SAĞLIK - 22 Ağustos 2019 Perşembe 19:21

TÜSEB Klinik Araştırmalar Merkezi kuruldu

A
A
A
TÜSEB Klinik Araştırmalar Merkezi kuruldu

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ülkemiz için bir ilki daha gerçekleştirerek TÜSEB Klinik Araştırmalar Merkezi’ni kurdu.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ülkemiz için bir ilki daha gerçekleştirerek TÜSEB Klinik Araştırmalar Merkezi’ni kurdu.



Başkanlığını Prof. Dr. Adil Mardinoğlu ve Genel Sekreterliğini Prof. Dr. Hasan Türkez’in yaptığı TÜSEB yeni yönetim döneminde kısa süre içerisinde ülkemiz sağlık Ar-Ge ekosistemini geliştirmeye yönelik yenilikçi yaklaşımlar aracılığı ile önemli gelişmelere imza atmaya başladı. TÜSEB tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Klinik araştırmalar, hastalıklara karşı yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesini ve ilaç adayı olacak moleküllerin belirli aşamalardan geçerek piyasaya çıkmasını sağlayan, gönüllü katılımcılarla gerçekleştirilen araştırmalar bütünü olarak tanımlanabilir. Yapılan bu araştırmaların amacı insanların kullanımına sunulacak olan yeni ilaç veya tıbbi cihazın etkin ve güvenilir olduğunu kanıtlamaktır. Ülkemizde yapılan klinik araştırmaların uluslararası standartlara uygunluğu Sağlık Bakanlığı tarafından takip edilmektedir. Klinik araştırmalar, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından onay verilen Etik Kurulların onayı ve Sağlık Bakanlığının izni ile gerçekleştirilmektedir. Klinik araştırmalar yeni ilaç, tıbbi cihaz ve geliştirilen tedavi yöntemlerini hastaların hizmetine sunmak açısından önem taşımaktadır. Klinik araştırmalar hastalara daha iyi tedavi imkânları sağlamanın yanı sıra güncel teknolojilerden faydalanarak geliştirilen ilaç veya tedavi yöntemlerinin hastalara zamanında ulaştırılmasını amaçlamaktadır. Bu doğrultuda TÜSEB, hastaları yenilikçi tedavilerle buluşturmak amacıyla, klinik araştırmalara ve bu çalışmaların parçası olan unsurlara destek verecektir" ifadesine yer verildi.



Açıklamada, "11. Kalkınma Planı çerçevesinde klinik araştırmalarda Türkiye’nin bölgede lider ülke konumuna gelmesinin sağlanması, klinik araştırmaların Ar-Ge faaliyeti kapsamına alınması, klinik araştırma konusunda farkındalığın arttırılması gibi konular öngörülmektedir. TÜSEB’e verilen yetkilerle Türkiye’deki klinik araştırmaların sayısının ve kalitesinin 11. Kalkınma Planı’nda belirtilen hedefler doğrultusunda arttırılması planlanmaktadır. Bu kapsamda TÜSEB bünyesinde kurulmuş olan Klinik Araştırmalar Merkezi ülkemizdeki klinik araştırma pazar payını arttırmayı amaçlamaktadır. Klinik araştırma yapmak isteyen araştırmacıların çalışmaları gerçekleştirecekleri kurumlara yönlendirilmesi, çalışmaların bir kamu kuruluşu olan TÜSEB çatısı altında takip edilmesi ve desteklenmesi sağlanacaktır. Bu kapsamda TÜSEB ihtiyaç halinde klinik araştırma alanında bütçe ve merkez izni süreçlerinin yönetilmesi, protokol yazımı, etik kurul süreçleri, mevzuat/onay/izin süreçleri gibi konularda destek sunacaktır. Bu süreçlere ek olarak, kurulan bu merkez klinik araştırma paydaşlarını bilgilendirecek ve yönlendirecek hasta veri kümeleri sağlamayı amaçlamaktadır. Klinik Araştırmalar Merkezi’nin temel amaçlarından bir diğeri ise klinik araştırmalar konusundaki farkındalığı arttırmak ve ülkemizde var olan klinik araştırma potansiyelinin ulusal ve uluslararası platformlarda tanınır olmasını sağlayacak çalışmalar gerçekleştirmektir. Bu kapsamda hem halkın hem de klinik araştırmaların yapılacağı merkezlerde görev alan sağlık personelinin farkındalığının arttırılması için çalışmalar gerçekleştirilecektir. Şehir hastanelerinde, özel hastanelerde, üniversite hastanelerinde ve eğitim ve araştırma hastanelerinde geliştirilen altyapının araştırmacılar tarafından kullanılması teşvik edilerek ülkenin farklı şehirlerinde de klinik araştırma yapılması sağlanacaktır. TÜSEB Klinik Araştırmalar Merkezi maddi çıkar gözetmeksizin kamu bünyesinde bir çatı kurum görevi üstlenecektir." denildi.



