GÜNDEM - 02 Mart 2026 Pazartesi 14:11

"Yaşananlar İran’la sınırlı değil, küresel dengeleri etkileyebilir"

A
A
A
"Yaşananlar İran’la sınırlı değil, küresel dengeleri etkileyebilir"

Orta Doğu’da yaşanan son olayları değerlendiren Prof. Dr. Nur Köprülü, gelişmelerin İran merkezli bir kriz olarak değil; bölgesel ve küresel jeopolitik dengeleri etkileme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir güç mücadelesi olarak görülmesi gerektiğini söyledi.


Orta Doğu’da 28 Şubat 2026 itibarıyla tırmanan askeri gerilim, bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendirebilecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Yakın Doğu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nur Köprülü, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla yeni bir safhaya taşınan gelişmelerin yalnızca İran merkezli bir kriz olarak değil; bölgesel ve küresel jeopolitik dengeleri etkileme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir güç mücadelesinin parçası olarak okunması gerektiğini vurguladı.


ABD’nin doğrudan müdahil olduğu yeni bir çatışma zemini oluştu


Prof. Dr. Nur Köprülü’ye göre yaşanan gelişmeler, 7 Ekim sonrası dönemde Orta Doğu coğrafyasına yayılan sıcak çatışma ortamına ABD’nin doğrudan müdahil olduğu yeni bir zemin kazandırdı.


Prof. Dr. Köprülü, bölgeye yayılan çatışma ortamının başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batılı ülkeleri denkleme daha güçlü biçimde entegre ettiğini belirterek, bugünkü gelişmelerin 2011’de başlayan "Arap Baharı" ayaklanmalarının ardından oluşan yeni güç dengeleri bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.



"Gelişmeler bölgesel ve küresel ölçekte okunmalı"


Gazze’den Lübnan’a, Suriye’den Yemen’e uzanan geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, İsrail’in bölgesel nüfuz arayışı ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde şekillenen yeni "düzen" arayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Nur Köprülü, çatışma ortamının artık bazı Batılı ülkeler açısından da fiilen başlamış sayılabileceğini vurguladı.


"ABD başlangıçta sürece mesafeli yaklaşmış olsa da İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın Körfez ülkeleri ile Ürdün’de bulunan ABD üslerini hedef alması, bölgedeki güç dengesinin yeniden yapılandırılmasıyla doğrudan ilişkili bir tablo ortaya koydu" diyen Prof. Dr. Köprülü, bu sürecin yalnızca İran’da rejim değişikliği hedefiyle açıklanamayacağını ifade etti.


Prof. Dr. Nur Köprülü, "ABD ve İsrail, özellikle Suudi Arabistan’ın Gazze’de yaşananlara ve Filistin meselesine işaret ederek İbrahim Anlaşmalarını gündeme taşımaması ve beraberinde bölge ülkeleriyle yekpare olarak tanımlanacak bir çerçevede İsrail’in penetre olma girişimine zımnen de olsa destek vermemiş olması gelinen aşamada meselenin İran ile sınırlı olmadığına işaret etmektedir. Sonuç olarak, bugünkü konjonktürde yakın coğrafyamızda yaşanan gelişmeler, yalnızca İran’da muhtemel bir rejim değişikliği meselesi olarak okunamayacak kadar kritik bir eşikte olduğumuzu bize göstermektedir" ifadesini kullandı.



Bölgesel ittifaklar ve yeni güvenlik arayışları


Prof. Dr. Nur Köprülü, İran’a yönelik saldırıların Umman’ın arabuluculuğunda Cenevre’de yürütülen ve sekteye uğrayan müzakerelerin ardından gerçekleşmesine de dikkat çekti. Köprülü, ayrıca İsrail Başbakanı Netanyahu’nun mezhepsel bloklaşmaya işaret eden açıklamaları, Hindistan ile İsrail arasındaki askeri iş birliğinin artması ve Pakistan ile Suudi Arabistan arasında oluşturulan askeri pakta Türkiye’nin katılımının gündeme gelmesi gibi gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.


Prof. Dr. Köprülü; Türkiye, Körfez ülkeleri, Katar, Mısır ve Ürdün gibi aktörlerin şekillenmekte olan yeni bölgesel düzen karşısında dengeleyici bir pozisyon arayışına yöneldiğini belirtti. Bu yaklaşımın Gazze’nin yeniden inşası ve "yeni Suriye" tahayyülü çerçevesinde açıkça görüldüğünü ifade etti.



Bölgesel güvenlik kaygısı derinleşiyor


İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarının ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçı, saldırıların bölge ülkelerini hedef almadığını açıklamış olsa da, yaşanan gelişmelerin tüm bölgeyi kapsayan bir güvenlik kaygısı oluşturduğuna dikkat çekildi.


