GÜNDEM - 30 Nisan 2025 Çarşamba 09:55

Türkiye’de ve İstanbul’da örnek kentsel dönüşüm projesi

A
A
A
Türkiye’de ve İstanbul’da örnek kentsel dönüşüm projesi

1999 Marmara depreminin ardından kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında bugüne kadar 55 binden fazla konutun yerinde dönüştürüldüğü Büyükçekmece ilçesinde kentsel dönüşüm vatandaş, belediye ve müteahhit üçgeninde hız kesmeden sürüyor.


23 Nisan’da İstanbul’da yaşanan 6.2 büyüklüğündeki deprem "İstanbul depreme ne kadar hazır" sorusunu yeniden gündeme getirirken, can ve mal güvenliğinin korunması açısından da kentsel dönüşümün kaçınılmaz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.



Ada bazlı kentsel dönüşüm teşvik ediliyor


1999 depremin ardından İstanbul depremine hazırlıksız yakalanmamak için kentsel dönüşüm çalışmalarını daha da hızlandıran Büyükçekmece Belediyesi, düzenlediği toplantılarla kentsel dönüşüme girmesi gereken riskli yapıların sakinlerini bilgilendiriyor. Yapılan toplantılarda kentsel dönüşüm sürecinde yaşanan sorunların giderilmesi için çözüm önerileri üretilerek vatandaşın önü açılıyor. Ayrıca toplantılarda mevcut konutu ile müteahhidin teklif projesine göre kredi ve hibe desteklerinden nasıl yararlanılacağı konusunda bilgi veriliyor. Ada bazlı kentsel dönüşüm teşvik edilerek, yeşil alan dokusunun korunması, kent silüetinin bozulmaması, daha yaşanabilir yaşam alanlarının oluşturulması sağlanıyor. Belediye bünyesindeki Kentsel Dönüşüm Müdürlüğü de vatandaşlara her türlü teknik desteği sağlıyor. Kentsel dönüşüm kapsamında yenilenen binaların dış cephelerinde ise sadece beyaz ve beyazın tonlarını kullanma zorunluluğu olması, kent estetiği açısından ilçeye farklı bir değer katıyor.



"İstanbul Deprem Şurası’nı kuralım"


Büyükçekmece’de 2000’li yıllarından başından itibaren kararlılıkla sürdürülen kentsel dönüşüm projesinin Türkiye ve İstanbul’da örnek olduğuna dikkat çeken Büyükçekmece Belediye Başkanı Dr. Hasan Akgün, şu açıklamayı yaptı:


"6.2’yi gören bölgemizde yoğun bir çalışma içindeyiz. Büyükçekmece değil, İstanbul çok önemli. İstanbul depremi ülkemizin geleceği açısından ekonomimiz, kültürümüz, sanayimiz her açıdan çok önemli. Büyükçekmece’de kentsel dönüşümü 2004’lerden bu tarafa başlatmış ve koşar adım giden bir ilçeyiz. Eğer biz Büyükçekmece merkezde 55 binden fazla konutu 10 yıllık süre içerisinde kentsel dönüşüme tabi tutup yenilemeseydik o eski, çürük dişleri ayıklamasaydık bu depremde çok hasar verirdik can kayıpları olurdu. Vatandaş, belediye, müteahhit üçgeninde zorlandık. İmar planlarını çıkartmakta zorlandık yıllardan beri. Kentsel dönüşümü yerinde yaparken, ada bazında uygulama yaptığımız için Türkiye’de ve İstanbul’da örnek bir uygulama yapıyoruz."



Akgün, "Beklenen büyük Marmara depremi, İstanbul’u çok etkileyeceği için ben bu vesileyle iki, üç hususa dikkat çekmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Sayın Bakanımızdan, Ankara’dan talebim şudur; İstanbul ile ilgili bir deprem konseyi kurulsun. Büyükçekmece ölçeğinde olduğu gibi İstanbul’da her şeyi bir kenara itelim. Hep birlikte Cumhurbaşkanlığı, Ankara, Büyükşehir Belediyesi, küçük şehir belediyesi ne varsa hepimiz toplanalım. Bugünü milat görelim. İstanbul’un kurtuluşu için İstanbul’u kurtararak diğer yerlerde olacak depremlerde o bölgelere daha büyük destek verebilmemiz için İstanbul Deprem Şurası kuralım. İstanbul ile ilgili mevzuat geliştirelim. İstanbul ile ilgili bir yasal düzenlemeler yapılarak vatandaşa verebileceğimiz destekler, belediyelerin ellerinin güçlendirilmesi, imar planlarının hızlı çıkartılması gibi ne varsa bizleri de içine alsınlar. Biz Büyükçekmece’de hem deprem ile ilgili faaliyetlerimizi, yaşadığımız deprem ile ilgili sosyal faaliyetlerimizi devam ettiriyoruz. Hem gece, gündüz durmadan geç saatlere kadar çalışarak hangilerini yıkmamız gerekir onların önce yıkılmasını sağlayarak, önce vatandaşımızın can güvenliğini sağlıyoruz. Mal güvenliğini sağlıyoruz. Sonra da müteahhitler ile beraber, vatandaşlarımız da masanın etrafına alıyoruz. Oturuyoruz, seçtikleri müteahhite destek veriyoruz. Bu şekliyle 55 binden fazla konutu yeniledik. Bu da bunun bir örneğidir’’ ifadelerini kullandı.




