YEREL HABERLER - 12 Ağustos 2016 Cuma 10:44

Nevvar İşgören törenle anıldı

A
A
A
Nevvar İşgören törenle anıldı

İzmir’e yaptıkları önemli katkılarla hatırlanan Nevvar Salih İşgören Vakfı’nın kurucusu Salih İşgören’in kendisi gibi hayırsever eşi Nevvar İşgören, vefatının 8. yılında kabri başında anıldı.
Nevvar Salih İşgören Vakfı’nın kurucusu hayırsever işadamı Salih İşgören’in kendisi gibi hayatını hayır işlerine adayan eşi Nevvar İşgören, vefatının 8. yıldönümünde Aşağı Narlıdere Mezarlığı’nda bulunan kabri başında törenle anıldı.
Törene Nevvar Salih İşgören Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Ömer Şener, Yönetim Kurulu Başkanı Erol Urgun, Denetim Kurulu Başkanı Ünal Ödemiş ile vakıf yöneticilerinin yanı sıra, hayırsever çiftin İzmir’de adını taşıyan kurumların temsilcileri, huzurevi sakinleri ile dostları katıldı. Tören öncesi Nevvar ve Salih İşgören çiftinin kabirleri çiçeklerle donatıldı. Daha sonra merhum hayırseverler için Kuran-ı Kerim okunup dua edildi.
Nevvar Salih İşgören Vakfı Denetim Kurulu Başkanı Ünal Ödemiş, hayırsever çiftin İzmir’e yaptığı katkıların saymakla bitirilemeyeceğini belirterek, “Nevvar Hanım’ın da Salih Bey gibi İzmir sosyal hayatına son derece önemli katkıları var. Onlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Bizler de kurdukları vakfı onlara layık bir şekilde yönetmek için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. Nevvar Salih İşgören Vakfı yöneticileri olarak bize bıraktıkları sorumluluk gerçekten büyük. Biz de bu sorumluluk bilinci ile onların bıraktıkları noktadan projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz” dedi.
Nevvar Salih İşgören Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Erol Urgun da hayırseverleri şükranla andıklarını belirterek, “Nevvar ve Salih İşgören çiftinin yaptıkları hayırlara baktığımızda İzmir’in her yerinde imzaları olduğunu görüyoruz. Hayırseverlerimizi şükranla anarken, adlarının sonsuza kadar yaşaması için biz de var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Büyük bir vefa örneği göstererek hayırseverleri anma etkinliklerine katılanlara şükranlarımızı sunuyoruz. Hayırseverlerimizin adını taşıyan kurumların ve onların bağlı oldukları idarelerin yöneticileri ile bu kurumlardan ve vakfımızın yaptığı çalışmalardan yararlanan her kesimin hayırseverlerimizin manevi mirasına sahip çıkmalarını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu.
Kabristandaki törenin ardından merhum Nevvar İşgören anısına Alsancak Hocazade Camii’nde mevlit okutulup lokma dağıtıldı.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya 15 gün önce taşıdığı işyeri gözlerinin önünde küle döndü Antalya’nın Kepez ilçesinde sahibinin yaklaşık 15 gün önce taşındığı motosiklet tamirhanesinde yangın çıktı. Sahibinin güvenlik kamerasının uyarısı ile fark ettiği ve gözlerinin önünde küle dönen iş yeri yangınında kimse yaralanmazken büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Yangın, Altınova Orta Mahalle Antalya Caddesi üzerinde bulunan motosiklet tamirhanesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, henüz bilinmeyen bir nedenle çıkan yangını fark eden çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine ulaşan ekipler, yangına anında müdahale ederek alevleri kontrol altına aldı. Yangında can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, iş yerinde büyük çapta maddi hasar oluştu. İş yeri sahibi Tufan Kaymaz, güvenlik sisteminden gelen uyarılar üzerine durumu fark ettiğini belirterek, "İş yerinde kurulu güvenlik sisteminden sürekli ‘içeriye zorlama’ uyarısı geliyordu. Kameraları kontrol ettiğimde net bir şey göremedim. Polisi yönlendirmelerini istedim, ben de olay yerine geldim. Geldiğimde dükkan yanıyordu, itfaiye müdahale ediyordu" dedi. İş yerinde ağırlıklı olarak yedek parça, yağ, filtre ve çeşitli motor ekipmanlarının bulunduğunu ifade eden Kaymaz, içeride 4 motosiklet ile müşterilere ait araçların da olduğunu söyledi. Yangında yaklaşık 20 milyon liralık zarar oluştuğunu belirten Kaymaz, iş yerini yaklaşık 15 gün önce taşıdığını ve henüz düzenini tam kuramadan böyle bir olay yaşadığını dile getirdi. Yangının çıkış nedeniyle ilgili inceleme başlatıldı.
