SAĞLIK - 18 Mart 2026 Çarşamba 10:48

Uzmanından bayram için ’2 dilim’ uyarısı

A
A
A

Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Ezgi Ertal Akgöz, Ramazan Bayramı için beslenme tavsiyelerinde bulundu. Tatlı tüketirken günün tamamı düşünülerek ufak porsiyonlar tüketilmesi gerektiğini vurgulayan Akgöz, '2 dilim' uyarısında bulundu.

Ramazan Bayramı ile birlikte beslenme alışkanlıkları da eski haline dönüyor. Ancak bu değişim, kontrol altında tutulmadığı takdirde sindirim sorunlarına yol açabildiği gibi, özellikle diyabet hastaları için de sakıncalı olabiliyor. Ramazan Bayramı için tavsiyeler veren Biruni Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi Ezgi Ertal Akgöz, dikkat edilmesi gereken noktalara değindi.

Sindirim problemlerinin önüne geçmek mümkün

İki öğün beslenmeden üç öğüne geçilmesiyle sindirim sorunları yaşanabileceğini belirten Akgöz, "Yoğun beslenme bizim için beraberinde belli sindirim problemlerini, kan şekeri dalgalanmalarını meydana getiriyor. O yüzden biz istiyoruz ki buradaki geçiş kademeli olsun. Öğünlerimizi önce hafif artışlarla sonrasında düzeni kuracak şekilde planlamayı tavsiye ediyoruz. Önce kahvaltı öğününü oturtmak önemli. Kahvaltı alışkanlığını sağladıktan sonra küçük ara öğünlerle desteklemek, 2 ya da 3 ara öğünü sağlamak ama burada öğünlerdeki porsiyon miktarlarını dengelemek çok kıymetli. Bu ara öğünler, ana öğünlerdeki porsiyonları azaltmada oldukça yardımcı olur" dedi.

Lifli gıda ve su tüketimine dikkat

Lifli gıda tüketiminin ihmal edildiğini ve bu nedenle kabızlığın çok sık yaşandığını belirten Ezgi Ertal Akgöz, "O yüzden lifli yiyecekler, taze sebze meyveler, kuru baklagiller, tam tahıllı ürünler tüketmek çok önemli. Bir diğer önemli konu su tüketimi. Hem ramazanda hem ramazan sonrasında su tüketimini atlayabiliyoruz. Günde en az 2 litre su tüketerek bu tarz sindirim problemlerinin önüne geçilebilir" diye konuştu.

Sonraki öğünlerinde düşünülerek hafif bir kahvaltı yapılması gerektiğini vurgulayan Akgöz, "İlk günlerde çok fazla aşırıya kaçmadan, protein olarak bir yumurta ve peynir kahvaltıya dahil etmek, yanına lifi artırmak için taze sebzeleri eklemek, ekmek olarak 1-2 dilim tam tahıllı ekmeklerden tercih etmek oldukça doyurucu ve dengeli bir tabaktır. Eğer ki o ihtiyacı tam karşılayamadıysak sonrasındaki ara öğünlerimizde de bunu destekleyebileceğimizi bilmek lazım" dedi.

Günün tamamını planlayarak beslenmek önemli

Bayramda tatlı tüketimini tamamen yasaklamak yerine kontrollü şekilde tüketilebileceğini belirten Akgöz, "Toplum olarak ikramı çok fazla geri çevirebilen bir toplum değiliz. Öğünlerde baştan planlı bir şekilde gitmekte fayda var. Örneğin bayram gününde hafif bir kahvaltıyla başlayın, çünkü günün ilerleyen zamanlarında daha farklı öğünler olacak, belki ziyaretlerde ikramlar, atıştırmalıklar olacak. O yüzden kahvaltıyı hafif tutmak sonrasında o yönetimi sağlamak adına da önemli. Tatlı tüketirken de porsiyonları küçük tutmak için iyi olacaktır. Günlük maksimum 1-2 dilim kadar baklava türü tatlı tüketilmeli. Maalesef bunun üzerine çıkılıyor. Sınırlama koymak, en azından sonraki ziyaretleri düşünerek tek bir dilim tercih etmek daha doğru olur" dedi.