Türkiye’de ve İstanbul’da örnek kentsel dönüşüm projesi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da üretici don nöbetinde Antalya’da hava sıcaklıklarının gece saatlerinde düşmesiyle birlikte üreticiler, ürünlerini dondan koruyabilmek için seralarında sabaha kadar nöbet tuttu. Üreticiler, sobaları yakarak gece boyunca seraları ısıttı, ürünlerinin zarar görmemesi için gözlerini kırpmadan mücadele etti. Aksu İlçesi Yeşilkaraman Mahallesi’nde yaklaşık 13-14 yıldır kapya biber üretimi yapan Hasan Arslan, don tehlikesine karşı ilk nöbeti 5 dekarlık serasında başlattığını söyledi. Toplamda 10 dekar serası bulunduğunu belirten Arslan, "İlk don nöbetini buradan başlattım. Allah’ın izniyle diğer seralarımı da sırayla yakacağım. Sabah 07.30’a kadar seranın içindeyiz, bitkilerimiz üşümesin diye nöbet tutuyoruz" dedi. Soğuk havanın etkisini erken saatlerde hissettirdiğini ifade eden Arslan, "Dün gece sobaları 23.30-00.00 civarında yaktık. Bugün ise hava daha erken soğuduğu için 20.00- 20.30 gibi sobaları faaliyete geçirdik. Sabaha kadar don nöbetimiz devam edecek" diye konuştu. Don nöbetinin ailece tutulduğunu dile getiren Arslan, üretimin büyük bir özveri gerektirdiğini vurguladı. "Eşim ve çocuklarım da burada. Odun taşımada, sobaların kontrolünde bana yardımcı oluyorlar. Bu serada 9 soba yakıyoruz. Sabaha kadar sürekli kontrol etmek zorundayız" ifadelerini kullandı. Akdeniz bölgesinde olunmasına rağmen üreticinin soğukla mücadele ettiğini belirten Arslan, "Doğuda insanlar karda kışta yollarla mücadele ediyor. Biz de Antalya’da, sahil kesiminde ürettiğimiz ürünü dondan koruyabilmek için sabaha kadar serada bekliyoruz. Bitkiler üşümesin diye gözümüzü kırpmıyoruz" dedi. Don nöbetinin üreticiye ciddi bir yük getirdiğini belirten Arslan, maliyetlerin her geçen yıl arttığına dikkat çekti. Bir sobaya sabaha kadar defalarca odun atıldığını ifade eden Arslan, "Her sobaya gecede yaklaşık 150 kilo odun yakıyoruz. Odunun tonu 7 bin lira. Geçen yıl 19 ton odun aldım. Bu şartlarda üretim yapmak giderek zorlaşıyor" sözleriyle yaşadıkları zorluğu dile getirdi. "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz" Kurşunlu Mahallesi’nde domates üreticisi Songül Çimen’de dondan korunmak için gece boyunca serasını terk etmeyen üreticiler arasında yer aldı. 5,5 dekarlık alanda domates üretimi yaptığını belirten Çimen, sobaları akşam saatlerinden itibaren yakmaya başladıklarını söyledi. Çimen, "Saat 20.30 gibi sobalarımızı yaktık. Sabaha kadar, saat 07.00’ye kadar don nöbeti bekliyoruz. Dün de sabaha kadar buradaydık" dedi. Don nöbetinin uykusuz ve yoğun bir çalışma gerektirdiğini ifade eden Çimen, "Bugün hiç yatmadık desek yeridir. Odunlarımızı, kömürlerimizi taşıdık, sobaların başında bekledik. Çalışmasak olmuyor. Bu iş kolaylıkla olmuyor" diye konuştu. Domates üretiminin hem yazın sıcakla hem de kışın soğukla mücadele gerektirdiğini vurgulayan Çimen, "Yazın sıcağa karşı, kışın dona karşı mücadele ediyoruz. Domates zor ama biz seve seve yapıyoruz. Zorluklarla yetiştiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum" Serasındaki domateslerin henüz bir kez hasat edildiğini belirten Çimen, "Domatesimiz bir sefer toplandı, geri kalanı duruyor. Bugün piyasa 45 lira olarak okunmuş. İnşallah umduğumuz gibi olur, yüzümüz güler" dedi. Çiftçinin ayakta kalmasının herkes için önemli olduğunu vurgulayan Çimen, "Çiftçinin yüzü gülerse Türkiye’nin yüzü güler. İlaççının da, komisyoncunun da yüzü güler. Hepimiz mutlu oluruz. Bütün don nöbeti bekleyen kardeşlerime kolaylıklar diliyorum. Mücadele edelim, üretmeye devam edelim. Türkiye’mizi biz doyuruyoruz" ifadelerini kullandı. Devletin verdiği desteklere de değinen Çimen, "Üretici kadın olarak devletimize çok teşekkür ediyorum. Destek oldu, yardımcı oldu. Fiyatlar yükseldi" diyerek sözlerini tamamladı.