SAĞLIK - 15 Kasım 2025 Cumartesi 13:34

Uzmanı uyardı: Günde 30 dakika yürüyüşle diyabet önlenebilir

A
A
A
Uzmanı uyardı: Günde 30 dakika yürüyüşle diyabet önlenebilir

Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, ülkemizde her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğunu ve günde 30 dakikalık yürüyüşle bu hastalığın önlenebilir olduğunu söyledi.


Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Diyabetin dünya genelinde hızla arttığına dikkat çeken Karakaş, hastalığın toplum sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığını vurguladı.



"Her 8 kişiden biri diyabet hastası"


Aile Hekimi Hatice Nihan Demir Karakaş, dünyada yaklaşık 540 milyon insanının diyabetle yaşadığını ifade ederek, " Bugün, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü. Her yıl olduğu gibi bugün de tüm dünyada giderek artan diyabet sorununa dikkat çekmeyi ve farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Dünyada yaklaşık 540 milyon insan, yani her 10 kişiden biri diyabetle yaşamaktadır. Ülkemizde yapılan büyük kapsamlı TURDEP-2 çalışmasına göre ise Türkiye’de diyabet oranı yüzde 13 civarındadır; bu da her 8 kişiden birinin diyabet hastası olduğu anlamına gelir. Üstelik birçok kişi diyabet hastası olduğunun farkında bile değildir. Bu nedenle farkındalığı artırmak, kişileri uyarmak, önlemleri vurgulamak ve diyabetin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu göstermek büyük önem taşır" dedi.



"Diyabet önlenebilen bir hastalık"


Tip2 diyabetin önlenebilen bir hastalık olduğunu söyleyen Karakaş, " Diyabet önlenebilen Diyabetin tanı kriterlerini de çok kısa özetleyecek olursak; diyabet bildiğiniz gibi kan şekerinin vücutta düzensiz olması. Bir insanın açlık kan şekerine bakıldığında 126 miligram desilitrenin üstünde olması ya da günün herhangi bir saatinde iki yüzün üzerinde kan şekeri tespit edilmesi ya da üç aylık kan şekeri olan olarak bildiğimiz hemoglobin A1 C‘nin altı buçuğun üzerinde olması diyabet hastalığı yani şeker hastalığı olduğunu gösterir. Diyabet hastalığı Tip1 ve Tip2 diye ayrılıyor. Ama biz Tip2 ile çok ilgileniyoruz. Çünkü Tip2 diyabet önlenebilen; yaşam tarzı değişikliği ve sağlıklı yaşamla tamamen düzeltilebilen bir durum. Bu sebeple hastalarımızın mutlaka kan şekeri kontrollerini düzenli yapmalarını belirli aralıklarla kontrole gitmelerini, yakınlarının ve sevdiklerinin sağlığına biraz daha dikkat etmelerini öneriyoruz" diye konuştu.



Günde 30 dakika yürüyüş diyabetten koruyor


Karakaş, günde 30 dakikalık yapılan yürüyüşle diyabet hastalığının önlenebileceğine değinerek, "Diyabetin ilaçlarla beraber yaşam tarzı değişiklikleri de çok fazla önem arz etmekte. O yüzden günde 30 dakikalık yapılan yürüyüşler sebze ve protein ağırlıklı beslenmek alkol ve sigaradan uzak durmakta diyabeti önlemekte çok büyük faktörler olarak yer almakta. Biz Koşuyolu Kalp Hastanesi olarak bu toplumda farkındalığı oluşturmak ve sürdürmek için gerekli çabaları gösteriyoruz. Siz de sevdiklerinizle beraber onların sağlığını düşünün kan şekeri ölçümlerinizi yaptırın ve kendinize dikkat edin" şeklinde konuştu.



