ÇEVRE - 27 Nisan 2026 Pazartesi 08:40

Yurtta hava durumu

A
A
A
Yurtta hava durumu

Yurdun genelinin parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Burdur, Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Sivas, Bolu, Tokat ve Ordu çevreleri ile Antalya ve Samsun’un iç kesimlerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.


Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da yüksek kar örtüsüne sahip eğimli alanlarda çığ ve kar erimesi tehlikesi bulunuyor.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden alınan tahminlere göre; hava sıcaklığı yurdun kuzey kesimlerinde biraz azalacak, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacak, mevsim normalleri civarında seyredecek. Rüzgarın genellikle kuzeyli yönlerden, hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.


Bazı illerde beklenen hava durumuyla günün en yüksek sıcaklıkları ise şöyle:


Ankara: Parçalı ve çok bulutlu 19


İstanbul: Parçalı bulutlu 16


İzmir: Parçalı bulutlu 26


Adana: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 26


Antalya: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra iç kesimleri sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 26


Samsun: Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra iç kesimleri sağanak yağışlı 15


Trabzon: Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15


Erzurum: Çok bulutlu, aralıklı sağanak yağışlı 15


Diyarbakır: Çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı 19


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Geleceğin öğretmenlerine "Ses Hijyeni Eğitimi" Anadolu Üniversitesi Öğrenci Kulüpleri Koordinatörlüğüne bağlı Anadolu Matematik Kulübü, Psikoloji ve Yaşam Kulübü ve Eğitim Fakültesi öğrenci topluluğu tarafından düzenlenen "Öğretmen Olacağım, Peki Sesim Buna Hazır Mı?" başlıklı Ses Hijyeni semineri, Eğitim Fakültesi E Blok Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Dünya Ses Günü kapsamında düzenlenen seminerde Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim elemanı Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz konuşmacı olarak yer aldı. Geleceğin öğretmen adaylarına meslek hayatlarında seslerini nasıl korumaları gerektiği ve doğru ses kullanımının incelikleri anlatıldı. "Sert boğaz temizleme sesi tetikliyor" Yanlış alışkanlıkların sesi nasıl etkilediğini anlatan Arş. Gör. Dr. Tuğçe Nergiz şu uyarılarda bulundu: "Sert boğaz temizleme davranışı aslında sesinizi doğrudan tetikleyen ve ona zarar veren bir alışkanlıktır. Yanlış alışkanlıkların ses telleriniz üzerindeki etkisini şöyle düşünebilirsiniz: Öksürmek ya da o meşhur sert boğaz temizleme hareketini yapmak, ses kıvrımlarınız için aslında birer travmadır. Normal ve sağlıklı bir konuşma sırasında ses kıvrımları birbirine sakin ve yumuşak bir şekilde temas ederken siz öksürdüğünüzde veya o sert temizleme hareketini yaptığınızda, bu kıvrımlar bir anda birbirine çok sert bir biçimde çarpar. Bu mekanik çarpışmanın oluşturacağı tahrişi engellemek için çok basit ama etkili bir yöntem var. Bu rahatsız edici hissi gidermek için boğazınızı zorlamak yerine bir yudum su içmeyi veya sadece kuvvetlice yutkunmayı deneyin bu sayede o bölgeyi tahriş etmeden doğal bir rahatlama sağlarsınız. Ayrıca yanlış nefes kullanımı ve kendimizi zorlayarak konuşmak larenks (gırtlak) kaslarını ekstra çalıştırarak nodül gibi iyi huylu lezyonların oluşmasına zemin hazırlar." "Gürültülü ortam, zorlu ses üretimi demektir" Gürültülü mekanların ses şiddeti üzerindeki etkisine değinen Arş. Gör. Dr. Nergiz konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Gürültülü bir ortamda konuşmak, otomatik olarak ses şiddetinizi artırmanız anlamına gelir. Bu da normal bir ses üretiminden çıkıp ‘zorlu bir ses üretimine’ geçmeniz demektir. Sesimizi korumak için kendimize şefkat göstermeli, kontrolsüz bağırmalardan ve sesimizi zorlayacak taklitlerden kaçınmalıyız. Gürültülü bir ortamda konuşmanın, ortamdaki ses perdesini aşmak adına kişinin kendi ses şiddetini otomatik ve istemsizce artırması anlamına gelir. Aynı zamanda bu durum, ses mekanizmasının biyolojik sınırlarını zorlayarak normal üretim sürecinden ‘zorlu bir ses üretimine’ geçilmesine neden olur. Zorlu ses üretimi sırasında ses kıvrımları birbirine normalden çok daha sert bir biçimde çarpmaktadır. Bu durum ses tellerinin doğal dalgalanma hareketini bozarak seste kabalaşma, çatallaşma ve boyun bölgesinde kronik ağrılara yol açabilmektedir." Seminer, katılımcıların merak ettikleri soruların yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Eskişehir Akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinin en önemli etkeninin sigara olduğunu belirterek, "Sigara içen kişilerde risk, içmeyenlere göre belirgin şekilde artmaktadır. Sadece aktif içicilik değil, pasif sigara dumanına maruz kalmak da ciddi tehlike oluşturur" dedi. Sigaranın akciğer dokusuna doğrudan zarar verdiğini ve duman içerisinde çok sayıda kanserojen madde bulunduğunu ifade eden Metintaş, "Akciğer kanseri vakalarının büyük genellikle en önemli risk faktörü sigaradır" uyarısında