SAĞLIK - 06 Ocak 2026 Salı 11:08

Yine sıcak su torbası yine facia: "Koyduktan 3 dakika sonra patladı"

A
A
A

 Tedavi amaçlı kullanılan sıcak su torbalarının patlaması sonucu vücutta yanıklar oluşabiliyor. Karnına koyduğu sıcak su torbası patlayan 28 yaşındaki Deniz Turhan acı içinde kaldı. Turhan, "Karnım çok ağrıdığı için koymuştum. Çok korktum, havasını aldım ama çok kaynardı, 6-7 yıllık bir su torbasıydı, şu an kesinlikle kullanmayacağım. Acısını çeken bilir, o kadar acılı bir süreç yaşadım ki koyduktan yaklaşık 3 dakika sonra oldu" dedi.

Hastasının durumuna ilişkin konuşan Prof. Dr. Yakup Çil, "Uyluk ve karın alt bölgesinde yanık var. Kış döneminde bu tarz yaralanmalar çok görmeye başladık. Torbaların yanında kavanozlara da sıcak su koyup ağrıyan bölgelerine koyan hastalarımız oluyor. Bu şişeler patladığı zaman hem yanık hem o cam parçalarına bağlı yaralanmalar meydana gelebiliyor, çok dikkat etmek gerekir" diye konuştu.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da yaşayan 23 yaşındaki Cansu Yılmaz'ın, iddiaya göre, karnına koyduğu su torbası patlaması sonrası vücudunun yüzde 25'i yanmıştı. Bu kez de Gaziosmanpaşa'da oturan 28 yaşındaki Deniz Turhan'ın iddiaya göre, 30 Aralık Salı günü akşamı yakınlarıyla birlikteyken saat 22.00 sıralarında ağrı nedeniyle karnına koyduğu sıcak su torbası patladı, genç kız acılar içinde kaldı. Torbayı koyduktan çok kısa bir süre sonra vücudunda sıcaklık hissettiğini belirten genç kız, panikle kıyafetlerini çıkarttı. Kendisine ilk müdahaleyi yapan genç kız, ertesi gün İstinye Üniversitesi Medical Park Hastanesi'ne başvurdu. Turhan'ın tedavisine başlanırken karın ve uyluk bölgelerinde yanık tespit edildi. Genç kız, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil ve ekibi tarafından tedavisi gerçekleştirilerek kontrolleri sürdürülmek üzere evinin yolunu tuttu. Kontrolüne gelen Turhan, yaşadığı zorlu süreci anlatırken Prof. Dr. Çil, hastasının durumuna ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. Çil, bu durumlarda ilk yapılması gerekenleri sıralarken vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.

"Çok kaynardı, acısını çeken bilir"

Karnı ağrıdığı için koyduğu sıcak su torbasının patlamasıyla büyük bir panik yaşadığını söyleyen 28 yaşındaki Deniz Turhan, "Akşam karnım çok ağrıdığı için sıcak su torbası koymuştum. Bir anda bir sıcaklık hissettim. Bir 15 saniye kaldı orada, sonra hızlı bir şekilde çıkarttım. Hekimimle iletişime geçerek ilk yapmam gereken şeyler hakkında bilgi aldım. Söylediklerini uyguladım. Eğer dediklerini yapmasaydım 3'üncü derece gibi bir yanık olabilirmiş. Herhangi bir ses duymadım, karnımda çok sıcaklık hissettim. Hatta ilk anlayamadım zaten sıcak su torbası çok kaynardı, o an onun sıcaklığı sandım. Çok panikledim, korktum, hatırlamak istemiyorum. Havasını aldım ama normalde sıcak su konulması gerekiyormuş sanırım benimkisi baya kaynardı. Çok eski bir sıcak su torbasıydı, belki bir 6-7 yıllık. Sanırım onların son kullanma tarihi var ama o an dikkat etmedim, orada bir hata yapmış olabilirim. Sıcak su torbası olmadan yaşayamayan birisiydim, şu an kesinlikle kullanmayacağım. Bunun acısını çeken bilir, o kadar acılı bir süreç yaşadım ki bence herkes dikkat etmeli. Şu an karın bölgemde ve üst bacağımda bir yanık var. Sıcak su torbasını koyduktan yaklaşık 3 dakika sonra oldu" diye konuştu.

