SAĞLIK - 28 Kasım 2024 Perşembe 12:33

Uzmanlar, akciğer kanserinde erken teşhisin önemi konusunda uyarıyor

A
A
A

Uzmanlar, akciğer kanserinde erken tanı ve teşhisin önemine değinerek, erken tanının tedavide önemli bir etken olduğunu belirtti. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Recep Demirhan, “Eğer akciğer kanserini erken evrelerde, yani 1. ve 2. evrede yakalarsak uzun dönem yaşam şansı elde etmek tedaviyle mümkün. Özellikle cerrahi tedavi şansı gören hastalarda uzun dönem yaşam şansı elde etmek mümkün” dedi.

Uzmanlar, en sık görülen kanser türlerinden olan akciğer kanseri hastalığında erken tanı ve teşhisin önemi konusunda vatandaşı uyarıyor. Akciğer Kanser Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi ve Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Recep Demirhan, akciğer kanserinde erken tanı ve yapılan tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirmede bulundu.

Prof. Dr. Recep Demirhan, akciğer kanserinin şu anda dünyada en sık görülen ve en öldürücü kanserlerin başında geldiğini söyleyerek, "Özellikle erkeklerde akciğer kanseri birinci sırada gelmekte. Bunu da prostat kanseri izliyor. Kadınlarda da meme kanserinden sonra akciğer kanserini çok sık görmeye başladık. Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyonun üzerinde kişi akciğer kanserine yakalanmakta. Akciğer kanserinin evreleri var. Eğer akciğer kanserini erken evrelerde, yani 1. ve 2. evrede yakalarsak uzun dönem yaşam şansı elde etmek tedaviyle mümkün. Özellikle cerrahi tedavi şansı gören hastalarda uzun dönem yaşam şansı elde etmek mümkün” dedi.

Uzmanlar, akciğer kanserinde erken teşhisin önemi konusunda uyarıyor

"Hastalar erken teşhis edilip tedavi edilebiliyorsa bu durum tedavideki başarı şansını arttırıyor” diyen Prof. Dr. Recep Demirhan, “Eskiden akciğer kanserinde cerrahi tedavide torakotomi denilen açık ameliyatlar yapılırken şimdi VATS dediğimiz, kapalı yöntemle çok daha küçük kesilerle akciğer kanserini tedavi edebilir hale geldik. Aynı zamanda tanıda, teşhise giderken basit, çok daha kolay ve kullanılabilir, akciğerle ilgili diğer yapıları daha iyi gösteren PET-CT gibi tanı yöntemlerimiz ve araçlarımız var. Bunlar yaptığımız işleri oldukça kolaylaştırıyor. Dolayısıyla tüm bunları multidisipliner, birden çok birimin bir arada olduğu büyük hastanelerde yaptırmak, hastaları daha kısa sürede tedaviye kavuşturmak mümkün olabiliyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Demirhan, “Hastalara biz diyoruz ki ‘ya sigaraya hiç başlamayın, başladıysanız da mutlaka bırakın, eğer sigara içiciyseniz, 20 yılı aşkın süredir sigara içmişseniz ve 50 yaşının üzerindeyseniz mutlaka ve mutlaka düşük dozlu tomografi ile yılda bir kez kendinizi takip ettirin ki erken teşhis mümkün olabilsin. Erken teşhis ile birlikte erken tedavi olsun ve uzun yaşam süreleri elde edelim’. Eğer bu şekilde tedavide ve tanı algoritmalarında tüm Türkiye’de hızlı davranabilirsek akciğer kanserinden kaybedilen birçok hastayı erken teşhis ile sağlığına kavuşturma şansımız olacaktır” dedi.

50 yıldır sigara kullanan, akciğer kanseri teşhisi konulan ve ameliyat olarak sağlığına kavuşan Aziz Demiray, “ Ben 2019’da bu hastalığa yakalandım. Bu hastanede Prof. Dr. Recep Demirhan ile tanıştım. Hastane, hekim ve tanı. Bu 3 faktör çok önemli. Hocamın bunlara vakıf olduğuna ben inandım. 2019’da ameliyat oldum ve yaşamıma devam ediyorum. Ben 50 sene sigara içtim. Benim vatandaş olarak önerim; sigara içen vatandaşlar sigarayı bıraksınlar. Bu hastalığa yakalanırlarsa sağlık merkezini iyi seçsinler” dedi.