Diyabet görme kaybına neden olabilir


Diyabetin görme kaybına ve böbrek yetmezliğine neden olabileceğini söyleyen Karakaş, "Diyabetin maalesef ciddi kalp hastalıkları, görme kaybına kadar giden görme problemleri ve böbrek yetmezliği gibi diyalize girmeyi gerektirecek durumlar olabilmekte, bunlar en korktuğumuz komplikasyonlar ama dediğimiz gibi bunları yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisi ile zamanında önlemek ve düzeltmek mümkün. O yüzden her şey elimizde. Dünya diyabet gününde yani 14 Kasım’da sizleri hastanelerimizde polikliniklerimize kan şekeri kontrollerinizi yaptırmaya davet ediyoruz. Bu sayede bu erken tanı şansımız olacak ve kalp hastalığı böbrek hastalığı ve göz problemleri gibi komplikasyonları önleme imkanına sahip olacağız" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Fidan: "Türkiye’nin dış politikası devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" dedi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü ve dirayetli liderliğinde Türkiye; sözü dinlenen, ağırlığı hissedilen ve dengeleri etkileyen bir aktör konumuna taşınmıştır. Türkiye’nin dış politikası günübirlik reflekslerle değil, milletimizin çıkarlarını merkeze alan bağımsız bir iradeyle, devlet aklıyla ve stratejik öngörüyle şekillenmektedir" ifadelerini kullandı. Hiçbir ithamın Türkiye’nin ortaya koyduğu çabaları gölgeleyemeyeceğini vurgulayan Fidan, "Devlet yönetmenin sorumluluğuyla attığımız adımları görmezden gelmek, yaptığımız açıklamaları çarpıtmak, kötü niyetin ve milletimize karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmayan sağduyusuz zihinlerin ürünüdür. Bölgemizdeki krizlere soğukkanlılıkla yaklaşıp, barış ve istikrar için sorumluluk üstlenmekteyiz. Türkiye, doğru bildiğini her zaman net biçimde tüm taraflara söyleyebilmiş bir ülkedir. Hakikatten kopuk ithamlar bugün olduğu gibi sadece söyleyeni yorar; samimiyetle gayret eden Türkiye’nin ortaya koyduğu çabayı gölgeleyemez" dedi.
Ankara TBMM’de "basın özgürlüğü" tartışması TBMM’de AK Parti ile DEM Parti arasında tutuklu gazeteciler konusunda çıkan tartışmada "Türkiye-İsrail" polemiği yaşandı. TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti ile DEM Parti arasında Türkiye ile İsrail basını polemiği yaşandı. AK Parti Tokat Milletvekili Mustafa Arslan, tutuklu gazetecilerin hiçbirinin gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklu olmadığını belirterek, "Basın özgürlüğü, terör propagandası, nefret söylemi ve toplumu ayrıştıran faaliyetler için bir kalkan olarak kullanılamaz. Türkiye’nin basın özgürlüğünü değerlendirmek için ideolojik saiklerle hareket ettikleri açık olan kuruluşların raporlarına değil, ülkemizdeki cari medya ortamına bakmak gerekmektedir" dedi. Arslan, İsrail’de son iki yılda 250’den fazla gazetecinin hayatını kaybettiğini de belirterek, Basın Özgürlüğü Endeksi’nde İsrail’i Türkiye’den öne alan bir raporu hiçbir vicdanın kabul edemeyeceğini ifade etti. Söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Arslan’ın konuşmasına atıfta bulunarak, "Hiç kimse mesleği nedeniyle tutuklu değildir, çünkü AK Parti’ye karşı haber yapmayı bir meslek olayı olarak görmüyorlar. Böyle bir tablo çizdi. Şimdi İsrail’de Basın Özgürlüğü Endeksi Türkiye’den yukarı, çünkü gerçekten İsrail’de basın özgürlüğü var biliyor musunuz? Oradaki gazeteciler, o soykırımcı Netanyahu hakkında yazıp çizebiliyorlar, haber yapabiliyorlar. Ama bu ülkede binlerce insan Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle hâlâ tutuklanıyor. Böyle bir suç var, böyle bir suç uyduruldu bu ülkede ne yazık ki. Üstelik de bakın hakaret değil, eleştiri yaptığı için. Şimdi belge paylaşmak, haber yapmak, iktidar karşıtı, iktidarı eleştiren haber yapmak, halka haber ulaştırmanın kendisini siz suç olarak tarif ediyorsunuz. Vekilimiz söyledi, Nedim Oruç Cizre’de olay takibi, eylem takibi yapıyordu, polisler darbederek aldılar. Hiçbir suçu yok, ’terör propagandası’ dediniz. Ya bizim gözümüzün önünde gittiğimiz eylemde insanları, gazetecileri döve döve polis gözaltına alıyor, diyor ki ’Örgüt propagandası yaptı.’ Niye? Eylemi fotoğraflıyor, eylemin videosunu çekiyor. Şimdi, gerçekle yüzleşmek lazım. Çünkü bu gerçek aynı zamanda bu ülkenin gerçeği ve sizin iktidarınızın oluşturduğu bir gerçek. Bu gerçekle yüzleşmeden bu ülkede basın özgürlüğü olmaz. Herkesin ağzına bant yapıştırın, gözlerini de kapatın, ondan sonra deyin ki ’Bu ülkede basın özgürlüğü var. Niye yazmıyorsunuz? Niye konuşuyorsunuz?’ Meseleniz budur" şeklinde konuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, İsrail ile Türkiye’yi karşılaştırmanın doğru olmadığını ve İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemenin kabul edilemeyeceğini belirterek, "Başkanım, Sayın Grup Başkanvkilinin İsrail’i Türkiye’yle mukayese ederek İsrail’in daha iyi noktada olduğunu söylemesi asla kabul edilemez. Her gün gazetecilerin hayatına kasteden, bütün basın mensuplarına yönelik saldırılar düzenleyen, çocukları katleden, kadınları katleden, ibadethaneleri bombalayan soykırımcı İsrail’e ’Bu anlamda Türkiye’den daha iyi noktadadır’ demek asla kabul edilebilir bir şey değildir. Bu topraklara ait, bu topraklardan neşet etmiş hiçbir kimse Türkiye’yi soykırımcı İsrail’le mukayese edemez. Mukayese ettiğinde de ’Türkiye her zaman daha iyi noktadadır’ demesi gerekirken bu anlamdaki tavrı, yaklaşımı asla kabul etmiyoruz, doğru bulmuyoruz, tasvip etmiyoruz ve reddediyoruz" diye konuştu. Koçyiğit ise gazetecilerin Netanyahu’yu eleştirebildiklerini söyledi.