Gaziantep Zihinsel engelli Beyza filografi sanatıyla hayata tutunuyor Gaziantep’te yaşayan yüzde 55 zihinsel engelli Beyza Nur Küçüktürkmen, annesinin büyük desteği ile başladığı filografi sanatı çalışmaları sayesinde yaşama tutunuyor. Şahinbey ilçesinde yaşayan 22 yaşındaki Beyza Nur Küçüktürkmen, kalp hastası olarak dünyaya geldi ve henüz çocuk yaşta defalarca ameliyat oldu. Birçok hastalık geçiren Beyza Nur Küçüktürkmen, geçirdiği hastalıklar ve kullandığı ilaçların da etkisiyle zihinsel engelli kaldı. Filografi sanatıyla yapılan tablolara ilgi duydu Sürekli ilaç kullanan ve evden de kolay kolay çıkmayan Beyza Nur Küçüktürkmen, bir yıl önce mahallelerindeki Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi içinde yer alan filografi kursundaki kadınların yaptıkları tabloları tek tek inceledi. Kadınların çalışmalarını görüp etkilenen, her eve gidip gelişinde kurstaki filografi çalışmalarını izleyen ve inceleyen Küçüktürkmen, kendisi de aynı şekilde filografi çalışması yapmak istedi. Durumu annesi Şule Nergiz Şenel’e anlatan Beyza Nur’un bu merakına annesi de büyük destek verdi. Kızı Beyza Nur’un Osmanlı döneminin unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alan ve tellerin çivilerin arasından geçirilmesiyle yapılan filografi tabloların dikkatini çekmesi üzerine kursa başvuran anne Şule Nergiz Şenel, filografi sanatçısı ve kurs eğitmeni Fatoş Karayılan’ın desteğiyle kızının kaydını yaptırdı. Annesinin desteğiyle kursa katıldı Şahinbey Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’nde kadınlar için açılan kursa başlayan Beyza Nur Küçüktürkmen, annesinin desteğiyle düzenli olarak kursa katıldı. Binlerce çivi ve metrelerce bakır telle yapılan filografi sanatında kendini geliştiren Küçüktürkmen, 1 yıldan beri aralıksız gittiği kursta filografi sanatıyla tablolar yapmaya başladı. Filografi sanatı ile hayata tutunan, yaptığı çalışmalarla birçok insana örnek olan Küçüktürkmen, hayata küsmek yerine dört elle sarıldı ve yaptığı bir birinden güzel çalışmalarla birçok insana örnek oldu. Zamanla filografi sanatı çalışmasında gelişen ve ortaya koyduğu eserlerle profesyonellere taş çıkartan Küçüktürkmen, boş zamanlarında evde de çalışmalarını sürdürüyor. Ortaya koyduğu eserlerle herkesin beğenisini kazanan Küçüktürkmen, kendisini daha da geliştirerek annesiyle birlikte sergi açmayı planlıyor. "Bir yılda 3 tablo yaptım" Filiografi