KÜLTÜR SANAT - 27 Ocak 2026 Salı 14:37

Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi

A
A
A
Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi

İsrail’in Gazze’ye yönelik 2 yıl süren soykırımı, "Gazze: Bir Soykırımın Anatomisi" adıyla dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kitaplaştı. Soykırım vakalarını gün gün belgeleyen kitap, vahşeti mümkün kılan tarihi, ideolojik ve politik dinamikleri de ele alarak, soykırımın anatomisini ortaya koyuyor.


İsrail’in 7 Ekim 2023’ten başlayarak 2 yıl süren Gazze’ye yönelik soykırımı, vaka bazlı olarak dünyada ilk kez bir Türk gazeteci tarafından belgelenerek kayıt altına alındı. Daha önce kısmi ya da son derece sınırlı çalışmalar yapılmış olsa da gazeteci Orhan Turan, 2 yıl süren çalışmasıyla tüm süreci kesintisiz biçimde vaka bazlı olarak ele aldı.


Kitap, Gazze’de yaşanan vahşeti yalnızca gün gün kayıt altına almakla kalmayıp; aynı zamanda bu yıkımı mümkün kılan teolojik, tarihi, kültürel ve politik dinamiklerin de izini sürüyor. Dört bölümden oluşan kitapta, Kenan diyarlarından Roma’ya, İslam fethinden Osmanlı hâkimiyetindeki uzun huzur dönemine kadar tarihi süreç ele alınırken, İngiliz Manda yönetiminden 1948’de İsrail’in ilanı ve günümüze kadar gelen işgal sürecinin arka planına ışık tutuluyor.


7 Ekim 2023-10 Ekim 2025 arasında süren iki yıllık soykırım süreci ise Birleşmiş Milletler raporları, Gazze’deki resmi kurumlar, uluslararası ajanslar ve birincil kaynaklar üzerinden vaka bazlı olarak belgelendi. Son bölümde ise vahşeti besleyen ideolojik, siyasi, ekonomik ve diplomatik mekanizmalar tüm açıklığıyla ortaya kondu.


Soykırımın korkunç tablosu


Kitapta, 28 Ekim 2023’te Netanyahu’nun orduya verdiği Tevrat kaynaklı "Amalek’i yok et" emrinin sahada nasıl bir etnik temizliğe dönüştüğü ve "Amalek" emri doğrultusunda 2 bin 483 ailenin soy bazlı olarak nasıl yok edildiği anlatıldı. Bu teolojik nefretin sonucu olarak Gazze’de 7 Ekim 2023’ten 10 Ekim 2025’e kadar süren sistematik imha süreci, insanlık tarihinin en karanlık bilançosunu geride bıraktı. El-Ehli Baptist Katliamı, Aziz Porphyrios Kilisesi Katliamı, Cibaliye Katliamı, El-Fahura Katliamı, El-Mağazi Katliamı, Şifa Hastanesi Katliamı, Han Yunus Katliamı, Deir el-Belah, Burayc Okul Katliamı, Nabulsi Kavşağı Katliamı, Refah Katliamı, World Central Kitchen Katliamı, Nusayrat Katliamı gibi vaka bazlı katliamlarla binlerce sivil hedef alındı. 67 bin 211 teyitli şehit, enkaz altındakilerle birlikte 100 binin üzerinde kayıp ve 169.961 yaralı. 20 binden fazla çocuk katledilirken, 1.000 bebek henüz bir yaşına basmadan bu vahşetin kurbanı oldu. 1.722 sağlık çalışanı ve 433 gazeteci hakikati savunurken hedef alınarak öldürüldü. Gazze’deki konutların yüzde 92’si yerle bir edilerek 1,4 milyon insan evsiz bırakıldı. Açlık bir silah olarak kullanıldı. 44 bin çocuk yetim, 19 bin kadın dul kalarak parçalanmış bir toplumun ağır yükünü omuzladı. Bu süreçte yaşanan katliam ve tehcir sonucu 2.4 milyon olan Gazze nüfusu 254 bin kişi azalarak yüzde 10.6 oranında azaldı. Bu rakamlar sadece birer sayı değil; İsrail’in ABD desteğiyle yürüttüğü topyekûn bir halkı yok etme projesinin kanlı dökümü oldu.


Soykırımın kodu: Genaraler planı


Eser, İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkanı Giora Eiland tarafından hazırlanan ve Ekim 2024’te Netanyahu hükümetince devreye alınan "Generaller Planı"nı tüm detaylarıyla ortaya koydu. Planın, Gazze’nin kuzeyinde kalan sivilleri insani yardımdan mahrum bırakarak teslim olmaya zorlamayı, bölgeyi tamamen insansızlaştırmayı ve açlığı bir "imha aracı" olarak kullanmayı hedeflediğini belgeledi. Planın "Yardımdan mahrum bırakma" kısmını CIA planlarken, imha kısmını ise ABD’nin Irak’a yönelik işgali sırasında direnişin kalesi olan Felluce kentinin tamamını imha etme emri veren ABD’li Korgeneral James Glynn yönetti. Kitap, ABD’li Korgeneral James Glynn’in (Felluce Kasabı) 26 Ekim 2023’te "danışman" sıfatıyla gönderildiği İsrail’de Irak’ta uyguladığı "şehri tamamen kuşatıp yaşam kaynaklarını kesme" taktiğini Gazze’deki kara operasyonlarına nasıl entegre ettiği vaka bazlı olarak anlatıyor.


