlarına rağmen mahsur kalan çobanlara ve hayvanlara ulaşarak saman ve yiyecek ulaştırdı. Ancak yolun kapalı olması nedeniyle küçükbaş hayvanların yayladan indirilemediği öğrenildi. Sağlık durumlarının iyi olduğu belirtilen çobanların, yol yapılana kadar sürülerini bırakmamak için bölgede kalmaya devam ettiği bildirildi. "İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz" Çobanlara yardım için bölgeye giden ve ilk ulaşan vatandaşlardan Mikail Şahin, "Orada sürümüz vardı ve bu olay nedeniyle 8-9 hayvanımız telef oldu. Sabah saat 06.30’dan itibaren onları kurtarmak için mücadele ettik, akşam saat 19.30 civarında çalışmaları sonlandırmak zorunda kaldık. Koyunlarımızı ve çoban arkadaşlarımızı gerekli imkanlar sağlanarak bulundukları yerde bıraktık. İnşallah çoban arkadaşlarımıza bir şey olmaz. Biz haberi alır almaz bölgeye gittik ve tehlikeli yollardan geçerek çoban arkadaşlarımıza ulaştık. Allah’a şükür, sağlık durumları iyi. Yanımızda saman ve bazı malzemeler götürdük. Olay yerine vardığımızda sürüde kayıplar olduğunu gördük. Koyunları ve çoban arkadaşlarımızı geri getirmek istedik ancak önümüzde bir akarsu vardı ve yol olmadan bunu aşmamız mümkün değildi. Yoğun tipi vardı ve kar kalınlığı yaklaşık 50 santimetreye ulaşıyordu. Traktörlerimiz bile ilerlemekte zorlandı. Yolu açmak için çok çaba sarf ettik ancak başarılı olamadık. Herkese geçmiş olsun diliyorum" dedi. Yol yapım çalışmalarının sabah saatlerinde devam edeceği bildirildi.