sanatının hayata bağlanma noktasında kendisi için güzel bir aktivite olduğunu belirten Beyza Nur Küçüktürkmen, "Kursa annemle gidip geliyorum. Kurs ve bu sanat bana çok iyi geldi. Tablo yapmayı da çok seviyorum. Kursa düzenli olarak geliyorum ve kursta güzel vakit geçiriyorum. Kursta vakit geçirdikten sonra annemle beraber eve gidiyorum. Annem beni bu kursa getirdi. Evde hiçbir şey yapmıyordum ve ben de kursa gelmeye karar verdim. Kursa geldim. Şu ana kadar üç tablo yaptım. Elif, vav ve kelebek tablosu yaptım" dedi. "Ben de kızım sayesinde kursa başladım" Kızının kalp hastası olarak doğduğunu belirten anne Şule Nergiz Şenel, "Kızım açık kalp ameliyatı oldu. Ameliyatı 7-8 saat sürdü. Arkasından 4 defa anjiyo oldu. Beyza’nın hastalık süreci çok zorlu bir süreçti. Aldığı anesteziler ve ilaçlar Beyza’nın biraz beynine zarar verdi, Beyza yüzde 55 zihinsel engelli kaldı. Beyza’nın diğer kardeşlerinde de sıkıntı var ama Beyza kadar değil. Bu hastalık süreci de Beyza’yı çok etkiledi. Beyza son zamanlarda çok ağır depresyon ilaçları kullanıyordu. Biz bu kursa gelmezden önce Beyza tedavi görüyordu. İlaçların vermediği faydayı kızıma bu kurs verdi ve kursta kızıma normal bir bireymiş gibi davrandılar, kızım hiç dışlanmadı. Kızım kursa gelip giderek sosyalleşti. Bu kurs ve sanat kızıma çok iyi geldi. Şu an Beyza Nur ilacı bıraktı. Doktoru da çok şaşırdı. ’Annesi ne yapıyorsa Beyza Nur devam etsin’ dedi. Yıllardır verdiğim o mücadelenin sonunda bu günleri görmeye başladım" ifadelerini kullandı. "Filografi kursu Beyza Nur’a çok iyi geldi" Filografi sanatçısı ve kurs eğitmeni Fatoş Karayılan da, "Bir gün atölyeye Beyza Nur’un annesi geldi ve ağlayarak ’hocam, özel durumu olduğu için benim kızımı hiç kimse kabul etmiyor’ dedi. Derdini anlattı Ben de, ’sorumluluk alıyorsan kursa getir, bir çocuğunu göreyim. Bir başlayalım, nasıl devam edecek ve gözlemleyelim. Eğer yapabiliyorsa burada devam edecek’ dedim. Annesi Beyza’yı getirdi. Beyza Nur kursa başladı. O gün bugündür burada çok güzel işler başardı. Hem motivesi çok yüksek hem de güzel işler çıkarıyor. Kursa gelmeden önce ilaç kullanıyordu. Şu anda ilacının bir kısmı kesildi. Çünkü burada gerçekten de motive oluyor, kendisine özgüven geldi. Aynı zamanda güzel işler çıkarıyor ve takdir alıyor. Beyza Nur, burada diğer kursiyerlerle sosyalleşiyor. Beyza Nur’a birçok şey kattığımıza inanıyorum" diye konuştu.
