EKONOMİ - 12 Şubat 2025 Çarşamba 10:48

Vestel Mobilite yenilikçi şarj çözümleriyle Avrupa’da öne çıkıyor

A
A
A
Vestel Mobilite yenilikçi şarj çözümleriyle Avrupa’da öne çıkıyor

Geçtiğimiz günlerde 720kW güç kapasitesine sahip, Türkiye’nin ultra hızlı araç şarj istasyonunu Zes’e teslim eden Vestel Mobilite, Avrupa’nın önde gelen şarj hizmet şirketlerinden Electrip’in, İtalya’nın Assago bölgesinde hizmete sunduğu şarj merkezine de 16 adet 400kW güce sahip EVC sağladı.



Uzun yıllardır Almanya, Hollanda, İspanya gibi ülkelerde yaptığı anlaşmalarla 35 ülkede 250 bini aşkın şarj istasyonuyla Avrupa’nın elektrikli araç altyapısına önemli katkıda bulunan Vestel Mobilite, elektrikli araç kullanımının yaygınlaşmasında kritik rol oynuyor.


Yapılan açıklamaya göre şirketin, elektrikli araç şarj istasyonları, elektrikli araç komponentleri ve enerji depolama çözümleri alanlarındaki faaliyetlerini yürüten şirketi Vestel Mobilite, geliştirdiği elektrikli araç şarj istasyonlarıyla, bu alanda küresel pazardaki standartları yükseltiyor. Şarj istasyonlarıyla uzun yıllardır Avrupa’da geniş bir ağ kuran Vestel Mobilite, sunduğu yüksek hızlı şarj çözümleri ve sürdürülebilir enerji odaklı yaklaşımıyla sektöründe fark oluşturuyor.


"Pazar için önemli bir kilometre taşı"


Vestel CEO’su Ergün Güler, Vestel Mobilite’nin, Vestel’den aldığı güç ve yenilikçi yaklaşımı sayesinde kısa zamanda mobilite sektöründe öncü konuma geldiğini vurguladı. Vestel Mobilite’nin bugün geliştirdiği ürün ve teknolojilerle sektöründe standartları belirleyen bir noktada olduğunun altını çizen Güler, "Şirketin tüketici elektroniği ve beyaz eşya alanında 40 yılı aşkın köklü bilgi birikimi ve deneyimini, mobilite alanına yaptığımız yatırımlarla birleştirerek güçlü bir yapı kurduk. Dünyanın önde gelen pek çok üreticisi 500kW’lık şarj istasyonlarını ürün gamlarına yakın zamanda eklemeyi planlarken, biz 720kW şarj istasyonlarımızı mobilite pazarına sunuyoruz, böylece bu alandaki teknoloji standartlarını yükseltiyoruz. Elektrikli araçları 15 dakika gibi kısa bir sürede yüzde 20 şarj seviyesinden yüzde 80 şarj seviyesine getirebilen EVC’lerimizin pazar için önemli bir kilometre taşı olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.


Vestel Mobilite’nin geliştirdiği 720kW ultra hızlı şarj istasyonları, geçtiğimiz günlerde Türkiye’de Zes tarafından teslim alınarak hizmete başladı. Yeni istasyonlar, Türkiye’de elektrikli araç kullanıcılarına bugüne kadar sunulan en hızlı şarj deneyimini sunuyor.


Avrupa’ya pek çok avantaj sunuyor


Açıklamaya göre şirket, Avrupa pazarında elektrikli araç şarj istasyonları için dört temel avantaj sağlıyor:


Avrupa’da güçlü bir teknoloji ve üretim oyuncusu: 40 yıllık elektronik üretim deneyimiyle Vestel, Avrupa’nın önde gelen teknoloji üreticileri arasında yer alıyor. Vestel City’deki dev üretim tesisleri, geniş servis ve tedarik ağı ile markalara yüksek kalite, ölçeklenebilir üretim ve güvenilir iş ortaklığı sunuyor. Elektrikli araç şarj istasyonlarından enerji depolama çözümlerine kadar geniş bir ürün portföyüne sahip olan şirket, güçlü Ar-Ge yetkinliğiyle mobilite sektöründe de iddiasını sürdürüyor. Avrupa’nın güvenilir teknoloji tedarikçilerinden biri olarak, Zorlu Grubu’nun desteğiyle kalıcı, yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmeye devam ediyor.


