MAGAZİN - 11 Ekim 2022 Salı 10:34

Hakkı Bulut’un "Arabeskin kralı da benim, babası da" sözleri Müslümcüleri kızdırdı

A
A
A
Hakkı Bulut’un "Arabeskin kralı da benim, babası da" sözleri Müslümcüleri kızdırdı

İzmir’de yaşayan Müslüm Gürses hayranları (Müslümcüler), ünlü arabesk sanatçısı Hakkı Bulut’a “Arabeskin kralı da benim, babası da” sözleri sebebiyle tepki gösterdi.

İzmir’de yaşayan Müslüm Gürses hayranları (Müslümcüler), ünlü arabesk sanatçısı Hakkı Bulut’a “Arabeskin kralı da benim, babası da” sözleri sebebiyle tepki gösterdi. Müslümcü Mehmet Kara, Hakkı Bulut’un sözlerinin kendilerini çok kırdığını belirterek, “Müslüm Baba dışında hiçbir sanatçıya konserlerinde ‘baba’ denilmedi. ‘Ben kralım, ben babayım’ demekle ne baba olunur ne de kral” dedi.


Dünyaca ünlü bir müzik platformu, Türkiye’de arabesk kategorisinde ‘Z Kuşağı’ olarak adlandırılan gençlerin en çok Müslüm Gürses dinlediğini açıklamıştı. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon kanalına röportaj veren ünlü arabesk şarkıcısı, yazarı ve yapımcı Hakkı Bulut ise “Arabeskin kralı da benim, babası da. Eğer arabeski sahiplenmek gerekiyorsa arabesk benim” açıklamasını yapmıştı.


Hakkı Bulut’un bu sözleri sosyal medyada özellikle arabesk dinleyenler tarafından çok konuşulurken, İzmir’de yaşayan Müslüm Gürses hayranı ‘Müslümcüler’in de tepkisini topladı.


Bornova’da bulunan ve Müslüm Baba Arşiv Evinde toplanan Müslümcülerden Mehmet Kara, Celal Demir, Barış Balcı, Hüseyin Göztepe ve Burak Karakaya, Hakkı Bulut’a tepki gösterdi.



“Hakkı Bulut bu sözlerle bizim gönlümüzü öyle bir kırdı ki...”


Radikal Müslümcü olarak tanınan ve Muhterem Nur’un manevi evlatlarından biri olan Mehmet Kara, arabeskin 1971’de başladığını ve 2013’te bittiğini söyledi.


“Müslüm Baba gitti, arabesk bitti” diyen Mehmet Kara, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Hakkı Bulut abimiz yine bir röportajında Ferdi Baba’yı, Orhan Baba’yı ve Müslüm Baba’yı hiçe sayarak ‘Baba da benim, kral da’ dedi. Bunu herkes duydu. Hakkı Bulut bir röportajında da ‘Ben arabeskte varken Müslüm Gürses, Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur yoktu’ diyor, yalan. Kendisi 1968 yılında plak çıkartı; ama rekoru yok. Müslüm Baba ise 1965 yılında çocukken müziğe başlamıştır. Müslüm Baba daha arabesk yokken ‘Sevda Yüklü Kervanlar’ albümüyle ilk rekorunu kırdı. Hakkı Bulut ‘Ben varken hiçbiri yoktu’ derse yanlış olur; çünkü kendisi varken Müslüm Baba zaten 4 tane plak çıkarmıştı. Müslümcüler olarak Hakkı Bulut’tan bunu düzeltmesini istiyoruz. Bugün bir radyo açsak, Hakkı Bulut’un 6 tane parçasından fazla parçası çalmaz. Hakkı Bulut bu sözlerle bizim gönlümüzü öyle bir kırdı ki... Ferdicilerin de, Orhancıların da gönlünü kırdı. Müslümcüleri zaten katletti.”



“Müslüm Baba dışında hiçbir sanatçıya ‘baba’ denilmedi”