Prof. Dr. Köprülü, İran’a yönelik saldırıların ülke içindeki siyasal dengeleri dönüştürme ve muhalefeti liderlik etrafında birleştirme potansiyelinin tartışıldığını belirterek, mevcut gelişmelerin yalnızca İran merkezli bir kriz olarak değil; bölgesel dengeleri ve küresel jeopolitik güvenlik mimarisini yapısal olarak şekillendirme potansiyeli taşıyan çok katmanlı bir sürecin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


Köprülü, gelinen aşamanın yakın coğrafyada kritik bir eşiğe işaret ettiğini ve yaşananların kapsamlı bir güç mücadelesinin parçası olarak ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti.



"Yaşananlar İran’la sınırlı değil, küresel dengeleri etkileyebilir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Yunusemre’de dışarıdan gelen stantlara kapılar kapandı Yunusemre Belediyesi, ilçe sınırları içinde yöresel ürün pazarı, fuar ve panayır adı altında stant açılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı. Kararın yalnızca Mesir Festivali döneminde, oda başkanlarının onayıyla esnetileceği bildirildi. Yunusemre Belediyesi, ilçe esnafını korumaya yönelik dikkat çeken bir karara imza attı. Semih Balaban, bundan sonra Yunusemre sınırları içerisinde "yöresel ürünler pazarı, fuar, panayır" adı altında hiçbir şirket, kurum ya da kişiye stant açma ve ticari faaliyet izni verilmeyeceğini açıkladı. Belediye Başkan Yardımcıları Ali Kuyumcu ve Haydar İzci’nin de katıldığı toplantıda, Manisa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (MESOB) Başkanı Hasan Geriter ile ilgili oda başkanları hazır bulundu. Toplantı sonrası Başkan Balaban ile MESOB Başkanı Geriter ortak açıklama yaptı. "Esnafımızın yanındayız" Göreve geldikleri günden bu yana esnafın yanında olduklarını vurgulayan Başkan Balaban, alınan kararın ortak akılla şekillendiğini belirtti. Balaban, "Manisa’da yaşayan, Manisa’da kazanan ve katma değer üreten esnafımızın yanında olmak bizim görevimiz. Yaptığımız istişareler sonucunda önemli bir karar aldık. Bu kararı belediye meclisimizden de geçireceğiz. Bundan sonra Yunusemre sınırları içerisinde hiçbir yerde yöresel ürünler pazarı, fuar ve panayır adı altında stant açılmasına izin vermeyeceğiz" dedi. Başkan Balaban, yalnızca Manisa Mesir Macunu Festivali döneminde istisna uygulanacağını belirterek, bu süreçte de hangi esnafın stant açacağına oda başkanlarının karar vereceğini ifade etti. Kararın belediye tarafından tek taraflı alınmadığını dile getiren Balaban, "Esnafımızın rehberliğinde, ortak akılla bu adımı attık. Belediyemizi halkımızla ve odalarımızla birlikte yönettiğimizin somut göstergesidir" diye konuştu. MESOB Başkanı Hasan Geriter ise Ramazan ayının bereketine dikkat çekerek, alınan kararın yıllardır çözüm bekleyen bir soruna nokta koyduğunu söyledi. Alınan kararın Manisa esnafına hayırlı olmasını dileyen taraflar, bundan sonraki süreçte de esnafla dayanışma içinde hareket edeceklerini vurguladı.
Eskişehir Afetlere hazırlık süreklilik gerektiren bir devlet politikası Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, afetlere hazırlığın süreklilik gerektiren bir devlet politikası olduğunu belirterek "Ülkemizin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesi ve her an hazırlıklı olması hayati bir zorunluluktur" diye belirtti. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, 1-7 Mart Deprem Haftası kapsamında bir değerlendirme yaptı. Bildirici, "İl Sağlık Müdürlüğü olarak, hem insan kaynağımızla hem de teknolojik altyapımızla muhtemel afet senaryolarına karşı hazırlıklarımızı en üst seviyede tutuyoruz. Bildiğiniz üzere, restorasyonunu tamamlayarak Müdürlüğümüz envanterine kattığımız Mobil Komuta ve Koordinasyon Merkezi tırımız ve tam donanımlı UMKE araçlarımız sahamızda aktif olarak görev yapmaktadır. Afet anında en büyük ihtiyacımız olan kesintisiz iletişimi, 112 acil istasyonlarımız ve hastanelerimizle olan koordinasyonu doğrudan olay yerinden sağlayacak güce ve teknolojiye sahibiz. Temennimiz, bu devasa araçlara ve ekiplerimize hiçbir zaman ihtiyaç duyulmamasıdır. Ancak muhtemel bir kriz anında; devletimizin tüm imkanlarıyla, araçlarımızla ve sağlık çalışanlarımızın üstün gayretiyle vatandaşımızın hemen yanı başında olacağımızı herkesin bilmesini isterim. Bu vesileyle geçmiş depremlerde yitirdiğimiz tüm canlarımızı rahmetle anıyor, ülkemize afetsiz yarınlar diliyorum" dedi. Deprem Haftası boyunca İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, sağlık ekiplerinin afet farkındalığını artırmaya yönelik eğitim, tatbikat ve saha çalışmalarına aralıksız devam edileceği açıklandı.