Yine aynı hastalıktan dolayı ameliyat olan ve sağlığına kavuşan İsa Kerdiğe ise, “Nefes darlığı rahatsızlığıyla buraya geldim. İyi ki buraya gelmişim. Burada ehli insanlarla tanıştım, Allah razı olsun hepsinden. 50 sene sigara içtik. Gençlerimiz sigaraya özenmesinler” şeklinde konuştu.

Cem Güney Kılıç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Balıkesir Makine teknisyenini eski merakı saat koleksiyoneri yaptı Burhaniye ilçesinde, emekli makine teknisyeni Hanefi Efe’yi eski merakı saat koleksiyoneri yaptı. Yüzlerce antikanın sahibi olan Efe’nin bin 700’lü yıllarda yapılmış duvar saatleri de yoğun ilgi gördü. Muğla’nın Fethiye ilçesinde makine imalatı yaparken emekli olan makine teknisyeni Hanefi Efe,16 yıl önce Burhaniye’ye taşındı. 2,5 yıl önce Taylı Caddesi’nde dükkan açan Hanefi Efe, bir taraftan eski eşyalar satarken, bir taraftan da elektrikli ev aletleri tamiri yapıyor. Efe, 70’li yıllarda başlayan eski saat merakı, binin üzerinde köstekli, kurmalı ve otomatik saatlerin yanı sıra onlarca tarihi duvar saatinin de sahibi yaptı. Eski saatlere gözü gibi baktığını anlatan Efe, işini severek yaptığını söyledi. Antikaları sevdiğini kaydeden 70 yaşındaki Hanefi Efe, "Muğla da 30 sene ikamet ettim. Makine ve mermer işleriyle uğraştım. Sonra 2010 yılında Burhaniye’ye geldim. O zamandan beri bende bu antika sevgisi var. Ben bunlardan ayrılamıyorum. Ben bunları o zamandan beri biriktiriyorum. Biriktirdikten sonra eve doldurdum. Ev artık almaz hale geldi. Sonra karar verdim. Burhaniye de Taylı caddesinde bu dükkanı açtık. Almaya’ dan Hollanda’dan saat getirmeye başladım. Bunlar bin 700 tarihli ilk saatler. Grand fadır denen saatler. Almanların gugukluları işte. Hislonlardan getirmeye başladık. Bu bizde bir tutku oldu. Sonra bu işin ticaretini yapmaya başladık. Para kazanmaya da başladık. Dolayısıyla para kazandıkça insanında hoşuna gidiyor hakikaten. Yaptığın emek boşa gitmemiş oluyor Ama, ben bunu çok seviyorum. Şu anda gençlerden de hevesli olanlar var. Buradan mezatlara katılıyorum Bursa’ya gidiyorum. İstanbul’a gidiyorum. Şimdi bizim yakın zamanda Bursa’ da Bandırma da gene Belediyenin açtığı mezat yeri olacak. Oraya da katılacağım. İzmir’e de gidiyorum. .Hakikaten gençlere de tavsiye ederim. Hem zevkli meslek. İnsan eskiyi anıyor, eskiden yaşanmışlıkları görmek güzel oluyor. Burhaniye’ de de bu işi şu anda devam ettiriyorum. Teşekkür ederim" dedi.
Antalya Yağlı Pehlivan Güreşlerinin efsane ismi Ali Gürbüz, Kepez Belediyesi’nde Dört kez Kırkpınar Yağlı Güreşleri şampiyonu olarak Altın Kemer kazanan Ali Gürbüz, 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde Kepez adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, yarın Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Antalya’da ata sporu yağlı güreş heyecanı yeniden 12 yıl aradan sonra Kepez’de yeniden yaşanacak. Kepez’de düzenlenecek 10. Yağlı Pehlivan Güreşleri ile yeniden kurulacak olan er meydanı davul zurna eşliğinde pehlivanlar çayıra çıkacak. 12 yıl aranın ardından 19 Nisan Pazar günü Edip Akbayram Gençlik Parkı’nda gerçekleştirilecek olan 10. Kepez Belediyesi Yağlı Pehlivan Güreşleri’nde pehlivanlar kol bağlayacak. Yağlı güreşlerin efsane ismi Ali Gürbüz, 2026 sezonunda Kepez Belediyesi adına er meydanına çıkacak. Başpehlivan Gürbüz için, Kepez Belediyesi hizmet binası önünde imza töreni düzenlenecek. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’de yağlı güreş geleneğinin yeniden hayat bulacağını belirterek tüm Antalyalıları bu anlamlı buluşmaya davet etti. Kocagöz, "12 yıl aradan sonra Kepez’de gelenek yeniden başlıyor. Davulun gür sesi ve pehlivanların yiğit adımları yeniden topraklarımızda yankılanacak. Ata mirasımız olan yağlı güreşler, yüzyılların cesaretini ve kardeşliğini bir kez daha dualı çayırda buluşturuyor" dedi.
Antalya Kontrol edilemeyen sınav kaygısı öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkilere sebep oluyor Kepez Belediyesi Antalya Bilim Merkezi’nde öğrencilerin ve ailelerin katılımıyla "Sınav Kaygısı" başlıklı bir söyleşi düzenledi. Söyleşide, sınav sürecinde öğrencilerde ve ailelerde ortaya çıkan kaygının nedenleri, etkileri ve bu sürecin sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilebileceği anlatıldı. Kepez Belediyesi’nin düzenlediği Bilim Kafe etkinliklerinde bu hafta ‘Sınav Kaygısı’ konuşuldu. Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRUAM) Müdürü Prof.Dr. Tuğba Sarı, deneyimlerini öğrenciler ve aileleriyle paylaştı. Moderatörlüğünü Av. Ayşe Evrim Zeybek Akçay’ın üstlendiği söyleşide, sınav sürecine ilişkin deneyimler aktarılarak, katılımcıların soruları yanıtlandı. Söyleşide sınav kaygısının temelinde "korku" duygusunun yer aldığı ifade edilirken, bu duygunun insanın doğasında bulunduğu ve doğru düzeyde olduğunda bireyi motive edici bir işlev gördüğü vurgulandı. Kaygının tamamen olumsuz bir durum olmadığını, aksine orta düzeyde yaşandığında performansı artırabileceği belirtildi. Fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturuyor Kontrol edilemeyen ve aşırı düzeye çıkan kaygının öğrencilerde fiziksel ve zihinsel etkiler oluşturduğuna dikkat çekildiği söyleşide, bu durumun nefes darlığı, donma hissi, odaklanma güçlüğü ve performans düşüklüğü gibi sonuçlara yol açabileceği ifade edildi. Sınav kaygısının en önemli nedenlerinden birinin, sınavın "hayatın tek belirleyicisi" olarak algılanması olduğuna değinilen söyleşide, öğrencilerin kendilerini "başarısızlık ve değersizlik" düşünce kalıplarına kaptırmalarının kaygıyı artırdığı belirtildi. Sınavın önemli bir süreç olduğu ancak hayatın tek belirleyicisi olmadığı vurgulandı. Ailelerin yaklaşımının da öğrencilerin kaygı düzeyinde önemli rol oynadığı ifade edilirken, iyi niyetle yapılan baskı veya aşırı beklentinin zaman zaman olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşım Çocuklarla kurulan iletişimde sevgi, güven ve kabul temelli bir yaklaşımın önemine dikkat çekildiği söyleşide ailelerin çocuklarının ilgi ve yeteneklerini dikkate alarak yönlendirme yapması gerektiği, tek bir meslek veya hedefe zorlamanın öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği belirtildi. Sağlıklı iletişimin ve ortak karar alma süreçlerinin kaygıyı azaltmada etkili olduğu ifade edildi. Program, sınav sürecinin yalnızca bireysel değil; öğrenci, aile ve eğitimcilerin birlikte yürüttüğü ortak bir süreç olduğu vurgusuyla sona erdi.