"Cam kavanozu karnına koyanlar var, hem yanık hem cam yaralanmaları olabiliyor"

‘Hastamız genç bir bayan, 28 yaşında karın bölgesindeki ağrı sebebiyle sıcak su torbası koymuş' diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Yakup Çil, "Torbanın patlaması sonucu yanık meydana gelmiş. İlk başta o bölgede ağrı ve sıcaklık hissetmiş, patladığını anlayınca hemen çıkarmış ve bize ulaşıldı. Böyle bir durumda ilk iş; sıcak su olduğu için temas etmiş kıyafetlerimizi çıkarmamız gerekir. Sonra orada soğutma işlemine başlamamız lazım. İşleme erken dönemde başlamaz isek bölgede yanığın derecesi artabilir. 3'üncü, en derin derecede yanık meydana gelebilecekken 2'nci derecede su toplamasının olduğu bir yanık meydana gelmiş oldu. Ne yazık ki bu kış döneminde özellikle bu tarz yaralanmalar çok görmeye başladık. Sıcak su torbalarının yanında kavanozları da sıcak su koyup karın, ayak, bacak bölgesine veya ağrıyan değişik bölgelere koyan hastalarımız oluyor. Çok ciddi yanıklar meydana geliyor. Bu şişeler patladığı zaman hem yanık hem o cam parçalarına bağlı yaralanmalar meydana gelebiliyor, çok dikkat etmek gerekir. Özellikle eğer şeker hastasıysanız veya duyusal olarak bazı bölgelerde hisleriniz azalmış ise ne yazık ki çok ciddi yanıklar meydana geldiğini görmekteyiz" dedi.

"6-7 yıldır kullanılan sıcak su torbasının patlaması sonucu oluşan bir yaralanma"

Hastasının kıyafetlerini hızlıca çıkarmasının sürece katkı sunduğunu söyleyen Prof. Dr. Çil, "Kıyafetlerini erken dönemde çıkardığı için genital bölgede bir yanık meydana gelmemiş oldu. Bütün işlemleri doğru yapmasına rağmen 2'nci derece sıvı toplanmasının olduğu bir yanık meydana geldi. Hemen pansuman tedavisine başladık. Uyluk ve karın alt bölgesinde şu an yanık var. Özellikle böyle ürünlerin çok kaliteli materyallerden yapılması gerekiyor. Çok sıcak su koymamanız gerekiyor, çok sıcak su koyarsanız patlama meydana gelebiliyor. Böyle malzemeler genellikle plastik malzemeden üretiliyor ve patlamaya meyilli oluyor. Eğer ki çok uzun süre kullanılmış bir sıcak su torbası kullanıyorsanız daha dikkatli olmanız lazım. Hastamızda da yaklaşık 6-7 yıldır kullanılan bir sıcak su torbasının patlaması sonucu meydana gelen bir yaralanma söz konusu. Eski mi, yıpranmış mı, kapağı tam olarak kapanıyor mu? Koyduğumuz sıcak suyun derecesinin çok fazla olmaması gerekiyor. Hastalarımızda gördüğümüz en büyük yanılgı; iç çamaşırının içine sokuyor. 10 saniyelik bir yaralanmayla 1 dakikalık yaralanma bir değil" ifadelerini kullandı