Gaziantep Atık kumaşlar kadınların ellerinde yeniden şekilleniyor Gaziantep’te giyim kursuna katılan kadınlar, çevrelerinden temin ettikleri kumaş atıklarından ve evlerinde kullanmadıkları ürünlerden kendilerine özgü yeni giysiler elde ederek aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Gaziantep’in Şahinbey ilçesinde Şehit Cevdet Deniz Özdemir Sosyal Tesisindeki dikiş-nakış kurslarına katılan kadınlar, atık tekstil ürünlerini, aksesuarlara ve kıyafetlere dönüştürüyor. Şahinbey Belediyesi’ne bağlı tesisteki kursta kadınlar, evlerinde kullanmadıkları atık tekstil ürünlerini kursa getiriyor. Kursta bir araya gelen kadınlar, atık tekstil ürünlerini dikiş makinesi ve malzemelerini kullanarak ortaya çıkardıkları aksesuar ve kıyafetleri satarak aile ekonomilerine katkıda bulunuyor. Aile ekonomilerine katkıda bulunuyorlar Kadınların hem sosyal hayata katılımları sağlanan hem de ekonomik olarak da güçlenmelerine katkı sunulan kursa kadınlar, büyük ilgi gösteriyor. Kursta aldıkları eğitim sayesinde kendi ihtiyaçlarını da karşılayan ve kızlarının çeyizlerini de hazırlama imkanı bulan kadınlar, el emeği göz nuru ürünlerini satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor. Kursta ortaya çıkardıkları ürünlerle hem mesleki becerilerini geliştiren hem de çevresel farkındalık kazandıran kadınlar, kurs sayesinde meslek öğrenmenin yanı sıra kendi ayakları üzerinde de durma fırsatı yakalıyor. "Kursta çeşitli kıyafetler ve süs eşyaları üretiyoruz" Dikiş eğitimi alan kadınların atık kumaşlardan elde ettikleri ürünlerle ekonomiye katkı sağladığını ve ailelerinin ihtiyaçlarını da giderdiğini belirten Derecik, "Kadınlarımızın kalplerine dokunmak, burada onları bir meslek sahibi edindirmek istiyoruz. Dikiş-nakış bilmeyenlere makinede dikim yapmayı öğretiyoruz. Daha sonra kendi ihtiyaçları olan kumaşları dikiyorlar. İleri zamanlarda kendilerini daha da geliştiriyorlar ve dışarıya satış yapıyorlar. Artık sipariş alıyoruz. Herkes kendi bireysel siparişini alıyor ve siparişlerini burada dikiyorlar. Evlerine de katkı sağlıyorlar. Bu konuda başkanımıza gerçekten çok teşekkür ediyoruz. Bu kurs öğrencilerime gerçekten büyük bir motivasyon oluyor. Yaptıkları ürünleri kongre merkezine götürüp satış yapıyoruz. İlk defa Ramazan Sokağı’na katıldık. Orada yine satışlarımızı yaptık ve herkes memnun olarak ayrıldı. Biz bu kursun devamını istiyoruz. Ayrıca öğrencilerimizin yaptığı ürünleri satabileceği bir pazar ortamı istiyoruz. Biz burada yaptığımız ürünleri satmak ve tekrar daha iyilerini yapmak için ürün almak istiyoruz. Hem öğrenciler aile ekonomisine katkı sağlıyor hem psikolojik olarak da burada rahatlıyorlar" dedi. "Kendimi daha da gelişmek istiyorum" Kadınların kendilerini geliştirmeleri ve geri dönüşüme katkıda bulunmaları açısından bu tür kurslara katılmalarını tavsiye eden kursiyerlerden Gamze Korkmaz, "Bu kursa bir yıldır geliyorum. Sertifikamı almak ve kursumu tamamlamak için geliyorum. Sınavlarıma gidiyorum. Uzak bir memleketten geldim. Canım sıkılırken burayı keşfettim. Kendime bir sayfa açtım. Burada çantalarımı yaptım ve sosyal medya üzerinden sattım. Çiçek buketleri yaptım. Psikoloji açıdan da çok güzel oluyor. Zaten