Geleceğe bugünden hazır: Şirket, güçlü Ar-Ge ekibi ve ileri teknolojisiyle geleceğin ihtiyaçlarını bugünden karşılıyor. Ürünler, en son teknolojilere uygun şekilde tasarlanırken, müşteri odaklı yaklaşımı sayesinde kullanıcı beklentilerine tam uyum sağlıyor. Vestel’in Ar-Ge mühendisleri, teknolojik altyapıyı uzun yıllar güncel tutacak uzmanlığa ve yetkinliğe sahip. Bu sayede Vestel Mobilite’nin çözümleri yalnızca bugünün değil, geleceğin standartlarına da uyum sağlayarak kesintisiz ve güvenilir bir deneyim sunuyor.


Kanıtlanmış güvenilirlik: Şirketin şarj istasyonları, sundukları yüksek performans ve güvenilirlikleriyle kullanıcı memnuniyeti konusunda da öne çıkıyor. Türkiye’de en fazla DC şarj istasyonu ürününe sahip üretici olarak, 7/24 destek hizmetiyle birlikte kesintisiz ve güvenli bir deneyim sunuyor.


Her ihtiyaca uygun esnek ve verimli şarj çözümleri: Vestel Mobilite, farklı ihtiyaçlara uygun geniş bir ürün yelpazesi sunarak bireysel kullanıcılar, işletmeler ve filo yönetimi için esnek çözümler sağlıyor. 7,4kW’dan 720kW güç kapasitesine kadar uzanan şarj istasyonu seçenekleriyle binek araçlardan ağır vasıtalara kadar her segmentte elektrikli araçlara uyumlu ürünler geliştiriyor. Modüler tasarımı ve ölçeklenebilir yapısı sayesinde, şarj istasyonları kurulum sonrası güç seviyesine göre ayarlanabiliyor ve farklı kullanım senaryolarına dinamik bir şekilde adapte olabiliyor. Kritik bileşenlerin Vestel bünyesinde ve grup sinerjisiyle rekabetçi maliyetlerle üretilmesi hem yüksek kaliteyi hem de uzun vadeli verimliliği garanti ediyor.


İtalya’da ‘charging hub’ dönemi


Zorlu Enerji ortaklığıyla kurulan Electrip Global’in İtalya’nın Assago bölgesinde hayata geçirdiği yüksek hızlı şarj hub’ının cihazları Vestel Mobilite tarafından sağlandı. İtalya’da hizmete giren şarj merkezinde Vestel Mobilite’nin ürettiği 16 adet 400kW güce sahip EVC’ler, bireysel ve ticari kullanıcıların ihtiyaçlarına yönelik optimize edildi.


Electrip’in sunduğu elektrikli araç şarj operasyonları ve enerji verimliliği hizmetleri sayesinde, yeni hub modelinin İtalya’da yaygınlaşması ve diğer Avrupa ülkelerine genişlemesi hedefleniyor. Bugün şarj noktası operasyonları ve enerji verimliliği hizmetleri sunan Electrip şirketi, Avrupa’da İtalya, Fransa, Polonya, Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ ve Hırvatistan’da hizmet veriyor. Electrip, günümüzün enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceği şekillendirmek için yenilikçi çözümler geliştirirken, hizmet yelpazesini sürekli genişletiyor.


Up-time süresiyle öne çıkıyor


Vestel Mobilite’nin 720kW güç kapasiteli ultra hızlı şarj istasyonları, halka açık istasyonlarda bekleme sürelerini minimuma indiriyor. Şarj süresini 15 dakikaya kadar düşürerek aynı anda sekiz araca kadar hizmet verebiliyor. Kısa sürede bir elektrikli otomobilin şehir içi haftalık ortalama şarj ihtiyacını karşılamasının yanı sıra uzun yolculuklardaki şarj süresini de kısaltıyor.


Şirketin 2017’de üretmeye başladığı ev tipi ve küçük işletmeler için çözüm sunan AC serisinin yanı sıra, şehir içi uygulamaları için uygun kompakt 60kW, 120kW hızlı tip şarj istasyonları, ultra hızlı şarj uygulamaları için ise 160kW, 240kW, 320kW, 400kW ve 720 kW’lık daha yüksek kapasiteli DC serisi mevcut. Bu cihazlar özellikle minimum yüzde 98’lik up-time ortalamasıyla (bir sunucunun çalıştığı ve kullanılabilir olduğu süre) sektöründe öne çıkıyor.


