SAĞLIK - 11 Ekim 2025 Cumartesi 14:25

Uzmanından kritik uyarı: "Sonbaharda mantar zehirlenmelerine dikkat"

A
A
A
Uzmanından kritik uyarı: "Sonbaharda mantar zehirlenmelerine dikkat"

Şile Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Türk, sonbaharda yağışlı havala ile birlikte artan mantarların tüketiminde dikkatli olunması gerektiğini belirterek, "Bazı mantar zehirlenmelerinde belirtiler bazen bir hafta sonra bile ortaya çıkar. Erken fark edilmezse kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir" uyarısında bulundu.


Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlar da çoğalıyor. Pek çok kişi için bu mantarlar, doğadan gelen doğal ve sağlıklı bir besin kaynağı olarak görülürken, özellikle bazı mantarlar ciddi sağlık riskleri barındıran tehlikeli toksinler içerebiliyor. Özellikle ormanlık alanlarda ya da nemli bölgelerde toplanan yabani mantarlar, görünüm, renk veya koku bakımından yenilebilir türlerle neredeyse birebir benzerlik gösterdiği için ayırt etmek zorlaşabiliyor. Bu nedenle Türkiye’de her yıl onlarca kişi, ’doğal ve organik’ olduğunu düşündüğü mantarları tükettikten sonra zehirlenme belirtileriyle hastanelere başvuruyor. Öte yandan özellikle eylül ve ekim aylarında yağmur sonrası doğadan toplanan mantarların çoğu zaman pazarlarda satılması nedeniyle risk yalnızca toplayan kişiyle sınırlı kalmayıp dışarıya da yayılabiliyor. Bu sebeple mantar zehirlenmeleri sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda toplum sağlığını ilgilendiren ciddi bir halk sağlığı problemi haline geliyor.



"Bazı mantarlar yalnızca bulantı, kusma ve ishal yapabilirken bazıları kalıcı böbrek hasarına yol açabilir"


Şile Devlet Hastanesi İç Hastalıkları Uzm. Dr. Serap Türk, Türkiye’de pek çok mantar çeşidi yetiştiğine ancak bunların büyük bir kısmının zehirli olduklarına dikkat çekti. Uzm. Dr. Türk, "Her mantar zehirlenmesi aynı şekilde seyretmez. Vakaların bir kısmı hafif mide bulantısı ile sınırlı kalırken; azımsanamayacak bir kısmı ölümle sonuçlanır. Bunun nedeni de farklı mantar türlerinin farklı toksinler içermesidir. Bazı mantar türleri (örneğin Omphalotus, Clitocybe, Inocybe) sindirim sistemini etkiler. Tüketimden kısa süre sonra ise bulantı, kusma ve ishale neden olur. Genellikle hafif seyirlidir ancak sıvı kaybı gelişebileceği için tıbbi destek gerekebilir. Cortinarius türlerinde bulunan ’orellin’ maddesi ise böbrek hasarına yol açar. Belirtiler bazen bir hafta sonra bile ortaya çıkar. Erken fark edilmezse kalıcı böbrek yetmezliği gelişebilir. Amanita muscaria ve benzeri mantarlar sinir sistemini etkileyerek halüsinasyon, bilinç bulanıklığı, kas seğirmesi ve nöbetlere yol açabilir" dedi.



"Belirti varsa ’Bekleyelim geçer’ demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor"