Fiziksel aktivite günlük rutin haline gelmeli

Beslenme kontrolü kadar egzersizin de önemine dikkat çeken Ezgi Ertal Akgöz, "Bu noktada hareket de çok önemli. Ramazanda da açlık süresi olduğu için hareketlerimize çok fazla dikkat edemiyoruz ve hareketsiz kalıyoruz. Hem bayram sürecinde hem sonraki süreçte hayatımıza mutlaka fiziksel aktivite eklemek, günlük yürüyüşler yapmak, bütün problemleri azaltmada yardımcı olacaktır" diyerek sözlerini noktaladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Efeler Belediyesi’nin tarihi mekanları Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde minikleri ağırladı Efeler Belediyesi’ne ait Kuvayi Milliye Anı Evi ve Efeler Tarih Evi, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü dolayısıyla özel bir kreşte eğitim gören miniklere kapılarını açtı. Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümüne özel olarak düzenlenen etkinlikte, şehrin kültürel mirasları, geleceğin teminatı olan çocuklarla buluşturuldu. Gerçekleştirilen programda çocuklara, uzman rehberler eşliğinde Çanakkale’de yazılan destanın anlamı yaşlarına uygun şekilde sade bir dille anlatıldı. Kuvayi Milliye ruhu ve bağımsızlık mücadelesi ruhu çocuklara aşılandı. Kuvayi Milliye Anı Evi’nde sergilenen tarihi belgeler, fotoğraflar ve döneme ait objeler sayesinde minikler, geçmişe doğru etkileyici bir yolculuğa çıktı. Efeler Tarih Evi’nde ise kentin yerel tarihi, kültürel değerleri ve geçmiş yaşam biçimleri tanıtıldı. Eski dönemlere ait ev eşyaları, günlük yaşam objeleri ve canlandırmalar, çocukların büyük ilgisini çekerken; etkinlik boyunca meraklı sorular ve heyecanlı anlar dikkat çekti. Özellikle çocukların erken yaşta tarih bilinci kazanmasının hedeflendiği etkinliklerin artarak devam edeceği ifade bildirildi. Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde gerçekleştirilen bu anlamlı etkinlik, miniklere tarihi sevdirirken; milli birlik, beraberlik ve vatan sevgisi gibi değerlerin de küçük yaşta benimsenmesine katkı sağladı.
Sivas Tan: "Amaç, uzayan yaşamı onurlu kılmaktır" Sivas Numune Hastanesinde görevli Gerontolog Gökçe Tan, "Bugün aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern dünyadaki dönüşmüş biçimidir. Artık amaç sonsuz yaşam değil; uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılmaktır" dedi. Gerontolog Gökçe Tan, 18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Sivas’ta kurulan Darülreha’nın ilk huzurevi olma özelliğini taşıdığını ifade eden Tan, "İnsanlık tarih boyunca hep ölümsüzlüğü aramıştır. Günümüzden yaklaşık 4 bin yıl öncesine dayanan, tarihteki ilk destan olan Gılgamış Destanı, dostunu kaybeden Kral Gılgamış’ın gençlik otunu bulma yolculuğunu anlatır. Yine Anadolu anlatılarında Lokman Hekim’in yılanların şahı Şahmeran’dan ölümsüzlüğün ilacını öğrendiği rivayet edilir. Peki, ölümsüzlüğün mümkün olmadığının anlaşılması, toplumların yaşlı bireylere yaklaşımını nasıl şekillendirdi? Bunun cevabı yarım milyon yıl eskiye dayanan arkeolojik kazılarda saklı. Antik Yunan’da yaşlı bakımıyla ilgili sert kanunlar vardı, öyle ki yaşlılarına bakmayan çocuklar cezalandırılıyordu. Bununla beraber şehirden bakım almanızı sağlayan bir sistem de mevcuttu. Yine Oğuz Boyu’nda yaşlılar bilge, yararlı ve saygın kişiler olarak görülüyordu. Anadolu’da Selçuklular döneminde Sivas’ta kurulan Darülreha, yaşlıları korumaya yönelik hizmetler veren ilk huzurevi özelliğini taşımaktaydı. Yaşlılık yüzyıllar boyunca aile ve topluluk içinde bakım pratikleriyle karşılanmışken; yaşlılığın beraberinde getirdiği sorunların daha görünür hale gelmesi artık tıbbi olarak çözümlenmesi gereken bir süreç haline gelmişti. Özellikle Orta Çağ’da tıbbın babası olarak da bilinen İbn-i Sina da El Kanun Fi’t Tıp kitabında yaşlılık dönemine özgü bedensel değişimleri ve sağlık sorunlarını ele alarak, yaşlılığın tıbbi olarak değerlendirilmesine zemin