35 ülkede 250 bini aşkın şarj istasyonu


2017 yılından bu yana dünyanın dört bir köşesine elektrikli şarj istasyonu ihraç ettiklerini hatırlatan Ergün Güler, "Vestel Mobilite’nin ürettiği şarj istasyonlarıyla şimdiye kadar dört kıtada 35 ülkede, 250 binden fazla şarj soketi yerleşimi yapıldı. Halen hem Türkiye’de hem de yurt dışında çok sayıda iş ortağımız bulunuyor. Teknoloji alanındaki öncü konumumuz, operasyonel mükemmeliyetimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla uluslararası pazarlardaki konumumuzu her geçen gün daha da güçlendiriyoruz. Hedefimiz, sürdürülebilir geleceğe katkı sunarken, inovasyon ve kaliteye olan bağlılığımızla öncüsü olduğumuz sektörümüzde fark oluşturmaya devam etmek" dedi.



Vestel Mobilite yenilikçi şarj çözümleriyle Avrupa’da öne çıkıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Uçakta canlı bomba şakasına 4 yıl hapis İstanbul Sabiha Gökçen-Şanlıurfa seferinde uçağa binen bir yolcunun canlı bomba şakası yapmasıyla ilgili kamu davası açıldı. Mahkeme tarafından şaka yapan sanığa "Hava ulaşım aracının hareket etmesini engellemek" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Cezanın onanması durumunda uçakta canlı bomba şakası yapan yolcu hapse girecek. Mahkemeye taşınan olay, 9 Şubat 2026 tarihinde, İstanbul Sabiha Gökçen- Şanlıurfa seferinde yaşandı. VF 3222 sefer sayılı uçağa binen iki kız kardeşten biri, kabin memuruna dönerek, yanında bulunan kardeşini gösterip, "Bu canlı bomba, bunu uçağa almayın" dedi. Yolcunun bu beyanı üzerine güvenlik prosedürü uygulandı. Uçakta bomba araması yapılarak tüm yolcular uçaktan indirilirken, iki yolcu gözaltına alındı. Detaylı aramanın ardından herhangi olumsuz bir duruma rastlanmazken; seferde 3 saat gecikme yaşanması yolcularda mağduriyete neden oldu. "Bomba yok, şaka yaptık" Uçak içinde bomba ifadesini kullanan kişi ile kardeşi ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldü. İki yolcu yanlarında herhangi bir bomba olmadığını; sadece şaka yaptıklarını ifade etti. İfadeleri alınan iki yolcu adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, hava yolu tarafından bir yıl süreyle kara listeye alındı. Bomba şakasına kamu davası açıldı Şirketi ve yolcuları mağdur eden olay mahkemeye taşındı. Olay "şikayete tabi olmayan suçlar" kapsamında olduğu için savcılık tarafından soruşturma başlatılarak bomba şakasıyla ilgili kamu davası açıldı. Şakayı yapan kişi hakkında 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması" başlıklı 223. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır" suçundan iddianame hazırlandı. Bomba şakasına 4 yıl hapis cezası verildi İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında sanığa "hava ulaşım aracının hareket etmesini engellemek" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Cezanın istinafta onanması durumunda sanığın cezaevine gireceği belirtildi. Ayrıca sanık hakkında hukuk davası açılması söz konusuyken, şirketin seferin gecikmesi nedeniyle yolcuların mağdur olması ve ticari kayıptan dolayı konuyu yargıya taşınması da gündeme geldi.
Aydın Aydın’da gazetecilere dijital çağ eğitimi Aydın’da görev yapan basın mensupları dijitalleşen dünyada gazeteciliğin dönüşümüne ayak uydurmak amacıyla düzenlenen ’İletişimin Yeni Yüzyılı: Yapay Zeka, Algoritmalar ve Yeni Medya’ eğitim programında bir araya geldi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü tarafından organize edilen eğitim, Efeler Kaymakamlığı YİKOB Salonu’nda gerçekleştirildi. Eğitimde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı uzmanları Mehmet Kılıç ve Kıymet Sezer Güngör konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılış konuşmasını yapan İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürü Sezgin Sağun, dijital çağda iletişimin hızla dönüşen yapısına dikkat çekerek, gazeteciliğin de bu değişimden doğrudan etkilendiğini söyledi. İletişimin yalnızca bilgi aktarmak olmadığını vurgulayan Sağun, "Doğru bilgiyi doğru zamanda, doğru yöntemle ve toplumsal sorumluluk bilinciyle sunma meselesidir. Dijitalleşme gazeteciliğe yeni imkanlar sunduğu kadar beraberinde ciddi sorumluluklar ve sınamalar da getirmektedir" dedi. Algoritmaların artık sadece teknik bir konu olmadığını belirten Sağun, bu sistemlerin haberin görünürlüğünü ve kamuoyu gündemini şekillendiren temel unsurlar haline geldiğini ifade etti. Dijital çağda gazeteciliğin dönüşümünün ele alındığı programda, sosyal medya ve algoritmaların haber üretimindeki etkisi detaylı şekilde masaya yatırıldı. Eğitim kapsamında ilk oturumda Mehmet Kılıç tarafından ’Sosyal Medyada Etkili İçerik Üretimi’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Kılıç, hedef kitleye ulaşma yöntemleri, içerik dili ve etkileşim artırma stratejileri hakkında katılımcılara bilgiler aktardı. İkinci oturumda ise Kıymet Sezer Güngör, ’Algoritma Çağında Haber Üretmek: Gazetecilik 2.0’ başlıklı sunumunda sosyal medya algoritmalarının haberin erişimi, görünürlüğü ve yayılımındaki belirleyici rolüne dikkat çekti. Güngör, gazetecilerin dijital platformların işleyişini doğru analiz etmesinin önemine vurgu yaptı. Çok sayıda basın mensubunun katıldığı eğitim programı soru-cevap bölümünün ardından sertifika takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Bolu Bolu’da daimi arama kararlarının zirvesinde "mesajla hakaret" yer aldı Bolu Adalet Komisyonunun yayımladığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’na göre, kentte 2021 yılında 14 bin seviyelerinde olan soruşturma dosyası sayısı 20 bini geçerken, daimi arama kararı çıkarılan suçların ilk sırasında "sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" yer aldı. Bolu Adalet Komisyonu tarafından hazırlanan raporda, kentin son 5 yıllık adli istatistikleri paylaşıldı. Raporda yer alan verilere göre, adliyeye intikal eden soruşturma dosyası sayılarında yıllara göre artış yaşandı. 2021’de 14 bin 227 olan soruşturma sayısı; 2022’de 15 bin 9, 2023’te 16 bin 128, 2024’te 17 bin 231 ve 2025 yılında ise 20 bin 172 olarak kayıtlara geçti. Daimi aramalarda dijital ortamda işlenen suçlar öne çıktı Raporun "En Çok Karşılaşılan 10 Suç Türüne Göre Daimi Arama Dosya Sayısı" bölümünde toplam 835 dosyanın dağılımı detaylandırıldı. Anayasal düzene, devletin güvenliğine ve milli savunmaya karşı işlenen suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçların hariç tutulduğu listede bilişim ve teknoloji aracılığıyla işlenen suçlar ilk sıralarda yer aldı. Listede, "sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret" suçu 342 dosyayla ilk sırada bulunurken, bunu 128 dosyayla "bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" ve 101 dosyayla "kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak" suçları izledi. Öte yandan, soruşturmalar neticesinde mahkemeye sevk edilen şüphelilere ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen 780 şüpheliden 319’u tutuklandı, 461’i serbest bırakıldı. Adli kontrol talebiyle mahkemeye çıkarılan 697 şüpheliden ise 402’si hakkında adli kontrol kararı uygulanırken, 295 şüpheli için bu talep reddedildi.