Merkez bünyesinde yapılması planlanan faaliyetler hakkında şunlar kaydedildi:


"Klinik araştırma süreçlerinde rolü olan; sponsor (çalışmayı yaptıran kurum, kuruluş), merkez (klinik araştırmanın yapılacağı merkez), araştırmacılar, CRO (Sözleşmeli Araştırma Kuruluşları) ve SMO‘ların (Merkez Yönetimi Organizasyonu) TÜSEB Klinik Araştırma Merkezi’ne entegrasyonu sağlanacaktır.


Yapılan çalışmalar ve çalışma raporları ile çalışmada görev alan araştırmacılar koordine ve takip edilecektir.


Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’na yapılan başvurular ve etik kurul faaliyetleri koordine ve takip edilecektir.


Etik kurul başvuru, takip ve koordinasyon faaliyetleri sürecinde elektronik sistem kullanılması amacıyla çalışmalar gerçekleştirilecektir.


Klinik araştırma yapan büyük ölçekli firmaların sorunlarına çözüm getirmeye çalışılırken, küçük firmaların gelişmesi için olanaklar sağlanacaktır.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Malik Karaahmet: "Haaland’la yeniden aynı sahada mücadele etmek isterim" İzmir’de 2016 yılında düzenlenen Ege Kupası’nda Erling Haland’la aynı sahada mücadele eden ve gol krallığı yarışında Norveçli yıldızı geride bırakan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim" dedi. Türkiye Futbol Federasyonu tarafından 2016 yılında düzenlenen U16 Ege Kupası, Malik Karaahmet için unutulmaz bir anı olarak kayıtlara geçti. İzmir’de oynanan turnuvada Türkiye U16 Milli Takımı ile Norveç U16 Milli Takımı karşı karşıya geldi. O dönem Bryne FC forması giyen Erling Haaland ile Eintracht Frankfurt altyapısında yetişen Malik Karaahmet aynı sahada yer aldı. Türkiye, Haaland’ın da forma giydiği Norveç’i 2-1 mağlup etti. Norveç turnuvaya grup aşamasında veda ederken, Türkiye finalde ABD U16 Milli Takımı’nı 3-1 yenerek şampiyon oldu. Turnuvada en çok gol atan oyuncu, kaydettiği 3 golle Malik Karaahmet olurken, Haaland turnuvayı Çekya’ya attığı tek golle tamamladı. Turnuva sonrasında Haaland kariyerinde önemli bir yükseliş yakalayarak dünyanın en önemli santrforları arasına girerken, Malik Karaahmet de Aliağa FK formasıyla TFF 2. Lig’de mücadele ediyor. Malik Karaahmet, o dönem yaşananları ve Erling Haaland ile aynı sahadaki mücadelesini İHA muhabirine anlattı. "Eski günleri kurcalamak istemiyorum" Erling Haaland ile geçmişte aynı sahada yer aldığını sonradan öğrendiğini vurgulayan Aliağa FK oyuncusu Malik Karaahmet, "Haaland ile o dönemde aynı sahada koşturduğumuzu bilmiyordum, bu haberler sonradan ortaya çıktı. Haberi aldığımda duygularım tabii ki çok farklı oldu ve insanın aklına ’Bu çocuk nerelere gelmiş’ düşüncesi geliyor. Biz de buralarda koşturmaya devam ediyoruz ancak önemli olan pes etmeden bu mücadeleyi sürdürmektir. 4 maçlık bir turnuvada benim 3, onun ise 1 gol atması o dönem için oldukça iyi bir performanstı. Sayısal olarak bakıldığında şu an o benden kat kat fazla gol atmış durumda fakat eski günleri kurcalamak niyetinde değilim. Şu anki durumuma odaklanıyorum ve başkalarının ne yaptığı beni pek ilgilendirmiyor. İçimde kapanmayacak bir yara olsa da pes etme niyetim olmadığı için çalışmaya devam ediyorum" ifadelerini kullandı. "Aynı sahada yer almak isterim" Kariyerindeki dalgalanmaları ve aldığı altyapı eğitimini değerlendirerek, fiziksel bir kıyaslama yapmak istediğini aktaran Karaahmet, "Fiziksel olarak ben de diri duruyorum ancak kıyaslama yapabilmek için onunla yeniden aynı sahada olmayı isterdim. Benim altyapı gelişimim Türkiye’de değil, Almanya’da gerçekleşti. O dönem Eintracht Frankfurt’ta oynuyordum ve Almanya’nın altyapı sistemi Avrupa geneline göre çok daha iyi seviyededir. İyi bir altyapı eğitimi almış ve çalışkan biri olmama rağmen, dönem dönem her futbolcu gibi ben de düşüşler yaşadım. Belki de ben yanlış