Hasibe Karadağ - Sedat Çürük

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Federasyon temsilcileri öğrenciler ile buluştu Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde bulunan Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde federasyon temsilcileri, sporcular ve öğrenciler bir araya geldi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde ‘Spor Zirvesi’ gerçekleştirildi. Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, Federasyon Eğitim Kurulu Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Emrah Özdemir ve Sporcu-YouTuber Göktuğ Alaf’ın konuşmacı olarak yer aldığı programda; spor yönetimi, organizasyon süreçleri ve kariyer planlaması gibi konular ele alındı. Öğretim Görevlisi Yavuz Yıldırım’ın açılış konuşmasını yaptığı etkinlikte, sporun bireysel ve toplumsal gelişime katkıları üzerinde duruldu. Gençlerin spor alanındaki üretkenliğinin ve bilinçli katılımının önemine dikkat çeken Türkiye Vücut Geliştirme, Fitness ve Bilek Güreşi Federasyonu Başkanı Koray Girgin, "Gençlerin spor alanındaki üretkenliği ve bilinçli katılımı büyük önem taşıyor. Sporun sadece fiziksel bir aktivite değil, aynı zamanda toplumsal bir gelişim aracı olduğunu unutmamalıyız. Federasyon olarak bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. "Spor disiplin ve azim kazandırır" Sporun karakter gelişimi üzerindeki etkilerine değinen Dr. Öğretim Üyesi Emrah Özdemir, konuşmasında "Spor, bireylere disiplin, azim ve takım ruhu kazandırmada en etkili yollardan biridir. Bu değerler, sadece spor sahalarında değil, hayatın her alanında başarıyı getiren temel taşlardır. Gençlerimizin bu disiplini kariyer yolculuklarına yansıtmaları gerekiyor" diye konuştu.
Muğla Zirai dondan zarar gören üreticilere fidan desteği Muğla Büyükşehir Belediyesi, Köyceğiz’de geçtiğimiz yıl yaşanan şiddetli don nedeniyle ağaçları zarar gören üreticilere destek olmak amacıyla fidan dağıtımı gerçekleştirdi. Çalışma kapsamında üreticilere bin 500 adet narenciye fidanı desteği sağlandı. Geçen yıl mart ayında etkili olan soğuk hava dalgası nedeniyle bölgede birçok üreticinin ağaçları zarar görmüş, tarımsal üretimde kayıplar yaşanmıştı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla daha önce bitki besleme desteği ile zirai ilaç desteğinde bulunmuş ve Akdeniz sineği ile mücadele kapsamında kapan dağıtımı gerçekleştirmişti. Son olarak yapılan fidan desteği ile üreticilerin yeniden üretime kazandırılması hedefleniyor. Köyceğiz Zaferler Mahallesi Muhtarı Sedat Ayhan, 2025 yılında yaşanan don olayının ürünlerde büyük hasara yol açtığını belirterek, "2025 yılında büyük don oldu. Dondan kısım kısım büyük hasarlar oldu. Bu hasarları kapatmak için çok değerli kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a buradan sonsuz teşekkürlerimi gönderiyorum. İlk anda zirai ilaç dağıttı. Yazın Akdeniz sineği için kapanlar dağıttı. Şimdi de eksikleri kapatmak için bize fidan gönderdi. Kendisine çok teşekkür ediyorum" dedi. Köyceğiz Döğüşbelen Mahallesi Muhtarı Selçuk Gökpınar ise geçen yıl mart ayında yaşanan soğuk hava akımının üreticileri mağdur ettiğini ifade ederek, "Geçen sene Mart ayında yaşanan soğuk hava akımından dolayı meydana gelen ağaçlarda kurumadan dolayı üreticimiz mağdur olmuştu. Bu mağduriyetin giderilmesinde faydası olan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a, Tarımsal Daire Başkanlığına, bu fidanların dağıtımında yardımcı olan emekçi kardeşlerimize teşekkür ederiz. Üreticilerimiz adına ve köyüm adına" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, tarımsal üretimin Muğla için stratejik öneme sahip olduğunu ve üreticilere destek olmaya devam edeceklerini, geçen yıl yaşanan zirai don olayında üreticilerin mağduriyetini en aza indirmek için hızlı şekilde harekete geçtiklerini ve bitki besleme, zirai ilaç ve kapan desteklerinin ardından bugün fidan dağıtımıyla çiftçilerin yeniden üretime devam etmelerini sağladıklarını açıkladı.