Samsun I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlenen "I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu", Türkiye’nin dört bir yanından gelen 141 araştırmacıyı buluşturdu. 38 üniversite ve 35 şehirden katılımcıların yer aldığı etkinlik, 41 yıllık emeğiyle Prof. Dr. Ali Uzun’a ithaf edildi ve coğrafyanın bütüncül bakış açısı ile bilimsel katkının önemini öne çıkardı. I. Ulusal Samsun Coğrafya Sempozyumu, Samsun Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin ev sahipliğinde, Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliği ve Türk Coğrafya Kurumu ile Jeomorfoloji Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve katılımcıların yoğun ilgisiyle başladı. Yakın zamanda emekli olan ve 41 yılını coğrafya alanındaki çalışmalara, akademik yayınlara ve eğitime ayıran OMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Coğrafya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Uzun’a ithafen düzenlenen sempozyum, açılış konuşmalarıyla başladı. "Herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir" Sempozyumda konuşan OMÜ Eğitim Fakültesi Coğrafya Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, bilimsel bakış açısının bu yönde olduğunu belirterek, "Herkes bulunduğu ile yeterince katkı sağlarsa, bu üniversitelerimiz sayesinde Türkiye çapında müthiş bir arşivimiz ve güçlü bir bilgi birikimimiz olacaktır. Dolayısıyla eğitim metodu olarak bildiğimiz ‘yakından uzağa’ ilkesi çerçevesinde herkes bulunduğu yeri en ince ayrıntısına kadar araştırmalı, adeta didik didik etmelidir. Biz coğrafyacılar olarak potansiyelimizi ortaya koymalı; yöneticilere bilgi sunmalı, bilgi üretmeliyiz. Onların doğru kararlar verebilmesi için coğrafi bilgiyi kullanmalarına imkân sağlamalıyız. Bu anlamda bulunduğumuz şehri, bulunduğumuz ili en iyi tanımak, biz coğrafyacılar için birinci derecede görevdir diye düşünüyorum. Biz Ali Uzun Hocamız ve diğer bölüm elemanlarımızla birlikte, üniversitemizin ve Büyükşehir Belediyemizin destekleriyle bu çalışmaları sürdürüyoruz. Nitekim dışarıda bir sergimiz var. Bu, küçük bir örnek. Bulunduğumuz yerin sadece coğrafi özelliklerini değil; ekonomik geçmişini, iktisat tarihini, sosyolojik yapısını, göçleri ve nüfus özelliklerini, yani coğrafya bakış açısıyla ele alınması gereken her unsuru ortaya koymaya çalışıyoruz. Coğrafyanın o bütüncül bakış açısını esas alıyoruz. Burada genç arkadaşlarıma şunu hatırlatmak isterim: Yanımızda Bafra Ovası var. Bafra Ovası’nı şöyle düşünelim: Burada hidrojeologlar yer altı suyunu çalışmış, baraj yapım imkânlarını araştırmış; ziraatçılar neyin yetişip neyin yetişmeyeceğini incelemiş; arkeologlar ise İkiztepe’nin kaç bin yıl öncesine dayandığını ortaya koymuş. Bugün yöneticilerimizin, kamu kaynaklarını doğru kullanma konusunda titiz davrandıklarına inanıyoruz. Bu çerçevede, Bafra Ovası’nın bütününü ortaya koyan bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. İşte coğrafyanın bütüncül bakış açısı budur. Eğer ben yer altı suyunun ne işe yaradığını, üzerindeki tarım topraklarının niteliğini ve diğer tüm unsurları farklı bilim dallarından toplayarak bütüncül bir şekilde ilgili kişilere aktarabilirsem, hem coğrafya bilimini temsil etmiş olurum hem de gerçek bir katkı sunarım" dedi. "Projelerim devam ediyor" Konuşma yapan Prof. Dr. Ali Uzun, "Elimden geldiğince arkadaşlarımla birlikte istişare ederek, birlikte düşünerek, birlikte üretmeye; üniversitemize ve şehrimize katkı sunmaya çalıştım. Bu yolda beni destekleyen, başta doktora öğrencilerim olmak üzere bölümümüzün çok seçkin akademisyenlerine ve elbette yol arkadaşım Prof. Dr. Cevdet Yılmaz Bey’e teşekkür ediyorum. Nereye gittiysem hep yanımda oldu. Ondan çok şey öğrendim. Adeta gezen bir kütüphane gibi; her müracaatımda mutlaka ufuk açıcı sözlerini gördüm. Kendisine özel bir teşekkür etmek istiyorum. Üniversitemizde çalışma kültürü son yıllarda, özellikle