zamanda bir düşüş yaşarken, o aynı dönemde büyük bir çıkış yakaladı. Bu durum biraz da nasip işidir ve bana nasip olmadı" şeklinde konuştu. "Yanlış yönlendirildim" Eski rakiplerini izlerken farklı duygular hissettiğini ve kariyerindeki gerilemenin asıl sebebinin menajerler tarafından yanlış yönlendirilmesi olduğunu dile getiren 26 yaşındaki futbolcu, "Haaland’ı izlediğimde ’Biz bu çocuklarla aynı sahada koşturuyorduk’ diyorum ve böyle isimlerle aynı sahada bulunmuş olmaktan dolayı seviniyorum. Bazen keşke ben de oralarda olsaydım diye düşünsem de ’keşke’ demeden, ne olursa olsun çalışmaya devam etmek gerekiyor. Hakkımda yapılan yorumlarda sürekli gece hayatı gibi iddialar ortaya atılıyor ancak gerilememin sebebi kesinlikle bu değildir. Yaşadığım durumun yüzde 70 veya 80’lik kısmı tamamen yanlış yönlendirme kaynaklıdır. O dönemde çalıştığım bazı menajerler, iyi yöntemlere sahip olmadıkları için kariyerimi doğru şekilde yönetemediler" dedi.
Kastamonu Binlerce hapla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi Kastamonu’da gerçekleştirilen operasyonda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapıyla yakalanan sanığın yargılanmasına devam edildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 2025 yılının Mayıs ayında düzenlenen operasyonda F.D. idaresindeki araç durduruldu. Şüpheli şahsın aracında ve ikametinde yapılan aramalarda 69 bin 407 adet sentetik ecza hapı, 975 gram metamfetamin ve 485 gram skunk ele geçirildi. Jandarma ekiplerince gözaltına alınan F.D., tutuklandı. Olayın ardından Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde F.D. hakkında "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" suçundan dava açıldı. Davanın devam eden duruşmasında sanık, avukatı ve tanıklar hazır bulundu. "Yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık F.D., "Bu yakalanan kimyasal uyuşturucu maddeler bana ait değildir. Benim olsaydı, zaten söylerdim. Mahkemenize sunduğum dilekçemde bazı isim ve yerlerden bahsettim. Bazı adreslerde uyuşturucu olabileceğini söyledim. Emniyet güçlerince bu 4 adreste uyuşturucu yakalanmıştır. Bunun üzerine uyuşturucunun sahibi olan Ö.T. tutuklanmıştır. Ben, hap kullanıyorum, metamfetamin kullanmıyorum. Boyun fıtığım olduğu için bu hapları kullanıyorum. Ameliyat edemiyorlar, tehlikeyi yerde olduğunu söylüyorlar. Bu yüzden ben de ağrılarım dinsin diye hap kullanıyorum. Ayrıca olay günü alınan idrar tahlilinde de amfetamin çıkmış. Ben, 2-3 arkadaşla birlikte o gün viski içiyordum. Arkadaşlarla birlikte alkol alırken viskinin içerisine bir şey attılar, ne attıklarını bilemiyorum. Ben kimyasal uyuşturuculara karşıyım. Şu anda cezaevinde bile hap kullanıyorum. Pişmanım. Ö.T., İstanbul’dan Samsun’a kadar uyuşturucu satıyor. 100’den fazla kişi ile çalışıyor. Ö.T.’den korkusuna kimse ismini söyleyemiyor. Tehlikeli birisi kendisi, bende yaşımdan dolayı cezaevinden çıkmam belki de uzun sürecek. Bu yüzden bildiklerimi sizlere anlattım" dedi. Duruşmada operasyonu gerçekleştiren İl Jandarma Komutanlığı personellerini tanık olarak dinleyen mahkeme heyeti, ifadelerde ismi geçen Ö.T. ve Y.K. isimli şahıslar hakkında Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığına suç durusunda bulunmasına karar verdi. Sanığın tutukluğunun devamına karar veren heyet, duruşmayı ileri bir tarih erteledi. Öte yandan, davanın ilk duruşmasında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanık hakkında 15 ila 25 yıl arasında hapis cezası talep etmişti.