Uzm. Dr. Serap Türk, türü ve içeriği bilinmeyen mantarların tüketiminden kesinlikle kaçınılması gerektiğinin altını çizerek vatandaşlara, "Herhangi bir mantar tüketimi sonrası belirtilerden biri dahi görülürse, ’Bekleyelim geçer’ demek yerine hiç vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor. Çünkü erken dönemde yapılan tıbbi müdahaleler, toksinlerin etkisini azaltabilir ve hastanın hayatını kurtarabilir. Hastanın yediği mantarın örneği, mümkünse kalan kısmı veya pişirilmemiş hali mutlaka kapalı bir kapta saklanmalı ve sağlık personeline gösterilmelidir. Sağlık kuruluşuna ulaşana kadar hasta kesinlikle kusturulmaya zorlanmamalı ve ’Zehri alır’ düşüncesiyle yoğurt, süt ya da limon yedirilmemelidir. Herhangi bir ilaç verilmemelidir. Mantar zehirlenmesinden korunmak için vatandaşlarımızın doğadan topladıkları veya kaynağını bilmedikleri mantarları kesinlikle tüketmemeleri, yalnızca kontrollü üretim yapılan kültür mantarlarını tercih etmeleri gerekir. Evde yapılan işlemler; kaynatma, haşlama, sirke veya tuz ekleme toksinleri etkisiz hale getirmez. Bu yanlış inanışlar, zehirlenme riskini ortadan kaldırmak yerine çoğu zaman gecikmeye ve daha ağır sonuçlara neden olur. Unutmayalım, bir tabak mantar, bir ömür sağlığı gölgeleyebilir" şeklinde uyarılarda bulundu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Gerçeğini aratmayan sahte ihbar ile Polis Teşkilatı’nın 181. Yıl dönümü kutlandı Bursa’nın İnegöl ilçesinde 10 Nisan Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü kapsamında mahalle sakinleri, polis ekiplerine unutulmaz bir sürpriz hazırladı. Gerçeğini aratmayan "kavga ihbarı" ile olay yerine çağrılan ekipler, karşılarında konfeti, meşale ve pastalı kutlama bulunca şaşkınlık yaşadı. Sürpriz anlar böyle görüntülendi. İnegöl Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu ile İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları öncülüğünde hazırlanan sürprizde, mahalle sakinleri önce 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kavga ihbarında bulundu. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen polis ekipleri olay yerine yaklaştığında, mahalle sakinleri rol gereği birbirlerine tekme ve yumruklarla saldırıyormuş gibi yaptı. Kavgayı ayırmak için müdahale eden polis ekipleri, bir anda konfeti ve meşalelerle karşılandı. Ardından getirilen pasta ile polislerin 181. kuruluş yıl dönümü kutlandı. Pastayı üfleyen ekipler, duygu dolu anlar yaşarken mahalle sakinlerine teşekkür etti. Fatih Mahallesi Muhtarı Eser Yusufoğlu yaptığı açıklamada, "Bugün polis teşkilatımızın 181. kuruluş yıl dönümü. Biz de amirlerimize küçük bir şaka yapalım dedik. Ne mutlu bizlere ki böyle güzel polislere sahibiz. İnşallah her zaman şaka niyetli polislerimizi çağırırız. Hepsinden Allah razı olsun." dedi. İnegöl Ahıskalılar Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Rüstem Musaoğulları ise, "Polis teşkilatımızın yıldönümünü kutluyorum. Her şartta güvenliğimizi sağlıyorlar. Ahıska Derneği olarak tüm polislerimize teşekkür ediyoruz. Her zaman devletimizin ve milletimizin yanındayız." ifadelerini kullandı. Polis memuru da mahalle sakinlerinin hazırladığı sürpriz için teşekkür ederek, "Mahallemizin yapmış olduğu 10 Nisan kutlaması ile ilgili sayın muhtarımıza ve mahalle halkına teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Her zaman bu şekilde güzel kutlamalarla karşılaşmak ümidiyle" dedi. Hazırlanan sürpriz kutlama, hem polis ekiplerinin hem de mahalle sakinlerinin yüzünü güldürdü.
Manisa Manisa’da zirai don nöbeti MANİSA (İHA) – Manisa’nın Demirci ilçesinde hava sıcaklıklarının eksi 3 dereceye kadar düşmesiyle birlikte badem üreticileri, ürünlerini korumak için bahçelerinde "zirai don nöbeti" tutmaya başladı. Çiftçiler, saman balyaları ve badem kabuklarını yakarak dumanlama yöntemiyle ağaçlarını don tehlikesine karşı korumaya çalışıyor. Demirci ilçesinde özellikle 900 rakımın üzerindeki ve 1000 metreye yakın bölgelerde bulunan badem bahçelerinde, ağaçların çiçeklenme ve filizlenme döneminde zarar görmemesi için üreticiler yoğun mesai harcıyor. Meteoroloji verilerine göre 11 Nisan tarihine kadar sürmesi beklenen soğuk hava dalgasına karşı çiftçiler, akşam saatlerinden itibaren bahçelerinde dumanlama çalışmalarına başlıyor. Gece boyunca süren bu çalışmalar, sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt da zirai donla mücadele eden üreticileri yalnız bırakmayarak gece saatlerinde bahçeleri ziyaret etti. Yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Şenyurt, üreticilere teknik destek sağlayıp alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. "Dumanlı koruma" ile ürünlerini kurtarmaya çalışıyorlar Oyukarkası mevkisinde bulunan ve 250 dönümlük alanda 5 bin badem ağacıyla üretim yapılan Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği’nde de yoğun bir mücadele yürütülüyor. Gece saatlerinde sıcaklığın eksi 3 dereceye kadar düştüğü bölgede üreticiler, yaktıkları materyallerden çıkan yoğun duman sayesinde bahçe içerisindeki sıcaklığı sıfır derece civarında tutarak filizlerin donmasını önlemeye çalışıyor. Çiftlik yöneticisi İsmail Hakkı Sular, geçen yıl zirai don nedeniyle ürün alamadıklarını belirterek, "5000 badem ağacımız var. Bu yıl tedbirlerimizi artırdık. En kolay yöntem dumanlama. Kendi ürünümüz olan badem kabuklarını yakıyoruz, çünkü daha uzun süre duman sağlıyor. Sigortamızı yaptırdık ama mücadeleyi bırakmıyoruz" dedi. "Erken uyarıları dikkate aldık" Demirci İlçe Tarım ve Orman Müdürü Faruk Şenyurt ise geçen yıl yaşanan don olayını hatırlatarak, bu yıl da benzer risklerin bulunduğunu ifade etti. Şenyurt, "Bakanlığımız geçtiğimiz yıl çiftçilerimize destek vermişti. Bu yıl da meteorolojik verilere göre zirai don riski var. Biz de üreticilerimizi önceden uyardık ve sahada çalışmaları takip ediyoruz. İlçemizde 14 bin dekar badem üretim alanı bulunuyor. Meyve veren yaklaşık 200 bin, gelişim aşamasında ise 400 bin badem ağacı var. Bu sezon 500 ton rekolte bekliyoruz" diye konuştu. Karaoklar Ekolojik Hayat Çiftliği Ziraat Mühendisi Muharrem Çaka da erken uyarı sistemlerini dikkate alarak önlem aldıklarını belirterek, "Önümüzdeki iki gece sıcaklığın eksi 3 dereceye düşmesi bekleniyor. Dumanlama yöntemiyle bahçemizde yaklaşık 2 derecelik bir sıcaklık artışı sağlayarak bademlerimizi korumaya çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Zirai don riskinin devam ettiği Demirci’de çiftçiler, ürünlerini korumak için gece boyunca nöbet tutmaya devam ediyor.