Antalya ALKÜ’de PDRM kuruldu Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) bünyesinde faaliyet gösterecek Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi 11 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak resmen kuruldu. Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) her geçen gün gelişmeye devam ederken yeni merkez ve birimlerin açılması sürüyor. 22 araştırma merkezi olan ALKÜ’de Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi (ALKÜ-PDRM) kuruldu. ALKÜ bünyesinde kurulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne (ALKÜ-PDRM) ilişkin yönetmelik, 11 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni yönetmelik kapsamında kurulan Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezi, üniversite öğrencilerinin eğitsel, mesleki ve kişisel-sosyal gelişimlerini desteklemeyi, karşılaştıkları sorunlarla başa çıkma becerilerini güçlendirmeyi ve psikolojik iyi oluşlarını artırmaya yönelik çalışmalar yürütmeyi hedefliyor. Merkez aynı zamanda öğrencilerin sosyal, duygusal yönden sağlıklı gelişimlerini destekleyen programlar geliştirmeyi amaçlıyor. Öğrenciler için çalışmalara imza atılacak Merkez, öğrencilerin öğrenim süreçlerinde karşılaşabilecekleri sorunlara yönelik önleyici ve gelişimsel psikolojik danışma hizmetleri sunmanın yanı sıra bireysel ve grupla danışma, psiko-eğitsel programlar ve rehberlik faaliyetleri gerçekleştirecek. Ayrıca kriz, travma ve acil durumlarda psikolojik destek sağlanması, riskli davranışlara karşı önleyici programların geliştirilmesi ve üniversiteye yeni başlayan öğrenciler için uyum ve oryantasyon çalışmalarının yürütülmesi de merkezin faaliyetleri arasında yer alacak. Yönetmelik doğrultusunda merkez; bilimsel araştırmalar yürütmek, ihtiyaç analizleri yapmak, akademik ve idari birimlere danışmanlık hizmeti sunmak ve psikolojik danışma alanında eğitim faaliyetleri düzenlemek gibi akademik çalışmalar da gerçekleştirecek. Bunun yanında üniversitenin toplumsal katkı misyonu çerçevesinde toplumun ruh sağlığını destekleyen seminerler, eğitimler ve sosyal sorumluluk projeleri de hayata geçirilecek. Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelikle birlikte ALKÜ, öğrencilerin psikolojik iyi oluşunu destekleyen hizmetleri kurumsal bir çatı altında güçlendirirken; aynı zamanda bilimsel araştırma, eğitim ve toplumsal katkı alanlarında da önemli bir adım atmış oldu. Rektör Türkdoğan: "ALKÜ büyümesine devam edecek" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan yaptığı açıklamada, "Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uygulama ve Araştırma Merkezinin (ALKÜ-PDRM) kurulmasıyla birlikte üniversitemizin çalışma alanı daha genişlemiş olacak. Öğrencilerimizin akademik başarılarının yanında psikolojik iyi oluşlarının da son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bu merkez sayesinde öğrencilerimizin eğitsel, mesleki ve kişisel gelişimlerini destekleyecek önemli çalışmalar hayata geçirilecek" dedi. ALKÜ’nün her geçen gün büyüyen ve gelişen bir üniversite olduğunu vurgulayan Türkdoğan, merkezin aynı zamanda bilimsel araştırmaların yürütülmesine, akademik çalışmaların geliştirilmesine ve toplumsal katkı faaliyetlerinin artırılmasına da önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Ankara Bakan Tekin: "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 12 Mart İstiklal Marşı’nın Kabulü ile ilgili yayınladığı mesajda, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlığa ait ’MEB Şura Salonu’nda Ortaöğretim Genel Müdürlüğü ve Ankara Çankaya Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından düzenlenen ’Korkma Gençliğin Ruhu Burada’ isimli İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı’na katıldı. Açılış konuşması öncesi çeşitli gösteriler düzenlendi ve günün anlamına ithafen videolar izletildi. Programda konuşan Bakan Tekin, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetişmesinin önemine dikkat çekerek, Mehmet Akif Ersoy’un ortaya koyduğu mücadelenin ve İstiklal Marşı’nın taşıdığı ruhun yeni nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Bakan Tekin ayrıca, Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un Milli Mücadele’de