gidecek bir yerde olmayınca burada mutlu olabiliyorum. Buranın bana psikolojik açıdan çok çok güzellikleri oldu. Mutluluk veriyor. Hocamızın, belediyemizin desteğiyle kendimi daha da gelişmek istiyorum" diye konuştu. "Atık kumaşları değerlendiriyoruz" Kursiyerlerden Kader Hürmet ise, "Ben buraya bir senedir geliyorum. Evde kot kumaşı, uyku seti kumaşı ve çarşaf vardı. ‘Bunları ne yapabilirim, nasıl değerlendirebilirim’ dedim. Hocama sordum. Hocamızda, ‘bundan piknik çantası olur, böyle değerlendirebiliriz’ dedi. Ben de getirdim yaptım. Şimdi çocuklarımla güzelce çay bardaklarımı, bisküvimi kısacası her şeyimi koyuyorum. Çok rahatta gidip geliyorum. Bu fırsatı bize verdiği için Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’na teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çok güzel ürünler çıkardık" Atık kumaşlardan elde ettikleri ürünlerle ekonomiye katkı sağladıklarını ve ailelerinin ihtiyaçlarını da giderdiklerini belirten Hüsna Toppa da, "Evde kumaşlarımız vardı, ne yapacağımızı bilmiyorduk ve topluyorduk. Seher hocamızla tanıştık, bizi buraya teşvik etti. 5 senedir buradayım. Kumaşlarımızı değerlendiriyoruz ve ürün yapıyoruz. Çok güzel ürünler çıkardık. Bu imkanları bize sağladığı için Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’na teşekkür ederiz. Bize makine ve kumaş desteği olarak yardımlarının devam etmesini istiyoruz. Eski kumaşları güzelleştiriyoruz ve yeni ürünlere dönüştürüyoruz. Çok hoşumuza gidiyor. Biz de mutlu oluyoruz" şeklinde konuştu.
Gaziantep Zihinsel engelli Beyza filografi sanatıyla hayata tutunuyor Gaziantep’te yaşayan yüzde 55 zihinsel engelli Beyza Nur Küçüktürkmen, annesinin büyük desteği ile başladığı filografi sanatı çalışmaları sayesinde yaşama tutunuyor. Şahinbey ilçesinde yaşayan 22 yaşındaki Beyza Nur Küçüktürkmen, kalp hastası olarak dünyaya geldi ve henüz çocuk yaşta defalarca ameliyat oldu. Birçok hastalık geçiren Beyza Nur Küçüktürkmen, geçirdiği hastalıklar ve kullandığı ilaçların da etkisiyle zihinsel engelli kaldı. Filografi sanatıyla yapılan tablolara ilgi duydu Sürekli ilaç kullanan ve evden de kolay kolay çıkmayan Beyza Nur Küçüktürkmen, bir yıl önce mahallelerindeki Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi içinde yer alan filografi kursundaki kadınların yaptıkları tabloları tek tek inceledi. Kadınların çalışmalarını görüp etkilenen, her eve gidip gelişinde kurstaki filografi çalışmaları izleyen ve inceleyen Küçüktürkmen, kendisi de aynı şekilde filografi çalışması yapmak istedi. Durumu annesi Şule Nergiz Şenel’e anlatan Beyza Nur’un bu merakına annesi de büyük destek verdi. Kızı Beyza Nur’un Osmanlı döneminin unutulmaya yüz tutmuş el sanatları arasında yer alan ve tellerin çivilerin arasından geçirilmesiyle yapılan filografi tabloların dikkatini çekmesi üzerine kursa başvuran anne Şule Nergiz Şenel, filografi sanatçısı ve kurs eğitmeni Fatoş Karayılan’ın desteğiyle kızının kaydını yaptırdı. Annesinin desteğiyle kursa katıldı Şahinbey Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi iş birliğiyle Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi’nde kadınlar için açılan kursa başlayan Beyza Nur Küçüktürkmen, annesinin