BAP destekleriyle gittikçe daha da kurumsallaştı. Hâlen BAP kontrolünde ve BAP desteğiyle devam eden projelerim var. Yani tek bir projem değil, projelerim devam ediyor. Nasip olur, ruh ve beden sağlığımız el verdikçe camiamıza katkı vermeye devam edeceğim. Ben aslında hep coğrafyanın farklı yönlerini, ülkemizde daha önce çalışılmamış konuları seçmeye ve gündeme getirmeye çalıştım. Bunları değerli meslektaşlarım ayrı ayrı konuşacaklardır. Ancak daha yeni yayımladığımız ‘ulu kışta soğuk su geyserleri’ konusundan bahsetmek isterim. Türkiye’de geyser olup olmadığı tartışılırken, biz çok özel bir geyseri ele aldık ve yayımladık. Bu da bir projeydi ve çok sayıda akademisyenle birlikte yürüttük. Çorum Üniversitesi’nden profesör arkadaşlarımız da bize destek verdiler. Bu projeyi tamamladık ve yayımladık. Bunların sayısını artırmak elbette mümkün; ancak burada tek tek sıralamak zor. Genç arkadaşlarıma şunu söylemek isterim: Artık internet var. Hatta yapay zekâ, bazı makaleleri sizin yerinize özetleyebiliyor. Evden okula giderken ya da okuldan eve dönerken bile bu imkânlardan yararlanabilirsiniz. Size güncel makaleleri, anlayacağınız bir dille anlatabilir. Bu nedenle dünyayı yakından takip edin ve zaman zaman kendinizi geliştirin. Bu mümkündür; siz de bunu yapabilirsiniz" diye konuştu. "Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir" Samsun Büyükşehir Belediye Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş, "Bir akademisyenin özgeçmişi çoğu zaman tarihler, ünvanlar ve görevlerden oluşan donuk bir çizgi gibi görünür. Oysa bu çizelgenin arkasında bir ömürlük emek, öğrencilerle kurulan bağ, sahada yapılan gözlemler, sabırla büyütülen kurum kültürü ve bilime karşı sürdürülen sadakat vardır. Akademik hayat yalnızca ders vermek ya da yayın yapmak değildir. Akademik hayat, bir disiplinin dilini kurmak, ölçütlerini taşımak, saha geleneğini diri tutmak ve en önemlisi yetiştirdiği öğrencilerle bilimsel kültürü gelecek kuşaklara aktarmaktır. Prof. Dr. Ali Uzun, meslek yaşamını bu anlamda, coğrafyanın uzun soluklu ve emek isteyen tarafını temsil eden güçlü bir örnek olarak sürdürmüştür. Hocamız, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde uzun yıllara yayılan öğretim görevi sürecinde profesörlük görevini sürdürmüş; bölüm ve ana bilim dalı düzeni ile idare sorumlulukları üstlenmiş; ayrıca dekanlık göreviyle üniversite yönetimine katkı sunmuştur. Bu görevler, bir bilim insanının yalnızca kendi araştırma alanına değil, kurumuna ve disiplinine, disiplinin de geleceğine yatırım yaptığının göstergesidir" şeklinde konuştu. "Akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise "Kurumlar arası iş birliğiyle hayata geçirilen bu organizasyon, üniversitelerin, yerel yönetimlerin ve bilimsel kuruluşların ortak hareket ettiklerinde ne denli etkin sonuçlara erişebileceklerinin somut bir yansımasıdır. Ülkemizin aydınlık yarınları için bilim ve bilgi odaklı yapıların ortaya koyabileceği sinerjinin yerel ölçekli referanslarındandır. Böylesi birlikteliklerin artarak devamı, şehrimizdeki akademik ve kültürel hareketliliğe ivme kazandıracaktır. Vatan sevgisinin coğrafya bilgisinden geçtiği şuuruyla hayata geçirilen bu anlamlı programda sizlerle bir araya gelmiş olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bildiri başlıklarına yansıyan konulara dair bakış açılarıyla zenginleşecek, hakikat odağında gerçekleşecek değerlendirmelerle niteliği yükselecek bir atmosferde hayat bulacağına inandığım toplantımızın verimli geçmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Kürsü konuşmalarının ardından panellerle devam eden sempozyum, 4 Nisan’da sona erecek.