hazırlamıştır. Bununlar beraber İbni-Sina, yaşlılığın yaşam tarzıyla da ilgili olduğunu vurgulayarak, yaşlanmanın önlenmesi ve geciktirilmesi gibi bir kaygı gütmeden konforlu ve kaliteli yaşamın sırlarını aramıştır" dedi. Geriatri kavramının 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktığını ifaden eden Tan, "Yüzyıllar içinde gelişen tıp ve sosyal bilimler, yaşlanma sürecine olan bu ilgiyi derinleştirerek çok boyutlu bir olgu olarak ele alınmasını isteyen yaşlanma dedektiflerini ortaya çıkarmıştır. Nitekim 20. yüzyılın başlarında Ignatz Leo Nascher tarafından ‘geriatri’ kavramının ortaya konmasıyla yaşlı sağlığı tıbbın ayrı bir uzmanlık alanı haline gelirken; yaşlanma sürecini biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla inceleyen ‘gerontoloji’ de bağımsız bir bilim alanı olarak gelişmeye başlamıştır. Geriatri ve gerontolojinin ‘Nasıl kaliteli ve başarılı yaşlanabiliriz?’ sorusu aktif yaşlanma kavramıyla cevap bulmuştur. Nitekim ilk defa Dünya Sağlık Örgütü tarafından ortaya konan aktif yaşlanma yaklaşımı; bireylerin sağlık, katılım, güvenlik olarak üç temel unsurun birleşimiyle meydana gelmiştir. Bu unsurlar yaşlı bireylerin yalnızca sağlık hizmetlerinden yararlanan pasif bireyler değil, aynı zamanda toplum içinde üretken, katılımcı ve karar süreçlerine dahil olan bireyler olduğunu vurgular" diye konuştu. Tan, "Bugün aktif yaşlanma kavramı, kadim ölümsüzlük arzusunun modern dünyadaki dönüşmüş biçimidir. Ne Kral Gılgamış ölümsüzlük otunu yiyebildi ne de Lokman Hekim gençlik iksirini kullanabildi. Artık amaç sonsuz yaşam değil; uzayan yaşamı anlamlı, katılımcı ve onurlu kılmaktır. Cicero’nun da dediği gibi yaşlılığa karşı en mükemmel ilaç, bilgili ve erdemli olmaktır" açıklamasında bulundu.
Samsun Türkiye’de bir ilk olan ’Astorya’ 27 Mart’ta açılacak Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’de bir ilk olarak hayata geçirilen Flying Theater projesi "Astorya" 27 Mart Cuma günü açılacak. Kente yeni sosyal alanlar kazandırmak, gençlerin, çocukların ve ailelerin sosyal yaşamına renk katmak ve etkinlik alanlarını artırmak adına çalışmalarını sürdüren Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’de bir ilk olarak Flying Theater projesi "Astorya"yı Samsun’a kazandırdı. Tüm çalışmaların ve hazırlıkların tamamlandığı Astorya 27 Mart Cuma gününden itibaren ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak. Yepyeni bir deneyim Samsun’u bekliyor Tamamı yerli mühendislik imkânlarıyla DOF Robotics firması tarafından geliştirilen projeyi şehre kazandıran Samsun Büyükşehir Belediyesi, dünyanın farklı şehirlerinde kullanılan uçuş simülasyonu konseptini Astorya ile Samsun’a taşıyacak. İlkadım ilçesindeki Panorama Samsun Dijital Gösterim Merkezi bünyesinde kurulan Astorya’da kullanılan yüksek çözünürlüklü kubbe ekran ve hareketli platform sisteminin yanı sıra rüzgâr, koku ve su buharı gibi çoklu duyusal efektlerle de ziyaretçiler, kendilerini gökyüzünde süzülen bir yolculuğun içinde hissedecek. Sinemayı aşan gerçek bir uçuş deneyimi ile 27 Mart’ta Samsunlulara kapılarını açacak Astorya için seans saatlerine ve biletlere internet adresinden ulaşılabilecek. "Hayırlı olsun" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Şehrimizin heyecanla beklediği Astorya’da çalışmalarımızı tamamladık ve projemizi 27 Mart’ta hizmete açıyoruz. Astorya, teknolojik altyapısı ve modern tasarımı ile muhteşem bir eğlence ve turizm merkezi olacak. Hemşehrilerimizin keyifli vakit geçirebileceği modern sosyal alanlar oluşturma hedefimize Astorya ile de önemli bir katkı sunmuş olacağız. Türkiye de ilk kez Samsun’da hayata geçen projemiz şehrimize gelen misafirlerimizin de ilgisini çekecek. Her yaştan ziyaretçiye hitap edecek ve Samsun’umuzun eğlence turizmine katkı sağlayacak Astorya’nın bölgemize, şehrimize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.