desteğiyle düzenli olarak kursa katıldı. Binlerce çivi ve metrelerce bakır telle yapılan filografi sanatında kendini geliştiren Küçüktürkmen, 1 yıldan beri aralıksız gittiği kursta filografi sanatıyla tablolar yapmaya başladı. Filografi sanatı ile hayata tutunan, yaptığı çalışmalarla birçok insana örnek olan Küçüktürkmen, hayata küsmek yerine dört elle sarıldı ve yaptığı bir birinden güzel çalışmalarla birçok insana örnek oldu. Zamanla filografi sanatı çalışmasında gelişen ve ortaya koyduğu eserlerle profesyonellere taş çıkartan Küçüktürkmen, boş zamanlarında evde de çalışmalarını sürdürüyor. Ortaya koyduğu eserlerle herkesin beğenisini kazanan Küçüktürkmen, kendisini daha da geliştirerek annesiyle birlikte sergi açmayı planlıyor. "Bir yılda 3 tablo yaptım" Filiografi sanatının hayata bağlanma noktasında kendisi için güzel bir aktivite olduğunu belirten Beyza Nur Küçüktürkmen, "Kursa annemle gidip geliyorum. Kurs ve bu sanat bana çok iyi geldi. Tablo yapmayı da çok seviyorum. Kursa düzenli olarak geliyorum ve kursta güzel vakit geçiriyorum. Kursta vakit geçirdikten sonra annemle beraber eve gidiyorum. Annem beni bu kursa getirdi. Evde hiçbir şey yapmıyordum ve bende kursa gelmeye karar verdim. Kursa geldim. Şu ana kadar üç tablo yaptım. Elif, Vav ve kelebek tablosu yaptım" dedi. "Bende kızım sayesinde kursa başladım" Kızının kalp hastası olarak doğduğunu belirten anne Şule Nergiz Şenel, "Kızım açık kalp ameliyatı oldu. Ameliyatı 7-8 saat sürdü. Arkasından 4 defa anjiyo oldu. Beyza’nın hastalık süreci çok zorlu bir süreçti. Aldığı anesteziler ve ilaçlar Beyza’nın biraz beynine zarar verdi, Beyza yüzde 55 zihinsel engelli kaldı. Beyza’nın diğer kardeşlerinde de sıkıntı var ama Beyza kadar değil. Bu hastalık süreci de Beyza’yı çok etkiledi. Beyza son zamanlarda çok ağır depresyon ilaçları kullanıyordu. Biz bu kursa gelmezden önce Beyza tedavi görüyordu. İlaçların vermediği faydayı kızıma bu kurs verdi ve kursta kızıma normal bir bireymiş gibi davrandılar, kızım hiç dışlanmadı. Kızım kursa gelip giderek, sosyalleşti. Bu kurs ve sanat kızıma çok iyi geldi. Şu an Beyza Nur ilacı bıraktı. Doktoru da çok şaşırdı. ‘Annesi ne yapıyorsan Beyza Nur devam etsin’ dedi. Yıllardır verdiğim o mücadelenin sonunda bu günleri görmeye başladım" ifadelerini kullandı. "Filografi kursu Beyza Nur’a çok iyi geldi" Filografi sanatçısı ve kurs eğitmeni Fatoş Karayılan da, "Bir gün atölyeye Beyza Nur’un annesi geldi ve ağlayarak ‘hocam, özel durumu olduğu için benim kızımı hiç kimse kabul etmiyor’ dedi. Derdini anlattı Ben de, ‘sorumluluk alıyorsan kursa getir, bir çocuğunu göreyim. Bir başlayalım, nasıl devam edecek ve gözlemleyelim. Eğer yapabiliyorsa burada devam edecek’ dedim. Annesi Beyza’yı getirdi. Beyza Nur kursa başladı. O gün bugündür burada çok güzel işler başardı. Hem motivesi çok yüksek hem de güzel işler çıkarıyor. Kursa gelmeden önce ilaç kullanıyordu. Şu anda ilacının bir kısmını kesildi. Çünkü burada gerçekten de motive oluyor, kendisine özgüven geldi. Aynı zamanda güzel işler çıkarıyor ve takdir alıyor. Beyza Nur, burada diğer kursiyerlerle sosyalleşiyor. Beyza Nur’a birçok şey kattığımıza inanıyorum" diye konuştu.