bulundu. "Sigara bırakıldığında risk azalıyor" Sigaranın bırakılmasıyla birlikte vücudun kendini onarmaya başladığını vurgulayan Metintaş, "Uzun yıllar sigara kullanılmış olsa bile bırakıldıktan sonra akciğer kanseri riski zamanla azalmaya başlar. Bu nedenle sigarayı bırakmak için hiçbir zaman geç değildir. Erken bırakılan her yıl, sağlık açısından önemli kazanç sağlar" diye konuştu. "Sigara dışında da risk oluşturan etkenler var" Akciğer kanserinin yalnızca sigaraya bağlı gelişmediğini, bazı çevresel faktörlerin de hastalık riskini artırdığını söyleyen Metintaş, "Sigara en önemli etkendir ancak tek neden değildir. Özellikle asbest, hava kirliliği ve radon gazı gibi çevresel faktörler de akciğer kanseri gelişiminde rol oynayabilir. Sigara ile bu etkenlerin bir araya gelmesi riski daha da artırır" ifadelerini kullandı. "Kentsel dönüşüm ve hava kirliliğine dikkat" Şehir yaşamında hava kirliliğinin giderek büyüyen bir sağlık sorunu haline geldiğini belirten Metintaş, "Özellikle ince toz parçacıkları akciğerlerin en uç bölgelerine kadar ulaşabilir. Ayrıca gerekli önlemler alınmadan yapılan yıkım ve söküm çalışmaları sırasında ortaya çıkan tozlar da risk oluşturabilir" dedi. "Topraktan gelen radon gazı da tehlikeli" Doğal radyasyon kaynağı olan radon gazının bazı bölgelerde yüksek seviyelerde bulunabileceğini belirten Metintaş, özellikle zemin ve bodrum katlarda oturanların dikkatli olması gerektiğini kaydederek "Radon gazı renksiz ve kokusuz olduğu için fark edilmez. Ancak uzun süre maruziyet akciğer kanseri riskini artırabilir. Bu nedenle yeni yapılarda zemin ölçümleri yapılması ve gerekirse havalandırma sistemleri kurulması önemlidir" dedi. "Bu belirtileri hafife almayın" Risk grubunda bulunan kişilerin bazı şikayetleri önemsemesi gerektiğini vurgulayan Metintaş, "Öksürüğün karakter değiştirmesi, öksürükle kan gelmesi, yeni başlayan nefes darlığı, göğüs ağrısı, hırıltılı solunum, iştahsızlık, kilo kaybı ve açıklanamayan halsizlik varsa mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır" diye konuştu. "Biyopsiden korkmayın, geç kalmayın" Toplumda biyopsi ile ilgili yanlış inanışların bulunduğunu belirten Metintaş, "Akciğerden parça alınırsa kanser yayılır düşüncesi tamamen yanlıştır. Bu yanlış inanış tanının gecikmesine ve hastalığın ilerlemesine neden olabilir. Erken tanı hayat kurtarır" dedi. "Tedavide umut veren gelişmeler var" Akciğer kanseri tedavisinde son yıllarda büyük ilerlemeler yaşandığını ifade eden Metintaş, "Kemoterapi, akıllı ilaçlar, immünoterapi, gelişmiş radyoterapi yöntemleri ve robotik cerrahi sayesinde bugün çok daha başarılı sonuçlar alıyoruz. Artık tedavi standart değil, kişiye özel planlanıyor" dedi. Prof. Dr. Muzaffer Metintaş, akciğer kanserinde başarının anahtarının erken tanı ve farklı branşların birlikte çalıştığı multidisipliner yaklaşım olduğunu sözlerine ekledi.
Adana Yenidoğan Cerrahisi Kursu Adana’da gerçekleştirildi Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği tarafından düzenlenen "Yenidoğan Cerrahisi Kursu", Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Türkiye’nin farklı illerinden gelen çocuk cerrahisi asistanları ve genç uzmanlar, iki gün süren eğitim programında bir araya geldi. Başkent Üniversitesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Abdulkerim Temiz, kursa ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu tür eğitimlerin genç cerrahların mesleki gelişimi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Farklı kurumlardan gelen deneyimli hocaların bilgi ve tecrübelerini paylaşması, eğitim sürecine önemli katkı sağlıyor" dedi. Temiz, kursun içeriğine değinerek eğitim programının teorik anlatımlarla sınırlı kalmadığını belirtti. Programın özellikle saha pratiğine uygun şekilde planlandığını vurgulayan Temiz, yenidoğan yoğun bakımına yönelik uygulamalar ile cerrahi tekniklerin pratiğe dönük eğitimlerle desteklendiğini söyledi. Katılımcıların mesleki becerilerini geliştirmeye odaklandıklarını ifade etti. Türkiye Çocuk Cerrahisi Derneği Eğitim Kurulu Sorumlusu Prof. Dr. Arzu Şencan ise derneğin eğitim faaliyetlerine dikkat çekerek, "Eğitim kurulu olarak yıl içinde toplam 7 adet temel eğitim kursu düzenliyoruz" dedi. Şencan, bu kursların temel amacının ülke genelinde standart bir eğitim düzeyi oluşturmak olduğunu vurgulayarak, "Türkiye genelinde tüm çocuk cerrahisi asistanları arasında bilgi, deneyim ve beceri paylaşımını güçlendirmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. Katılımcı sayısının sınırlı tutulduğu kurslara ilginin yüksek olduğunu belirten Şencan, "Türkiye’nin farklı illerinden gelen başvurularla program kısa sürede doldu" ifadelerini kullandı. Teorik oturumların yanı sıra uygulamalı eğitimlerin de yer aldığı programda, yenidoğana cerrahi yaklaşım, solunum ve dolaşım desteği ile cerrahi teknikler ele alındı. Uygulamalı bölümlerde cerrahi anastomoz ve stoma tekniklerine yönelik pratik çalışmalar gerçekleştirildi. Klinik senaryolar üzerinden yapılan interaktif oturumlarla katılımcıların karar verme becerilerinin geliştirilmesi hedeflendi.