Konya Konya’da gayrimenkul piyasası yavaş yavaş hareketleniyor: Uzmanlardan "Yatırımı ertelemeyin" tavsiyesi Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Konya’da gayrimenkul piyasasında hareketlilik artarken, küresel ekonomik gelişmeler vatandaşları yatırım konusunda temkinli davranmaya yönlendiriyor. Emlak uzmanları, vatandaşlara gayrimenkul yatırımı ve alım-satım süreçlerinde dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Gayrimenkul piyasasında yaz aylarının yaklaşmasıyla beraber hareketlilik başladığına değinen uzmanlar, yapılacak işlemin gecikmeden değerlendirilmesini gerektiğini ifade ediyor. Maliyetlerin arttığını vurgulanan Konya Emlakçılar Odası Başkanı Abdullah Çiftci, yatırım kararlarının ertelenmemesini tavsiye ederek, "Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte piyasa, yavaş yavaş yukarı yönlü bir ivmeyle hareketlenmeye başladı. Ancak küresel sorunlar, vatandaşlarımızı ticaret ve yatırım yapma konusunda daha temkinli davranmaya yönlendiriyor. Her zaman ifade ettiğimiz önemli bir husus; kısa vadeli ya da uzun vadeli fark etmeksizin, vatandaşlarımızın gayrimenkule yatırım yapmaları ya da ihtiyaçlarını en kısa sürede gidermeleri gerekiyor. Çünkü her geçen yıl, bir önceki yılı aratıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın mevcut imkanlarını hızlı ve doğru şekilde değerlendirmelerini tavsiye ediyoruz. Geçmişte vatandaşlarımız daha çok merkezi lokasyonları, merkeze yakın bölgeleri tercih ederken, günümüzde bu tercihler değişkenlik gösteriyor. Artık en iyi, en kaliteli ve bütçeye en uygun seçenekler doğrultusunda karar verildiğini görüyoruz" dedi. Dolandırıcılık olaylarına dikkat Gayrimenkul alım-satım süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için uyarılarda bulunan Çiftci, "Öncelikle, ödeme hesabınıza geçmeden tapu devir ve taahhüt işlemlerine kesinlikle başlanmamalıdır. İkinci olarak, havale ve EFT işlemleri tamamlanmadan, yani ödeme karşı tarafa ulaşmadan tapu devri gerçekleştirilmemelidir. Özellikle ‘sazan sarmalı’ ve ‘kaparo’ dolandırıcılığı gibi yöntemlerin, tapu devir işlemlerinde veya mesai bitimine yakın saatlerde daha sık tercih edildiği bilinmektedir. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu tür durumlara karşı dikkatli olmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca alıcı ve satıcının birbirini görmeden, aracılık yapan ve Konya Emlak Odası’na kayıtlı meslektaşlarımızla yüz yüze gelmeden, tapu devrini gerçekleştirecek kişilerle ve sözleşmeye taraf olanlarla görüşmeden kesinlikle işlem yapmamalarını tavsiye ediyoruz" şeklinde konuştu. "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı etkiliyor" Piyasadaki dalgalanmanın zaman zaman sektörü etkilediğine değinen Emlak Uzmanı Demir Simen de, "Altın fiyatlarındaki dalgalanmalar ve faiz oranlarının yüksek olması, vatandaşlarımızı ve yatırımcıları önemli ölçüde etkilemektedir. Yatırım yapan kişiler, istedikleri verimi elde edememekte piyasalarda sabit seviye ihtiyacı ön plana çıkmaktadır. Döviz kurları ve altın fiyatlarının da dengeye oturması, ayrıca fahiş fiyat artışlarının kontrol altına alınması gerekmektedir. Piyasada aynı nitelikteki bir gayrimenkulün farklı yerlerde farklı fiyatlarla sunulması da vatandaşlarımızı zorlayan unsurlar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, gayrimenkul alım sürecinde kurumsal firmalarla çalışılması büyük önem taşımaktadır" dedi. "Detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz" Dolandırıcılık olaylarına karşı uyarıda bulunan Simen, "Vatandaşlarımızın internet siteleri ve diğer platformlar üzerinden firmaları ve müteahhitleri detaylı şekilde araştırmalarını öneriyoruz. Unutulmamalıdır ki herkes emlakçılık yapamaz. Yetki belgesi olmayan, gerekli evraklara sahip bulunmayan ve kayıt dışı faaliyet gösteren kişilerle yapılan işlemler, ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız sonradan pişman olarak çözüm arayışına başlıyor. Bu nedenle vatandaşlarımıza, güvenilir ve kurumsal firmalarla çalışmalarını önemle tavsiye ediyoruz" diye konuştu. (İY-FM-