CIA, ölüm tuzaklarını nasıl kurdu


İsrail, 28 Ekim 2024 tarihinde çıkardığı bir yasayla Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nı (UNRWA) resmen "terör örgütü" ilan etti ve kuruluşun Doğu Kudüs, Batı Şeria ile Gazze’deki faaliyetlerini yasakladı. Bu planlanmış bir adımdı. Zira CIA’nın planlamasıyla sözde yardım için kurulan Gaza Humanitarian Foundation (GHF) adlı sözde yardım yapılanmasıyla Filistinlilere yönelik ölüm tuzakları oluşturuldu. Eski CIA istasyon şefi Philip Reilly tarafından oluşturulan ağ, yardım dağıtım noktalarını istihbarat ve infaz alanına çevrilmesinde büyük rol oynadı. 29 Şubat 2024’te Nablusi Kavşağı’nda yaşanan ve "Un Katliamı" olarak tarihe geçen olayda 118 kişinin öldürülmesi, yardım bekleyen halkın biyometrik verilerle takip edilip hedef alınmasının en kanlı örneği olarak kayda geçti.


Bu sistematik yıkımın temelinde, rastgele bir şiddet değil, tahrif edilmiş kutsal metinlerden beslenen teolojik nefret yatıyor. Kitap, Başbakan Netanyahu’nun, soykırımın ideolojik kodlarını daha ilk günden askerlerine vererek Tevrat’taki "Amalek’i yok edin" emrine atıfta bulunmasını inceliyor. Bu emir, sadece erkekleri değil, "kadınları da, bebekleri de, emziktekileri de" dahil olmak üzere düşmanın topyekûn imha edilmesini öngören mutlak bir intikam zihniyetini sembolize ediyor. Bu topyekûn imha, şüphesiz küresel bir suç ortaklığıyla mümkün olabilirdi. Kitap, vahşetin küresel hamisi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) rolüne ışık tutuyor. ABD, İsrail’e milyarlarca dolarlık askeri yardım (38 milyar dolarlık fon ve 26 milyar dolarlık ek paket) sağlamakla kalmadı, aynı zamanda BM Güvenlik Konseyi’nde altı kez veto kullanarak uluslararası yaptırımları tamamen engelledi.