Mehmet Kara, “Hakkı Bulut’a diyeceğim bir tane cümle vardır; yapma böyle abim; çünkü sana hiçbir konserde ‘baba’ denilmedi. Zaten konserlerini toplasan kaç tane var? O da belli değil; ama bugün Müslüm Gürses dendiği zaman konserlerinde ‘baba’ denilen tek sanatçı o’dur. Müslüm Baba dışında hiçbir sanatçıya konserlerinde ‘baba’ denilmedi. ‘Ben kralım, ben babayım’ demekle ne baba olunur, ne de kral. Müslüm Gürses, kendisinden 10 yaş küçük birine bile ‘baba’ diyen bir insandı. Hiçbir insana saygısızlık etmeyen bir insandı. Müslüm Gürses vefatından neredeyse 10 yıl geçmesine rağmen hala listelerde 1 numaraysa; ey Hakkı Bulut neden böyle yapıyorsun? Sen hiçbir zaman ne arabeskin babası olabilirsin ne kralı olabilirsin. Çünkü bu zihniyet yanlış. Demek ki sen ‘Kıskanıyorum’ parçasını Müslüm Baba için söylemişsin” diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce dünyası çalıştayda değerlendirildi Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi tarafından Edebiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Edebiyat-Siyaset-Felsefe İlişkisi Kapsamında Koca Ragıp Paşa Çalıştayı"nın ilk oturumu gerçekleştirildi. 7-8 Mayıs tarihlerinde düzenlenen çalıştayın yürütücülüğünü Dr. Öğr. Üyesi Emrah Gülüm üstlenirken açılış konuşmasını Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar yaptı. Çalıştaya konuşmacı olarak Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Prof. Dr. Abdülkadir Erkal, Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ve Prof. Dr. Kamil Sarıtaş katılırken, akademik personel, öğretim elemanları ve çok sayıda öğrenci takip etti. Osmanlı düşünce ve edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliği, siyasal kimliği ve düşünce dünyasının disiplinler arası bir yaklaşımla değerlendirildiği çalıştayda, farklı akademik alanlardan isimler sunum gerçekleştirdi. "Marifet iltifata tabidir" Açılış konuşmasını yapan Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fuat Güllüpınar, Koca Ragıp Paşa’nın devlet adamlığı ve edebi yönüne dikkat çekerek, şu ifadeleri kullandı: "Bugün Koca Ragıp Paşa’yı konuşmak için bir araya geldik. Konuşmama Koca Ragıp Paşa’ya ait olduğunu düşündüğüm bir söz ile başlamak istiyorum: ‘Marifet iltifata tabidir.’ Emeğin, bilginin ve liyakatin değerini belki de bundan güzel anlatan bir söz yoktur. Bu sebeple bugün bu salonda olmamızı sağlayan, bu işte emeği geçen Emrah hocaya çok teşekkür ediyorum. Koca Ragıp Paşa bir sadrazam, bir diplomat, aynı zamanda hem devlet adamı hem sanatçı, şair ve önemli bir edebiyatçı olarak karşımızda duruyor." "Her işini usul ve suhuletle yapmıştır" Çalıştayın ilk konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Mehmet Mahur Tulum, Koca Ragıp Paşa’nın siyasi yönlerini ele aldı. Tulum, Paşa’nın siyasi hayatına çocukluk yıllarında başladığını belirterek, "Böyle bir alim üzerine konuşmak elbette çok zor. O, siyasi hayatına babasının yanında çocukluk yıllarında başlamış ve sadrazamlık mertebesine kadar yükselmiş önemli bir isimdir. Siyasi mizacını tanımlayacak olursak şunu görüyoruz; usul ve suhulet onun mizacında temayüz ediyor. Yani her işini usul ve suhuletle yapmıştır" dedi. "Devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşımıştır" Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden Prof. Dr. Şevkiye Kazan Nas ise, Koca Ragıp Paşa’nın edebi kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kazan Nas, paşanın şiirlerinde toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesinin önemli yer tuttuğunu belirterek, "Koca Ragıp Paşa’nın sanatını özgün kılan en önemli unsurlardan birisi onun devlet adamlığı ile şairliğini bir arada taşıyabilmesidir. Onun dizelerinde sadece bireysel duygular değil, toplum düzeni, ahlak ve devlet düşüncesi de yer bulur" diye konuştu. "Kapıkulundan felsefeci olmaz anlayışı doğru değildir" Çalıştayda konuşan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Sarıtaş, "Kapıkulundan felsefeci olmaz" anlayışını eleştirerek, Koca Ragıp Paşa’nın çok yönlü düşünce yapısına dikkat çekti. Sarıtaş, paşanın felsefe, tasavvuf ve kelamı birlikte ele alan bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. "Hamilik sistemi edebiyatın gelişiminde önemli rol oynadı" Açılış oturumunun son konuşmasını gerçekleştiren Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Erkal ise, Koca Ragıp Paşa’nın sanat hamiliği ve kültürel çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erkal, 18. yüzyılda yetişen çok sayıdaki şairin arkasında hamilik sisteminin önemli bir etkisi olduğunu vurguladı. Çalıştayın öğleden sonraki oturumu edebiyat ve dil söyleşisiyle devam etti. Söyleşide gazeller, tematik şiir mecmuaları ve şiirlerdeki eleştiri unsurları üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Çalıştay, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.