gösterdiği emeğin çok büyük bir sorumluluk gerektirdiğini de ifade etti. "12 Mart 1921, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir" İstiklal Marşı’nın, Kurtuluş Savaşı’nda türlü zorluklarla kaleme alındığını ve Türk milletinin sarsılmaz duruşunu ele aldığını belirten Bakan Tekin, "12 Mart 1921, necip bir milletin kendi istikbali ve istiklali hakkında verdiği hükmün, tarihin sinesine nakşedildiği mümtaz bir dönemdir. O gün kabul edilen İstiklal Marşımız, ateş hattında kaleme alınmış bir şiir olarak doğmuş; kısa sürede bu tanımın çok ötesinde bir anlam kazanmıştır. Öyle ki İstiklal Marşı, milletimizin en zor şartlarda dahi varlığını hangi değerler üzerine kuracağını, kendini nasıl tanımladığını ve geleceğe hangi sarsılmaz inançla yürüyeceğini ortaya koyan güçlü bir irade beyanıdır. Bu yönüyle kolektif hafızamızın, milletimizin iradesinin ve bağımsızlığımızın timsali olarak yaşamaya devam etmektedir. Milletler; tarihlerini yaşadıkları hadiselerle beraber, o kritik hadiselerin ortasında kendileri hakkında söyledikleri edebi metinlerle tarihe nakşederler. İstiklal Marşı işte böyle esaslı ve kurucu bir manzumedir. Umudun daraldığı, belirsizliğin kol gezdiği bir vasatta kaleme alınmış, istikamet gösteren derin bir metindir. Korkunun değil cesaretin, tavizin değil kararlılığın; teslimiyetin değil iradenin, tereddütün değil imanın en gür sesidir" diye konuştu. "Duruş sahibi bir Müslümandır Akif" Mehmet Akif Ersoy’un, Türk milletinin karakterini ve güçlü iradesini zorlu şartlar altında ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Tekin, "Bu yönüyle milletimizin karakterini, sarsılmaz iradesini, ahlaki derinliğini ve nihayetinde dünyaya sunduğu medeniyet iddiasını kayıt altına almış bir metindir. Zaman değişir, şartlar değişir; fakat insanın temel sınavları asla değişmez, değişmemelidir. İstiklal Marşı’nın kalıcı bir tesire sahip oluşu, bu hakikatten beslenmiş olmasındandır. Bu noktada Akif’i doğru bir zaviyeden idrak etmek ve değerlendirmek durumundayız. Kuşkusuz Akif, büyük bir şairdir. Fakat onu anarken hatırlamamız gereken başka vasıfları da olan bir sanatkardır. Öncelikle bilgisinin ve aldığı aksiyonun bedelini kanıyla ve canıyla ödemeye hazır idealist bir düşünce adamıdır Akif. Duruş sahibi bir Müslümandır Akif. Kur’an tefsiri yapacak çapta din alimidir Akif. Evet, Müslüman bir düşünür ve sanatkar; yaşadığı çağın meselelerini ciddiye alır, kolay cevaplarla yetinmez ve olup biteni sorgulayan bir dikkatle değerlendirir. O, bu yönleriyle vefatının üzerinden geçen 90 yıl sonra da bizler için hala bir rol modeldir" şeklinde konuştu. "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir" Mehmet Akif Ersoy’u anlamanın büyük bir sorumluluk getirdiğini ve Akif’in Milli Mücadele’nin en belirgin insanlarından birisi olduğunu dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun şahsiyeti, yazdıklarıyla hayatı arasında kurduğu sarsılmaz bütünlükte kendini gösterir. Hayatı, yazdıklarıyla tam bir uyum içinde şekillenir. İmkan karşısında müstağni, güç karşısında mesafeli, değerleri söz konusu olduğunda ise tavizsiz bir şahsiyet sergilemiştir. Onu müstesna kılan, mısralarındaki ahenk kadar hayatındaki bu eğilmez vakardır. Mehmet Akif’i anlamak, estetik bir metni çözümlemekten ibaret görülemez. Asıl mesele; söz ile hayat, bilgi ile eylem arasındaki o kopmaz bağı fark edebilmektir. O, Milli Mücadele boyunca da şu soruları sorar: ’Zor zamanlarda insan nasıl bir duruş sergilemelidir? Bağımsızlık ne anlama gelir? Bir toplum kendi onurunu hangi değerlerle koruyabilir?’ Mehmet Akif bu soruların cevabını aramış; bağımsızlığı sınırların korunmasından ibaret bir mesele olarak görmemiştir. İstiklal, onun nazarında her şeyden önce insanın kendi onurunu muhafaza edebilme davasıdır. İstiklal Marşı da işte böyle bir zihnin, böyle bir ahlaki arayışın mahsulüdür." ’Korkma! Gençliğin Ruhu Burada’ teması kapsamında gerçekleştirilen öğretmenler arası beste yarışmasında ilk üç dereceye giren eseri sahnede yer aldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.