Yüzyılın soykırımı ilk kez kayda geçirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya, Türkiye’de ilk olan fuara ev sahipliği yapacak Sakarya’da 9-17 Şubat tarihleri arasında "Çocuk Edebiyat Fuarı" düzenlenecek. "Maarif Modeli Destekleme Projesi" kapsamında hayata geçirilecek organizasyon, bu içerikte Türkiye’de düzenlenen ilk fuar olma özelliği taşıyor. Sakarya Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenecek olan fuar için hazırlıklar tamamlandı. Organizasyon, 9 Şubat Pazartesi günü Ofis Sanat Merkezi’nde (OSM) başlayacak. Türkiye’nin çocuk edebiyatı alanındaki önemli yayın evlerini ve yazarlarını bir araya getirecek fuar, 17 Şubat’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak. Fuar kapsamında çocuk edebiyatı alanında tanınmış 38 yazar, öğrenciler ve öğretmenlerle bir araya gelecek. Toplamda 13 yayınevinin stant açacağı organizasyonda, farklı yaş gruplarına hitap eden yaklaşık 20 bin kitap okurların beğenisine sunulacak. Program dahilinde imza günleri, söyleşiler ve atölye çalışmaları gerçekleştirilecek. Öğrencilere ücretsiz ulaşım desteği Sakarya Büyükşehir Belediyesi, fuar süresince okullardan fuar alanına ulaşım sağlanabilmesi için ücretsiz servis hizmeti vereceğini duyurdu. Bu sayede kentin farklı ilçelerindeki öğrencilerin fuara erişimi kolaylaştırılacak. Öte yandan, Maarif Modeli Destekleme Projesi kapsamında hayata geçirilecek organizasyon, bu içerikte Türkiye’de düzenlenen ilk fuar olma özelliği taşıyor.
Uşak Uşak Belediyesi bütçe fazlası veren 10 il belediyesi arasına girdi Uşak Belediyesi Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre 2025 yılı Belediye Bütçesi Fazla Veren İller Haritasında Uşak Belediyesi ilk 10 belediye arasına girerek yeni bir başarıya daha imza attı. 2025 yılı bütçe haritasında Uşak’ın renk skalası maviye dönerken, Uşak Belediyesi öz kaynaklarını doğru bir şekilde kullanma ve bütçe disiplini konularında yeniden öne çıktı. Uşak Belediyesi bu veriler ışığında finansal sürdürülebilirliği net şekilde ortaya koyan belediyelerin başını çekmiş oldu. Göreve geldiğinden bugüne Uşak Belediyesi’nin vizyonunu değiştiren ve Uşak halkının kalkınması ile refahını önemseyen Belediye Başkanı Özkan Yalım; bir kez daha Uşak’ın doğru tanıtılmasına vesile oldu. Haberi mutlulukla karşıladıklarını ifade eden Başkan Yalım "Çalışma arkadaşlarım ve benim için en önemli şey halkın parasını yine halk için ve doğru şekilde kullanmak. Öncelikle göreve geldiğimizde belediyenin araçları kiralık ve icralıktı, biz özverili ve akıllı hamlelerimizle bunu ortadan kaldırdık. Kendi imkânlarımızla belediyenin bünyesine çok sayıda araç kazandırdık. Yine aynı şekilde sosyal yardımları geçmiş dönemlere göre kat kat fazla şekilde ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırdık" dedi. İhtiyaca yönelik hizmetleri baz alarak sosyal belediyeciliği Uşak halkıyla tanıştırdıklarını anlatan Başkan Yalım; "Sonuç olarak geldiğimiz noktada Uşak Belediyesi’nin ve Uşak halkının başarılarını görüyoruz. Biz bu düsturla hareket etmeye ve hizmetlerimizi aynı sorumluluk bilinciyle gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Ben tekrar bu başarıyı kutluyorum ve halkımıza hak ettiği güzellikte bir kenti hep birlikte inşa etme sözü veriyorum" dedi. Öte yandan Başkan Yalım belediye bütçesini şeffaflık ilkesiyle yönettiklerini dile getirerek "Biz hizmetlerimizi yaparken hiçbir engeli sorun etmeden çalışmalarımıza devam ettik. Önceki dönemde oluşan borçları ödemeye devam ederken bir taraftan da hemşerilerimize hizmet götürmek için uğraşıyoruz. Uşak’ın tanıtımı için geliştirdiğimiz projelerin dışında şehrimizin alt yapı ve üst yapı sorunlarına karşı çözümler üretmeye çalışıyoruz. Bu çalışmaları yaparken tüm vatandaşlarımızın görebileceği şekilde bütçemizi yönetiyor ve paylaşıyoruz" dedi. Bu bağlamda doğru bütçe yönetimi sayesinde gelecek günlerde vizyon projelerini hayata geçireceklerinin altını çizen Başkan Yalım; "Yeni Otogar, Mende Pazarı çevre düzenlemesi, Çarşamba Pazarı yenileme çalışmaları gibi hizmetlerle şehrimizin çehresini her türlü engele rağmen değiştireceğiz. Çünkü hemşerilerimiz her şeyin en iyisini hak ediyor. Çünkü bizim sevdamız Uşak" ifadelerini kullandı.
Tokat TOGÜ kendi ekmeğini üreterek 2 milyon TL tasarruf sağlandı Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesinde kurduğu mutfakta yemekhane, sosyal tesis ve hastane için roll ekmeğini kendi bünyesinde üreterek hem 2 milyon TL’yi aşan tasarruf sağlanarak hemde öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı sundu. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) 2025 yılında yemekhanelerinde, sosyal tesislerinde ve hastanesinde kullanılan paketli roll ekmeğini kendi bünyesinde üretmeye başlayarak önemli bir üretim hamlesini hayata geçirdi. Bu uygulama hem üniversite bütçesine sağladığı katkı hem de öğrencilere sunduğu uygulamalı eğitim imkânları açısından dikkat çekiyor. 10 ayda 1 milyon 250 bin adet roll ekmek üretildi Mart 2025’te başlayan üretim sürecinin 10 aylık döneminde TOGÜ tarafından toplam 1 milyon 250 bin adet roll ekmek üretildi. Bu üretimin 390 bin adedi Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Başkanlığına bağlı yemekhanelerde ve sosyal tesislerde kullanılırken, 860 bin adedi üniversite hastanesinin ihtiyacını karşılamak üzere üretildi. Söz konusu rakamlar, üniversitemizin temel gıda ihtiyaçlarını büyük ölçüde kendi imkânlarıyla karşılayabildiğini ortaya koydu. Üniversite bütçesine 2 milyon tl’yi aşan katkı Üretilen bu miktardaki roll ekmeğin üniversite dışından temin edilmesi durumunda, 10 aylık süreçte üniversite bütçesinden yaklaşık 2 milyon 62 bin TL harcama yapılması bekleniyordu. Kendi üretimini gerçekleştiren TOGÜ, bu sayede önemli bir mali tasarruf sağlayarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına katkıda bulundu. Öğrencilere uygulamalı eğitim imkânı Öte yandan üretim süreci, üniversite bünyesinde eğitim öğrenim gören öğrenciler için de önemli bir uygulama fırsatı sunuyor. Öğrenciler, TOGÜ Mutfakta yürütülen çalışmalar sayesinde teorik bilgilerini uygulamalı eğitimle pekiştirme imkânı bulurken, mesleki deneyim kazanarak iş hayatına daha donanımlı şekilde hazırlanıyor.